Dede EFENDİ (1778 - 1846)
(Hammamizade İsmail Dede Efendi)

İstanbul'da doğdu.
Babası Filistin, Lübnan gibi ülkelerde görev yaptıktan sonra İstanbul'a yerleşti ve Şehzadebaşı'ndaki Acemoğlu hamamını işletti. Bu yüzden İsmail Dede'ye"Hammamizade" denilmiştir.

Mahalle mektebindeyken sesinin güzelliği ve müzik yeteneği anlaşılınca Uncuzade Mehmet Emin Efendi'den ders almaya başladı. Okul bittikten sonra 7 yıl daha Uncuzade'den "meşk eden" İsmail onun aracılığıyla Başdeftarlıkta memurluğa atandı, bir yandan da Yenikapı Mevlevihanesindeki dersleri izledi.

Yirmi iki yaşındayken 1001 gün süren Mevlevi çilesini tamamlayarak «dede» oldu. Burada değişik ustalarla klasik Türk müziği, din müziği çalıştı ve ney çalmasını öğrendi. Daha 16-17 yaşlarındayken besteler yapmağa başladı ve büyük bir besteci olan Sultan Selim IlI'ün ilgisini çekti. Padişah onu kendisine musahip ve başmüezzin tayin etti. Dede Efendi, Selim III'ten sonra gelen Mahmut II ve Abdülmecit zamanında da bu görevlerini sürdürdü.

Dede efendi 1846 yılında gittiği hacda yaşama veda etti.

Müziğin her türüne açık tutumunun bir ürünü olarak yapıtları, Türk müziğinin her düzeyde o güne kadar ki gelişiminin geniş ve yetkin bir özetidir. Itrî'den sonra gelen besteciler arasında hiçbirinin sanatı evrensel bir değer olarak kabul edilen Dede'nin ki ölçüsünde toplayıcı değildir. O, gitgide gelişen teknik ustalığıyla Klasik üslubun bütün inceliklerini yansıtmıştır. Genel olarak Klasik üsluba bağlı kalmış olmakla birlikte, çağdaşlarında bulunmayan bir yenilik çabası da görülür. Sanatının ayrı bir yönü olan bu özellik, Klasik üslubu içerden değiştirmek isteyen bir anlayışın ürünüdür. Gerçi bu yenilik arayışı onunla başlamış değildir, daha öncekilerde de aynı doğrultuda bir çaba görülür; ama bu arayış Dede'de en ileri noktasına ulaşır.

- Bestelerinden:
Yine bir gülnihal aldı bu gönlümü (Rast)
Şu karşıki dağda bir yeşil çadır (Hicaz)
Kar-ı Nev Gözümde daim hayali cânâ (Rast)
Yine neş'e-i Muhabbet etti dil-ü canım etti şeyda (Hicaz)
Reh-i Aşkında edip kaddimi kütah gönül (Hüzzam)
Bu gece ben yine bülbülleri hâmûş ettim (Ferahfeza)
Ey büt-i nev-edâ olmuşum müptelâ (Hicaz)