1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 14

Felsefe nedir / Dini Bilgilerde Felsefe Yoktur

Bilim ve Astronomi Kategorisinde ve Felsefe Forum'u Forumunda Bulunan Felsefe nedir / Dini Bilgilerde Felsefe Yoktur Konusunu Görüntülemektesiniz,Konu İçerigi Kısaca ->> Felsefe = Philosophie, Yunanca “philos” [sevgi] ve “sofia” [hikmet] kelimelerinden meydana gelmiş, “hikmet sevgisi” demektir. Felsefe, bir konu üzerinde insanların ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459

    Unknown Felsefe nedir / Dini Bilgilerde Felsefe Yoktur

    Felsefe = Philosophie, Yunanca “philos” [sevgi] ve “sofia” [hikmet] kelimelerinden meydana gelmiş, “hikmet sevgisi” demektir. Felsefe, bir konu üzerinde insanların akıl ve mantık yolu ile inceleme ve araştırmalarla elde ettikleri sonuçlardır. Her şeyin aslını arama ve ne için var olduğunun sebebini bulmak için çalışma demektir. Felsefe ile meşgul olanların, hem ruh, hem de fen bilgilerinde çok derin bilgi sahibi olması gerekir. Fakat bir insanın ne kadar ilmi olursa olsun, yanlış düşünebilir veya yaptığı araştırmalardan yanlış sonuçlar çıkarabilir. İşte bunun içindir ki, felsefe, hiçbir zaman kesin sonuçlar vermez. Bir kere de, bunu işiten insanın kendi akıl ve mantık süzgecinden geçirmesi gerekir.

    Her felsefenin bir de zıddı vardır. Her iki düşünceyi karşılaştırmak gerekir. Birçok felsefi düşünceler zamanla değişebildiği için hiçbir zaman kesinlik taşımaz. Dinimizdeki nasslar ise kesindir, tartışılmaz.

    Her çağda gelen filozoflar, öncekilerin yanlışlarını göstererek kısmen veya tamamen reddettiler. Eski Yunan filozoflarından Eflatun ve Aristo’nun, daha sonra gelen filozoflar üstündeki tesirleri daha uzun sürdü. Bugünkü felsefeyi İngiliz filozofu Bacon ile Fransız filozofu Descartes’in kurduğu kabul edilir. Filozoflar içinde Sokrat, Aristo, Eflatun, Epikuros, Farabi, İbni Rüşd, Bacon, Dekart, Spinoza, Kant, Hegel, Karl Marx, August Compte, Bergson meşhurlarıdır. Bunların hiçbiri, yanlışsız bir sistem kuramamıştır.

    Filozoflar, iman bakımından üçe ayrılır:
    1- Dehriyyun: “Bu âlem böyle gelmiş, böyle gider. Bu âlemin yaratıcısı yoktur” derler.

    2- Tabiiyyeciler: Bir yaratıcıya inanırlar; ama ahireti inkâr ederler.

    3- İlahiyyun: Bunlar ilk iki görüşü red ederlerse de, Peygamberlere ve bedenen dirilmeye inanmazlar.

    Yunan felsefecileri, (Kâinat, Allah gibi, ezeli ve ebedidir, Allah cüzi olan şeyleri bilmez, bedeni bir dirilme yoktur) diyorlar. İslam âlimleri, kâinatı ezeli ve ebedi bilen böyle felsefecilere kâfir demiştir.

    İslam dininde felsefe yoktur. Felsefenin cevap aradığı soruların hepsine, aksi iddia ve ispat edilemeyecek şekilde dinimiz cevap vermiştir. Felsefecilerin uğraştığı her şeyi dinimiz açıklamıştır. Bunlar, tekniğin değişmesiyle değişmez. Batılılar, dinimizdeki tasavvufu, felsefe zannetmişler ve tasavvuf büyüklerine İslam filozofu demişlerdir. İslam felsefesi tâbiri de bu yanlışlıktan doğmuştur.

    İslam felsefesinden bahsedenler, 72 sapık fırka mensuplarıdır. Bu bozuk fırkaların ortaya çıkışında eski Yunan, Hind ve Acem felsefesinin karıştırılmasının ve âyetlerin, nakle göre değil, akla göre açıklanmasının büyük etkisi olmuştur.

