4. Sayfa, Toplam 5 BirinciBirinci ... 2345 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 31 ile 40 Toplam: 50

Madde mi Düşünce mi ?

Bilim ve Astronomi Kategorisinde ve Felsefe Forum'u Forumunda Bulunan Madde mi Düşünce mi ? Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> İyi de DİALEKTİK bilimsel sorgulama metodudur...Bilimi kabul eden otomatikman dialektiği kabul eder...Şu anki bilimsel yapı bunu gerekli kılıyor... Hiçlik kavramını, ...

  1. #31
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Nerden
    Dünya'dan.....
    Yaş
    49
    Mesaj
    148
    Rep Gücü
    251
    İyi de DİALEKTİK bilimsel sorgulama metodudur...Bilimi kabul eden otomatikman dialektiği kabul eder...Şu anki bilimsel yapı bunu gerekli kılıyor...

    Hiçlik kavramını, bilim PROTONA kadar indirgemiştir...Protondan bir evren varolabilmektedir ki bu günkü bilim, evrenin varlığını protona dayandırır...Protondan öncesi ise bilinmediğinden, ilk patlama öncesi HİÇLİK diye adlandırılır...Hiçliği bilen, yani protondan öncesini bilen şuana dek kimse yok..." Yaratıcı zamandan münezzeh " diyerek bunu din anlayışı FELSEFİ olarak anlattı, sundu diye var olduğu söylenemez....Bilim bulamadı diye de yok olduğu söylenemez....Ancak bunu BİLEN YOK....Bildiğimiz tek şey bu...Gerisi sadece ve sadece İNANÇ tır....

  2. #32
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    selam ederim;

    sadece ve sadece inanç derseniz; bende size bahsettiğiniz hesaplar kainat var edildiğinden beri vardı zaten sadece ve sadece yeni buldu insan zekası derim. ilimde bilimde insanlık için ihtiyaçtır ve herhangi birinin küçümsenmesi doğru olmaz. islamiyet ve tüm kitabı olan dinler insanlık ilmini öğretir. insanı yapacağı iş' de sorumlu kılar.

    hücrenin yapısı, DNA nın yapısı, protonun, notronların, quantum fiziğinin araştırılması yeni buluşların keşiflerin yapılması insanlık için gereklidir ve heyecan vericidir. bu vesile ile ulu Allah'ın akıl almaz hesaplarını idrak ediyor ve ona daha çok hayran oluyoruz elbette. biliminde görevi bu değil mi? Din'in görevide insana insanlığı öğretmektir. bunu öğrenmek için illaki bir dine mensup olmakta gerekmez, vicdan denen bir şey var insanda elbette. adına DİN dediğimiz insanlık anlayışınada gerekli ilgiyi malesef bilim kadar göstermediğimizden insanlık bugün geri kalmış durumdadır. insanlığın insanlıkta geri kalmasının sonuçları bugün hepimizi ruhsal olarak olumsuz yönde etkilemektedir.

    "Bilim Cenabı Allah'ın yok olduğunu kanıtlamak için çalışır" fikrine kapılan sözde bilim insanlarının, bugün islamiyeti (insaniyet ilmini) anlayamadığından, islamiyeti seçmeyene gavur kafir vs. diyen sözde müslümanlardan hiç farkı yoktur. her ikiside anladım dediği şeyi anlayamamışlardır. aynı noksanlık hıristiyan ve yahudi anlayışında da vardır, ama bu başlık altında daha fazla uzatmak istemiyorum konuyu.
    Konu tansxx tarafından (08-10-2014 Saat 12:23 AM ) değiştirilmiştir.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

  3. #33
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Nerden
    Dünya'dan.....
    Yaş
    49
    Mesaj
    148
    Rep Gücü
    251
    sadece ve sadece inanç derseniz; bende size bahsettiğiniz hesaplar kainat var edildiğinden beri vardı zaten sadece ve sadece yeni buldu insan zekası derim.
    HİÇLİKTEN ötesidir, BİLİNMEYEN dir İNANÇ olan...! Siz BİLDİĞİNİZ için mi kabul ediyorsunuz yoksa, inancınızdan dolayı mı Tanrı Var diyorsunuz....Hangisi....?

    Bilim hiçbir zaman Tanrı'nın varlığı veya yokluğunu araştırmaz, çünkü bilimin konusu değildir bu.Bilim " VAROLUŞU " bulmaya çalışır.Bilimin varoluşu bulmak arayışında yaptığı çalışmalar, buluşlar, teoriler, tezler, SPEKULATİF olarak kullanılır.Bunları spekülatif olarak kullanan bir gurup " Tanrı var der " diğer gurup " Tanrı yok der "....Oysa bilim bunların ikisini de DEMEZ.

    Tabii ki bilimsel olarak bulunanlar evren " Varedildiğinden veya Varolduğundan " buyana vardı.Buna insanlar zaten hayır demiyor.Bilim ve teknoloji ilerledikçe bilinenler artıyor veya yanlış bilinenler de doğruluyor...Bu da tabii ki bir yönüyle de ZEKA ile ilgili...Ama konuya ait olan başlığa bakınca ZEKA nın çıktığı yer de MADDE dir...Dialektiğe göre düşünecek olursak da, maddenin olmadığı bir yerde de sanırım akıldan, zekadan söz etmek de yersizdir.En azından bilim bize bunu söylüyor...

    hücrenin yapısı, DNA nın yapısı, protonun, notronların, quantum fiziğinin araştırılması yeni buluşların keşiflerin yapılması insanlık için gereklidir ve heyecan vericidir. bu vesile ile ulu Allah'ın akıl almaz hesaplarını idrak ediyor ve ona daha çok hayran oluyoruz elbette. biliminde görevi bu değil mi?
    Bilimin görevi tüm bu saydıklarınızı bulmak ancak bu bulduklarını bir Yaratıcı'ya pas etmek değildir.Dolayısı ile bilim buna " Allah'ın akıl almaz hesapları " olarak bakmaz.

