Saygideger yazarlar;

Ctetology bilimi; cte-sta kokeninden gelir, sabit anlamini tasir. logy de, bilim demektir. Ctetology, SABITLEMENIN BILIMI anl***** gelir.

Acilimi ise; "Elde edilmis karakterlerin; kokeni ve gelisimi" demektir.

Elde edilmis karakterin anlami nedir? Bu, seye; insanoglu tarafindan verilen karakter, sifat veya tabiat icerigidir.

Bu icerigi insanoglu, seye nasil vermistir? Insanoglu, dusunce uretme ve kavram yaratma yetenegine sahiptir. Bu yetenek, insanoglunun; yasam ve iliskisinde, dogal ve evrimci olarak gelisir.

Iste, bu kendi kendine gelisen, evrimci olarak, yani uzerine herhangibir ek dusunce eklemeden veya dusunulenin ne oldugunu nedenlemeden sorgulamadan, otomatik olarak kendi kendine gelisen dusunce ve onun kavram yaratimi.

Bilim adamlari ve filozoflar; tarihin derinliklerine inerek; bu kokeni incelemektedirler. Cesitli, bakis acilarina da sahip olduklarindan ve subjektif yanasimla; farkli ideolojik temeller iceriginde tarihe baktiklarindan, ortak bir noktada da birlesememektedirler. O yuzden, bu aciklamaya calistigim bilimin; pek bilim adamlari tarafindan bilinerligi yoktur.

Onlar, sadece; tarihi kendi yorumlariyla ortaya koyarak, olani vermekle mesguller. Neden, bu olanin, bu sekilde zuhur ettigini ise; ortaya koyamamaktalar.

Bunun en onemli nedeni; dusuncelerine yerlesmis olan; hislerinin zorladigi "gercekleme" mentalitesi, ki bu bir inanctir. Oyuzden de; ortaya ne koyarlarsa koysunlar; bunu, belirli bir sabit e alisilagelmis inanc temelinde koymaktadirlar. Onlarin, yaptigi; bu tarihsel bulgulari yorumlamak. Tabi, her yorumlayan bilim adaminin; inanc sabitligi ve duzeyi de farkli boyutlarda oldugundan; bu yorumlamalardan ortak bir nokta cikamiyor. Ustelik, olani sadece yorumladiklarindan; onun, neden oyle oldugunu da aciklayabilecek, dusunceyi uretemiyorlar.

Cunku, inanc; dusuncenin onunu tikayan bir duvar gorevi gorur.

Eger, bir bilim adami; insanoglunun tabiatinin bencil olduguna kendini inandirmassa; tabi ki, onun genleri incelerken yapacagi yorum da oyle olacaktir. Once, bu bilim adaminin, bu inancini asmasi ve bu konuda dusuncesini sabitleyen degerleri sorgulamasi gerekir. Yoksa; ne kadar bilimsel bulgu elde ederse etsin, onun bu sabit inanci ve bulgular uzerindeki uretecegi dusunce; bu inanc sinirlarini asamayacaktir.

Iste, bilim adamlarini cikmazi; bu inanc sabitliginin temelinde yatmaktadir. Bilim adaminin gorevi sadece tarihi ortaya koymak ve onu kendi inanclari temelinde subjektif olarak yorumlamak olmamalidir.

Ortaya konulan tarihin; neden oyle bir sonucla noktalandigini sorgulamak ve nedenlemek; bilim adamlarinin gorevi olmalidir. Bu da bilim adamlarinda, sabitlesen ve sorgulanmayan inanclarin dusunce ile asilmasina yarayacaktir.

"BU, BUDUR" temelli bir acilim, hem yeterli degil; hemde, onu aciklayanin kendi subjektif yorumunun bir parcasidir." Neden, bu boyledir?" sorusu ise; genelde sorulmadigindan, cevapsiz kalmaktadir. Bu soruyu sordurmayan ise; dusuncenin onunu tikayan inanclardir.

Yalniz, inanc derken; sadece dini veya tanrisal temel anlasilmasin. Uzerinde, dusunce uretmeye gerek duyulmayan hersey, hersabit, her alisilagelmisdogru; bir inanctir.

Ctetelogy'nin ne oldugunun cevabi ise, yani "elde edilen karakterlerin kokeni ve gelismesi" nin ne oldugu; benim her yazimin iceriginde mevcuttur.

Ctetology; aslinda, 20. yy'in sonundan itibaren, felsefe nin degilde; psycologism-saykoloji biliminin konusu. Cunku, ctetologic olarak; dogal veya evrimci ya da kendiliginden gelisen dusuncenin; elde edilmis karakterlerinin sorunu; son bir yuzyilda; insanoglunu, dusunmenin fonksiyonu olarak sagliksiz kilmistir.

Bilhassa, nihilizm sonrasi-ki ctetology,nin artik iflas ettigi noktadir-. O yuzden, bu sagliksizlik, saykoloji altinda incelenmektedir. Aslinda, ctetology'nin karakteristiklerinin ortaya cikarilamamis olmasi-ki bu evrensel anlamdadir- insanoglunu, henuz yeni bir aramanin icine itmemistir. Cunku, hala sorgulanamayan ve gozden kacan inanc sisteminin kalici kilinanlari mevcuttur. Bireyler, bireysel duzeyde; konu bazinda serbest dusunceye ulassada; bu henuz evrensel bir temele oturtulamamistir.

Eger, benim ctetolojik tahlillerim algilansa; ben o zaman; neonatology'yi-yeniden dogus- anlatacagim.

Cunku, dusuncedeki; yeniden dogusu, ortaya koyabilmek; ancak; ctetologynin elde edilmis karakterlerini evrensel olarak ortaya koyabilmekle mumkundur. Bu da; dusunen dusuncenin, tamamen inanclardan serbestligini getirir-ki benim de hala saygi, vicdan, hak ve ozgurluk soyutlari; korumak zorunda oldugum inanclardir-

DOGAL DUSUNCENIN INANCSAL SISTEMINDEN ARINILMADAN; DUSUNCEDE YENIDEN DOGUS MUMKUN DEGILDIR.

Ama, en azindan, benim yeniden dogus degerlerim; dogal dusuncenin ctetolojik resmini verebilmektedir. Yani, sorunu ortaya koyabilmektedir. Bugun, hala ve maalesef; bu dogal dusuncenin sorgulanmazlariyla, bilim ve felsefe islemektedir. Oyuzden de; bilim adamlari dahil; insanoglunun beyin fonksiyonu sagliginin, saglikli oldugundan, pek bahsetmek mumkun degildir. Oyuzden, ctetology,nin kokenini ortaya koyabilmek; serbest dusuncenin; hilafsiz her dalda, inanctan arinmasiyla mumkundur. Neonatalogy'nin ortaya konulabilisi ve gunumuz diliyle anlasilma zorunluluguna da paralel olarak, henuz mumkun gozukmuyor.

Ama, en azindan; zihinsel yapida sekillendikce ve akila yon ve yontem getirdikce; serbest dusunurlugun onu aciliyor.

Saygilarimla;
evrensel-insan