    Felsefeden farklı ve bir ibadet olan tefekkür ikiye ayrılır:
    1- Allahü teâlânın büyüklüğünü, kudretini düşünerek, kendisinin acz ve zayıflığını anlamak, eserden müessire [o eseri yaratana] yol bulmaktır.

    2- Fen ilmini, İslam dininin bildirdiklerine uygun, insanların rahatını temin etmek maksadıyla kullanmak için akıl yormaktır.

    İmam-ı Gazali hazretleri, “Akıl daha kendisinden bile habersizdir. Her şey peygamberlik gerçeğindedir. Bu gerçeğe yapışarak kurtuldum” demiştir. Hazret-i Mevlana; “Hocamı bulunca aklımı bıraktım ve kurtuldum” demiştir. Felsefede kuru akılcılığı yıkan Bergson’a, “Akılcılığı yine akıl ile yıktın” denildiğinde, “İşte aklın atacağı en son adım kendi aczini ve hiçliğini anlamasıdır” demiştir.

    İslam dünyasında aklı ölçü alan bir felsefe olmamış, vahye uygun tefekkür olmuştur. Farabi, İbni Sina, İbni Rüşt gibi filozoflar ve bid’at fırkaları, Yunan filozoflarının etkisinde kalıp, Kur’an-ı kerimi ve hadis-i şerifleri kendi akıllarına göre yorumladıkları için, doğru yoldan ayrılmışlardır.

    Kaynak : Dinimiz İslam

  2. #2
    Eftelya
    Misafir..

    Cevap: Felsefe nedir / Dini Bilgilerde Felsefe Yoktur

    Üniversitelerde Din Felsefesi Anabilim Dalı hatta İslam Felsefesi Anabilim Dalı var..
    Bunların ise profları var..
    Açıklamışsınız ama peki bu bölümler ne işe yarar o zaman?
    Konu Eftelya tarafından (28-05-2009 Saat 01:25 PM ) değiştirilmiştir.

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459

    Cevap: Felsefe nedir / Dini Bilgilerde Felsefe Yoktur

    Sevgili Eftelya size bir şey anlatayım , İlahiyat Fakültesinde Prof.Dr. olan bir ağabeyimiz var kendisi çok muhterem ve önder bir şahsiyettir.Zaman zaman akşam sohbetlerinde bir arada olur kıymetli kitaplardan okur, bilgilerimizi tazeler hasret giderirdik.

    Bir gün konu bu meseleye geldi ve kendisi bizzat şunu itiraf ettiler , dediler ki ; " Abiler , İlahiyat Fakültelerinde din adamı , alim yetiştiriliyor sanıyorlar , fakat öyle değil bu fakültelerde Din düşmanı yetiştiriliyor.Gençleri felsefenin, kısa aklın esiri haline getiriyorlar.Mezhepsiz ve Yobaz yetiştiriyorlar , Allahü Teala'ya hamd olsun ki bizi bunlara aldanmaktan korudu... "

    İlahiyat Fakültelerinin durumu bu ne yazık ki devletimizde.Mezhepsizliğe ve Vehhabiliğe kaydırılmaya çalışılıyor.Bunlar yapanlar da Dinsiz ve Dün düşmanları , din adamı kılığında dinsizlik yapıyorlar.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye Mustad'af - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    920
    Blog Mesajları
    6
    Rep Gücü
    8265

    Cevap: Felsefe nedir / Dini Bilgilerde Felsefe Yoktur

    Alıntı collection´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sevgili Eftelya size bir şey anlatayım , İlahiyat Fakültesinde Prof.Dr. olan bir ağabeyimiz var kendisi çok muhterem ve önder bir şahsiyettir.Zaman zaman akşam sohbetlerinde bir arada olur kıymetli kitaplardan okur, bilgilerimizi tazeler hasret giderirdik.