    Din'in görevide insana insanlığı öğretmektir. bunu öğrenmek için illaki bir dine mensup olmakta gerekmez, vicdan denen bir şey var insanda elbette.
    Ok...Burada aynı düşünüyoruz.

    adına DİN dediğimiz insanlık anlayışınada gerekli ilgiyi malesef bilim kadar göstermediğimizden insanlık bugün geri kalmış durumdadır. insanlığın insanlıkta geri kalmasının sonuçları bugün hepimizi ruhsal olarak olumsuz yönde etkilemektedir.
    Bu noktada da pek farklı düşünmüyoruz.

    "Bilim Cenabı Allah'ın yok olduğunu kanıtlamak için çalışır" fikrine kapılan sözde bilim insanlarının..
    Bu noktada farklı düşünüyoruz veya farklı biliyoruz...Çünkü BİLİM Allah'ın yok olduğunu veya var olduğunu kanıtlamak için ÇALIŞMAZ.

    her ikiside anladım dediği şeyi anlayamamışlardır.
    Neden...? Örneğin Stephan HAWKING, bundan 2-3 yıl önce " Evrenin varolabilmesi için ille de bir Tanrı'ya ihtiyaç yoktur " dediğinde neyi anlamamış...? Veya siz onun bu sözünden ne anlıyorsunuz...?

  4. #34
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    selam ederim;

    mutabık olabildiklerimizi geçip, geriye kalanları tartışalım;

    Alıntı derman´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    HİÇLİKTEN ötesidir, BİLİNMEYEN dir İNANÇ olan...! Siz BİLDİĞİNİZ için mi kabul ediyorsunuz yoksa, inancınızdan dolayı mı Tanrı Var diyorsunuz....Hangisi....?
    şunu biliyorum, insanoğlunun içinden çıkamadığı bütün sınırsız hesapların bir sahibi olduğunu. insanda var olan bilinmeyeni bilme arzusu, bulduğu keşfettiği herşeyde hayranlık duyması İNANÇ tan öteye geçiyor. boşboş inanmanın kime faydası var? bütün bu ince hesabın kitabın içerisinde, benimde sahip olduğum hesabımın VAR olması, beni sorumlu davranmaya itiyor. elbette bildiğim için kabul ediyorum, ne aldığım nefesi kontrol edebiliyorum nede kalp atışımı. nereden geldiğimi bilmediğim gibi nereye gideceğimide bilmiyorum. yaptım dediğim hangi işi ben yaptım o bile tartışılır. bu kadar bilinmezin içerisinde bir sahibimin ve yaradanımın olduğunu düşünmek, bu bilinçte yaşamak bana huzur veriyor. ve yapabildiğim ölçüde adalet sevgi saygı hoşgörü gibi yaşantıma yansıyor. kusurlarım elbette oluyor, ama eksiksiz olan bir tek o değilmi? Allah var dememin ulu Allah'a bir faydası olmadığını yaşantımıza olumlu yansıdığını düşünüyorum.

    Bilim hiçbir zaman Tanrı'nın varlığı veya yokluğunu araştırmaz, çünkü bilimin konusu değildir bu.Bilim " VAROLUŞU " bulmaya çalışır.Bilimin varoluşu bulmak arayışında yaptığı çalışmalar, buluşlar, teoriler, tezler, SPEKULATİF olarak kullanılır.Bunları spekülatif olarak kullanan bir gurup " Tanrı var der " diğer gurup " Tanrı yok der "....Oysa bilim bunların ikisini de DEMEZ.
    bilim bunları demez ama bazı bilim meraklıları nedense bilimi, Allah'ın olmadığına kanıt arayan bir müessese olarak görürler. ve bu insanlar çoğunluktadır. onun olmadığına sürekli bilimsel açıklamalar yapmak isterler. bilim adamlarıda bu konuda bölünmüştür zaten. forumumuzda bile bilim adına paylaşım oldukça azken, birkaç yeni teori ortaya atılsa arkadaşlar işte Allah'ın olmadığının kanıtıdır diye başlıklar açarlar. oysa inanç dediğimiz olay ruhsaldır aynı zamanda, bilimin bu konuda beyin ile ilgili önemli buluşları olmaktadır günümüzde. en yakın zamanda keşfedilen önemli bulgu tüm kainatın birleşik alanda yer almasıdır. sen ben öteki şu bu nun olmadığı tek bir kaynaktan tüm kainatın ortaya çıktığıdır. güzel bir videodur izlemenizi tavsiye ederim. maharishi ünv. bilim teknoloji ve kamu siyaseti enstitüsü direktörü fizik profesörü john hagelin. okyanusumtv - Dailymotion

