Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3
  1. #1
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Nerden
    karşıyakalı-karşıyaka
    Mesaj
    93
    Rep Gücü
    42

    şiddet üzerine bir incelemeden kısa notlar

    kaynak : YVES MICHAUD un şiddet ile ilgili incelemelerinin yeraldığı ŞİDDET ismini taşıyan kitabından bu konuyla ilgili aldığım notları aktarmak istedim.

    İlk başta şiddetin felsefe tarihindeki tanımlarına bir göz atalım.

    felsefe, eski Yunanda doğduğundan beri şiddet konusuna hep eğilmiştir.
    Herakleitos ; varlığın çatışma içeren ve bu çatışma tarafından canlandırılan çelişik yapısını vurgulamıştır. “çatışma her şeyin babası, her şeyin hakimidir”.
    Platon ; kendi kendine bir meydan okumadır.
    Sokrates ; Sofistlerin zararsız görüntülerinin altında yatan gerçek şiddete olan yatkınlıktır. onlar inandırmayı başaramadıklarında ya da kısa yoldan inandırmak istediklerinde şiddete başvururlar.
    Hegel ; töz(cevher) adını verdiği varlık, bir öznedir. ancak gelişim hareketi ile gerçekleşir “var” olur. bu hareket kavgasız ve acısız gerçekleşemez.
    Nietzche ; güç ya da şiddet, evrimcilerin yaşamı doğal bir ifade biçimi olarak kabul edişleri gibi yalın olarak algılanamaz. eleştirilemez, yargılanamaz, artık güçsüzlerin güçlüleri etkisizleştirici, uysallaştırıcı yetenekleri ile, güçlülerin kendilerini kabul ettirebilme yeteneklerini birbirlerinden ayırmak gerekmektedir.( Nietzce ye göre güçsüzler ve güçlülerin tanımı bildik tanımlardan değildir, burada buna da dikkat etmek lazım)şiddetin özünde bile, bir tarafta iyi şiddet ile, öte tarafta yaşama karşı olduğu için sapkın, bozuk, değişik şiddetin çelişkisi vardır.
    Mesihçilik ; kutsal tanrının mutlak gücünü kendine inanmayanlara göstermek için kullandığı gazabın insanlardaki karşılığıdır.
    Sartre ; Şiddet, öznelerarasılığın kaynağındadır. çünkü başkaları ile ilişkiler aynıdır ve eş ile, öteki ben ile ilişkidedir. manikeizm egemenliği altında ve enderlik çerçevesinde insanın eylem yapısıdır.
    La Critique ; herkesin basit varlığı başka birisi için ve herkes için sürekli bir yokolma tehlikesi demek olan enderlik tarafından tanımlanır. her birimizde gereksinimler olduğu, kaynaklarda kısıtlı olduğu için, gerektiğinde başkalarını yoksunluk içinde ölüme dahi terk edebiliriz.
    Marks ; şiddet toplumsal değişimlere yol açmaz, toplumsal değişimler şiddetten yararlanır. şiddetin yöntemleri ise ekonomik gelişme düzeyine göre farklılıklar gösterir.
    Engels ; siyasal şiddet, tarihin ateşleyicisi değil, yaratıcısıdır. her türlü siyaset şiddet her şeyden önce ekonomik koşullara bağlıdır.günümüzde şiddet ordu ile donanmadır ve her ikisi de hepimize korkunç pahallıya malolmaktadır.(1890)
    felsefi sonuç; şiddet kavramının göreceliği ve tanımlanamazlığı birer rastlantı değildir. bu durum, toplumsal gelişimlerin çatışmasal çeşitliliği belirleyen bir yaklaşım türüne özgüdür. benzer olaylar, benzer ölçülere göre tepki görmeyebilir ve yargılamayabilir.
    sorgulanamayacak kesinlikte ulam olmadığı için, her grup, hatta her birey kendi öz normlarına göre kabul edilemez bulduğu her şeyi eleştirir ve hepsiylede mücadele eder. (dikkat ederseniz halkımız ne kadar geniş mideli değil mi)
    üzerinde durulması gereken en önemli nokta, şiddet konusunun sadece demokratik toplularca irdelenmekte olduğudur.gerçektende bu toplumlar, içlerindeki belirleyeci bölünmelerin varlığını kabullenmeleri, onların onları iyi-kötü korumaya veya yönetmeye çalışmaları bakımından diğer toplumlardan ayrılırlar. en büyük tehlike şiddetin rasyonelleşmesi ve kanıksanmasıdır. şiddet artık yok edilmesi gereken bir felaket değil, toplumsal yaşamın sıradan bir parçasıdır.