    Bir gün konu bu meseleye geldi ve kendisi bizzat şunu itiraf ettiler , dediler ki ; " Abiler , İlahiyat Fakültelerinde din adamı , alim yetiştiriliyor sanıyorlar , fakat öyle değil bu fakültelerde Din düşmanı yetiştiriliyor.Gençleri felsefenin, kısa aklın esiri haline getiriyorlar.Mezhepsiz ve Yobaz yetiştiriyorlar , Allahü Teala'ya hamd olsun ki bizi bunlara aldanmaktan korudu... "

    İlahiyat Fakültelerinin durumu bu ne yazık ki devletimizde.Mezhepsizliğe ve Vehhabiliğe kaydırılmaya çalışılıyor.Bunlar yapanlar da Dinsiz ve Dün düşmanları , din adamı kılığında dinsizlik yapıyorlar.
    Profesörünüz resmen iftira atmış.Çok yazık.İnsanları anında etiketlemek ne kadar da kolay.Oysa bu işin vicdani/dini sorumluluğu var.
    Mezhepsizlik,Vehhabilik yakıştırmaları kusura bakmayın ama Saadet-i ebediye ekolünün baş faaliyeti.Seyyid Kutub Hakkında,Mevdudi hakkında söylenmedik şey bırakmadılar.Allah affetsin diyelim!
    Kollarımda tutuk demir halkalar!

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459

    Cevap: Felsefe nedir / Dini Bilgilerde Felsefe Yoktur

    Alıntı Mustad'af´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Profesörünüz resmen iftira atmış.Çok yazık.İnsanları anında etiketlemek ne kadar da kolay.Oysa bu işin vicdani/dini sorumluluğu var.
    Mezhepsizlik,Vehhabilik yakıştırmaları kusura bakmayın ama Saadet-i ebediye ekolünün baş faaliyeti.Seyyid Kutub Hakkında,Mevdudi hakkında söylenmedik şey bırakmadılar.Allah affetsin diyelim!
    Merak etmeyin , onlar sizden bizden daha iyi bilirler iftiranın sorumluluğunu o yüzden içiniz rahat olsun.Seyyid Kutup ve Mevdudi bir numaralı Mezhepsiz ve Sapıktır.Bu ahmaklara aldananlara Allahü Teala doğru yolu bildirsin.


    S. Kutup hakkında Necip Fazıl’ın son görüşü şöyledir:

    «Bir de Seyyid Kutup var... Kendisinden af dilemesini isteyen yakışıklı orangotan maymuııu Nâsır’a «Bir müminin bir münafıktan af dilemez.» cevabını veren ve kahramanca ölmeyi bilen bu zatı SAHTE KAHRAMANLAR konferansımda gerçek kahraman olarak göstermiştim. Fakat sonradan gördüm ki Seyyid Kutup bir İbni Teymiyye meddahıdır. Ve kellesini kaptırdığı. sosyalizma yularının zoruyla Hazret-i Osman’a adaletsizlik isnat eden ve dil uzatan bir bedbahttır. İdam edilmeden önce bu sapıklıklardan istiğfar ettiğini söyleyenler oldu. Eğer öyle ise tam kahraman ve şehit... Değilse mücadelesi kâfire karşı bir sanığın davranışından ileri geçmeyen bir zavallı.» (21.10.1977 tarihli Tercüman Gazetesinden)

    Büyük Gazete’nin sahibi Mehmed Şevket Eygi, S. Kutup hakkında şöyle söylemektedir: «Seyyid Kutup selefî ve mezhepsiz bir zihniyete sahiptir> (Büyük Gazete Sayı: 93)

    S. Kutup tövbe edip imanla gitmiştir veya kitaplarındaki küfürler üzerine imansız ölmüştür. Meselemiz bir şahsın imanla ölüp ölmemesi değildir. Mevcut kitaplarıdır. Kendisi imanla ölmüş olsa bile kitapları açıkladığımız gibi birer zehirdir. Bu inceliği anlamalarını okuyucularımızdan rica ediyoruz.