    Tabii ki bilimsel olarak bulunanlar evren " Varedildiğinden veya Varolduğundan " buyana vardı.Buna insanlar zaten hayır demiyor.Bilim ve teknoloji ilerledikçe bilinenler artıyor veya yanlış bilinenler de doğruluyor...Bu da tabii ki bir yönüyle de ZEKA ile ilgili...Ama konuya ait olan başlığa bakınca ZEKA nın çıktığı yer de MADDE dir...Dialektiğe göre düşünecek olursak da, maddenin olmadığı bir yerde de sanırım akıldan, zekadan söz etmek de yersizdir.En azından bilim bize bunu söylüyor...
    insanda maddedir yapısı itibari ile. elbette maddenin olmadığı yerde zekadan söz edilemez. din'sel kitaplar bize zekamızı ve aklımızı bir ilime vermemizi onu tanımamızı öğütler. ilim ve bilim ile uğraşan kimse daha yakından şahit olur yaradılışın mucizelerine. doğrudan adaletten sevgiden yoksun bir bilim bizi nereye götürecek te biz mutlu olacağız keşiflerimizden? düşünceler ve duygular olmadan sizce insan tatmin olabilirmi bu kainatta var oluşundan? zeka tek başına yeterlimi, ruhsal boyutta yaşamı hissetmeden? Kul olmanın ve din kavramlarının özündeki manaları günümüzle uyuşmadığından malesef bilim ilede ters düşmektedir. oysa kulluk doğruyu her merhalede icra edebilmek manasını taşır. zeka yanlış için çalışırsa ne olacak? bulmak istediği virüsü bulup insanlığı tehdit edip doğayı tahrip ederse ne olacak? ne zeki adamlarmış diyip alkışlayacakmıyız? zeka-insanlık ile doğru orantılı adaletli ilerlemelidir. bu sebeple DİN yada yaradanın varlığına inanış sorumluluk ve hesap vermek yönünden sürmek zorundadır. sürmez ise insanlığı ve doğayı tehdit eden boyuta elbette ulaşacaktır. çünkü negatif ve pozitif kutuplar (doğru yanlış - sevap günah) ilişkisi kainatın yaradılışı gereği zekada olup biten şeylerdir. zekayı çıkarırsanız tüm kainatta yanlış yada günah diye birşeye rastlayamazsınız. (kovulmuş olan şeytan(yanlış) budur) mikrodan makroya hesap gereği gibi emir aldığı şekilde işler. buna DİN de secde etmek denir. insanın secdesi ise zekası ile doğruyu icra etmesidir. gerçekte DİN yoktur, insan zekası ile hizmet edilmesi gereken doğru ve adalet vardır.

    Bilimin görevi tüm bu saydıklarınızı bulmak ancak bu bulduklarını bir Yaratıcı'ya pas etmek değildir.Dolayısı ile bilim buna " Allah'ın akıl almaz hesapları " olarak bakmaz.
    bilimin pas edeceği makam insan idrakıdır. insanın yaradılışına pay biçmesidir. kendisine bu denli sonsuz hesap içersinde ayrılmış alanı keşfetmesi buna göre DOĞRUDAN YÜZ ÇEVİRMEDEN YAŞAMASIDIR. namazlar buna niyettir ve namazın direği denilen fatiha suresinde doğrulmaya arınmaya niyet vardır. insan bunu namazlarında günde 40 kere söylemektedir. اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ İhdinâs sırâtel mustakîm(mustakîme). Bizi dosdoğru yola hidâyet eyle!

    Neden...? Örneğin Stephan HAWKING, bundan 2-3 yıl önce " Evrenin varolabilmesi için ille de bir Tanrı'ya ihtiyaç yoktur " dediğinde neyi anlamamış...? Veya siz onun bu sözünden ne anlıyorsunuz...?
    Stephan HAWKING in Evrenin varolabilmesi için ille de bir Tanrı'ya ihtiyaç yoktur cümlesi içinden insan zekası ile çıkılamayandan zekice kaçıştır. birin yanına 600 tane sıfır koymak gerklidir bir insanın tesadüfen oluşmuş olmasına. yani sayı ile. 10000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 0000000

    ulu Allah'ın bilimi ile uğraşıp bu sayıları anlamaya çalışmak, idrak edebilmek insan zekası ile oldukça zordur. zekasına çok güvenen Stephan HAWKING egolarına yenilmiş ve bugünkü din adamlarının her konuda KUR'AN dan cevap vermeye çalışmaları gibi ucu açık sadece kişisel fikir boyutunda kalan kişilerin inanç çizgilerine adım atmıştır. çünkü bilim adamının işi az önce konuştuğumuz gibi neden nasıl sorularına cevap vermekse, ve din adamının işi nasıl İNSAN olabilirizi öğütlemek ise. din adamı cennete giden ve gitmeyeni fişleyemeyeceği gibi, bilim adamıda özgür zekayı inancında kendi fikri ile dikta edemez. kendi alanı dışına atılan her adım EGO dur. insanlığa olumsuz etkileri vardır. insanlık tarihi boyunca DİN adamlarının siyasete karışmalarıyla olumsuz fetfalar verip çıkardıkları savaşlar ile yüzmilyonlar ölmüş, bilim adamlarınında siyasete karışıp, kitlesel imha silah araştırmaları yaparak buldukları silahlar ile insanlığa ve tabiata çok ağır darbeler indirmiş yine milyonlarca canlı ölmüş, metrekarelerce toprak kullanılamaz hale gelmiştir. şimdi bu DİN mi? Bilim mi? Zeka mı? insanlık bu Zeka ile MARS'a gitse ne olur? buradaki olumsuzlukları orayada taşımış olur. buradaki noksanlıklarımızı gidermemiz MARS'a gitmekten daha önemlidir insanlık açısından.

