Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3

Chuck Palahniuk

YAŞAM VE İNSAN Kategorisi Biyografi (Yaşam Öyküsü) Forumunda Chuck Palahniuk Konusununun içerigi kısaca ->> Chuck Palahniuk Chuck Palahniuk 21 Şubat 1962'de Washington'da doğdu. Asıl adı Charles Michael Palahniuk'tur. Palahniuk Washington eyaletinin doğusundaki bir çiftlikte ...

  1. #1
    bursali68
    Misafir..

    Chuck Palahniuk

    Chuck Palahniuk

    Chuck Palahniuk 21 Şubat 1962'de Washington'da doğdu. Asıl adı Charles Michael Palahniuk'tur. Palahniuk Washington eyaletinin doğusundaki bir çiftlikte büyüdü. Bir süre Eyalet Üniversitesi'ne devam ettikten sonra Oregon Üniversitesi'ne geçti ve öğrenimini orada tamamladı. Otuzlu yaşlarına kadar herhangi bir edebi metin yazmayan, sanıldığını tam aksine, ilk romanı olan Invisible Monsters (Görünmez Canavarlar) dır. Bu romanı yayıncılar tarafından içeriği nedeniyle kabul görmemiştir ancak Palahniuk yayıncılara olan bu öfkesi nedeniyle içeriği çok daha "yok edici" olan Dövüş Kulübü'nü yazmıştır ve bu romanı yayıncılar tarafından zevkle kitaplaştırılmıştır.

    Palahniuk üniversite yıllarından sonra üç yıl boyunca Freightliner adlı bir şirkette montaj hattında, ardından tamirci olarak çalıştı. İlk yazdığı metinler taşıt modifikasyon prosedürleri ve kamyonların onarımı üzerinedir.

    Dövüş Kulübü'nün ortaya çıkmasında büyük etkisi bulunan bir olayıda bu yıllarda yaşar. Arkadaşlarıyla birlikte tatildedir. Bitişikteki kamp yerinde müzik rahatsız edici derecede açılır ve bu nedenle başlayan tartışma yerini kavgaya bırakır. Bu olayda yaralanan Chuck tatil'den döndüğünde iş yerinde kimse tarafından ilgi görmez çünkü kimse korkunç derecedeki yüzü hakkında bir şey sormaya, yorum yapmaya cesaret edemez. Bunun üzerine Chuck, eğer insanın yeterince kötü görünürse dilediği gibi hareket edebileceğini keşfeder. Bu olayın ardından devam ettiği bir edebiyat grubu bünyesinde yaptıkları çeşitli gösteri ve eylemler "Kargaşa Projesi"ni esinler. Kısa bir süre sonra aynı isimle bir kısa öykü yayımlar ve bu öykü,üç ay içinde Fight Club (Dövüş Kulübü) romanına dönüşür.

    Romanlarındaki tavır isyan gibi görünse de, aslında varoluşumuza özlem duymamıza neden olur. Yarattığımız değer yargıları, para, şöhret, saygınlık, güzellik gibi tüm önemli şeylerin anlamsız yalanlar olduğunu söyler.


    Kitapları

    * Ölüm Pornosu (Snuff)
    * Dövüş Kulübü (Fight Club)
    * Gösteri Peygamberi (Survivor)
    * Görünmez Canavarlar (Invisible Monsters)
    * Tıkanma (Choke)
    * Ninni (Lullaby)
    * Kaçaklar ve Mülteciler (Fugitives & Refugees)
    * Günce (Diary)
    * Tekinsiz (Haunted)
    * Stranger Than Fiction
    * Çarpışma Partisi (Rant)
    * Pygmy
    * Tell-All

    Kaynak : Chuck Palahniuk - Vikipedi

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye Guney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.117
    Rep Gücü
    80591

    Chuck Palahniuk

    Chuck Palahniuk 1962-...


    Amerikalı roman yazarı ve gazeteci. Asıl adı Charles Michael "Chuck" Palahniuk ‘tur. Tüketim toplumunu alaycı, keskin ve yaratıcı bir üslupla analiz etmiş, “Minimalist Yazarlık” akımının öncüsü olmuştur. Sosyolojik bir araştırma statüsünde de değerlendirilebilecek nitelikte romanlar yazmıştır. Palahniuk’u tüm dünya, David Fincher tarafından beyazperdeye uyarlanan romanı Fight Club ile tanımıştır. Hollywood’un ünlü yönetmenlerinin en çok çalışmak istedikleri yazarlardan biridir.

