MARX VE ENGELS'İN DARWIN HAYRANLIĞI

Darwinizm, komünizm için o kadar büyük bir önem taşıyordu ki, Engels, Darwin'in kitabı yayınlanır yayınlanmaz Marx'a şöyle yazdı: "Şu anda kitabını okumakta olduğum Darwin, tek kelimeyle muhteşem"78

Marx ise 19 Aralık 1860 tarihinde Engels'e yazdığı cevabında şöyle diyordu: "Bizim görüşlerimizin doğal tarih temelini içeren kitap, işte budur."79

Komünizmin kurucuları Karl Marx ve Friedrich Engels

Marx, bir başka sosyalist dostu Lasalle'a 16 Ocak 1861'de yazdığı mektupta ise, "Darwin'in yapıtı büyük bir yapıttır. Tarihteki sınıf mücadelesinin doğa bilimleri açısından temelini oluşturuyor."80 diyerek, evrim teorisinin komünizm için önemini açıklıyordu.

Marx, Darwin'e olan sempatisini ise en önemli eseri olan Das Kapital'i Darwin'e ithaf ederek göstermişti. Kitabın Almanca baskısına el yazısıyla şöyle yazmıştı: "Charles Darwin'e, gerçek bir hayranı olan Karl Marx'tan".81

Engels de, Darwin'e olan hayranlığını farklı bir yerde şöyle ifade ediyordu:

Tabiat metafizik olarak değil, diyalektik olarak işlemektedir. Bununla ilgili olarak herkesten önce Charles Darwin'in adı anılmalıdır.82

Engels, Darwin'i, Marx ile eş tutacak şekilde övüyor ve "Darwin nasıl organik doğadaki evrim yasasını keşfettiyse, Marx da insanoğlunun tarihindeki evrim yasasını keşfetti" diyordu.83

Engels bir başka eserinde ise Darwin'in dine karşı bir teori geliştirmiş olmasının önemini şöyle vurgulamıştı:

Darwin, bütün organik varlıkların, bitkilerin, hayvanların ve insanın kendisinin, milyonlarca yıldır olagelen bir evrim sürecinin ürünleri olduğunu kanıtlayarak metafizik doğa görüşüne en ağır darbeyi indirdi.84

Bundan başka, Engels Maymundan İnsana Geçişte Emeğin Rolü adlı bir kitap yayınlayarak Darwin'in teorisini hemen benimsediğini göstermişti.

Amerikalı botanik profesörü Conway Zirckle, komünizmin kurucularının Darwinizm'i neden büyük bir ısrarla benimsediklerini şöyle açıklar:

Marx ve Engels, evrim teorisini, Darwin'in Türlerin Kökeni adlı kitabı yayınlanır yayınlanmaz benimsediler… Evrim, komünizmin kurucuları için, insanlığın doğaüstü bir gücün müdahalesi olmadan nasıl ortaya çıkmış olabileceği sorusuna getirilen cevaptı ve dolayısıyla savundukları materyalist felsefenin temellerini desteklemek için kullanılabilirdi. Dahası, Darwin'in evrimi yorumlama biçimi –yani evrimin bir doğal seleksiyon süreci içinde geliştiği teorisi– onlara o zamana dek hakim olan teolojik düşüncelere karşı koyma fırsatı veriyordu. Doğal seleksiyon teorisi sayesinde, bilimadamları organik dünyayı materyalist bir terminoloji ile yorumlama şansı elde etmiş oluyorlardı.85

Tom Bethell ise, Marx ile Darwin arasındaki bağlantının asıl nedenlerini şöyle açıklamaktadır:

Marx Darwin'in kitabına ekonomik sebepler dolayısıyla hayran kalmamıştır. Marx'ın Darwin'in kitabına hayranlığının en önemli nedeni Darwin'in evreninin tamamen materyalist olmasıdır. Bu önemli noktada Darwin ve Marx gerçek birer yoldaştılar.86