    cümle şu şekilde olsaydı "Evrenin var oluşunu tartışmak için, ille de bir Tanrı inancına ihtiyaç yoktur". o zaman işler değişirdi. genel geçer bir cümle kurmuş kimseninde alanına adım atmamış olurdu. çünkü ulu Allah dilediğini dilediğine dilediği kadarıyla verendir. uzun süredir islam aleminden insanlığa doğru düzgün birtek buluş armağan edilememişken bu sözün gerçekliği ve doğruluğu tartışılmadan kabul görürdü.
    Konu tansxx tarafından (08-10-2014 Saat 03:22 AM ) değiştirilmiştir.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

  5. #35
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Nerden
    Dünya'dan.....
    Yaş
    49
    Mesaj
    148
    Rep Gücü
    251
    Öncelikle sondan başlayayım...:
    Stephan HAWKING in Evrenin varolabilmesi için ille de bir Tanrı'ya ihtiyaç yokturcümlesi içinden insan zekası ile çıklamayandan zekice kaçıştır. birin yanına 600 tane sıfır koymak gerklidir bir insanın tesadüfen oluşmuş olmasına. yani sayı ile. 10000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 00000000000000000000000000000000000000000000000000 0000000 ulu Allah'ın bilimi ile uğraşıp bu sayıları anlamaya çalışmak, idrak edebilmek insan zekası ile oldukça zordur. zekasına çok güvenen Stephan HAWKING egolarına yenilmiş ve bugünkü din adamlarının her konuda KUR'AN dan cevap vermeye çalışmaları gibi ucu açık sadece kişisel fikir boyutunda kalan kişilerin inanç çizgilerine adım atmıştır. çünkü bilim adamının işi az önce konuştuğumuz gibi neden nasıl sorularına cevap vermekse, ve din adamının işi nasıl İNSAN olabilirizi anlatmaksa. ne din adamı cennete giden ve gitmeyeni fişleyemeyeceği gibi, bilim adamıda özgür zekayı kendi fikri ile dikta etmemelidir. kendi alanı dışına atılan her adım EGO dur. insanlığa bedeli vardır.
    Yanlışsınız....Yanlışınızı belirteyim.Stephan Hawking'in ana alanı, mikro evren değil, makro evrendir.Ortaya koyduğu BİG-BANG teorisi de bu bağlamda ortaya koyduğu teoridir.Ancak bu teoride, mikro bilimin bulduklarına göre, zamanın akacak kadar zaman bulamadığı ve sonunda durduğu İLK PATLAMA öncesine, yani PROTONA ulaşır.Proton'nun karakterini, davranışını ise İNDETERMİNİZM açıklar.

    Determinizmin bilinen ilk babası NEWTON dur.Newton'dan sonra o koltuğa oturan ise EINSTEIN dir.Determinizm= Belirlilik demektir kısaca.Yani evrende herşey bellidir, belirlidir.Ve bunun dışında bir şeyin gerçekleşmesi mümkün değildir.Taa ki determinizmin yeni babası olan Einstein'in IŞIK deneylerinde ışığın ikili yapısını bulmasına kadar.Bu çalışmaların sonuçları onun zamanında tam olarak ispatlanamamış, sonrasında ispatlanmış ve evrende, özellikle mikro evrende Kuantum Mekaniği ile birlikte İNDETERMİNİZ min ispatına kadar ulaşmıştır.

    İndeterminizmin temeli OLASILIK lardır.

    Stephan Hawking de, indeterminizmin bir gereği olarak proton ile evrenin oluşabilmesi için iki seçenek olduğunu bilen bir bilen bir bilim adamıdır.Olasılıklardan biri Protondan evreni var eden bir güç olmasını gerekli kılarken, diğer olasılık ise Protondan evrenin varolması için ekstra bir güce ihtiyaç yoktur olasılığıdır.

    Bir bilim adamının Kuantum Mekaniğinin gerekliliklerinden BELİRSİZLİK (İndeterminizm) ilkesi gereği yapmış olduğu bu açıklamanın neresi EGO larına yenilmişlik....? İşte bir çok insanın, detaylara bakmadan YARGISIZ İNFAZ yapması, bilimin anlattıklarına bakmamasından kaynaklanıyor.

    şunu biliyorum, insanoğlunun içinden çıkamadığı bütün sınırsız hesapların bir sahibi olduğunu.insanda var olan bilinmeyeni bilme arzusu, bulduğu keşfettiği herşeyde hayranlık duyması İNANÇ tan öteye geçiyor.
    Bilmek GÖZLEMLEMEK, DENEYLEMEK, BULMAK ile mümkündür.Bunları yaparak mı biliyorsunuz...? Sormak istediğim ana temele geldim sanırım...İnançtan öte geçmesi için yukarıda saydıklarımdan herhangibiri veya bir kaçını mı gerçekleştirdiniz...?

    bütün bu ince hesabın kitabın içerisinde, benimde sahip olduğum hesabımın VAR olması, beni sorumlu davranmaya itiyor. elbette bildiğim için kabul ediyorum, ne aldığım nefesi kontrol edebiliyorum nede kalp atışımı. nereden geldiğimi bilmediğim gibi nereye gideceğimide bilmiyorum. yaptım dediğim hangi işi ben yaptım o bile tartışılır. bu kadar bilinmezin içerisinde bir sahibimin ve yaradanımın olduğunu düşünmek, bu bilinçte yaşamak bana huzur veriyor. ve yapabildiğim ölçüde adalet sevgi saygı hoşgörü gibi yaşantıma yansıyor. kusurlarım elbette oluyor, ama eksiksiz olan bir tek o değilmi?
    Bu saydıklarınızın tümü şahsi KABULLERDİR.Yani sadece İNANÇ tır...Hiçbiri bilimsel değil.Siz böyle inanırken, aynı konularda bir başkası buna inanmayabilir.Yani bir BİLİM ilişkisi yoktur.