    21 Şubat 1962’de, Carol Palahniuk ve Fred Palahniuk’un dört çocuğundan biri olarak Amerika’da dünyaya geldi. Çocukluk yılları doğduğu yer olan Washington’ın Burbank kentinde mütevazi bir evde geçti. Sonraları anne babası boşanan Palahniuk, 3 kardeşiyle birlikte büyükbabasının Doğu Washington’daki sığır çiftliğinde yaşamaya başlayacaktı.

    20’li yaşlarında University of Oregon's School’un gazetecilik bölümüne kaydoldu. Eğitimini sürdürürken bir yandan da Oregon’daki radyo istasyonu National Public Radio’da staj yapıyordu. 1986’da okuldan mezun olduktan sonra Portland’a yerleşti. Kısa bir süre lokal bir gazetede yazdıktan sonra kamyon imalatı yapan bir fabrikada tamirci olarak çalışmaya başladı. Bu dönem boyunca kamyonların onarılması için kullanım kılavuzları hazırlayan Palahniuk, gazetecilikle ilgilenme fırsatı bulamıyordu. Landmark Education tarafından düzenlenen seminerlere katıldıktan sonra fabrikadaki işinden ayrılma kararı alan Palahniuk, gazeteciliğe geri döndü. Ancak sadece gazetecilikle ilgilenmek istemediği için farklı projeler üzerine yoğunlaştı. Bu dönemde evsizler için yapılan bir barınma yurdunun çalışmalarında gönüllü olarak görev aldı. Ardından ölümcül derecede hasta insanların grup toplantılarıyla desteklenerek ağırlanması şartını koşarak bir yurtta çalışmaya başladı. Gönüllü olarak yaptığı bu işi kendisinin destek verdiği bir hastanın ölmesi sonucu bıraktı.

    Palahniuk, Cacophony Society adındaki protest ve isyankar bir grubun da çalışmalarını yakından izliyor ve gruba üye olmak istiyordu. Cacophony Society tarafından gerçekleştirilen etkinliklerin düzenli katılımcılarından biriydi. Daha sonra yazacağı kurgusal ve kurgusal olmayan öykülere ilham verecek olan grubun etkinlikleri, etkisini en çok Cacophony Society’yi temel alarak yazdığı Project Mayhem in Fight Club’ta gösterecekti.

    Palahniuk 30’larının ortalarında öyküler yazmaya başladı. Aralarında Tom Spanbauer’ın verdiği yazarlık workshop’u da olmak üzere bir çok yazarın kursuna devam etti. Tom Spanbauer, Palahniuk’un minimalist yazım tarzından çok etkilendi.

    Chuck Palahniuk’un yazdığı ilk kitap, “Insomnia: If You Lived Here, You'd Be Home Already”, öyküsüyle hayal kırıklığı yaratınca basılamadı ancak yazar öykünün bir bölümünü daha sonra Fight Club’ta kullanacaktı.

    Bir sonraki romanı “Invisible Monsters”’ın kaderi, kitabın yayıncılarca oldukça rahatsız edici bulunmasından dolayı ilk kitapla aynı oldu. Bu iki olumsuz yayın deneyiminden sonra Palahniuk en ünlü romanı olacak Fight Club’ı yazmaya başladı. Yayıncısını yeni kitabını basması için ikna etmeye çalıştıkça daha çok reddediliyordu. İlk işine geri dönen ve boş zamanlarında Fight Club’ın hikayesini yazan Palahniuk, 1995’te daha sonraları Fight Club’ın altıncı bölümü olacak Pursuit of Happiness ismini verdiği kısa hikayesini yayınladı. Ancak hikâyeyi genişletmek ve tam bir roman haline getirmek isteyen yazarın bu isteğine yayıncısından gelen cevap Palahniuk için oldukça şaşırtıcı oldu: Kitap basılacaktı.