MARKSİST TARİH ANLAYIŞININ ÇÖKÜŞÜ


Komünizmin kurucusu Karl Marx kendisini derinden etkileyen Darwin'in fikirlerini, diyalektik tarih sürecine uyarlamıştır. Marx'a göre toplum, tarih içinde çeşitli evrelerden geçiyordu ve bu evreleri belirleyen faktör de üretim araçlarıyla üretim ilişkilerindeki değişimdi. Bu anlayışa göre ekonomi, diğer herşeyin belirleyicisiydi. Buna göre, tarih şu evrim aşamalarından geçmekteydi: İlkel toplum, köleci toplum, feodal toplum, kapitalist toplum ve son aşama olan komünist toplum.

Ancak tarihin kendisi, Marx'ın öne sürdüğü evrim sürecinin bir geçerliliğinin olmadığını göstermiştir. Tarihin hiçbir döneminde Marx'ın öngördüğü sıraya göre evrim süreci yaşayan herhangi bir topluma rastlanmamıştır. Tam aksine Marx'ın birbirinin öncesi veya sonrası olarak belirttiği birkaç sisteme aynı anda, aynı toplumda rastlamak mümkündür. Bir ülkenin bir bölümünde derebeylik (feodalite) sisteminin benzeri sistemler yaşanırken, diğer bölgelerinde kapitalist kurallar geçerli olabilir. Dolayısıyla bir sistemden diğerine geçişin Marx'ın ve evrim teorisinin iddia ettiği gibi evrimsel bir sıra izlediğine dair hiçbir delil yoktur.

Öte yandan Marx'ın gelecekle ilgili kehanetlerinin de hiçbiri gerçekleşmemiştir. Marx'ın teorilerinin uygulanabilir olmadığı, daha Marx'ın ölümünden sonraki birkaç on yıl içinde anlaşılmıştır. Marx, en ileri kapitalist ülkelerin birbiri ardına komünist devrimler yaşayacaklarını iddia etmiş, oysa kesinlikle böyle bir süreç yaşanmamıştır. Marx'ın en büyük takipçilerinden biri olan Lenin bu devrimlerin neden yaşanmadığını açıklamaya çalışmış, sonra da Üçüncü Dünya ülkelerinde komünist devrimlerin yaşanacağına dair başka kehanetler ortaya atmıştır. Ancak Lenin'in tüm iddiaları da tarih tarafından yalanlanmıştır. Günümüzde komünizmle yönetilen ülkeler bir elin parmaklarının sayısını geçmeyecek kadar azdır. Üstelik Marksizm iktidara geldiği bölgelerde de güç kullanmış, iktidarını iddia ettiği gibi halk hareketleriyle değil, diktatörlük baskılarıyla korumuştur.

Kısacası yakın tarih, Marksist felsefenin öngördüğü tarihsel evrim sürecini tamamen geçersiz kılmıştır. Marx ve Engels gibi materyalist ideologların ciltler dolusu kitaplara yazdıkları "tarihin diyalektiği", "tarihin evrimi" gibi teoriler, sadece bir hayal ürünüdür.

Marksizm-Darwinizm bağlantısı bugün herkesçe kabul edilen çok açık bir gerçektir. Karl Marx'ın hayatını anlatan kitaplarda dahi bu bağlantı mutlaka belirtilmektedir. Örneğin, Marksist kitapları yayınlayan bir yayınevi tarafından çıkartılan Karl Marx biyografisinde bu bağlantı şöyle tarif edilir:

Darwinizm, Marksist felsefeyi destekleyen, gerçekliğini kanıtlayan ve geliştiren bir dizi gerçeği takdim etti. Darwinist evrimci fikirlerin yayılması, toplumda bir bütün olarak Marksist düşüncelerin emekçi halk tarafından kavranılması için elverişli zemin yarattı… Marx, Engels ve Lenin, Darwin'in düşüncelerine büyük değer verdiler ve bunların taşıdığı büyük bilimsel öneme işaret ettiler, böylelikle bu düşüncelerin yaygınlaşmasında hız kazandırdılar.87