    bilim bunları demez ama bazı bilim meraklıları nedense bilimi, Allah'ın olmadığına kanıt arayan bir müessese olarak görürler. ve bu insanlar çoğunluktadır.
    Yanlış...Bilim adamları Allah'ın olmadığına kanıt arayan bir müessese olarak kullanmazlar bilimi...İnançlı olanlar " Tanrı var " dediklerinde, bilim yukarıda saydığım, deneyleme, gözlemleme v.s. yöntemler ile KANITLANAMADIĞINI söylerler sadece.En inançlı olan bilim adamı dahi bunu demek zorundadır.Yoksa bilim adamı olamaz zaten.Bilim ne zaman ki bilimsel yöntemlerle "Tanrı " ya ait bir delil bulur, o zaman ancak " Tanrı var " diyebilir....Bu bulunmadığı sürece AFAKİ olarak, veya DUYGUSAL davranıp " Tanrı var " cümlesini söyleyemez.Söyler ise o ana dek ortaya çıkan bulguları, kendi inancıyla örtüştürmüş olur, yani bilimi kendi görüşleri, kendi inançları doğrultusunda SPEKULATİF kullanmış olur.

    oysa inanç dediğimiz olay ruhsaldır aynı zamanda, bilimin bu konuda beyin ile ilgili önemli buluşları olmaktadır günümüzde. en yakın zamanda keşfedilen önemli bulgu tüm kainatın birleşik alanda yer almasıdır. sen ben öteki şu bu nun olmadığı tek bir kaynaktan tüm kainatın ortaya çıktığıdır. güzel bir videodur izlemenizi tavsiye ederim. maharishi ünv. bilim teknoloji ve kamu siyaseti enstitüsü direktörü fizik profesörü john hagelin. okyanusumtv - Dailymotion
    Sonuçta video " şuan bilimsel ortak bir kabul değildir " diye belirtiyor.Ayrıca tüm evren küçücük bir protondan oluşuyor....Tekilliğe indirgemek çok da süper bir söz değil.Bu zaten biliniyor.Asıl mesele o tekilliğin öncesi zaten.

    doğrudan adaletten sevgiden yoksun bir bilim bizi nereye götürecek te biz mutlu olacağız keşiflerimizden?
    Burada biraz sapla-saman birbirine girmiş.Eğer ki konuştuğumuz SOSYAL BİLİMLER ise evet dediğiniz doğru, ancak şu ana dek konuştuğumuz TEORİK FİZİK...Adalet ile, sevgi ile ne alakası var.Newton yerçekiminin adalet ve sevgisinden mi söz etmeliydi.? Sosyal Bilimler farklı bir konudur ve felsefi ağırlığı olan konulardır.

    düşünceler ve duygular olmadan sizce insan tatmin olabilirmi bu kainatta var oluşundan? zeka tek başına yeterlimi, ruhsal boyutta yaşamı hissetmeden? Kul olmanın ve din kavramlarının özündeki manaları günümüzle uyuşmadığından malesef bilim ilede ters düşmektedir. oysa kulluk doğruyu her merhalede icra eden kişidir. zeka yanlış için çalışırsa ne olacak? bulmak istediği virüsü bulup insanlığı tehdit edip doğayı tahrip ederse ne olacak? ne zeki adamlarmış diyip alkışlayacakmıyız? zeka-insanlık ile doğru orantılı adaletli ilerlemelidir. bu sebeple DİN yada yaradanın varlığına inanış sorumluluk ve hesap vermek yönünden sürmek zorundadır. sürmez ise insanlığı ve doğayı tehdit eden boyuta elbette ulaşacaktır. çünkü negatif ve pozitif kutuplar (doğru yanlış - sevap günah) ilişkisi kainatın yaradılışı gereği zekada olup biten şeylerdir. zekayı çıkarırsanız tüm kainatta yanlış yada günah diye birşeye rastlayamazsınız. (kovulmuş olan şeytan(yanlış) budur) mikrodan makroya hesap gereği gibi emir aldığı şekilde işler. buna DİN de secde etmek denir. insanın secdesi ise zekası ile doğruyu icra etmesidir. gerçekte DİN yoktur, insan zekası ile hizmet edilmesi gereken doğru ve adalet vardır.
    Bu bölüm tamamen " Yaratılış felsefesi " savunusudur.Ve tamamen İNANÇ kabulleriyle ilgilidir.

    bilimin pas edeceği makam insan idrakıdır. insanın yaradılışına pay biçmesidir. kendisine bu denli sonsuz hesap içersinde ayrılmış alanı keşfetmesi buna göre DOĞRUDAN YÜZ ÇEVİRMEDEN YAŞAMASIDIR. namazlar buna niyettir ve namazın direği denilen fatiha suresinde doğrulmaya arınmaya niyet vardır. insan bunu namazlarında günde 40 kere söylemektedir. اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ İhdinâs sırâtel mustakîm(mustakîme). Bizi dosdoğru yola hidâyet eyle!
    Konu direkt dini veriye döndüğünden, burada susma hakkımı kullanayım....Siz devam edebilirsiniz, sorun değil.