    Fight Club, yayınlandıktan sonra pozitif eleştiriler almasının yanında Pacific Northwest Booksellers Association ve Oregon Book Award’ın verdiği “En İyi Roman” ödüllerinin sahibi oldu. Kitaba Hollywood yolunun görünmesi de uzun sürmeyecekti. Çünkü yönetmen David Fincher, Fight Club’ı beyaz perdeye uyarlamak istiyordu. Film 1999’da tamamlanıp vizyona girdikten sonra, Amerika’daki birinci haftasında en çok izlenen film olmasına rağmen box-office’te hayal kırıklığı yarattı ve filmle ilgili yapılan eleştiriler çeşitlilik gösterdi. Fakat Fight Club’ı kült hale getirecek bir izleyici grubu vardı, zira DVD’si yayınlanır yayınlanmaz film büyük bir popülarite kazandı. Kitap 1999’da, film adaptasyonu hakkında yazarın önsözünün eklendiği 2004’te ve 2005 yıllarında olmak üzere toplam 3 kez yeniden yayınlandı.

    1999’da Fight Club’un tüm dünyadaki büyük başarısından sonra Palahniuk oldukça trajik bir olay yaşadı. Babası Fred Palahniuk’un gazete ilanı aracılığıyla tanıştığı Donna Fontaine ile ilişkisi oldu. Ancak Fontaine’in cinsel istismar suçundan hapse attırdığı eski sevgilisi Dale Shackleford, hapisten çıktıktan sonra çiftin başına bela oldu. Dale Shackleford, Palahniuk’un babası Fred Palahniuk’u ve Donna Fontaine’i öldürdü. Babasını trajik biçimde kaybettikten sonra Palahniuk, Shackleford’a idam cezası verilip verilmemesiyle ilgili karar verme süreciyle başa çıkabilmek için kitabı Lullaby’ı yazmaya başladı.

    Lullaby, Pacific Northwest Booksellers Association tarafından ödüle layık görüldü.

    2003 eylülünde Entertainment Weekly’den Karen Valby ile yaptığı röportajda Palahniuk, Valby’nin sorusu üzerine, sanılanın aksine bir kadınla evli olmadığını ve birlikte olduğu kişinin bir erkek olduğunu ima etti. Palahniuk, Valby’nin iznini almadan bu bilgiyi okuyucularıyla paylaşacağına inandığı için, web sitesine Valby hakkında olumsuz yorumlarda bulunup gay olduğunu açıkladığı bir kayıt ekledi. Ancak durum farklıydı. Zira Valby, buna yazısında yer vermemişti ve vermeyecekti. Hayranları Palahniuk’un cinsel tercihleri yüzünden utandığını düşündü ve daha sonra yazar sitesinde bu kaydı yayınlamaktan dolayı duyduğu pişmanlığı dile getirerek hayranlarından özür diledi.

    Aynı yıl web sitesi üyeleri tarafından hayatının anlatıldığı “Postcards from the Future: The Chuck Palahniuk Documentary” belgeseli çekildi.

    Resmi fan sitesi The Cult’ın üyeleri, Palahniuk’un kendilerine ticaretin hilelerini öğrettiği workshoplara başladı. Yazar ayrıca sitede yazım stiliyle ilgili her ay bir done veriyor, kendisine sorulan soruları yanıtlıyordu.

    Palahniuk, ayrıca kendi tarzı olan minimalist yazarlıkla ilgili olarak sitede verdiği bilgileri bir araya getireceği bir kitap projesi olduğunu açıkladı.

    İngiliz grup Fightstar, Palahniuk’un sit-com’larda kullanılan gülme efektiyle ilgili teorisinden yola çıkarak bir şarkılarının ismini “Palahniuk's Laughter” olarak değiştirdiler.

    Ünlü müzik grubu Panic! at the Disco's debut albümleri A Fever You Can't Sweat Out’taki birçok şarkılarında, Palahniuk’un çalışmalarını referans aldılar.

    Palahniuk’un edebiyat ve sinema dünyasında kült bir figür haline gelmesinden sonra, daha önce basılmayan kitabı “Invisible Monsters” revize edilerek “Survivor” adıyla yayınlandı. Yazarın New York Times’ta bestseller olan ilk kitabı ise Survivor’dan birkaç yıl sonra yayınlanan “Choke”tu. O tarihten sonra basılan her kitabı aynı ilgiyi görmeye ve aynı başarıyı kazanmaya devam eden yazar, tüm kitapları için dünyanın dört bir yanında tanıtım turları gerçekleştirmeye başladı.