    N. F. KISAKÜREK'in MEVDUDİ hakkındaki son görüşü şöyledir:

    Sapıklık misallerini bir laboratuar katiyetiyle göz önüne serdiğimiz Hamidullah isimli “Baidullah” denilmeyi lâyık mütefekkir taslağından sonra, ondan biraz daha hafif fakat dalalette yine çok ağır Mevdûdî geliyor. “İslâm da İhya Hareketleri” adlı eserinde bu adam dar ve kuru aklı biricik metot olarak kullanıyor, bu metodun baş temsilcisi İbni Teymiyye’yi göklere çıkarıyor, İmâm-ı Rabbânî Hazretleri gibi beyninin her zerresi güneş bir iç ve dış kahramanını yalnız dış cephesiyle ele alıp içini görmemezlikten geliyor. İmâmı Gazâlî Hazretlerinin güya “müceddid-yenileyici” tanıdıktan sonra onda bir takım zaaflar buluyor ve bu zaafları üç noktada topluyor. Hadis ilmînde eksikliği (rasyonel-aklî) ilim tesirinde kalışı ve tasavvufa kapılışı... Böylece tasavvufu, yani Kâinatın Efendisi’nin bâtın nurunu inkar etmiş ve hakikatte kendi metodu olan kara aklı İmâm-ı Gazalî’ye mal etmek ve yermekle tezatların en gülüncüne düşmüş bulunuyor.”Hadis’te zaif” demesi de akılla aklı yenen büyük kahramanın iç kanal mevzuunda gösterdiği hadislere muhalefetinden doğuyor. (S: 64, 65, 67, 70-77). Tasavvufu karikatürlerinden ayıramıyarak tam inkâr ve kendisini zımmen mehdi kabul edişi de eserinin sonunda. (S:123, 124, 125, 126, 127, 128).

    Bende el yazısı mevcut bir şehâdete göre de, bizzat bu şahidin “mezhebiniz nedir?” sualine “mezhebim yok!” cevabını veren sapık...

    (Türkiye’nin Manzarası’ndan)


    Mevdûdî’nin elimizdeki mevcut kitapları mutlak müçtehid edasıyla yazılmıştır. Âyet-i Kerimelere kafadan mânalar verilişi, salâhiyetli hiçbir müfessirden delil getirmeyişi, dört hak mezhepten birine göre yazılmayışı Mevdûdî’nin MEZHEPSİZ oluşunu gösteren apacık ve kat’i delillerdir.

    Şimdi Mevdûdî’nin HİLAFET VE SALTANAT isimli mezhebsizlik zehiriyle dolu kitabına bir göz atalım:

    1- Kitabın çeşitli yerlerinde “İslâm nazariyesi” tabirini kullanmaktadır. Halbuki İslâmda nazariye yok, edillei şer’iyye vardır.

    2- Bir İslâm memleketinde, müslüman olmayanların iman edenlere verilmiş bulunan bütün medenî haklardan aynı şekilde istifade imkânına sahip bulunduğunu iddia etmekte S.58.

    Halbuki bir gayri müslim, müslüman bir kadınla evlenemediği gibi seçme ve seçilme hakkına da sahip olamaz. Mevdûdî’nin savunduğu demokratik rejimlerdedir.

    3- “Benim nazarımda bütün insanlar eşittir.” Demekte ve “Bizden olsun olmasın” diye de bir ilâve yapmakta. S.68

    Halbuki insanlar ancak insan olarak eşittir. Fakat bir müslümanla bir kâfir eşit değildir. Müslümana namaz kılması icbar edildiği halde kâfire icbar edilemez.

    4- “Ancak mü’minler kardeştir.” Âyet-i kerimesine istinaden bütün vatandaşların eşit olduğu hükmünü çıkarmakta S. 69-70.

    5- S. 89’da Kâinatın Efendisinin kendisinden sonra bir şahsın yerine geçmesi hususunda işaret buyurmadığını iddia ederken hemen S. 90’da Hazret-i Ömer ile Hazreti Ebu Bekir’i hilafete tensip buyurduğunu söylemektedir.

    6- Eshâb-ı Kirâm’dan Sa’ad bin Ubade Radiyallahü Anh’a, farklı ictihadını kabilecilik taassubu olarak vasıflandırmaktadır. S. 112.

    Halbuki dört halifenin sünneti, Resulullahın sünneti olduğu hadis-i şerifle sabitken son iki halifenin nümune teşkil etmediği intibaını çıkarmak suretiyle mezkûr Hadis-i şerifi tekzip etmektedir.

