+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 Toplam: 1
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.050
    Rep Gücü
    88647

    MONTESQUIEU....ce

    Merhaba!

    TABİAT KANUNLARI ÜZERİNE -
    (Charles de Secondat)

    Bütün kanunlardan önce, tabiat kanunları vardı;
    tabiat kanunları diyoruz bunlara; çünkü, yalnız
    varlığımızın yapısından gelirler de ondan.
    Bunları iyice anlamak için de insanı, toplumların
    kuruluşundan önce incelemek gerekir.
    Tabiat kanunları, işte, insanın böyle bir durumda
    iken karşılaştığı kanunlardır.

    İçimize bir yaradan fikrini aşılamak suretiyle bizi
    ona doğru yönlendiren kanun, önemi bakımından
    tabiat kanunlarının birincisidir; yoksa kanunların
    dizilişine göre değil. Tabiat içindeki insanda bilgi
    değil, daha da çok bilgi edinmek yeteneği vardır.
    İlk düşüncelerinin teorik düşüceler olamayacağı
    apaçık bir şey; varlığının başlangıcını aramadan
    evvel varlığını sürdürmeyi düşünecek. Böyle bir
    insan her şeyden önce yalnız çaresizliğini duyar;
    sıkılganlığı doruk noktaya çıkar; bu konuda örnek
    de yok değil; ormanlarda her şeyden ürken, her
    şeyden kaçan insanlar buldular.

    Bu durumda herkes kendini değersiz görür; eşitlik
    duygusu bile çok zayıftır. Bundan ötürü de kişiler
    birbirlerine saldırmayı düşünmezlerdi ve hoşgörü
    de böylece ilk tabiat kanunu olurdu.

    Hobbes* insanlarda, her şeyden önce birbirilerini
    boyunduruk altına almak isteği uyanır diyor ama
    bu düşünce pek de öyle akla yakın gelmiyor.
    Üstünlük ve egemenlik düşüncesi, sayısı öylesine
    çok başka düşüncelere bağlı, öylesine karışık bir
    düşüncedir ki, insanın aklına gelen ilk düşüncenin
    bu olmasına imkân yoktur.

    Hobbes soruyor:
    "İnsanlar tabiî olarak ve sürekli bir savaş halinde
    değillerse neden devamlı olarak silahlı gezerler?
    Ne nedenle evlerinin kapılarını kapalı tutmak için
    anahtarları vardır yanlarında?"

    Evet ama, bunu sorarken de toplu yaşam biçimine
    geçmeden önce yaşamış olan insanlara, yalnızca,
    birbirlerine saldırmak ve kendilerini savunmak için
    bahane arayan toplumsal yaşam biçimine geçmiş
    sonraki insanlara ait ve özel şeyler de yüklediğinin
    farkında değil.

    Zayıflığı ve çaresizliği duygusuna insan, ihtiyaçları
    duygusunu ekler. Böylece, başka bir tabiat kanunu
    da ortaya çıkar ki o da insanı, yiyecek ve giyecek
    gibi gereksinimlerini temin için aramaya yönelten
    bir kanun olur.

    Korkunun insanı kaçmaya yönelttiğini söylemiştim;
    ama karşılıklı korku belirtileri çok geçmeden onları
    birbirlerine yaklaştırır ancak böyle olmasaydı bile,
    bir hayvanın, kendi türünden ve fakat farklı cinsten
    başka bir hayvanın yaklaşmasından duyduğu zevk
    de onları birbirlerine yaklaşmağa sevkederdi.

    Üstelik, farklılıkları dolayısıyle iki cinsin birbirlerine
    karşı duydukları sevgi bu zevki artırırdı; sonucunda
    hayvanların sürekli ve olağan karşılıklı yalvarışları
    da üçüncü bir tabiat kanunu olurdu.

    İnsanlar, ÖNCEDEN VAROLAN duygularından başka,
    yavaş yavaş birtakım bilgiler de edinmeğe başlarlar;
    bundan ötürü insanlarda, öteki hayvanlarda olmayan
    ikinci bir bağ meydana gelir. Birleşmeleri için yeni bir
    neden daha ortaya çıkmış demektir; toplum halinde
    yaşama isteği böylece dördüncü tabiat kanunu olur.

    baron de Montesquieu-Siyasi ve iktisadi fikirler
    C.O.Tütengil-1977

  2. # ADS
    İlginizi Çekebilir MONTESQUIEU....ce
    Üyelik tarihi
    Daima
    Nerden
    Uzay:)
    Mesaj
    Çok:)
     

Yukarı Çık