  6. #36
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    selam ederim;

    Alıntı derman´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bilmek GÖZLEMLEMEK, DENEYLEMEK, BULMAK ile mümkündür.Bunları yaparak mı biliyorsunuz...? Sormak istediğim ana temele geldim sanırım...İnançtan öte geçmesi için yukarıda saydıklarımdan herhangibiri veya bir kaçını mı gerçekleştirdiniz...?
    "sormak istediğiniz yere gelmeniz" taraflılık çağrışımı yapıyor. taraftarlıkta, taraflar arası uzlaşma pek olmaz deneyimlerim kanaatince. amacımız bir yere varmak, vardırmak değilde bilgi paylaşımı olursa dileyen dilediğini alır sohbetimizden. sorunuza cevap vereyim; kendi ruhsal yaşantımda elbette gözlemlerim sayesinde bildiğimi söyleyebiliyorum. deneylemek, bulmak bilincin çok üst seviyelerinde olabilecek ruhsal bir olay. bildiğim kadarı ile sevgili muhammedmizin miracı buna tek örnektir.


    Sonuçta video " şuan bilimsel ortak bir kabul değildir " diye belirtiyor.Ayrıca tüm evren küçücük bir protondan oluşuyor....Tekilliğe indirgemek çok da süper bir söz değil.Bu zaten biliniyor.Asıl mesele o tekilliğin öncesi zaten.
    tekliğin öncesi sonrası sürüp gidiyor bilim ve araştırmalar. benim fikrimce önemli olan bu araştırmaların sonuçlarının insanlığa ne kattığıdır.


    Burada biraz sapla-saman birbirine girmiş.Eğer ki konuştuğumuz SOSYAL BİLİMLER ise evet dediğiniz doğru, ancak şu ana dek konuştuğumuz TEORİK FİZİK...Adalet ile, sevgi ile ne alakası var.Newton yerçekiminin adalet ve sevgisinden mi söz etmeliydi.? Sosyal Bilimler farklı bir konudur ve felsefi ağırlığı olan konulardır.
    konu başlığı maddemi-düşünce mi? soruları. sosyal bilimler ile TEORİ fiziği bir araya getiriyor. newtonun bulduğu yerçekimi insanlığa adalet sevgi saygı katmamış olabilir, fakat yapılan buluşların insanlığa ne kattığı önemlidir. ZEKA nın buluşları ile insanlığa pozitif yansıması olmadan, "buluş" ileriye gidiş olarak yorumlanamaz. bilimde ileriye gitmek, DİN (sosyal bilimler yada felsefe diyelim) ile doğru orantılı olmalıdır. işin içerisinde felsefe olmak zorundadır çünkü araştırmalar ve buluşların amacı insanlık veya tabiat ile ilgilidir. olumsuz yapılan bir buluşun zararı yine insanadır. kendi başına felsefeden insanlıkdan bağımsız bir bilim insanlığın sonunu getirebilir.

    Konu direkt dini veriye döndüğünden, burada susma hakkımı kullanayım....Siz devam edebilirsiniz, sorun değil.
    ben burada sokratesten yada konfiçyustan birer söz ile örnekte verebilirdim. din diye şartlanmak gerekmez. islamiyetin içerdiği doğrulma doğrudan yana olma anlayışı malesef içerdiği ibadetlerden ve hikayelerden çok geri plana atılmıştır. bilimde olsa araştırmanın başlangıcındaki niyet insanlık için çok önemlidir. bu sebeple fikrimce bilimde bir felsefeye ihtiyaç duyar.
    Konu tansxx tarafından (08-10-2014 Saat 04:31 AM ) değiştirilmiştir.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

  7. #37
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Nerden
    Dünya'dan.....
    Yaş
    49
    Mesaj
    148
    Rep Gücü
    251
    "sormak istediğiniz yere gelmeniz" taraflılık çağrışımı yapıyor. taraftarlıkta, taraflar arası uzlaşma pek olmaz deneyimlerim kanaatince. amacımız bir yere varmak, vardırmak değilde bilgi paylaşımı olursa dileyen dilediğini alır sohbetimizden. sorunuza cevap vereyim; kendi ruhsal yaşantımda elbette gözlemlerim sayesinde bildiğimi söyleyebiliyorum. deneylemek, bulmak bilincin çok üst seviyelerinde olabilecek ruhsal bir olay. bildiğim kadarı ile sevgili muhammedmizin miracı buna tek örnektir.
    Sevgili forumdaşım, taraflılık gibi söylemleri bir kenara koyarak bunun yanıtını versek daha iyi olur sanırım....Bilgi paylaşımı ile bir yere varmak esas zaten...Bilgi ise BİLGİ ile olur....Bilmek için de BİLİM in metodları geçerlidir...Deneylemek, gözlemlemek...Miraç dediğiniz bir olayı, Kur'an'da dahi bahsedilmeyen bir olayı sanırım deneyimlediğinizi ve buna bağlı olarak da bildiğinizi söylüyorsunuz....İlginç...

