Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 Toplam: 8

"Bir kadını sevmek yaşamdan nefret etmek demektir"

Bilim ve Astronomi Kategorisi Felsefe Forum'u Forumunda "Bir kadını sevmek yaşamdan nefret etmek demektir" Konusununun içerigi kısaca ->> Bazı sözler vardır ki görünen ilk bakıştaki anlamıyla sözü değerlendirmek sözün gerçek anlamıyla ilgisizdir.Niçenin söylediği bu sözü kendime uyarlayarak genişleteceğim.. ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesaj
    17
    Rep Gücü
    145

    "Bir kadını sevmek yaşamdan nefret etmek demektir"

    Bazı sözler vardır ki görünen ilk bakıştaki anlamıyla sözü değerlendirmek sözün gerçek anlamıyla ilgisizdir.Niçenin söylediği bu sözü kendime uyarlayarak genişleteceğim..

    Genel olarak iki tip insan vardır.Dışa dönük tip ve içe dönük tip.Dışa dönük tip için bir kadını sevmek yaşamın içindeki alelade eylemlerden biridir.Yaşam dışa dönük bir tip için bir kadını sevmekle sınırlı olamaz.Dünyası geniş dünyevi kaygıları hayata dair gayeleri oldukça fazladır.Bu tip bir adam için bir kadını sevmek aslında basit bir ihtiyaçtır.Ve hiçbir şekilde bu ihtiyacın giderilme yolları tek değildir.Yapı itibariyle yaşam içersinde sayısız hedef alternatif yol ortaya koymaya müsait bu adam için bir kadın hiçbir zaman yaşamın bizzat kendisi olmayacaktır.Hatta bir kadını sevmek bu adam için cinsel ya da toplumsal bir ihtiyacın uzantısıdır. Öyleyse bu cinsel ihtiyacın ve toplumsal gerekliliğin giderilme yolu tek değildir.Dışa dönük dünyevi kaygılar içinde sürekli rasyonel düşünen bir adam haline dönüşmüş bu rasyonel beklentiler dünyayı matematik gibi gören ruhsuz yapısı içersinde kendince bir kadın resmi oluşturur kafasında.Ve o kadın resmini etrafında arar.Bu adamın gerçek anlamda ruhunda aşkı yaşıyor olması mümkün değildir.Çünkü bu adam için kadın yaşamın içindeki her hangi bir enstrümandır.Kadınla arasında yaşayacağı ufacık bir sorun onu terk etmesiyle yol açacağı kesin gibidir.Yaşam kadının üstüne kurulu değil yaşam kadından üstün değildir.Bunun için bir kadını rasyonel sebepler dışında yaşamın üzerine koyup kendisini yönetmesine kendisini ezmesine izin vermeycektir.Yaşam kadından üstündür.Yaşam yaşanmaya değer ve güzeldir…Yaşamda yaşanmayı bekleyen güzelliklerinden biridir yalnızca bir kadını sevmek…

    Bir kadını gerçek anlamda ruhunun bütünüyle sevmek aslında yaşamdan nefret etmektir.Bu yapıya sahip insanların dünyası küçüktür.Ve dolayısıyla bu insanlar klasik bir içe dönüktür.

    Dünyası küçük olan bir insan için yaşamda alternatif ler oldukça sınırlı ve yaşamın anlamı da çoğu zaman dini ritüeller,inanç sistemleri,toprak bağlılığı ve aile saadeti üzerine kuruludur.

    Bir de korteksi incelmiş sofistike kişiliğe sahip yaşamın karmaşası altında boğulan çetrefilli yapısı yaşamın anlamı üzerine kendisini düşünmeye vermiş hiçbir düşünce ve değer sisteminden çekinmeyen korkusuz bir düşünce adamının kendisinde yarattığı azap ve tahribat vardır ki bu adam kendisi içinde yaşadığı toplum içinde zararlı bir adamdır.Bu adam yaşadığı toplumla adaptasyon sorunu yaşamaktadır.Toplumun gerçekleri genel olarak kabul edilen değerler adamın değer sistemiyle örtüşmemektedir.