    Yazar 2003’te kitabı Diary’nin promosyonu için çıktığı turnede, okuyucularına Haunted adlı kitabında da yayınlanacak ve mastürbasyon kazalarını anlatan hikayesi Guts’u okuduğunda, 35 kişinin baygınlık geçirdiği rapor edildi. Playboy dergisi Mart 2004 tarihli sayısında hikayeye yer verdi, ancak Palahniuk’un yayınlaması için Playboy’a önerdiği ikinci hikayesi, dergi yöneticileri tarafından oldukça rahatsız edici bulunduğu için yayınlanmadı. Palahniuk 2004 yazında “Stranger Than Fiction: True Stories” için çıktığı tanıtım turunda, hikayeyi yine okudu ve bu kez baygınlık geçiren kişi sayısı 60’a yükseldi. Yazar bunun üzerine yaptığı açıklamada olaylardan rahatsız olmadığını ve okuyucularının olanlar yüzünden Guts’u ve diğer kitaplarını okumaktan vazgeçmeyeceğini belirtti.

    Yazar son olarak yayın tarihi 12 Ekim 2007 olarak açıklanan “Zarour Files” isimli romanını yazmıştır ve mayıs 2007’de yayınlanacak “Rant” isimli kitabı için şu anda Kanada’da bulunmaktadır.

    Chuck Palahniuk’tan

    “Biz televizyon izleyerek, milyonerler, sinema tanrıları, rock yıldızları olacağımıza inanarak büyüdük ama olmayacağız... Hepimiz heba oluyoruz... Bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor ya da beyaz yakalı köle olmuş... Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşindeyiz... Nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, gereksiz şeyler alıyoruz... Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız... Bir amacımız yok; ne büyük savaş ne de büyük bir buhran yaşadık.... Bizim savaşımız ruhani savaş... Ve bunalımımız kendi hayatlarımız...’

    “Sizin sevdiğiniz ile sizi seven asla aynı kişi değildir.”

    “Her şeyi yapabilecek kadar özgür olabilmen için her şeyini kaybetmen lazım”

    “Sahip olmak istediklerin, sana sahip olurlar.”

    "Bize inandırılan bu gerçek dışı dünyada yaşıyoruz, hiç bir teste tabii tutulmadığımız için neleri kurtarabileceğimiz konusunda hiçbir fikrimiz yok."


    Kitapları

    Kurgusal

    •Insomnia: If You Lived Here, You'd Be Home Already (90’ların başında yazdı, yayınlanmadı)

    •Fight Club (1996)

    •Survivor (1999)

    •Invisible Monsters (1999)

    •Choke (2001)

    •Lullaby (2002)

    •Diary (2003)

    •Haunted (2005)

    •Rant (Yayın tarihi Mayıs 2007 olarak açıklandı.)

    •Zarour Files (Yayın tarihi 12 Ekim 2007 olarak açıklandı.)

    Kurgusal Olmayan

    •Fugitives and Refugees: A Walk in Portland, Oregon (2003)

    •Stranger Than Fiction: True Stories (2004)


    kaynak

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Chuck Palahniuk - "Gösteri Peygamberi"

    Merhaba



    Deneme, deneme. Bir, iki, üç.
    Deneme, deneme. Bir, iki, üç.
    Bu belki çalışıyordur. Bilmiyorum. Beni duyabilecek misiniz, bunu da bilmiyorum.
    Ama duyabiliyorsanız, dinleyin. Ve eğer dinliyorsanız bulduğunuz, yolunda gitmeyen her şeyin hikâyesidir. Bu, sizin tabirinizle 2039 sayılı uçağın kayıt aleti. İçinde geriye kalan her şeyin kaydını sonsuza dek saklayacak bir tel yumağı olan ve portakal rengi olmasına rağmen halk arasında kara kutu diye bilinen alet. Bulduğunuz şey tüm olanların hikâyesidir.
    Eğer istiyorsanız, durmayın deneyin.

    Bu teli akkora dönene kadar ısıtsanız bile size tıpatıp aynı hikâyeyi anlatacaktır. Deneme, deneme. Bir, iki, (iç.
    Ve eğer dinliyorsanız, yolcuların evlerinde, sağ salim olduklarından hemen emin olabilirsiniz. Yolcular Yeni Hebrides Adaları’nda sizin tabirinizle karaya intikal ettiler. Daha sonra uçakta sadece o ve ben kaldık ve havalandıktan bir süre sonra pilot da bir yerlerde paraşütle atladı. Bir çeşit su birikintisinin üstüne, sizin tabirinizle okyanusa.