Görüldüğü gibi, Marx ve Engels, Darwin'in evrim kuramının kendi ateist dünya görüşlerine bilimsel bir destek oluşturduğunu zannederek sevinmişlerdi. Ancak böyle bir sevince kapılmakta aceleci davranmışlardı. Çünkü evrim teorisi 19. yüzyılın bilim açısından ilkel ortamında ortaya atıldığı için kabul görebilmiş, hiçbir bilimsel delili olmayan yanılgılarla dolu bir teoriydi. 20. yüzyılın ikinci yarısında gelişen bilim, evrim teorisinin geçersizliğini ortaya çıkardı. Bu, Darwinizm için olduğu kadar materyalist ve komünist düşünce için de çöküş anlamı taşıyordu. (Detaylı bilgi için bkz. Evrim Aldatmacası, Harun Yahya) Ancak materyalist görüşe sahip bilimadamları, Darwinizm'in çöküşünün, kendi ideolojilerinin de çöküşü demek olduğunu bildikleri için, Darwinizm'in çöküşünü insanlardan gizlemek için her türlü yönteme başvurdular.

78- Conway Zirkle, Evolution, Marxian Biology and the Social Scene, Philadelphia: University of Pennsylvania Press, 1959, pp.85-87
79- Conway Zirkle, Evolution, Marxian Biology and the Social Scene, Philadelphia: University of Pennsylvania Press, 1959, pp.85-87
80- Conway Zirkle, Evolution, Marxian Biology and the Social Scene, Philadelphia: University of Pennsylvania Press, 1959, pp.85-87
81- Stephen Jay Gould, Ever Since Darwin, W. W. Norton & Company, New York 1992, p. 26
82- Friedrich Engels, Socialism: Utopian and Scientific, Foreign Languages Press, Peking 1975, p. 67
83- Gertrude Himmelfarb, Darwin and the Darwinian Revolution, London: Chatto & Windus, 1959, pp. 348-9
84- Friedrich Engels, Socialism: Utopian and Scientific, Foreign Languages Press, Peking 1975, p. 67
85- Conway Zirkle, Evolution, Marxian Biology and the Social Scene, (University of Pennsylvania Press, 1959), pp.85-86
86- Tom Bethell, "Burning Darwin to Save Marx”, Harper's Magazine, (December 1978), p.37
87- Karl Marx Biyografi (The Biography of Karl Marx), Öncü Yayınevi, p. 368




MARX VE ENGELS'İN TAKİPÇİLERİNİN DARWIN HAYRANLIĞI


arx ve Engels'in, milyonlarca insanın ölümüne, yüz milyonlarcasının acı, korku, dehşet içinde yaşamasına neden olan takipçileri de, evrim teorisini büyük bir coşku ve ilgi ile benimsemişlerdi.

John N. Moore, Marx ve Engels'in fikirlerini Rusya üzerinde tatbik eden Sovyet liderlerin evrime olan bağlılıklarını şöyle dile getirmektedir:

SSCB'nin liderlerinin düşüncelerinin kökleri çok derin evrimci bir bakış açısına dayanmaktadır.88

Marx'ın hayal ettiği komünist devrim projesini hayata geçiren kişi, Lenin'di. Rusya'daki komünist Bolşevik hareketinin lideri olan Lenin, ülkedeki Çar rejimini silah zoruyla yıkmayı amaçlıyordu. I. Dünya Savaşı'nın karmaşası, Bolşeviklere aradıkları fırsatı verdi. Lenin'in önderliğindeki komünistler Ekim 1917'de iktidarı silah zoruyla ele geçirdiler. Rusya, devrimin ardından komünistler ve Çar yanlıları arasında geçen üç yıllık kanlı bir iç savaşa sahne oldu.