    Bu adamın toplumla yaşadığı bu adaptasyon sorunu yaşamdan soğumasına yaşama dair beklentilerinin sığlaşmasına ve sürekli bir içe dönüş yaşamasına yol açar.Bu içe dönüş halleri kontrol edilemez zaptedilmez acılara yol açar.Bu acılar ve sürekli sorguladığı toplum yapısı adamın yalnız hissini artırır.Çünkü bu adam yalnızlığın tek kurtuluş olduğunu düşünmeye başlamıştır.Yinede bu kurtuluş adamı yaşadığı ızdıraplardan kurtarmaz.Bu yalnızlıklar ve içe dönüşler sürekli düşünce üretmekte ve adam bu yalnızlıklarıyla konuşmaktadır.Kendi kendisiyle konuşan adam kadar kendisini iyi tanıyan adam yoktur.Bu konuşmaların ne başı vardır ne de sonu…Bu kısır döngüyü kırmak imkansız gibidir..

    Bu tip bir adamın bir kadını sevmesi son derece tehlikelidir. Çünkü ister istemez onun hayatının merkezi yapmasıyla sonuçlanacaktır.Yaşamında bağlandığı vazgeçemediği ve kendisini hayata bağlayan bir sebep olmayan nedensiz bir adam için bu kaçınılmazdır.Yaşamdan nefret ederken yaşama bağlayan bir neden bulması onun için ulu bir hazinedir.Bu tiplerin bir kadını sevmesi yapı itibariyle duygusal ruhu aşkla dolu bir adam olduğunu bize gösterdiğinden ve bir kadını severken aslında yaşamdaki her şeyden vazgeçildiğinden kadını yaşamın kendisi yapıldığından bir kadını ruhunda büsbütün can damarina bağlıymış gibi sevmek onu kutsallaştirmak aşkı yükseltmek sevgi duygusunu ululaştırmak ruhun aşka doyması arzusundaki ve uçlarda doruklarda gezen bu adam için biricik tatmin olma yoludur..


    Hayatla toplumla problemi olan uyumsuz tipler yaşamı sevmeyen erkekler ister istemez tutunacak bir dal arar bir sebep bulmaya çalışır. Sonra bir kadına sığınır.

    Oysa yaşamı seven insan için kadın sıradan bir şeydir.Ve kadını bu anlamda ezecektir.Bu ezme anlaşılan anlamıyla şiddet ya da baskı uygulama anlamında algılanmamalıdır.Bu ezme onu kullanmaktır.Onun için yaşamın kendisi güzeldir.Kadın yaşamdaki herhangi bir nesnedir…

    Ve Niçenin de dediği gibi erkek her konuda kadından daha güçlüdür.Kadının yapıpta erkeğin yapamadığı şey yok gibidir.Hormonel faktörleri de buna eklersek bir erkeğin sevgisi de kadınınkinden büyük ve güçlüdür.

    Büyük mideli yaratık nasıl yemeğe daha çok ihtiyaç duyarsa erkek de kadına daha fazla ihtiyaç duyacaktır...

    OnuR
    sevgiadasi.com
    Konu sevgiadasi tarafından (06-05-2009 Saat 10:01 PM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    535
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    3469

    Cevap: "Bir kadını sevmek yaşamdan nefret etmek demektir"

    Alıntı sevgiadasi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bazı sözler vardır ki görünen ilk bakıştaki anlamıyla sözü değerlendirmek sözün gerçek anlamıyla ilgisizdir.Niçenin söylediği bu sözü kendime uyarlayarak genişleteceğim..