    ŞİDDET ÜZERİNE

    şiddet ; cinayet, işkence, darbe(vuruş) ve etkili eylem, savaş, baskı, suçluluk, terörizm vb. demektir. bir kişiye, güç veya baskı uygulayarak isteği dışında bir şey yapmak veya yaptırmak olarakta tanımlanabilir. şiddet huzur karşıtı veya ölçüleri aşan ve kuralları çiğneyen kaba ya da çılgın bir güçtür. şiddet düzgün ve düzenli bir dünya için, denge bozukluğu ve kargaşa demektir.
    savaş ;uluslar arası şiddetin doğrudan oluşum belirtisidir. savaşların vahşet derecelerini saptayıp karşılaştırmaya sunmak olası değildir. vahşet ve terör uygulaması artık yerleşmiş gibidir. Gerçi artık savaş esirleri “doyurulacak boğazlar ve olası yeni düşmanlar” olarak kabul edilip öldürülmemektedirler ama esir kamplarında durumlar iç açıcı değildir ve kötü davranış ile işkence henüz ortadan kalkmamıştır.
    siyasi şiddet ; Dağınık siyasi şiddet(arbede,ani eylem,ayaklanma), iktidara karşı(aşağıdan şiddet), iktidar şiddeti (yukarıdan, düzenin korunması, baskı, terör, zorbalık, dayak, darbe), terörizm ve nihayet siyasi topluluğun (camia) çökmesini hedefleyen şiddet(iç savaş) ulamlarını içerir.

    Dağınık siyasal şiddet kavramı; arbede, gruplar, tarikatlar, köyler arasında karşıt görüşlülük, dernekler arası kavgalar, ekmek ve hayat pahallığı gerekçeleriyle girişilen eylemlerdir. bu tür şiddet olayları ilkeldir ve yereldir, iyi örgütlenmemiştir ve aniden patlak verir.

    İktidara karşı şiddet kavramı; iktidarı yeniden örgütlemeyi amaçlar ve ayaklanmalar, devrimler, darbeler ve ihtilaller olarak karşımıza çıkar. iktidar bu durumu denetlenmesi ve dizginlenmesi görevini polise verir. tanımsal olarak göstericilere koşut olan baskı gücüdür. siyasi şiddet ne kadar örgütlü olursa, baskı da o kadar seçmeci ve uyumlu olur.

    suçluluk olarak şiddet; yapılan araştırmalara göre özellikle halkı fakir, göçmen ve göçebelerden oluşan şehirlerde suç, şiddet ve zorbalık derecesinin yakın geçmişte bile çok yüksek olduğunu ortaya koymuştur. hırsızlık ve bedensel şiddet, suçluluğun en basit biçimleridir. aslında şiddetin aletleri ve eylemleri de yaşam koşulları ile bağlantılıdır.

    yok etmenin teknolojisi olarak, silah sanayii ürünleri piyasa ve pazarlama kuralları gereğince geliştirilir: kum savaşından kontrgerillaya ve kontrterörizmden topyekün nükleer savaşa kadar varolabilecek her türlü pazara seslenebilmeyi hedefler, bugün dünyada bir tür şiddet süpermarketi açılmıştır.bu silahların görece ulaşabilirliği ise, devletin şiddet tekelini elinde bulundurması ilkesini yok etmektedir. terörist gruplar dehşet verici silahları kolaylıkla edinebilmektedirler. özellikle fakir ülkelerde, yabancı güçlerin de yardımından yararlanan siyasi karşıtlar, en az güvenlik güçlerinkiler kadar etkili donanımlara kavuşabilmektedirler. şiddet dünyanın parasına patlamaktadır.

    medya nın şiddetteki etkinliğine bakarsak, artık görüntülü şiddet haberleri vardır. eskiden fotoğraf kareleri şiddetin etkisini olduğu gibi yansıtmıyordu, bu nedenle bu haberler gerçek şiddetin arkasında kalıyordu. görüntülü haberler ise medya tarafından istediklere şekle sokulmakta, propaganda aracı olarak bile kullanılmaktadır. bu süslemeler görüntülerin onun olağan, olduğundan daha zararsız olarak algılanmasına ve sonuçta kanıksanmasına yol açmaktadır. böylece artık etkilemez olan görüntülerle, ender oluşan fakat sanıldığından çok daha çarpıcı olan gerçekler arasında bir uçurum oluşur.

