Saygideger yazarlar;

Insanoglu tarihi; kendisi icin; ta ki Nihilizm'in ortaya cikisina kadar; tek olarak algilanamamis ve degerlendirilememistir. Insanoglunun, bir tek uyesi olarak; ortaya atilisinin ve degerlendirilisinin tarihi, 20. yuzyildir.

Bugun, insanoglunu; toplumsal boyunduruk altinda tutan; tanrisal ve dinsel yanasim; artik dunyada; bireysel algilanabiliyor ve bu konuda serbest dusunurler cikabiliyor olmaktadir.

Milliyet konusu ise; ilginc bir konu ve boyunduruktur. Bugun yeryuzunde; henuz milliyetin bireysel bir algisi yansiyamamaktadir. Bunun ilk nedeni; milliyetin vatan ile yani cografyayla ozdeslesmis olmasidir. Yani; bir birey, dunyanin neresinde dogarsa dogsun, dogdugu yerin toprak parcasinin bir uyesi olarak dogmakta ve otomatikman o cografyanin; vatandasi temelinde; kimligini boyunduruk olarak takmak zorundadir.

Henuz insanoglu; milliyet konusunu; din gibi; bireysel bir temele indirgeyememistir.

Burdan iki sonuc cikar. Birincisi; bireye verilmek istenen milli icerigin; milliyetcilik dusuncesi ve o dusunceyi savunu mekanizmasi

Ikincisi; toplumsal olarak ve bireyin toplumun bir parcasi olarak ve de vatandas olma vasfiyla; o verilen milliyete ve milliyetcilige dusunce ve davranista sahip cikmasi. Askerlik kurumu, bu tur bir yanasim icin bicilmis kaftandir. Ki savaslarida zaten askerler yapar.

Bugun bir bireyin; vatandasliginin kimligini degistirme, hatta ikileme-ucleme hakki vardir. Birey isterse, kanuni temelde bu hakkini kullanabilir. Fakat, birey, henuz yasam ve iliskilerinde; vatandas olmaktan bagimsiz degildir ve olamaz. Insanoglunun dogal dusunce yapisi henuz bu boyundurugu asamamistir. En azindan; her birey, mutlaka ya kendi secimi olan, ya da dogdugu cografyadan gelen bir vatandasliga bagimli olmak zorundadir. Bu onu bir millet sahibi yapar.

O milletten kendisini sorumlu tutmasi ve o millet adina ve lehine bir savunucu dusunce uretmesi de; bireyi milliyetci yapar. Eger, birey milliyetini; milliyetcilik duzeyine tasimiyorsa; burada bireyi bekleyen bir tehlike yoktur. Ama, sistemin ve ulke sartlarinin zorlamasina maruz kalabilir.

Bunun disinda; bir bireyin; din gibi, tanri gibi; milliyet kavramindan da ozgur olabilecegi; ve bu konuda serbest dusunur olabilecegi; belki milliyetcilik konusunda mumkun olsa da; vatandaslik konusunda pek mumkun degildir.

Nedeni; MILLIYET HENUZ BIREYSELLESEMEMISTIR. HALA EVRENSEL BIR AYRISTIRMANIN-TOPLUMSAL, ULKESEL, COGRAFYASAL-BIR PARCASIDIR. Dogustan verilen veya sonradan bireyin kanuni haklari ile ikilenen veya degistirilebilen; bu soyut inanc; hala gecerli ve gercekligini korumaktadir.

Bu konuda da; en acisi; emperyalist, tanrisal ve dini kokenli ayrimci dogal dusuncenin; iktidarlarin elinde oldugu ve onlarin toplumlara nazaran; daha evrensel dusunur ve davranir oluslaridir.

Oyuzden; milliyetin ve milliyetciliginde; ne oldugu, nasil ortaya atildigi; nasil bir ayrimci temelli dogal dusuncenin temel ve en buyuk savunucularindan oldugu ve bunun nasil da emperyalist zihniyetin elinde bir koz oldugu v.s. de iyi dusunulup, nedenlenip, sorgulanip, irdelenmelidir.

Cunku; milliyet ve inancinin kaliciligi; insan ve insanligin onundeki din ve tanri kadar onemli bir inanc ve engeldir.

Ben, bireysel olarak; milliyet konusunda da, bir serbest dusunurum. Gercekci oldugum icinde; bu konudaki hassasiyeti dile getirmeyi her zaman kendime gorev bildim. Oyuzden; milli kokensel farklarin farkinda olmak ama hicbir farki ustun kilmadan ve yok saymadan ve de biribirinden ayirmadan; milli farklarin evrensel butunlugunu ve birligini beraberlik temelinde korumak.

Bunu basarabilmek demek; herseyden once, soros'un mikroayrimci politikalarinin farkinda olmak ve tuzagina dusmemek demektir. Aksi; bu milliyet inancinin; belkide dini inancin actigi yaradan, daha derin ve aci olacaginin kacinilmaz oldugudur.

Evet, bu boyunduruktan kurtulamiyorsak; o zaman; herkeste bu boyundurugun oldugunu gorelim ve kendi boyundurugumuzu, baskalarinkinden ayirmayalim veya yuceltmeyelim. Sadece tasiyalim ve tasiyanlara da saygi duyalim. Ama "benim ki senden ayri, iyi, guclu v.s. "yarisina ve oyununa dusmeyelim.

Evet; "dogum benim elimde degil; benim dogdugum cografyaya ben ad da vermedim, ben dogacagim cografyayi da secme hakkina sahip degilim. Bu ad, ben bu cografyada dogdum diye ustelik bana sorulmadan verildi."

Iste orda kalsin. "Ben ....im" ile konu kapansin. Bu nu fark ayrimina, savasima, ustunluge ve mucadeleye tasimayalim "sen de ....sin" saygiyla karsilayalim.

Cunku, bu inanc hala insanoglunun dogal dusuncesinde; toplumsal bir yere sahiptir. Birey olarakta; bireye verilen bir veridir. Her birey, kendi verisiyle yetinir; baska bireylere verilen farkli verileride algilar ve saygiyla karsilar; gercekliginin farkina varirsa; ne kendi verisini one cikarir, ne baskasinin verisini kendi verisine donusturmeye ugrasir, sadece kendi verisinin farkini dahil; diger veri farklarini da; bir butunluk altinda korur ve kollar. Ya da; soros,un mikroayrimci oyununa gelir ve veriyi yasam ve iliskisinde savasa donusturur.

Bu milli inanctaki iki secenek; antiayrimcilik mi?, mikroayrimcilik mi? ki maalesef ne bunu ortasi nede ucuncu bir sik mumkun ve gercekci degildir.

Tabi eger; bu milli inanc sahipleniliyorsa; eger bu konuda serbest dusunurseniz, zaten sorun yok. Sizlere, en guzel rehber ise; miliyetin, bilimsel bir temeli olmayisidir. Bu bilhassa bilimsel dusunce ureten arkadaslarin, almasi gereken yoldur.

Bilimsel dayanagi olmayan bir inanci, milliyet inancini neden tasiyoruz? Tabi "bunu neden savunuyor ve bunun icin neden savasiyoruz" da; milliyetciligin inancsal sorusudur.

MILLIYET SOMUT BIR VERI ISE; MILLIYETCILIK TAMAMEN SOYUT BIR VERIDIR. BU SOYUT VERIYI; ONCE DUSUNCEMIZDEN ATMALIYIZ. Cunku, somut ta soyut da olsa inanctir ve inancin herturlu insandisi ve insanlikdisi ozelliklerine sahiptir.

Saygilarimla;
evrensel-insan