    Genel olarak iki tip insan vardır.Dışa dönük tip ve içe dönük tip.Dışa dönük tip için bir kadını sevmek yaşamın içindeki alelade eylemlerden biridir.Yaşam dışa dönük bir tip için bir kadını sevmekle sınırlı olamaz.Dünyası geniş dünyevi kaygıları hayata dair gayeleri oldukça fazladır.Bu tip bir adam için bir kadını sevmek aslında basit bir ihtiyaçtır.Ve hiçbir şekilde bu ihtiyacın giderilme yolları tek değildir.Yapı itibariyle yaşam içersinde sayısız hedef alternatif yol ortaya koymaya müsait bu adam için bir kadın hiçbir zaman yaşamın bizzat kendisi olmayacaktır.Hatta bir kadını sevmek bu adam için cinsel ya da toplumsal bir ihtiyacın uzantısıdır. Öyleyse bu cinsel ihtiyacın ve toplumsal gerekliliğin giderilme yolu tek değildir.Dışa dönük dünyevi kaygılar içinde sürekli rasyonel düşünen bir adam haline dönüşmüş bu rasyonel beklentiler dünyayı matematik gibi gören ruhsuz yapısı içersinde kendince bir kadın resmi oluşturur kafasında.Ve o kadın resmini etrafında arar.Bu adamın gerçek anlamda ruhunda aşkı yaşıyor olması mümkün değildir.Çünkü bu adam için kadın yaşamın içindeki her hangi bir enstrümandır.Kadınla arasında yaşayacağı ufacık bir sorun onu terk etmesiyle yol açacağı kesin gibidir.Yaşam kadının üstüne kurulu değil yaşam kadından üstün değildir.Bunun için bir kadını rasyonel sebepler dışında yaşamın üzerine koyup kendisini yönetmesine kendisini ezmesine izin vermeycektir.Yaşam kadından üstündür.Yaşam yaşanmaya değer ve güzeldir…Yaşamda yaşanmayı bekleyen güzelliklerinden biridir yalnızca bir kadını sevmek…

    Bir kadını gerçek anlamda ruhunun bütünüyle sevmek aslında yaşamdan nefret etmektir.Bu yapıya sahip insanların dünyası küçüktür.Ve dolayısıyla bu insanlar klasik bir içe dönüktür.

    Dünyası küçük olan bir insan için yaşamda alternatif ler oldukça sınırlı ve yaşamın anlamı da çoğu zaman dini ritüeller,inanç sistemleri,toprak bağlılığı ve aile saadeti üzerine kuruludur.

    Bir de korteksi incelmiş sofistike kişiliğe sahip yaşamın karmaşası altında boğulan çetrefilli yapısı yaşamın anlamı üzerine kendisini düşünmeye vermiş hiçbir düşünce ve değer sisteminden çekinmeyen korkusuz bir düşünce adamının kendisinde yarattığı azap ve tahribat vardır ki bu adam kendisi içinde yaşadığı toplum içinde zararlı bir adamdır.Bu adam yaşadığı toplumla adaptasyon sorunu yaşamaktadır.Toplumun gerçekleri genel olarak kabul edilen değerler adamın değer sistemiyle örtüşmemektedir.

    Bu adamın toplumla yaşadığı bu adaptasyon sorunu yaşamdan soğumasına yaşama dair beklentilerinin sığlaşmasına ve sürekli bir içe dönüş yaşamasına yol açar.Bu içe dönüş halleri kontrol edilemez zaptedilmez acılara yol açar.Bu acılar ve sürekli sorguladığı toplum yapısı adamın yalnız hissini artırır.Çünkü bu adam yalnızlığın tek kurtuluş olduğunu düşünmeye başlamıştır.Yinede bu kurtuluş adamı yaşadığı ızdıraplardan kurtarmaz.Bu yalnızlıklar ve içe dönüşler sürekli düşünce üretmekte ve adam bu yalnızlıklarıyla konuşmaktadır.Kendi kendisiyle konuşan adam kadar kendisini iyi tanıyan adam yoktur.Bu konuşmaların ne başı vardır ne de sonu…Bu kısır döngüyü kırmak imkansız gibidir..

    Bu tip bir adamın bir kadını sevmesi son derece tehlikelidir. Çünkü ister istemez onun hayatının merkezi yapmasıyla sonuçlanacaktır.Yaşamında bağlandığı vazgeçemediği ve kendisini hayata bağlayan bir sebep olmayan nedensiz bir adam için bu kaçınılmazdır.Yaşamdan nefret ederken yaşama bağlayan bir neden bulması onun için ulu bir hazinedir.Bu tiplerin bir kadını sevmesi yapı itibariyle duygusal ruhu aşkla dolu bir adam olduğunu bize gösterdiğinden ve bir kadını severken aslında yaşamdaki her şeyden vazgeçildiğinden kadını yaşamın kendisi yapıldığından bir kadını ruhunda büsbütün can damarina bağlıymış gibi sevmek onu kutsallaştirmak aşkı yükseltmek sevgi duygusunu ululaştırmak ruhun aşka doyması arzusundaki ve uçlarda doruklarda gezen bu adam için biricik tatmin olma yoludur..