    Şiddetin sistematik ve ölçülü kullanımı bir yönetim biçimi olabilir. Bu terörün örgütlenmesi iki aşırı türde ortaya çıkar. devlet terörizmi ve totaliter sistemler.

    devlet terörizmi; sindirme ve rakipleri yok etme yöntemlerine sistemli başvuru yalnız karşıtlara özgü bir davranış değildir. devlet te terör kullanır. hukuksal açıdan devlet, iktidarın kurumlaşmış biçimidir. keyfilik yerine kurallığı öngörür.Bireylerin güvenliğini sağlamakla yükümlüdür ve şiddet kullanımını yasal olarak kendi tekeline almıştır. şiddeti yasalar çerçevesinde kendi uygular. bu devlet sert bir devlet de olsa, yine de bazı kurallara uyulması zorunludur. olağan üstü yasalar, polise her yerde hissedebilinen varlığının ve her şeye yeten gücünün olmasını verir. Polis şiddetle mesleksel olarak ilgili bir gruptur. görevi şiddeti denetlemektir. fakat kendisi de zaman zaman hem de yetkili makamlarca belirlenenin çok üstünde şiddete başvurur.irdelenmesi gereken ilk konu, polisin nevrotik durumudur. polis yasaları temsil etmek zorundadır. fakat giderek kendini yaslarla özdeşleştirir. üniforma ve silah onu ayrıksınlaştırır. halbuki gündelik işlevi içinde polis, şiddetle sürekli iç içe değildir. yine de iyi donatılmış polisler kendilerinden daha emin olmakta ve şiddete daha ender başvurmaktadırlar.
    devlet terörizminin en şaşırtıcı yönü işkence ve kaybolma olaylarının genelleşmesidir.

    totaliter sistem; şiddet ve terör açıktan açığa uygulanmayabilir. totaliter yönetimler ilk(terörist) düzeyi aştıktan sonra daha sessiz ve daha ucuz yöntemlere başvururlar ve karmaşık bir yaptırım, özendirme, yoksunlaştırma sistemi oluştururlar. iktidarlar son umar olarak yine bedensel güce başvurularsa da, itaat görmek için genellikle başka yöntemler kullanırlar. ekonomik ve parasal özentiler, ikna ve etki gibi.bağımlılıklar ile ekonomik teşvikler toplum içinde bir çıkar ilişki yumağı oluşturur ve bu da tekbiçimciliği pekiştirir.yurttaşların “uslu” durmalarının tek nedeni “işlerine iyi” gelmesidir.totaliter rejimlerde açık şiddet uygulamalarına başvurmaktansa, egemenliklerini genel, ayrılmaz, algılanamaz, boğucu ve karmaşık bir bağımlılık, teşvik ve ihraçlar ağı oluşturma yoluna giderler. şiddet, bir denetimler sistemi içinde silinir-yok olur.

    güvensizlik gelişmiş ülke şehirlerinde genel bir içgüdüdür. tehlikeli semtleri, katilleri ve kurbanları genellikle gelir düzeyi düşük kesimlerin oluşturduğunu biliyoruz. şiddet özellikle şiddet kullanan ana-babaların, şiddete dayalı eğitin gören bireylerin çoğunlukta olduğu fakir, alt kültürlerde görülür. eğitim ve özellikle de dayak yiyen ana-babaların kötü davranışlarıyla karşı karşıya bulunan çocuklara yardım politikası belirleme zorunluluğu vardır.

    terör stratejik mücadelelerin aracı, dikkate alınması ve denetlenmesi gereken bir meydan okuma yöntemi olarak şiddet, toplumsal yaşamın bir parçası olmuştur. toplum, şiddetin varlığını kabul etmiş, ona göz yummuş, onu şekle sokmuştur. şiddet rasyonel hale gelmiştir. teröristler gün gelip de siyasal muhatap olarak bile kabul görebilirler. böyle aşama yapan teröristler içinde başbakan olanları bile vardır. kısacası her şey olağanlaşır, her şey kanıksanır. insan her şeye alışır. başlangıçta rezalet olarak niteleyip lanetlediği işkencenin hükümetlerce kullanılması karşısında bile öfkelenilmez olunur. Gerçek şu ki, şiddet duruma göre ya hoşgörülür, ve yasaklanır, ya düzenlenir, ya özendirilir ya da farkına dahi varılmaz. örneğin bir yandan suç ve şiddetin doğurduğu güvensizlik ortamı lanetlenirken, bir yandan da trafik kazalarının günlük yaşamın olağan bir parçası olarak kabul edilmesi bile yetecektir.

