Hiç kimseye ihanet edilmemiştir, ne Tanrı ne de yaşam tarafından. Zamanımızın trajik olaylarına katkıda bulunduk ve bir dereceye kadar hak ettik.

Çok sayıda kişi hataları ya da zayıflıklarının sonuçlarından kurtulmak için dua ediyor, çok az sayıda kişi ise kendilerini hatalarından azat etmeye çalışıyor. Büyük olan grubun duaları kabul edilirse, zayıflık hala devam eder ve aynı sonuçların tekrarlanması kesin olur. Küçük olan grubun çabaları başarılı olursa, sonsuza dek kurtulurlar.

İnsanın ihmalkarlığının sonuçlarım Tanrı'nın iradesinin işleyişine atfetmek küfürdür. İnsanın aptallığının, tembelliğinin ve disiplinsizliğinin sonuçlarının suçunu tanrı buyruğuna yüklemek boş laftır.

İnsanlar yaşamın kendilerine kötülük getirdiğinden yakınırsa, durmaları ve en kötüden daha iyi olan bir şeyi almaya içsel olarak hazırlanmış olup olmadıklarım düşünmeleri gerekir.

Kendi tembelliğinizin zayıflığını kaderin karşı konulmaz doğasına atfederseniz, kötü durumunuzu daha da kötüleştirirsiniz.

Bilgece bir tutum dıştaki sorunlarını içteki karakter alemine, zeka ve kapasiteye taşır ve bunlarla orada ilgilenir.

Bir kişinin talihsizlikleri, hatta yanlış yaptığı şeyler için başkalarını suçlamak, araştırıcı için, bir oyundur; bu oyunla ego dikkati kendi suçundan başka yere yönlendirir, böylelikle kalp ve zihin üzerindeki sürekliliğini korur. Sıradan kişi için, bu sadece spiritüel bilgisizliğin duygusal ifadesidir.

Karma yasasıyla ilgili araştırmamızdan, her birimizin büyümek, yetişkin olmak ve kendi eylemlerimiz, kararlarımız, duygularımız, hatta düşüncelerimizden sorumlu olmayı öğrenmek zorunda olduğumuz sonucunu çıkarabiliriz. Hangi fikirlerin, özellikle ani hislerin kabul edileceğinden, hangilerinin ise yok olacağından ya da defedileceğinden sorumlu olan biziz.