    8- Hazret-i Osman Radiyallahü Anh’ın Hülefa-i Raşidinin tesis ettiği hükûmet nizamının aydınlattığı meşaleyi de söndürdüğünü iddia ederek köpek dilini göstermektedir. S. 117.

    9- Hulefa-i Raşidinin doğru yolu gösterdiklerini fakat gitmedikleri intibaını vermek için, “Bu zevat-i kirama hülefa-i raşide-doğru yolda giden halifeler- demekten ziyade, Hülefa-i Mürşide- Doğru yolu gösteren halifeler- demenin daha doğru olduğunu söyleyebiliriz.” diyebilmektedir. S. 122.

    10- Dinî mevzularda ince değil, çok ince düşünmenin gerektiğine ehemmiyet vermiyerek “Her şeyin üzerinde bu kadar ince düşünürsek o takdirde İslâm tarihinin %90’nını bir tarafa bırakmamız icap eder.” demektedir. S.129.

    Halbuki yanlış bir hâdise anlatmamak için tarihin %100’ünü bıraksak dinimizde noksanlık mı meydana gelir?

    11- Benî Ümeyye, yani Hazret-i Osman sülâlesinin memleket idaresinde söz sahibi olmasının kabiliyet ve işbirlikte izahının mümkün olamıyacağını, yani iltimasla getirildiğini iddia etmektedir. S. 130.

    12- Hazret-i Osman’ın İslâmın ne olduğunu hâşâ bilmediğini isbat için “İslâm sadece memleket fethetmenin işi demek değildir.” diyebilmekte S. 133.

    13- Eshâb-ı Kirâmdan baba ile oğulun Medine’ye getirilişine kızarak getirilmesini isteyen Resûlullah’a diş biliyor veya Hazret-i Osman’ın yalan söylediği intibaını vermek için “Hazreti Osman şöyle bir mesele ortaya attı: Resulüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) “bir müddet sonra onların Medine’ye dönmelerine izin vereceğim” dediğini duymuştum.” şeklinde rivayet edebilmekte S. 134.

    Hadis-i şerife istinaden getirdi demiyor da şöyle bir mesele ortaya attı, demekle Hazreti Osman’ı töhmet altında bırakmak istiyor mezhepsiz.
    Konu collection tarafından (28-05-2009 Saat 03:38 PM ) değiştirilmiştir.

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye Mustad'af - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    920
    Blog Mesajları
    6
    Rep Gücü
    8265

    Cevap: Felsefe nedir / Dini Bilgilerde Felsefe Yoktur

    Alıntı collection´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Seyyid Kutup ve Mevdudi bir numaralı Mezhepsiz ve Sapıktır.Bu ahmaklara aldananlara Allahü Teala doğru yolu bildirsin.


    S. Kutup hakkında Necip Fazıl’ın son görüşü şöyledir:

    «Bir de Seyyid Kutup var... Kendisinden af dilemesini isteyen yakışıklı orangotan maymuııu Nâsır’a «Bir müminin bir münafıktan af dilemez.» cevabını veren ve kahramanca ölmeyi bilen bu zatı SAHTE KAHRAMANLAR konferansımda gerçek kahraman olarak göstermiştim. Fakat sonradan gördüm ki Seyyid Kutup bir İbni Teymiyye meddahıdır. Ve kellesini kaptırdığı. sosyalizma yularının zoruyla Hazret-i Osman’a adaletsizlik isnat eden ve dil uzatan bir bedbahttır. İdam edilmeden önce bu sapıklıklardan istiğfar ettiğini söyleyenler oldu. Eğer öyle ise tam kahraman ve şehit... Değilse mücadelesi kâfire karşı bir sanığın davranışından ileri geçmeyen bir zavallı.» (21.10.1977 tarihli Tercüman Gazetesinden)

    Büyük Gazete’nin sahibi Mehmed Şevket Eygi, S. Kutup hakkında şöyle söylemektedir: «Seyyid Kutup selefî ve mezhepsiz bir zihniyete sahiptir> (Büyük Gazete Sayı: 93)

    Daha önceki sayılarımızda yazdığımız gibi S. Kutup tövbe edip imanla gitmiştir veya kitaplarındaki küfürler üzerine imansız ölmüştür. Meselemiz bir şahsın imanla ölüp ölmemesi değildir. Mevcut kitaplarıdır. Kendisi imanla ölmüş olsa bile kitapları açıkladığımız gibi birer zehirdir. Bu inceliği anlamalarını okuyucularımızdan rica ediyoruz.

