+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 Toplam: 1

Ms 2150

Bilim ve Astronomi Kategorisi Felsefe Forum'u Forumu Ms 2150 Konusunu okuyorsunuz, Konu içeriği kısaca ->> Merhaba! Makro felsefe en küçükten/mikro, en büyüğe/makro kadar her şeyi birbirine bağlayan bir sistemdir. Temel öğretisi, her şeyin sadece birbirine ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.087
    Rep Gücü
    88648

    Ms 2150

    Merhaba!



    Makro felsefe en küçükten/mikro, en büyüğe/makro
    kadar her şeyi birbirine bağlayan bir sistemdir.
    Temel öğretisi, her şeyin sadece birbirine bağlı olduğu
    değil, aynı zamanda makrokozmik bir bütün oluşturduğu
    yolundadır ve bu oluşan her neyse o mükemmeldir.
    Ancak mikro açıdan bakıldığında her şey birbirinden ayrı
    ve bölünebilir görünür.

    Makro felsefe, mikro ve Makrokozmik bir süreç varsayar;
    bu süreç içinde nötronlar, protonlar ve elektronlar, insan
    bedeni gibi daha büyük fiziksel bedenlerin bölünmez
    parçalarıdır.

    Düşünmeyi sürdürürsek, insanın da Dünya denen üçüncü
    gezegenin bölünmez bir parçası olduğunu kavrarız.
    Bu sıra ile düşündüğümüzde, güneş sistemi bir galaksinin
    bölünmez parçasıdır; galaksi de.. ve bu hep böyle sürüp
    gider.

    İnsan;
    1- Kendini kendinden, başkalarından, evrenden ve
    Tanrı'dan/Makrokozmos'dan ayrı ve bölünmüş hissettiği,
    2- Olan neyse onun mükemmelliğini yadsıdığı,
    3-Başına gelenlerden sadece kendisinin sorumlu olduğu
    gerçeğini kabulden kaçındığı ölçüde acı ve yalnızlık duyar,
    hastalık ve ölümü deneyimler.

    Farklılık/ayrılık duygusu neden kaygı uyandırır?
    Çünkü bizden ayrı, yabancı, farklı olarak algıladığımız her
    hangi bir şey, kimse bizim için olası bir tehlike, olası
    bir endişe kaynağıdır.

    Bir şeyle ya da bir kimseyle kendimizi ne kadar birlik ve
    bütünlük içinde hissedebiliyorsak, o ölçüde endişeden
    uzaklaşır, rahatlama, kabullenme ve sevgi duyabiliriz.

    Makro bakış açısından tüm acılar, korkular, hastalıklar,
    nefret, ıstırap her şeyin bir olduğunu, her şeyin sevgi
    olduğunu, her şeyin Tanrı'yı oluşturduğunu, her şeyin
    mükemmel olduğunu bilmemenin sonucu olarak görülür.
    Bu, olumsuz düşünce, duygu ve eylemlerin var olmadığı
    anl***** gelmez, ancak olumsuzlukların dengesiz mikro
    düşüncenin ürünü olduğunu gösterir.

    Dünyadaki tüm büyük dinler "Ne ekersen onu biçersin"
    derler. Makro felsefeye göre bu deyişin anlamı olumlu
    ve olumsuz düşünce kalıplarının/önermelerin yarattığı
    sonuçlarda aranmalıdır.
    Eğer gerçekleşmesinden korktuğunuz bir şeyler varsa,
    genelde gerçekleşir; çünkü, düşünce enerjinizi böylesi
    korkulu olaya harcar, dolayısıyla onu kendi düşüncenizin
    enerjisiyle yaratmış olursunuz.

    İki bin yılı aşkın bir süre önce, bilge kişi, mesellerinin
    23:7 nci bölümünde: "Bir insanın kalbinde ne varsa,
    kendisi de 'o' dur" demiş.

    Makro felsefeye göre olumsuz düşünce, olumsuz duygu
    ve olumsuz deneyim üretir; oysa, olumlu düşünceler ve
    olumlu duygular ve olumlu deneyimlere kaynak olur.
    Tek bir düşünce bile kaybolmaz. Düşüncelerimizin tümü,
    eskilerin "kalb" dedikleri bilinçaltımıza kaydolur. Burada
    her olumsuz düşünce aynı yoğunlukta veya güçte olumlu
    bir düşünceyle dengelenene ya da yok edilene kadar
    olumsuz duygular üretmeyi sürdürür (+ ve - = 0).

    Olumsuz düşünceler; korku, öfke, düş kırıklığı, suçluluk
    duygusu, bunalım, üzüntüler ve benzeri huzursuzluklar
    üretir. Olumsuz olan duygularımızı, onları yadsıyarak
    gidermeye çalışırız. Yani, olumsuz duygularımızı kendi
    olumsuz düşüncelerimizle yarattığımızı kabul etmek
    yerine, bu duygulardan onları bastırmak, başkalarına
    yansıtmak ya da mantıklı kılacak bahaneler bulmak gibi
    psikolojik savunma yöntemlerini devreye sokarak
    kurtulmaya çalışırız.

    Bu savunma yöntemlerinin tamamı, bizi rahatsız eden
    duygularla ilgili farkındalığımızı azaltma ya da ortadan
    kaldırma yoluyla psikolojik acıyı azaltacak ya da ortadan
    kaldıracak biçimde düzenlenmiştir.

    Böylece kendi farkındalığımızı kendimiz azaltıyor, bakış
    açımızı daraltarak mikro bakış açısı düzeyine indiriyoruz.
    İçinde bulunduğumuz rahatsızlığın sorumluluğunu
    üstlenmek yerine bu sorumluluğu başka birine ya da
    başka bir şeye yüklemek de çok alışılmış tekniklerden
    biridir.

    Thea ALEXANDER- 2150 AD

  2. # ADS
    İlginizi Çekebilir
    Üyelik tarihi
    Daima
    Nerden
    Uzay:)
    Mesaj
    Çok:)