    Hayatla toplumla problemi olan uyumsuz tipler yaşamı sevmeyen erkekler ister istemez tutunacak bir dal arar bir sebep bulmaya çalışır. Sonra bir kadına sığınır.

    Oysa yaşamı seven insan için kadın sıradan bir şeydir.Ve kadını bu anlamda ezecektir.Bu ezme anlaşılan anlamıyla şiddet ya da baskı uygulama anlamında algılanmamalıdır.Bu ezme onu kullanmaktır.Onun için yaşamın kendisi güzeldir.Kadın yaşamdaki herhangi bir nesnedir…

    Ve Niçenin de dediği gibi erkek her konuda kadından daha güçlüdür.Kadının yapıpta erkeğin yapamadığı şey yok gibidir.Hormonel faktörleri de buna eklersek bir erkeğin sevgisi de kadınınkinden büyük ve güçlüdür.

    Büyük mideli yaratık nasıl yemeğe daha çok ihtiyaç duyarsa erkek de kadına daha fazla ihtiyaç duyacaktır...

    OnuR
    sevgiadasi.
    Düşüncelerin doğru olabilir. Özür dilerim Bir kadını ( Hanımefendi ) sevmek hayattan ve yaşamdan en büyük zevk almak. Onunla ölümsüz Aşk yaşamak, yani mezara kadar kadar.

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesaj
    17
    Rep Gücü
    145

    Cevap: "Bir kadını sevmek yaşamdan nefret etmek demektir"

    Kuşkusuz...Elbette söylediğiniz gibi..

    Yalnız..Dikkat ederseniz burda umutsuz bir aşktan bahsediyoruz.Ve içe dönük tip vurgusuda var.. Bu tipin umutsuz aşkı dünyayı sevdiği için kadınını sevmek değil,kadınını dünyanın merkezine koyarak dünyayı sevmeye çalişmak olduğundan baştan itibaren yaşamdan nefret eden bir adamdır bu..

  4. #4
    Eftelya
    Misafir..

    Cevap: "Bir kadını sevmek yaşamdan nefret etmek demektir"

    Farklı bir bakış açısı getirmişsiniz
    Makalenizde örneklediğiniz her iki erkek profılı de uç noktalarda yaşayan ,sorunlu kişilikler bence..
    Bir insanı veya aşkı hayatını merkezi yapıp ona göre davranmak psikolojik sorunları da beraberinde getirir.

  5. #5
    blueice
    Misafir..

    Cevap: "Bir kadını sevmek yaşamdan nefret etmek demektir"

    Oysa yaşamı seven insan için kadın sıradan bir şeydir.Ve kadını bu anlamda ezecektir.Bu ezme anlaşılan anlamıyla şiddet ya da baskı uygulama anlamında algılanmamalıdır.Bu ezme onu kullanmaktır.Onun için yaşamın kendisi güzeldir.Kadın yaşamdaki herhangi bir nesnedir…

    Ben, değil kadının insanın bu şekilde nesnelleştirilmesini doğru bulmuyorum. Aşkı ve sevgiyi sapkın yaşayan insanların yaşamı ve dünyayı sevmesi mümkün değil.Sevgiyi anormalliklerle aynı kefeye koyamıyorum ben.Yaşamı seven insan, insanı da sever ve kadın sıradan bir olgu değildir o nedenle.

    Bunları kadın olduğum için yazmıyorum. Aynı düzenek bir erkek için kurulsa, yine aynı şeyi düşünürdüm.Ne yaşam ne de insan nesnelleştirilmemeli.İçiçe olan kavramları bibirine tezatmış gibi ya da birbirini kullanır gibi de göstermek doğru değil.Yaşamın güzel olduğunu kabul eden kadının güzelliğini de kabul etmiştir aslında.Kadın yaşam, yaşam da kadının ta kendisidir.

  6. #6
    - Çevrimdışı
    İletileri Onay'a Tabi
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Nerden
    Türkiye
    Mesaj
    535
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    3469

    Cevap: "Bir kadını sevmek yaşamdan nefret etmek demektir"

    Alıntı sevgiadasi´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kuşkusuz...Elbette söylediğiniz gibi..

