Merhaba!



Felsefe yüksek bir dağ yoludur..
Issız bir yoldur ve yukarı çıktıkca daha da ıssızlaşır.

Bu yolu her kim izlerse hiç korkmamalı, her şeyi geride
bırakmalı ve kış karında güvenle ilerlemelidir..
Kısa süre içinde altındaki dünyayı görür; kumsalları ve
bataklıkları gözünün önünden kaybolur, düzgün olmayan
noktaları düzelir, yırtıcı sesleri artık kulağına ulaşmaz..
Ve yuvarlaklığını da görür.
Kendisi her zaman saf, serin dağ havasındadır ve güneşi
görür.

Oysa aşağıdaki herkes gecenin karanlığıyla kuşatılmıştır.

En büyük bilgelik, içinde bulunduğumuz şu andan zevk
almayı hayatın en büyük amacı kılmaktır.
Çünkü tek gerçek budur ve başka her şey düşüncenin bir
oyunudur.

Ama en büyük budalalığımızın da bu oldugunu söyleyebiliz.
Çünkü yalnızca kısa bir süre için var olan ve bir rüya gibi
kaybolan ve de içinde bulunduğumuz bu an asla ciddi bir
çabaya değmez.

İleriyi önceden görebilseydik, çocukların ölüme değil,
fakat hayata mahkûm olan, ama henüz cezalarının ne
anlama geldiğini bilmeyecek kadar bilinçsiz ve masum
mahkûmlar olduğunu görebilirdik.

Yine de her insan ileri yaşlarda:

"Bugün kötü ve her gün daha da kötüleşecek,
ta ki en kötüsü olana kadar,"

denilebilecek bir hayat durumuna ulaşmak ister.

Her şey dinin yanında: vahiy, kehanetler, hükümetin
koruması, en yüksek değer ve tanınmışlık..

Ve hepsinden de öte, doktrinlerini çocukluğun körpe
çağında zihne kazıma, dolayısıyla neredeyse doğuştan
gelen fikirler gibi görülmelerini sağlamalar şeklindeki
paha biçilmez ayrıcalık..

Tüm sınırlamalar kişiyi mutlu kılar..
Görme, etki ve temas alanımız ne denli dar ise o denli
mutlu oluruz; ne denli geniş ise o denli sık kendimizi
azap içinde ya da ürkütülmüş duyumsarız..
Çünkü bu sınırlı alanla birlikte kaygılar, ürkünç şeyler,
istekler de çoğalır ve büyür.

Aldığımız her nefes bizi sürekli etkisi altında olduğumuz
ölüme doğru çeker..
Nihai olarak zafer ölümün olacaktır.
Çünkü doğumla birlikte ölüm zaten bizim kaderimiz
olmuştur ve avını yutmadan önce onunla yalnızca
kısa bir süre için oynar.
Bununla birlikte, hayatımıza olabildiğince uzun bir
süre için büyük bir ilgi ve özenle devam ederiz, tıpkı
sonunda patlayacağından emin olsak da, olabildiğince
uzun ve büyük bir sabun köpüğü üflememiz gibi.

En tesadüfü bile uzak bir yoldan gelen gerekli olandır..

Nasıl gemide giderken ilerlememiz kıyıdaki nesnelerin geri
çekilmesiyle, dolayısıyla da küçülmesiyle kendini belli
ediyorsa, ihtiyarlamamız da büyük yaşlardaki insanların bize
genç görünmeleriyle kendini belli eder.

Büyük hayat düşünün..
Öznesinin bir olduğunu ve görüngülerin tüm çeşitliliğinin
zamana ve mekâna bağlı olduğunu kendimize hatırlatırsak,
o devasa düsünceye olan korkumuz azalacaktır.
Hepsi kocaman bir rüya ve onu her bir yaratık görür;
Ama hayatındaki bütün karakterler de onunla birlike o rüyayı
görür.

Başkalarının fikirlerine aşırı derecede önem vermek, herkeste
var olan bir manyaklık.

Çok insan kafaları olmadığı için kafayı bozmuyor.

Arthur Schopenhauer/ Aphorismen zur Lebenweisheit
Kabalcı Yayınevi / Felsefe Dizisi