"yapma, yapabilme babında" güç, "yaptırma, yaptırım babında" iktidar...

"iktidar", "yönetme” bir yaptırım ilişkisidir.

güç -yapma olarak- edimleşemediğinde iktidar söz konusudur, yapmanın olmayışı ekseninde bilinçli ya da bilinçsiz, gönüllü ya da değil yaptırıma itaat etme her halükarda birinin iktidari durumu bağlamından doğar.

yönetimin olduğu yerde zaten iktidara bir itaat hali söz konusudur, "iktidarsız bir yönetim" diye bir şey söz konusu olamaz, bağlam dışıdır...

mesele bir güç, iktidar ilişkisidir...

başkasının yapması, kişiye dair gücün aktiflik halinin olmaması dolayısıyla gücün geri dönüşümü söz konusu değildir. bu bir güç durumu değil "güçsüzlük" durumudur, iktidar “güçsüzlük"tür... ancak iktidar ona geri döner...

"yaptırma dolayımı" bir yapma değil yapmanın yok edilmişliğidir...

"yapma yokluğu olarak yaptırma" güç'ten değil iktidar'dandır...

iktidarın temsil ettiği, güçsüzlüğün edimselliğidir...

bedenveruh olarak bir tek sen varsın ve senin güç konumun bu yapmayla ilintili, yaptırma da senin dışında olan bir şey, sana geri dönmez, yaptırmanın getirdiği otoriter akım dışında, iktidarın dönmesi dışında...

gücü "-ebilmek" olarak anlamaya çalışırsak , yani kendinde oluş'an ve ilişkilenimde akıştan geri dönen/dönebilen olarak, bu bağlamda güç dolayımı zaten herkeste farklılık arzeder, kendilik-güç dışındaki dolayımdan doğansa iktidar’dır…

-özgürce- yaşam(ak) bir güç ilişkisi, buna müdahaleyse: tahakk(öl)üm, bir iktidar ilişkisidir.



Sinan Praksis