    Tekrarlamaya devam edeceğim, ama bu kesinlikle doğru. Ben katil değilim.
    Ben burada, yukarıda yalnızım.
    Uçan Hollandalı.

    Ve eğer bunu dinliyorsanız, gösterge paneline ve ön cama dönük duran koltukta, etrafımda çoğu bayatlamış votka ve cinle dolu minik şişelerle birlikte 2039 sayılı uçağın kokpitinde yalnız olduğumu bilmelisiniz. Kabinde, yolcuların yarım bıraktığı Kiev usulü tavuklar ve Stroganoff usulü biftekler küçük tepsilerde duruyor ve havalandırma artık yemek kokusunu temizlemeye çalışıyor. Dergiler yolcuların okumakta olduğu sayfalarda açık kalmış. Bütün koltuklar boş olduğu için, herkesin bir anda tuvalete gittiğini düşünebilirsiniz. Plastik kulaklıklardan, önceden kaydedilmiş müziğin mırıltıları duyuluyor.
    Burada, bulutların üstünde, yansı yenmiş iki yüz küçük çikolatalı pastayla ve canım istediği anda döner merdivenden çıkıp kendime bir içki daha hazırlayabileceğim bir piyano barıyla birlikte, bu Boeing 747 400 zaman kapsülünün içinde yalnızım.

    Tanrı esirgesin, bütün bu detaylarla canınızı sıkacak değilim. ama benzin bitene kadar otomatik pilota alınmış bu uçakta olacağım. Pilotun deyimiyle, alevin sönmesiyle güç kaybedene kadar. Pilot, sırasıyla bütün motorların duracağını söyledi. Ne olacağım bilmemi istedi. Sonra da jet motorları, ventüri etkisi, kanat hükümlülüğünün artmasıyla uçağın yükselmesi ve motorların dördünün de durmasından sonra uçağın 250.000 kiloluk bir planöre dönüşmesiyle ilgili bir sürü detayla canımı sıkmaya devam etti. Otomatik pilot uçağın düz bir hatta uçması için ayarlama yapacağından, planör pilotun tabiriyle kontrollü inişe geçecek.

    Ona, bu tür bir inişin benim için iyi bir değişiklik olacağını soylüyorum. Geçtiğimiz yıl içinde başımdan neler geçtiğim bilmiyorsunuz.
    Pilotun paraşütünün altında, bir mühendis tarafından dizayn edilmiş gibi görünen, sıradan, sıkıcı renkli üniforması duruyordu. Bunun dışında gayet yardımsever davranmıştı. Kafama bir silah dayayıp, ne kadar yakıl kaldığını ve bu yakıtın bizi ne kadar idare edeceğini soran birine karşı benim olabileceğimden çok daha yardımsever. Kendisi okyanusa atladıktan sonra uçağı tekrar normal irtifaya nasıl çıkaracağımı gösterdi. Kara kutuyla ilgili gerekli tüm bilgileri de verdi.
    Uçakta soldan sağa doğru numaralanmış dört motor var.
    Kontrollü inişin son bölümünde, burun üstü yere çakılacağız. O bunu inişin nihai evresi olarak adlandırıyor. Saniyede otuz iki fitle yere doğru iniş. O buna nihai hi2 diyor; bu hızda aynı kütleye sahip tüm nesneler aynı hızda hareket ederler. Sonra da Newton fiziği ve Pisa Kulesi’yle ilgili bir sürü detay vererek her şeyi yavaşlatıyor.

    “Bu söylediklerimin hiçbirine fazla güvenme. Testten geceli çok zaman oldu,” diyor.
    Uçak yere çakılarla kadar yardımcı güç ünitesi elektrik üretmeye devam edecek, diyor.
    Bir şeyler hissettiğin sürece havalandırma ve müziğin olacak, diyor.
    En son bir şey hissettiğimden beri çok zaman geçti, diyorum. Yaklaşık bir sene önceydi. Silahımı bırakabilmek için şu anda yapmam gereken ilk iş onu uçaktan indirmek.

    Silahı sıkı sıkı kavramaktan artık hissizleştim.
    Kendi başınıza uçak kaçırma planı yaparken unuttuğunuz şey, işin bir aşamasında tuvalete girebilmek için rehinelerinizi ihmal etmek zorunda kalabileceğinizdir.