    Yalnız..Dikkat ederseniz burda umutsuz bir aşktan bahsediyoruz.Ve içe dönük tip vurgusuda var.. Bu tipin umutsuz aşkı dünyayı sevdiği için kadınını sevmek değil,kadınını dünyanın merkezine koyarak dünyayı sevmeye çalişmak olduğundan baştan itibaren yaşamdan nefret eden bir adamdır bu..
    Zaten mutluluklar iki taraflı olur. Kendi kendine ıstırap veriyor. Bu insanın mutlu olması imkansız. Bu insan gerçekleri görüp gerçek yaşama dönmeli ve hayatı sevmeye devam etmelidir. ( güzel bir aşk, emeğine sağlık )

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Üyecik
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Mesaj
    17
    Rep Gücü
    145

    Cevap: "Bir kadını sevmek yaşamdan nefret etmek demektir"

    Sıradan,tekdüze alışılagelmiş bir sevgiden bahsetmediğimiz kesin.Benim iddiam şudur böylesine bir tutku böylesine bir aşk toplumun kurumların "anormal" "psikolojik sorunlu" diye damgaladığı kişilerden çıkabilir ancak.Bir insanın karşı cinse aşık olması onu sevmesi onun kendisinde yarattığı uyandırdığı yüce duygularla ilgilidir.Dolasıyla birini sevmek onun sizde uyandırdığı güzel duyguları sevmek demek olduğundan birini sevmek kendini sevmektir.Bu açıdan bakıldığında hayatı boyunca bu duyguları hiç yaşamamış veya yaşama nedenleri daha sınırlı olan bu ikinci tip içe dönük kişilerin bir kadını sevdiğinde onu hayatının merkezi yaptığında,yaşadığı aşkın boyutları herhangi bir insanınkinden kat ve kat üstün olacaktır.

    Şöyle düşünelim hayatımızdan biri eksildiğinde onun yokluğundan duyduğumuz ızdırap onun hayatımızda kapladığı yer ve onunla ne kadar çok şey paylaştığımızla ilgilidir. Sevgilimiz çocuklarımız annemiz babamız öldüğünde bundan daolyı büyük izdirap çekeriz.Ama fazla görmediğimiz bir akrabamız öldüğünde bu biraz daha az olur.3. dereden bir yakınımızsa biraz daha az.Arkadaşımızın arkadaşıysa biraz daha az.Ve eğer hiç tanımadığımız bir ülkenin hiç tanımadığımız vatandaşıysa bu izdirap minimumdur.

    Bu örneği şundan veriyorum.Bir kadını hayatın merkezi yapan ikinci tip bir içe dönük kişilik için sevgilisi yani sevdiği kadın hayatın bizzat olmazsa olmazidir.Yani hayattaki herşey onun etrafına inşa edilmiştir.Güneşi çektğinizde güneş sistemi nasıl dağılacaksa gezegenler oraya buraya savrulacaksa işte bu adam içinde böyle bir durum söz konusudur.

    Elbette burda kastettiğim ölüm değil yalnızca.Ayrılığı ve biten bir ilişkiyide buna dahl ediyorum.Ayrılık ve ölüm eşdeğerdir aslında böyle bir adam için.Bir kadını severek sevmektir hayatı kendini ve dünyayı...

    Oysa sıradan insanlarda böyle bir durum sözkonusu olmaz. Birini seversin çok şey paylaşırsın yüretemiyorsan dostça ayrılırsın.Ve bu üzücüde olsa kısa zamanda veya orta vadede kendini toparlar; kendini işine kariyer yapma merakına veya hobilerine verir belki bir süre sonra yeni bir ilişkiye başlarsın.

    Oysa bahsettiğim tipde bir adam için böyle bir ikinci alternatif yoktur.Onu zaten bu yaşama bağlayan tek şey olmuştur aşkı.Can damarıdır aşkı.Damarlardan akan kandır aşk.Eğer damrlar tıkanır beslenemezse ölür.. Bilmem anlatabiliyoruyum?

    Bu yüzden en tehlikeli ve aynı zamanca en destansı,en yüce duygular bu tiplerden çıkmıştır.

    Tabi bu dediklerim aynı özelliklerdeki kadın içinde geçerli.Terside söz konusu olabilir...