Lenin de diğer komünist liderler gibi Darwin'in teorisinin, savunduğu diyalektik materyalist felsefenin temel dayanağı olduğunu sık sık vurguluyordu. Bir sözünde Darwinizm'e bakış açısını şöyle ifade etmişti:

Darwin, hayvan ve bitki türlerinin birbirleriyle ilgisi olmadığı, Allah tarafından yaratıldıkları ve bu yüzden değişmez oldukları inancına son vermiştir.89

Bolşevik devriminin Lenin'den sonraki en büyük mimarı sayılan Trotsky de yine Darwinizm'e büyük önem veriyordu. Darwin'e olan hayranlığını şu sözlerle ifade etmişti:

Darwin'in buluşu, tüm organik madde alanında diyalektiğin en büyük zaferi oldu.90

Lenin ve Trotsky

Lenin'in 1924'de ölümünün ardından, Komünist Parti'nin başına dünyanın en kanlı diktatörü sayılan Stalin geçti. Stalin 30 yıl süren iktidarı boyunca, adeta komünizmin ne denli acımasız bir sistem olduğunu ispatlamaya çalışacaktı.

Stalin'in ilk önemli icraatı, Rusya nüfusunun yüzde 80'ini oluşturan köylülerin tarlalarına devlet adına el koymak oldu. "Kollektivizasyon" adı verilen ve özel mülkiyeti yok etmeye yönelik bu politika gereği, Rus köylülerinin bütün mahsulü silahlı görevliler tarafından toplandı. Bunun sonucunda, korkunç bir açlık başgösterdi. Yiyecek hiçbir şey bulamayan milyonlarca kadın, çocuk ve yaşlı açlıktan kıvranarak yaşamını yitirdi. Sadece Kafkasya'daki ölü sayısı 1 milyondu.

Stalin, bu politikasına direnmeye çalışan yüzbinlerce insanı ise, Sibirya'nın korkunç çalışma kamplarına yolladı. Tutsakların çok ağır şartlarda ölesiye çalıştırıldıkları bu kamplar, bu insanların çoğuna mezar oldu. Öte yandan on binlerce insan, Stalin'in gizli polisi tarafından idam edildi. Aralarında Kırım ve Türkistan Türkleri'nin de bulunduğu milyonlar, Rusya'nın uzak köşelerine zorla göç ettirildi.

Stalin, tüm bu kanlı politikaları sonucunda yaklaşık 20 milyon insanı katletti. Tarihçilerin bildirdiğine göre, bu vahşetten özel bir zevk duyuyordu. Kremlin'deki çalışma masasına oturup, toplama kamplarında öldürülen ya da idam edilen insanların sayılarını içeren listeleri incelemekten büyük keyif alıyordu.

Stalin'i bu denli acımasız bir katil haline getiren etken, kişisel psikolojik durumunun yanısıra, inandığı materyalist felsefeydi. Bu felsefenin en temel dayanağı ise, Stalin'in kendi yorumuyla, Darwin'in evrim teorisiydi. Darwin'in fikirlerine verdiği önemi şöyle açıklıyordu:

Genç nesillere… üç şeyi öğretmeliyiz: Dünyanın yaşını, jeolojik orijinini ve Darwin'in öğretilerini.
91

Onmilyonlarca insanın katledilmesine, açlıktan ve sefaletten ölmesine, milyonlarcasının evsiz ve işsiz kalmasına neden olan, tarihin en eli kanlı isimlerinden Stalin

Stalin henüz hayatteyken yayınlanan Landmarks in the Life of Stalin (Stalin'in Hayatındaki Dönüm Noktaları) isimli kitapta, Stalin'in nasıl ateist olduğu yakın bir çocukluk arkadaşı tarafından şöyle anlatılıyordu:

Çok erken yaşlarda, henüz Hıristiyan kilisesinde bir öğrenci iken yoldaş Stalin eleştirel bir mantık ve devrimci bir duygu geliştirdi. Darwin'i okumaya başladı ve bir ateist oldu.92

Stalin'in gençlik arkadaşı G. Glurdjidze ise, Stalin'in artık Allah'a inanmadığını ve bunun nedeni olarak da kendisine Darwin'in kitabını gösterdiğini, okuması için kendisine de baskı yaptığını aktarır.93

Stalin'in evrim teorisine körü körüne bağlılığının önemli bir göstergesi ise, yönetime geldiği dönemde Sovyet eğitim sisteminin Mendel'in genetik kanunlarını reddetmesiydi. 20. yüzyılın başından itibaren bütün bilim dünyası tarafından kabul edilen bu kanunlar, Lamarck'ın ortaya attığı "kazanılmış özelliklerin sonraki nesillere aktarılması" iddiasını geçersiz kılıyordu. Bunun evrim teorisine karşı büyük bir darbe ve aynı zamanda büyük bir tehlike olduğunu gören Lysenko adlı Rus bilimadamı, düşüncelerini Stalin'e açtı. Lysenko'nun fikirlerinden etkilenen Stalin onu resmi bilim kurumlarının en başına getirdi ve evrime darbe vuran genetik bilimi, Stalin'in ölümüne kadar Sovyetler Birliği'nin hiçbir bilim kurumunda ya da okulunda kabul görmedi.

Stalin dönemindeki Sovyetler Birliği, bir anda milyonlarca insan için, hayatının her an tehlikede olduğu, hiçbir suçu olmadığı halde her an alınıp götürülebileceği, görülmemiş eziyetler görebileceği bir kaos ort***** dönmüştür. Sadece komünizm değil, aynı zamanda faşizm tarihi de bu tür tavırlarla doludur.

Bazı tarih yorumcuları bu olayları değerlendirirken, tüm vahşetin, acımasızlığın asıl nedeni olarak Lenin, Stalin, Mao, Hitler, Mussolini'nin kişisel olarak dengesiz ve psikopat ruhlu insanlar olduklarını gösterme yanılgısına düşerler. Bu nasıl bir tesadüftür ki, tüm dünya bir anda ruhi açıdan dengesiz insanların eline düşmüştür?

Bu insanların ve ideolojilerin hepsinin aynı kaynaktan beslendikleri, her birine vahşet ve acımasızlığın aynı kaynak tarafından meşru ve tek yol olarak gösterildiği son derece açık ve kesin bir gerçektir. Kısacası bu kişilerin arkasında başka bir suçlu vardır. Bu dengesiz ve insanlıktan uzak liderlerin peşlerinden milyonları sürükleyerek onlara suç işlettirebilmelerinin nedeni, materyalist felsefenin ve Darwinizmin onlara verdiği göstermelik "bilimsel" güç ve destektir.


88- John N. Moore, The Impact of Evolution on the Social Sciences, Impact No. 52, Publications
89- Marshall Hall, Hitler, Lenin, Stalin, Mao et al: The Role of Darwinian Evolutionism in Their Lives, Hitler,Lenin,Stalin,Mao...
90- Alan Woods and Ted Grant, Reason in Revolt: Marxism and Modern Science, London:1993
91- Kent Hovind, The False Religion of Evolution, http://www.royalse.com/scroll/evolve/ndxng.html
92- E. Yaroslavsky, Landmarks in the Life of Stalin, Moscow: Foreign Languages Publishing House, 1940, pp. 8.; cited by Paul G. Humber, Stalin's Brutal Faith, Vital articles on Science/Creation October 1987, Impact No. 172
93- E. Yaroslavsky, Landmarks in the Life of Stalin, Moscow: Foreign Languages Publishing House, 1940, pp. 8.; cited by Paul G. Humber, Stalin's Brutal Faith, Vital articles on Science/Creation October 1987, Impact No. 172


kaynak: Darwinizmdini.com