    Port Vıla’ya inmeden Önce, elimde silahla kabinde koşuşturarak, yolcuların ve mürettebatın kamım doyurmaya çalışıyordum. İçeceğinin yenilenmesini isteyen var mıydı? Kimin yastığa ihtiyacı vardı? Herkese soruyordum, tavuk mu isterlerdi, yoksa biftek mi? Kafeinsiz mi olsundu, normal mi?
    Yemek servisi başarılı olduğum tek alandır. Tek sorun bu koşuşturmacanın ve yemek servisinin tek elle yapılıyor olmasıydı, çünkü diğer elimle silahı tutmak zorundaydım.

    Yere inince, ön kabin kapısında durup inen yolcu ve mürettebata “Üzgünüm,” dedim. Rahatsızlık verdiysem özür dilerim, dedim. Güvenli ve zevkli bir tatil geçilmelerini diledim ve FalanFilan Havayollarıyla uçtukları için teşekkür ettim.
    Pilotla baş başa kalınca tekrar havalandık.

    Atlamadan önce pilot, her motorun durmasıyla birlikte bir alarmın devreye gireceğini ve söz konusu motor hangisiyse o motorun durduğunu haber veren bir anonsun tekrar tekrar duyulacağım anlatıyor. Bütün motorlar durduktan sonra uçmaya devam etmenin tek yolu, bumu yukarıda tutmaktır. Bunun için direksiyonu geri çekmek yeterli. O buna boyunduruk diyor. Onun tabiriyle, kuyruktaki asansörleri harekete geçirmek için. Uçağın hızı düşecek ama irtifa aynı kalacak. Hız ya da yükseklik arasında seçim yapma şansın varmış gibi görünecek, ama her durumda nasıl olsa burun üstü çakılacaksın, diyor.

    Yeter bu kadar, diyorum, senin tabirinle, pilot brövesi almıyorum. Sadece rahatsız edilmeden tuvaleti kullanmak istiyorum. Tek istediğim o kapıdan çıkıp gitmesi.

    Sonra hızı saatte 175 deniz miline düşürüyoruz. Sizi bu detaylarla sıkmış olmayayım ama 10.000 fitin altına inip ön kabin kapışım açıyoruz. Sonra pilot atlıyor ve ben daha kapıyı kapatmadan kenarda durup arkasından işiyorum.
    Hayatımda hiçbir şeyden bu kadar keyif almamıştım.

    Eğer Bay Isaac Newton haklıysa, bu durum pilot için bir sorun oluşturmayacaktı.
    Böylece şu anda uçak otomatik pilotta ve ben batıya doğru 0,83 mah sayısıyla veya saatte 455 mille uçuyorum ve bu hız ve enlemde güneş aynı noktaya çakılmış gibi görünüyor. Zaman durdu. Pasifik Okyanusu’nun üstünde, 39.000 fitlik normal irtifada bulutların üstünden, güneydoğuya, Avustralya’ya doğru, felakete doğru, hayat hikâyemin sonuna doğru uçuyorum, ta ki dört motor da durana dek.

    Deneme, deneme. Bir, iki. Uç.
    Bir kez daha, 2039 sayılı uçağın uçuş kaydını dinliyorsunuz.
    Uçak boşken, bu hız ve yükseklikte, depodaki yakıt seni altı, en çok yedi saat götürür, demişti pilot
    O yüzden çabucak anlatmaya çalışacağım.
    Kayıt aleti, kokpitte söylediğim her şeyi kaydedecek. Böylece hikâyem milyarlarca kanlı parçaya bölünüp bin tonluk yanan bir je…

    Chuck Palahniuk - "Gösteri Peygamberi"

    Not:
    Bir diger kitabi icin

    http://www.supermeydan.net/forum/for...read86770.html
    Konu mopsy tarafından (01-03-2012 Saat 08:03 PM ) değiştirilmiştir.

Benzer Konular

  1. Chuck Palahniuk Sözleri
    dogangunes Tarafından Felsefe Forum'u Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-10-2012, 05:16 PM
  2. Dövüş Kulübü Chuck Palahniuk
    mopsy Tarafından Kitap Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 01-03-2012, 08:01 PM
Yukarı Çık