    konu başlığı maddemi-düşünce mi? soruları. sosyal bilimler ile TEORİ fiziği bir araya getiriyor. newtonun bulduğu yerçekimi insanlığa adalet sevgi saygı katmamış olabilir, fakat yapılan buluşların insanlığa ne kattığı önemlidir. ZEKA nın buluşları ile insanlığa pozitif yansıması olmadan, "buluş" ileriye gidiş olarak yorumlanamaz. bilimde ileriye gitmek, DİN (sosyal bilimler yada felsefe diyelim) ile doğru orantılı olmalıdır. işin içerisinde felsefe olmak zorundadır çünkü araştırmalar ve buluşların amacı insanlık veya tabiat ile ilgilidir. olumsuz yapılan bir buluşun zararı yine insanadır. kendi başına felsefeden insanlıkdan bağımsız bir bilim insanlığın sonunu getirebilir.
    Tartışmada METODOLOJİ olmalı...Teorik Fizikten bahsederken ve o teorik fiziğe sosyal bilim eklenir ise, tartışmanın başlarında söylediğim noktaya geliriz.Sosyal bilimler, özellikle felsefi ağırlıklı sosyal bilimler ile herkes TEORİK bilimi kendi düşüncesi ve inancı yönünde yorumlar.Buna da bilimin spekule edilmesi denir.Bu çok net.! İnancı olan biri alır teorik bilimi " Tanrı var " der, inancı olmayan biri de aynı teorik bilimi " Tanrı yok " demek için kullanır.Her ikisinin de kullandığı temelde TEORİK BİLİMDİR.Ve her ikisi de SOSYAL BİLİM/FELSEFE kullanarak kendi düşüncesini açıklayarak Teorik Bilimi hayata uyarlar.

    Kısaca toparlamak gerekirse...Ben bir MADDE yim...Madde olarak oluşmadığım durumda benim zekamdani aklımdan, bilimcimden söz edilemez.Bilim ise bulduklarını OBJEKTİF olarak açıklar.Bu objektifliğin üzerine, kendi düşündüklerimizi, inançlarımızı koyarak bilimin bulduklarını hayatın içerisinde anlamaya çalışırız.Eğer ki inançlıysak bilim bize örneğin Tanrı'nın varlığını, inançlı değilsek Tanrı'nın olmadığını anlatır.

    Hatta bilim bazen her iki guruptaki insanı da tatmin etmeyebilir....Örneğin, yukarıdaki mesajımda Stephan Hawking'in açıklamasına hem İDEALİSTLER(inançlılar), hem de MATERYALİSTLER(inançsızlar) itiraz etmişlerdir.Ancak bu itirazlar bilimin sonucunu değiştirmemektedir.

    ben burada sokratesten yada konfiçyustan birer söz ile örnekte verebilirdim. din diye şartlanmak gerekmez. islamiyetin içerdiği doğrulma doğrudan yana olma anlayışı malesef içerdiği ibadetlerden ve hikayelerden çok geri plana atılmıştır. bilimde olsa araştırmanın başlangıcındaki niyet insanlık için çok önemlidir. bu sebeple fikrimce bilimde bir felsefeye ihtiyaç duyar.
    Bilim kendi içerisinde dallara ayrılır...Örneğin teorik fizik veya fizik veya matematik...v.s. felsefeye ihtiyaç duymaz.Felsefe o konulardaki ortaya çıkanı alır kullanır, kendine göre yorumlar.Yani her dal kendi alanında ilerler.Diğer türlü olur ise o bilim OBJEKTİF olamaz.Bilim içerisine Yaratılışçı felsefe katılarak yapılırsa, sonuç Yaratılışçı felsefe doğrultusunda hep aynı çıkar veya sonucu hep aynı çıkması için zorlar.Veya tam tersi Varoluşçu felsefe katılarak yapılırsa, sonuç yine varoluşçu felsefe doğrultusunda hep aynı çıkar veya sonucun aynı çıkması için zorlar.İşte bu nedenden dolayı MÜSBET BİLİM diye tanımladığımız matematik, fizik, kimya...v.s. içerisine felsefe katmadan, içerisine sosyal bilim katmadan bulacağını sonuna dek bulmak zorundadır.

    Nöroloji BEYİN ile ilgili bir alandır.Ancak bu alan dahi öncelikle MADDE nin olmasına ihtiyaç duyar.Madde olmadan Nöroloji olamaz.Hiçbir şekilde madde olmadan, yokken, akıl, zeka vardır dersek bu bir İNANÇTIR, başka bir şey değildir, bilimsel hiçbir temeli yoktur.Bu noktada dialektiği bilimsel metod olarak inançlı bilim adamı da kullanır, inançsız bilim adamı da...

  8. #38
    - Çevrimdışı
    Hiper Aktif Üye SOSYALİST - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Nerden
    KAPİTALİZM SİLAH ÜRETİR, MERMİ ÜRETR, BOMBA ÜRETİR; ELBETTE BUNLARIN TÜKETİMİ İÇİN ORTAM HAZRLAYCTR
    Cinsiyet
    Erkek
    Mesaj
    5.719
    Blog Mesajları
    2
    Rep Gücü
    67062
    Şu konu üzerinde durmak istiyorum:
    Alıntı tansxx´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    "hiçbirşey yoktan var, vardanda yok olmaz"
    Evet doğrudur.
    Enerjinin Korunumu Kanunu; evrende, madde ve enerjinin daimi olduğunu, yaratılamayacağını veya yok edilemeyeceğini açıklar.

    Bu yasayı anlamaya çalıştığımızda, yoktan var vardan yok edilemeyen bir maddenin her daim var olduğu sonucu çıkmaktadır ortaya.
    Bu durum ise o maddenin sonsuzluğunu, her daim varlığını, ezeli ve ebedi olduğunu kanıtlar.