    --------Yeni Postalandı 10:09 AM ---------- Önce gonderilen mesaj at 09:59 AM ----------

    Alıntı blueice´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Ben, değil kadının insanın bu şekilde nesnelleştirilmesini doğru bulmuyorum. Aşkı ve sevgiyi sapkın yaşayan insanların yaşamı ve dünyayı sevmesi mümkün değil.Sevgiyi anormalliklerle aynı kefeye koyamıyorum ben.Yaşamı seven insan, insanı da sever ve kadın sıradan bir olgu değildir o nedenle.

    Bunları kadın olduğum için yazmıyorum. Aynı düzenek bir erkek için kurulsa, yine aynı şeyi düşünürdüm.Ne yaşam ne de insan nesnelleştirilmemeli.İçiçe olan kavramları bibirine tezatmış gibi ya da birbirini kullanır gibi de göstermek doğru değil.Yaşamın güzel olduğunu kabul eden kadının güzelliğini de kabul etmiştir aslında.Kadın yaşam, yaşam da kadının ta kendisidir.
    Tahmin edersiniz yukardaki yazdığım satırlardaki tipteki kişilerden çok uzak bir yerdeyim.Ben gözlemlerimi yazıyorum aslında.Kadının nesnellleşmesi tarih kadar eski bişeydir gerçi ama ben tabiki burda kadını nesne gibi gören yaşamın içinde kadını hayatının merkezi yapan bir içe dönük kişiliğin aksine yaşamın kendisini sevip kadınıda hayatın içindeki alelade zevk ve eğlence unsuru olarak gören zihniyeti anlatmak için söylemiştim..

    Tabi unutmadan şunuda söylim.Aklınıza gelebilir ben bu tiplerin ikiside değilim bu tipler uç örnekler diye. -Gerçi Gustav Jungun kişilik tiplemeleri aydınlatıcıdır-
    Her kişilik biraz içednük biraz dışa dönük tiplerin sentezinden oluşur kimin hangi tipten ne kadar beslendiği kişiye göre değişir tabi.Elbette yazımızda uç örnekleri ele alıyoruz ve biraz gerçeklerden uzaklaşiyoruz hissi yaratmış olabiliriz.

    Amaç renklerin farkını ortaya koymaksa seçeciğim renkler siyah ve beyaz olurdu...

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Cevap: "Bir kadını sevmek yaşamdan nefret etmek demektir"

    Yazdıklarınızda haklılık payı var.
    Kendi iç dünyasının merkezine birini yerleştirmiş birinin onu kaybetmesi demek, bütün dengelerinin alt üst olması demektir.Yalnız erkeğin daha büyük sevdiği konusunda size katılmıyorum:Burada merkezde olan erkek için kadın değil, kadın için erkek olduğunda, durum daha da hazin olabiliyor.Çünkü kadının ruhundaki naiflik ve hassaslık, çabuk incinmeye ve sarsılmaya daha müsaittir.Kadın yapısı itibariyle hassastır.Ve sevgiye erkeklerden ziyade ihtiyaç duyan bir varlıktır.Bu yüzden sevgi adına kaybedişler,kadın ruhunda derin yaralar açıyor.

    Aslında sevgi gibi güzel bir duygunun, insana mutluluk yerine acı vermesi tuhaf bir durum.Belki de bu durum, sevginin aşka dönüşüp, aşkın gerçek sahibi dışında başka bir varlığa yönlendirilmesinden kaynaklanıyor.
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

Benzer Konular

  1. "Hayır demesini bilmeyenin "evet"inin de bir anlamı yoktur."
    İnci Tarafından Serbest Kürsü Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 26-06-2009, 11:48 AM
  2. "Evin"siz ("oikos"suz) Ekoloji"= "Sözde çevrecilik!"
    kalemsör Tarafından Çevre Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-04-2009, 04:04 PM
  3. Topluma "onculuk"etmek mi?-Toplumu Bilinclendirmek mi?
    evrensel-insan Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 13
    Son mesaj: 22-04-2009, 04:59 PM
  4. "Milli ozgurluk" Ne Demektir?
    evrensel-insan Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-03-2009, 10:58 PM
  5. Sana Rağmen "Seni Sevmek!.."
    kasev Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-02-2009, 12:40 PM
Yukarı Çık