    Metron ; her şeyden önce, her toplumun, bireyleri için yasal erekler ve hedefleri belirlediğini, aynı zamanda bunlara ulaşmak için başvurulacak meşru yöntemleri tanımladığını ve denetlediğini saptamıştır. toplumda sadece izin verilen yöntemlerin kullanılmasında ısrarlı da olunabilir ki bu durumda bunlar konformist uygulamalar için birer hedefe dönüşür. kişiler toplumsal normlara uyum sağlam açısından değişik tutumlar sergileyebilirler. konformizm (ereklerin ve yöntemlerin kabulü), yenilikçilik (kişinin erekleri kabul edip, yöntemler konusunda yasallığın ve suçun sınırlarını zorlama pahasına yenilikler araması), kuralcılık(kişilerin her türlü rizikodan uzak durmaya karar vermeleri), kaçış (kişilerin toplumdan kopmaları ve belirlenmiş ereklerle yöntemleri terk ederek norm dışı yaşamaya başlamaları) ve son olarak da isyan(kişinin, ereklerle yöntemler arasındaki uyumun daha iyi olduğu bir toplum yapısını siyasi olarak sağlamanın arayışı içerisine girmesi, bu şekilde şiddetin yeğlenmesi için birçok neden belirmektedir.

    J. Galtung ; Bir toplumsal sistem içinde kişilerin gelir, eğitim, etki, iktidar, mesleksel itibar gibi hiyerarşik konumlarının bulunduğu kabul edilirse, şiddetin değişik boyutlardaki konumları tutarsız ve uyumsuz kişilerce uygulandığını söylemek olasıdır. örneğin iyi eğitim görmüş kişiler bu durumlarına uygun mesleksel konumlara ve gelir düzeylerine ulaşmazlarsa, asi bir ulam oluşturabilirler.

    cezaevlerinde şiddet, yasalarla ilgisiz biçimde örgütlenmiş, zorbalıkla ve ruhsal yaptırımlarla bastırılmaya çalışılan sürekli bir şiddet olgusu vardır.

    mazlum çocuklar ve dayak yiyen kadınlar ise aile ortamında akıl almaz ölçüde şiddetin bulunduğunu göstermektedir. ayrıca bu ortamlarda yetişen çocukların benliklerinin nasıl gerçekleştiğini de biliyoruz.

    çağdaş toplumların şiddeti alelade bir araç haline getirişlerinin, onu hesaba, yönetime ve denetime bağlayışlarının sinik ve kuru yöntemlerini kınamamız, şiddeti denetleme, etkisizleştirme, yeniden yönlendirme, kullanma ve genelde de azaltma yolunda kullanılan ve her zaman yenilenerek geliştirilen olanaklarına da hayret etmek gerekir.
    Konu eray yucel tarafından (13-12-2008 Saat 09:59 AM ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Aktif Üye -BaDe- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Nerden
    Eskişehir
    Mesaj
    1.588
    Rep Gücü
    20917

    Cevap: şiddet üzerine bir incelemeden kısa notlar

    Dışarıdan bakıldığında gayet saf ve yalın görünüyor, tıpkı bir matruşka gibi bir yapısı olduğu için çözümlemekte o güdüyü bastırmak kadar zor....
    Güç kaynağı korkudur ve korkunun güç kaynağı ise cahilliktir...Maruz kalmakta uygulamakta hep bu cehalet yolundan geçer...

  3. #3
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Nerden
    Ortaanadoludan kuzey Avrupaya uzanan bir yol
    Mesaj
    54
    Blog Mesajları
    36
    Rep Gücü
    2523

    Cevap: şiddet üzerine bir incelemeden kısa notlar

    Sayin Eray Yücel,

    böyle derli toplu bir yaziyla karsilasinca sasirdim. Elinize saglik "siddet" konusunda bazi notlari sunmussunuz.
    Yazinizi okuduktan sonra Siddeti söyle mi aciklamamiz gerek:
    Belli bir amaca ulasabilmek icin zor kullanmak.

    Elbette Siddet'in kardes kavramlarini da yazinizda buluyoruz: örnegin: Catisma

    Bence siddetin psikolojik yani eksik kalmis: Saldirganlik.

    Paylasiminiz icin tesekkürler

Benzer Konular

  1. Yeraltından Notlar / Dostoyevski
    mopsy Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 31-01-2010, 01:08 AM
  2. Marx ve Din üzerine kısa not
    Apollonius Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 30-01-2010, 03:20 PM
  3. Olimpiyatlardan ilginç notlar
    mopsy Tarafından Spor Dünyası Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 29-10-2009, 12:10 AM
  4. İşkence ve Direniş Üzerine Notlar (Makale)
    -BaDe- Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 08-10-2009, 02:03 AM
  5. TARİHTEN NOTLAR...
    dogangunes Tarafından Tarih Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 18-05-2007, 12:49 AM
Yukarı Çık