    N. F. KISAKÜREK'in MEVDUDİ hakkındaki son görüşü şöyledir:

    Sapıklık misallerini bir laboratuar katiyetiyle göz önüne serdiğimiz Hamidullah isimli “Baidullah” denilmeyi lâyık mütefekkir taslağından sonra, ondan biraz daha hafif fakat dalalette yine çok ağır Mevdûdî geliyor. “İslâm da İhya Hareketleri” adlı eserinde bu adam dar ve kuru aklı biricik metot olarak kullanıyor, bu metodun baş temsilcisi İbni Teymiyye’yi göklere çıkarıyor, İmâm-ı Rabbânî Hazretleri gibi beyninin her zerresi güneş bir iç ve dış kahramanını yalnız dış cephesiyle ele alıp içini görmemezlikten geliyor. İmâmı Gazâlî Hazretlerinin güya “müceddid-yenileyici” tanıdıktan sonra onda bir takım zaaflar buluyor ve bu zaafları üç noktada topluyor. Hadis ilmînde eksikliği (rasyonel-aklî) ilim tesirinde kalışı ve tasavvufa kapılışı... Böylece tasavvufu, yani Kâinatın Efendisi’nin bâtın nurunu inkar etmiş ve hakikatte kendi metodu olan kara aklı İmâm-ı Gazalî’ye mal etmek ve yermekle tezatların en gülüncüne düşmüş bulunuyor.”Hadis’te zaif” demesi de akılla aklı yenen büyük kahramanın iç kanal mevzuunda gösterdiği hadislere muhalefetinden doğuyor. (S: 64, 65, 67, 70-77). Tasavvufu karikatürlerinden ayıramıyarak tam inkâr ve kendisini zımmen mehdi kabul edişi de eserinin sonunda. (S:123, 124, 125, 126, 127, 128).

    Bende el yazısı mevcut bir şehâdete göre de, bizzat bu şahidin “mezhebiniz nedir?” sualine “mezhebim yok!” cevabını veren sapık...

    (Türkiye’nin Manzarası’ndan)


    Mevdûdî’nin elimizdeki mevcut kitapları mutlak müçtehid edasıyla yazılmıştır. Âyet-i Kerimelere kafadan mânalar verilişi, salâhiyetli hiçbir müfessirden delil getirmeyişi, dört hak mezhepten birine göre yazılmayışı Mevdûdî’nin MEZHEPSİZ oluşunu gösteren apacık ve kat’i delillerdir.

    Şimdi Mevdûdî’nin HİLAFET VE SALTANAT isimli mezhebsizlik zehiriyle dolu kitabına bir göz atalım:

    1- Kitabın çeşitli yerlerinde “İslâm nazariyesi” tabirini kullanmaktadır. Halbuki İslâmda nazariye yok, edillei şer’iyye vardır.

    2- Bir İslâm memleketinde, müslüman olmayanların iman edenlere verilmiş bulunan bütün medenî haklardan aynı şekilde istifade imkânına sahip bulunduğunu iddia etmekte S.58.

    Halbuki bir gayri müslim, müslüman bir kadınla evlenemediği gibi seçme ve seçilme hakkına da sahip olamaz. Mevdûdî’nin savunduğu demokratik rejimlerdedir.

    3- “Benim nazarımda bütün insanlar eşittir.” Demekte ve “Bizden olsun olmasın” diye de bir ilâve yapmakta. S.68

    Halbuki insanlar ancak insan olarak eşittir. Fakat bir müslümanla bir kâfir eşit değildir. Müslümana namaz kılması icbar edildiği halde kâfire icbar edilemez.

    4- “Ancak mü’minler kardeştir.” Âyet-i kerimesine istinaden bütün vatandaşların eşit olduğu hükmünü çıkarmakta S. 69-70.

    5- S. 89’da Kâinatın Efendisinin kendisinden sonra bir şahsın yerine geçmesi hususunda işaret buyurmadığını iddia ederken hemen S. 90’da Hazret-i Ömer ile Hazreti Ebu Bekir’i hilafete tensip buyurduğunu söylemektedir.

    6- Eshâb-ı Kirâm’dan Sa’ad bin Ubade Radiyallahü Anh’a, farklı ictihadını kabilecilik taassubu olarak vasıflandırmaktadır. S. 112.

    Halbuki dört halifenin sünneti, Resulullahın sünneti olduğu hadis-i şerifle sabitken son iki halifenin nümune teşkil etmediği intibaını çıkarmak suretiyle mezkûr Hadis-i şerifi tekzip etmektedir.

    8- Hazret-i Osman Radiyallahü Anh’ın Hülefa-i Raşidinin tesis ettiği hükûmet nizamının aydınlattığı meşaleyi de söndürdüğünü iddia ederek köpek dilini göstermektedir. S. 117.

    9- Hulefa-i Raşidinin doğru yolu gösterdiklerini fakat gitmedikleri intibaını vermek için, “Bu zevat-i kirama hülefa-i raşide-doğru yolda giden halifeler- demekten ziyade, Hülefa-i Mürşide- Doğru yolu gösteren halifeler- demenin daha doğru olduğunu söyleyebiliriz.” diyebilmektedir. S. 122.

    10- Dinî mevzularda ince değil, çok ince düşünmenin gerektiğine ehemmiyet vermiyerek “Her şeyin üzerinde bu kadar ince düşünürsek o takdirde İslâm tarihinin %90’nını bir tarafa bırakmamız icap eder.” demektedir. S.129.

    Halbuki yanlış bir hâdise anlatmamak için tarihin %100’ünü bıraksak dinimizde noksanlık mı meydana gelir?

    11- Benî Ümeyye, yani Hazret-i Osman sülâlesinin memleket idaresinde söz sahibi olmasının kabiliyet ve işbirlikte izahının mümkün olamıyacağını, yani iltimasla getirildiğini iddia etmektedir. S. 130.

    12- Hazret-i Osman’ın İslâmın ne olduğunu hâşâ bilmediğini isbat için “İslâm sadece memleket fethetmenin işi demek değildir.” diyebilmekte S. 133.

    13- Eshâb-ı Kirâmdan baba ile oğulun Medine’ye getirilişine kızarak getirilmesini isteyen Resûlullah’a diş biliyor veya Hazret-i Osman’ın yalan söylediği intibaını vermek için “Hazreti Osman şöyle bir mesele ortaya attı: Resulüllah (sallallahü aleyhi ve sellem) “bir müddet sonra onların Medine’ye dönmelerine izin vereceğim” dediğini duymuştum.” şeklinde rivayet edebilmekte S. 134.

    Hadis-i şerife istinaden getirdi demiyor da şöyle bir mesele ortaya attı, demekle Hazreti Osman’ı töhmet altında bırakmak istiyor mezhepsiz.
    Mezhepsiz,sapık,diyorsun,
    Ezberden konuşuyorsun.
    Anladığın gibi,daha doğrusu anlamak istediğin gibi yorumluyorsun.
    Mezhebliliği din olarak görüyorsun.
    İmamı Azam ne diyor:
    "Biz,kendimize ulaşan delillere göre hüküm verdik.Kendisine daha sağlam bir delil uklaşan onunla hükmetsin"
    Şu mezhepleri din diye dayatma sevdasından vazgeçin.
    Kollarımda tutuk demir halkalar!

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: Felsefe nedir / Dini Bilgilerde Felsefe Yoktur

    Selam

    Sn collection! Biraz attin hemen dini konulara pek girmiyen bir uye arkadasimiz ilk noktayi koydu.

    [Üniversitelerde Din Felsefesi Anabilim Dalı hatta İslam Felsefesi Anabilim Dalı var..
    Bunların ise profları var..
    Açıklamışsınız ama peki bu bölümler ne işe yarar o zaman?]

    Kibarlik etti yuklenmedi. Mesela

    BUTUN ISLAM ULKELERINDE ISLAM FELSEFESI DERSLERI OKUTULUR DEMEDI.
    ISLAM FELSEFESI DERSLERININ KONUSU VAHIY DISI GELISTIRILEN BESERI FIKIRLERDIR DEMEDI.
    BU FIKIRLERIN TAM***** YAKINI TASAVVUF EHLILERININDIR DEMEDI.
    BUTUN ISLAM ULKELERI YANLISTA ,SADECE TASAVVUFCULAR MI HAKLI HIC DEMEDI.

    Sende hemen bilmedigini zannedip Turkiyedeki donemimizin islam alimlerinin (Ilahiyat prof.) DIN DUSMANI olduklarini (Giybet/zan/iftira ayetlerini yok farz ederek) YAZDIN.
    Ahiret sorgunda bir madde daha. Epey cesursun. Vebal diye birsey duydun mu? Ya Allah cc herseyin ustunde sehit/SAHIT diye birsey duydun mu? Tabii ki biliyorsun.
    Biliyorsun ve yapiyorsun.
    Peki Allah cc nun kabul ettigi tevbenin; bilmeden yapilip farkina vailinca yapilan af dilemedir..KUR'AN ayetini duydun mu? Tabii ki biliyorsun.
    Biliyorsun ama yapiyorsun.
    Peki Allah cc disinda vekilin olmadigini,Rabb'in yani mursidin olmadigini, kitaba guvenmemenin gunah oldugunu,ahirette ;"Ben onlarin dediklerini yaptim, onlara 2 kat ceza ver diyene;" Evet onlara ve sana da 2 kat ceza var" denilen ayeti biliyormusun.......
    BILIYORMUSUN KI!...........

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye collection - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Nerden
    Alem-i Hakîkât
    Mesaj
    308
    Blog Mesajları
    20
    Rep Gücü
    1459

    Cevap: Felsefe nedir / Dini Bilgilerde Felsefe Yoktur

    Delillerime göz atın lütfen kuru laf kalabalığı yapıyorsunuz , açın verdiğim kaynakları , tek tek sayfasına kadar verdim.Açın bir göz atın.İnsaf ve vicdanınız varsa görürsünüz.ama yok ise size göstermeyen Hak Teala'dır bizde O Hakkın iradesine boyun eymiş kuluyuz , ne derse o olur.

    Felsefe konusunda İmam-ı Gazali hazretlerinin kıymetli kitapları var , felsefenin İslam ile bir ilişkisi olmadığı nı çok çok iyi anlatıyor.Bu Alimimize de itimadınız yok ise sizin aklınızda şüphe ederim.

    Gerçi verilen hiçbir delili araştırmadan kendi zanlarınıza göre cevap veriyorsunuz , bizde diyoruz ki ilmi olmayan tenkitler ve cevaplar geçerlilik arzetmez.

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: Felsefe nedir / Dini Bilgilerde Felsefe Yoktur

    " Onlar birbirlerine karşı yumuşak sözlü ve kafirlere karşı izzetlidirler "
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  10. #10
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye Mustad'af - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesaj
    920
    Blog Mesajları
    6
    Rep Gücü
    8265

    Cevap: Felsefe nedir / Dini Bilgilerde Felsefe Yoktur

    Alıntı M ü e l l i f...´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    " Onlar birbirlerine karşı yumuşak sözlü ve kafirlere karşı izzetlidirler "
    Amenna ve saddakna.
    Zalimlere karşı boyun eğmeyen,hayatını İzzet-i İslam için feda edenleri rahmetle ve gıbta ile anıyorum.
    Kollarımda tutuk demir halkalar!

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Felsefe......ce
    mopsy Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 18-05-2015, 01:02 PM
  2. Felsefe
    dogangunes Tarafından Eğitim Öğretim Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-12-2011, 03:15 AM
  3. Felsefe Nedir?
    Nil@y Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 12
    Son mesaj: 23-10-2008, 08:58 PM
  4. İskenderiye'de Felsefe
    dogangunes Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-02-2008, 01:06 AM
  5. islamda felsefe
    atmaca34 Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 17-05-2007, 07:18 PM
Yukarı Çık