    Sonuç olarak, ortada bir madde vardır ve bu madde tüm yok etme girişimlerine rağmen hala yok edilemiyor veya olmayan her hangi bir madde sihirbazlar misali var edilemiyorsa, ortada olan bu maddenin ezeli ve ebedi olduğunu kabul etmek, en mantıklı, rasyonel ve bilimsel bir gerçektir.
    HERKES BİR GÜN KOMÜNİST OLACAK

  9. #39
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye tansxx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2011
    Mesaj
    1.640
    Rep Gücü
    14450
    selam ederim;

    miracı ben deneyimlediğimi söylemedim. yazımı tekrar okumanızı rica ederim.

    bilim'i ve araştırma metodlarını inkar etmiyorum. bilim insanlığın yada tabiatın faydasına hizmet etmelidir, bu nedenle felsefeye ihtiyaç duyar, fakat felsefe zorunlu değildir elbette, felsefesiz bilimde olur. insanlık açısından felsefesi olan işlere ihtiyacımız vardır. yeterince yok edip zarar verdiğimizi düşünüyorum, yapılan felsefesiz işlerle insanlığa ve tabiata.

    bilimin teknolojinin faydalarının yanında felsefesiz icat ve araştırmaların sonuçlarından memnunmuyuz düşünelim?

    bilimin tüm dalları için geçerlidir felsefe. bulunan yada geliştirilen herneyse bir faydası olmalı. örneğin hormon verimi çoğaltır ama kaliteyi düşürür. ve sağlıklı değildir gibi.

    madde düşünceyle anlam bulur. ikisi birbirinden ayrılamaz.
    Konu tansxx tarafından (12-10-2014 Saat 03:50 PM ) değiştirilmiştir.
    "birimiz hepimiz hepimiz birimiz için"

  10. #40
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Oct 2014
    Nerden
    Dünya'dan.....
    Yaş
    49
    Mesaj
    148
    Rep Gücü
    251
    Sevgili tansxx....

    şunu biliyorum, insanoğlunun içinden çıkamadığı bütün sınırsız hesapların bir sahibi olduğunu.insanda var olan bilinmeyeni bilme arzusu, bulduğu keşfettiği herşeyde hayranlık duyması İNANÇ tan öteye geçiyor.
    Siz bu tarz bir yorumda bulununca ben de...:
    Bilmek GÖZLEMLEMEK, DENEYLEMEK, BULMAK ile mümkündür.Bunları yaparak mı biliyorsunuz...? Sormak istediğim ana temele geldim sanırım...İnançtan öte geçmesi için yukarıda saydıklarımdan herhangibiri veya bir kaçını mı gerçekleştirdiniz...?
    Sizin yorumunuza, bilmek için DENEYLEMEK, GÖZLEMLEME nin esas teşkil ettiğini vurguluyorum....Eğer deneylemeyip veya gözlemlemediysek bunun sadece ve sadece İNANÇ olduğudur benim mesajımdaki vurgu....Bunun üzerine siz...:

    "sormak istediğiniz yere gelmeniz" taraflılık çağrışımı yapıyor. taraftarlıkta, taraflar arası uzlaşma pek olmaz deneyimlerim kanaatince. amacımız bir yere varmak, vardırmak değilde bilgi paylaşımı olursa dileyen dilediğini alır sohbetimizden. sorunuza cevap vereyim; kendi ruhsal yaşantımda elbette gözlemlerim sayesinde bildiğimi söyleyebiliyorum. deneylemek, bulmak bilincin çok üst seviyelerinde olabilecek ruhsal bir olay. bildiğim kadarı ile sevgili muhammedmizin miracı buna tek örnektir.
    Hala bilmekten bahsederek " MİRAÇ " konusunu örnek göstererek bildiğinizi belirtiyorsunuz...Ben de bunun üzerine...:
    Sevgili forumdaşım, taraflılık gibi söylemleri bir kenara koyarak bunun yanıtını versek daha iyi olur sanırım....Bilgi paylaşımı ile bir yere varmak esas zaten...Bilgi ise BİLGİ ile olur....Bilmek için de BİLİM in metodları geçerlidir...Deneylemek, gözlemlemek...Miraç dediğiniz bir olayı, Kur'an'da dahi bahsedilmeyen bir olayı sanırım deneyimlediğinizi ve buna bağlı olarak da bildiğinizi söylüyorsunuz....İlginç...
    Bu yorumu yapıyorum....

    Siz de diyorsunuz ki son olarak....:
    miracı ben deneyimlediğimi söylemedim. yazımı tekrar okumanızı rica ederim.
    Miracı ben deneyimlemedim diyorsunuz....

    Tamam işte ben de taaa başından beri şunu soruyorum, deneylemediğiniz bir şeyin doğru olduğunu NASIL BİLİYORSUNUZ....? Veya verdiğiniz miraç örneğine bağlı kalarak farklı şekilde sorayım, Miracı biliyor musunuz yoksa miraca inanıyor musunuz...? Hangisi...?

    Normal şartlarda şu olmalı...: Deneylediyseniz veya gözlemlediyseniz Miraç'ı bilirsiniz....Yok deneylemediyseniz veya gözlemlemediyseniz bu sadece bir inançtır...

    Bilmiyorum söylemek istediğimi aktarabildim mi....?
    Konu bursali68 tarafından (12-10-2014 Saat 05:27 PM ) değiştirilmiştir.

4. Sayfa, Toplam 5 BirinciBirinci ... 2345 SonSon

Benzer Konular

  1. Madde – Anti-madde simetirisi bir kez daha doğrulandı
    SOSYALİST Tarafından Fizik Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 05-04-2013, 07:01 PM
  2. Madde 38.
    SEBLA Tarafından Hukuk Forum Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-09-2011, 12:25 PM
  3. Anayasa Paketinin madde madde analizi
    simqe Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-03-2010, 11:04 AM
  4. Kare Düşünce
    RABİA Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-04-2008, 10:27 AM
  5. düşünce suçu...
    Mevt Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-04-2008, 09:32 PM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık