Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 Toplam: 6
  1. #1
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Nerden
    ...NRW...ALMANYA...
    Mesaj
    174
    Rep Gücü
    287

    Murat Bardakçı, Kimdir

    Son dönemlerde en begenerek izledigi takip ettigim tarihcilerden ayni zamanda tartismacilardan biri...
    Hepiniz taniyorsunuz , Teke Tek te Altayli ile beraber program yapan kisi...

    Daha öncede taniyordum ama 2009 yili idi galiba bir programda Yasar Nuri Öztürk konuktu...hani su cakma mehdilerimizden biri ( pardon o Uyarici idi asrin uyaricisi ) Bu program sonucu Belkide Y.N Öztürk iki hafta sokaga cikamamistir....o haftanin reyting rekorunuda bu program kirmisti


    Önce Taniyalim......

    1955 yılında İstanbul'da doğdu, ekonomi öğrenimi gördü.
    Musikiye Dr. Selahattin Tanur'la tanbur ve eser meşkederek başlayan Murat Bardakçı, Tanur'dan "icazet" aldı, Ekrem Karadeniz'le teori, teori tarihi ve ses sistemi üzerine çalıştı, Fahire Fersan ve Vecdi Seyhun'dan yararlandı, ilgi alanını daha sonra musiki tarihine yöneltti. Abdülbaki Gölpınarlı'dan şarkiyat kaynakları ve metodolojisi alanlarında büyük ölçüde faydalandı, bu arada Türk ve İslam Müziği'nin tarihiyle ilgili kitap, belge, fotoğraf, film ve ses kaydı gibi arşiv malzemesi topladı, geniş bir nota kolleksiyonu oluşturdu.

    Türk Müziği Tarihi'yle ilgili çok sayıda araştırması yayınlanan Murat Bardakçı, Hürriyet Gazetesi yazarlarındandır.

    HAKKINDA YAZILANLAR

    Bayanlar, baylar; süper bir zekayla karşı karşıyasınız
    SERDAR TURGUT
    Hürportreler Hürriyet 2002 İlavesi

    Okuyucu bu süper zekanın ve bilgi birikiminin sadece gazetedeki sonuçlarıyla yetinmek zorundadır. Bu yüzden şanssızsınız
    aslında. Onun asıl birikimini gösterdiği yer kitapları. Murat ayrıca büyük bir musiki tarihçisi. ‘‘Mavi kanlıların’’ dünyasını da iyi bilir. O dünyada rahat hareket eder, belki de o dünyadandır da bilemiyorum.


    Yazarlığın altın kurallarından bir tanesi insanın sadece bildiği konularda yazmasıdır.

    Şu anda okumakta olduğunuz yazı egzersizlerinin amacı bu kuralın ihlal edilmesi durumunda neler olacağını ortaya çıkartmak olmalı.

    Murat'ı sadece yazılarından tanıyorum. Aynı mekanlarda kısa süreli bir arada bulunmalarımızda birbirimizi fazla tanıma imkanımız olmadı.

    Bir insanı ele veren gözleridir. Kafası fazla çalışmayan bir insanı gözlerinden hemen anlarsınız. Bakınız örneğin Tony Blair, George Bush jr., Pierce Brosnan.

    Murat'ın gözleri ve gözbebeğindeki hareketlenmeler ise süper bir zekayla karşı karşıya olduğunuzu ortaya koyar.

    Okuyucu bu süper zekanın ve bilgi birikiminin sadece gazetedeki sonuçlarıyla yetinmek zorundadır. Bu yüzden şanssızsınız aslında.

    Onun asıl birikimini gösterdiği yer kitapları.

    Örneğin Vahdettin'in hayatı üzerine kaleme aldığı eser Türk tarih çalışmalarında büyük bir devrim, bir alt üst oluşa yol açabilecek tarihi verileri ortaya çıkarmış durumda.

    Abartmıyorum, bulun ‘‘Şahbaba’’yı ve okuyun lütfen.

    Neden çok tartışılmaz bu konu? Benim için anlaşılması mümkün olmayan ve galiba da Türkiye'ye özgü bir durum bu.

    Murat asıl olarak büyük bir musiki tarihçisi.

    Şarkiyat kaynaklarını bulma yöntemlerini, metodolojiyi öğrenme sürecinde Türkiye'nin önde gelen alimleriyle çalıştığını, onlardan öğrendiğini biliyorum.

    Bu eğitimi üniversitede veremezler insana, orada öğretilenler ancak o şekilde usta-çırak ilişkisi içinde öğrenilir ve ancak o şekilde usta olunabilir, bunun başka yolu yok.

    Murat aynı zamanda ‘‘Mavi kanlıların’’ dünyasını da en iyi bilen insandır.

    O dünyada rahat hareket eder, belki de o dünyadandır da bilemiyorum ve yazabildiklerini de bize anlatır.

    Eminim ki yazamadıkları yazdıklarından çok daha fazladır.

  2. #2
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Nerden
    ...NRW...ALMANYA...
    Mesaj
    174
    Rep Gücü
    287

    Yaşar Nuri Öztürk çıldırdı!

    Yaşar Nuri Öztürk çıldırdı!



    Murat Bardakçı, Yaşar Nuri'yi canlı yayında evire çevire perişan etti.
    Öztürk'ün doktora tezindeki fahiş hataları sıraladı yetmedi isminin "ebcet hesabını" yaptı çok kötü çıktı.

    Habertürk'te Fatih Altaylı'nın programı "Teke Tek Özel"de ekrana çıkan ilahiyatçı Yaşar Nuri Öztürk ile tarihçi Murat Bardakçı, izleyicileri ekrana bağladı. Program sırasında Bardakçı'nın iddiaları Öztürk'ü çileden çıkardı.

    Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı “Teke Tek Özel” serisinde Halkın Yükselişi Partisi Genel Başkanı Yaşar Nuri Öztürk'ü konuk etti.

    Programda Osmanlı dönemindeki tarikat ve din yaşamı ile güncel konularda soruları yanıtlayan Öztürk, söz alan Murat Bardakçı'nın konuşmasıyla şaşkına döndü.

    Öztürk'ün doktora tezini okuyan ve tez içinde peş peşe onlarca önemli hataları sıralayan Bardakçı, adeta Yaşar Nuri Öztürk'ü çıldırttı.

    İlk dakikalarda hatalarını savunan ve çeşitli bahaneler uyduran Öztürk, Bardakçı'nın ilmi açıklamalarıyla geri adım atmak zorunda kaldı.

    Bu esnada Murat Bardakçı'nın ''Bak o konuya girersem zor durumda kalırsın'' tehditiyle karşılaşan Öztürk, canlı yayında renkten renge girerek, adeta Bardakçı'nın susmasını istedi.

    Artık bir çıkış yolu bulamayan Öztürk, ''Tamam anlaşıldı. Sen iyi bir Bektaşisin'' diyerek, Bardakçı'ya Alevi olduğu ithamında bulundu.

    Bardakçı ise "Bektaşi değilim" derken,Fatih Altaylıgülerek, "Mevlevidir o" diye söze girdi.

    Bardakçı'nın bir açığını bulup, onu alt etme hesapları yapan Öztürk'e yanıt Altaylı'dan geldi: "Daha bugüne kadar Murat Bardakçı'yı alt etmiş biri yok. İlber Ortaylı bile..."

    Program esnasında Yaşar Nuri Öztürk'ün aktardığı kimi bilgi ve dini ifadeler ise sık sık Bardakçı tarafından "hatalı" veya "eksik" bilgi ile düzeltildi.

    Programın ilerleyen dakikalarında Yaşar Nuri hocayı kızdıran konunun, Bardakçı'nın yaptığı ebced hesabıyla ilgili olduğu ortaya çıktı.

    Yaşar Nuri Öztürk'ün adını bir kağıda yazarak, taşıdığı manayı ebced hesabıyla ortaya çıkaran Bardakçı, "çok kötü bişey çıktı" diyerek, Yaşar Nuri hocaya soğuk terler döktürdü.

    Öztürk'ün ise hesaplama sonucu çıkan manayı bildiği anlaşılırken, ebced hesabına karşı çıktı. Bardakçı ise "Hocam bak sen başörtüsüne karşı çıktın, namaz üç vakit dedin. Senin tövbe hemen etmen lazım" dedi.

    Söze giren Fatih Altaylı ise "Başbakan'ın ismine bak. O'nda ne çıkıyor" dedi. Recep Tayyip Erdoğan'ın ismini kağıda yazarak, ebced hesabı yapan Bardakçı, iyi bir sonuç çıktığını yüz ifadesiyle belli ederek, "Bağlılık ve korunma çıktı" karşılığını verdi.

    Yaşar Nuri Öztür ise "Başbakan olduğu için öyle diyorsun" diye, sonuca itiraz etti.

    Programın sonlarına doğru Altaylı, Öztürk ile Bardakçı'nın düellosuna sözü getirip, Murat Bardakçı'ya " Bu program bugün senin yüzünden zıvanadan çıktı. Saat 02:00 oldu" diye konuştu.

    Murat Bardakçı, tarihi ve ilmi bilgisi adeta ekranda şov yaptı.

  3. #3
    Siteden Atıldı
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Mesaj
    597
    Rep Gücü
    0
    Murat Bardakçı'nın, Vahdettin'in hain olduğunu söylediği zamanlarda aldığı tepkiyi biliriz. Havuca gelince kıtır kıtır, yaprağa gelince meeeee!!!

  4. #4
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    Jul 2011
    Nerden
    ...NRW...ALMANYA...
    Mesaj
    174
    Rep Gücü
    287
    Alıntı tunakan´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Murat Bardakçı'nın, Vahdettin'in hain olduğunu söylediği zamanlarda aldığı tepkiyi biliriz. Havuca gelince kıtır kıtır, yaprağa gelince meeeee!!!

    Chp nin bir sitesi, ADI Kemalist Gencler...
    Vahdettin hain değil mi dediniz? | Kemalist Gençler

    Kaynak bu...

    Burada sizin dediginizin tam tersi iddia ediliyor....
    son paragrafa bakarsaniz görürsünüz... $öyle deniliyor


    (Murat BARDAKÇI, Mustafa ARMAĞAN, Kadir Mısıroğlu vb. Vahdettin’i aklamak için bin dereden su getiren gazeteci yazar çizer takımının bu belgelere nasıl cevap vereceklerini çok merak ediyorum doğrusu.)


    Burada iki ZID iddia var.
    Siz diyorsunuz ki ; Vahdettin i hain ilan edince Murat BARDAKCI....
    Kemalist Genclerde .

    Murat BARDAKCI yi Vahdettini aklamak icin bin dereden su getirdigini....

    Acaba hanginiz yanlis bilgi veriyor...?

  5. #5
    Tecrübeli Üye
    Üyelik tarihi
    Mar 2010
    Nerden
    İst.
    Mesaj
    404
    Rep Gücü
    13435
    Her ne kadar zeki oldugu soylense ve zeki olsada antipati duydugum birisidir bardakci. Bana gore gunahi sevabi kar$isinda katmerli kalir.

  6. #6
    Acemi Üye
    Üyelik tarihi
    May 2011
    Mesaj
    124
    Rep Gücü
    754
    Sayın Dejavu;

    Zaman gazetesi yazarı Mustafa Armağanın aşağıdaki yazısı yukarıdaki sorunuza yanıt olur diye düşündüm. Eğer yanılmıyorsam sayın tunakan bundan bahsediyor

    Murat Bardakçı efsanesi bitiyor


    15 Mart 2009 günü "Haber Türk"ün sürmanşetini görenler gözlerine inanamamış olmalı. Haberde Abdülhamid'in Siyonistlerle vatan pazarlığı yaptığı belirtiliyor, Osmanlıca bir 'belge'nin eşliğinde "Abdülhamid'in adı etrafındaki bir efsane de son buldu." deniliyordu.

    Gülüp geçtim, zira yeni hiçbir şey yoktu. Hem orada anlatılanları 22 Şubat 2009'da bu köşede yazmıştım hem de bütün uğraşmalarıma rağmen yazıda "Abdülhamid efsanesi"ni bitiren belgeyi bir türlü göremiyordum. Sürmanşete çekilen belge ise Sultan'ın Siyonistlere vatan sattığını değil, tam tersine, Filistin'e Yahudi göçünü yasakladığını söylüyordu!

    Neresinden tutsanız elinizde kalan bu yazıya aynı gün Ülke TV'deki programımda gereken cevapları verdim. Çok geçmeden gazetesinde köpürürken gördüm onu. Güya ben ve benim gibi Abdülhamid'i sahiplenenler, onun sırtından geçiniyormuşuz! Bir kere Abdülhamid'den geçinebilmek, tek kelimeyle şereftir. Ama sizin gibi çamur atarak değil, bu mazlum insanın hakkını tarihin dişlerinin arasından söküp alarak geçinmek. İkincisi, yıllar yılı hanedanın sırtından geçinen, verdikleri belgelerle yalan yanlış kitaplar yazan, belgeseller yapan ve bunları fahiş fiyatlarla satan birinin (mesela "Şahbaba"nın fiyatı tam 44 TL'dir) kalkıp da birilerini Osmanlı'dan geçinmekle suçlaması yavuz hırsızlık değilse nedir? Üç: Kimseyi beğenmeyen hazret, ne yazık ki doğru dürüst Osmanlıca okuyamamaktadır.

    Aşağıda Bardakçı'nın kırdığı cevizleri okuyacaksınız. Kendisi gibi günlerce ve tam sayfa yazma imkânım olmadığından ne yazık ki günah galerisinin sadece bir kısmını gezdirebileceğim sizlere.

    Bir efsaneyi bitirdiğini iddia ettiği yazıda Siyonist lider Theodor Herzl'in Abdülhamid'le görüşme tarihini 2 yerde 19 Mayıs 1901, 2 yerde ise 19 Mayıs 1902 olarak veriyor. Aynı yazıdaki bu basit çelişkiyi bile fark edemeyen birinin başkasında suç bulmaya yüzü kalmamalı, ama nerde? Üstelik verilen 19 Mayıs tarihi de hatalı. Çünkü Herzl, günlüğüne evet 19 Mayıs tarihini atmıştır ama dikkatli okunduğunda daha önce fırsat bulup da yazamadığını söylemekte ve huzura cuma günü çıktığını kaydetmektedir. Üstelik 19 Mayıs günü pazara denk gelir. Yani görüşmenin doğru tarihi 17 Mayıs 1901'dir.

    Yine gazetenin ilk sayfasında Abdülhamid'in Yahudilere Mezopotamya'ya yerleşmeyi teklif ettiği belirtiliyor ve "az daha İsrail, Kuzey Irak'ta kurulacaktı" deniliyor. Bir kere Mezopotamya, Kuzey Irak'tan ibaret değildir. Basra Körfezi'ne kadar uzanır. 2. Siyonistler ne düşünürse düşünsün, Abdülhamid için bu bir toprak satış görüşmesi değildir. Bir Osmanlı belgesinde denildiği gibi Mezopotamya'da "üç aile şuraya, beş aile buraya" yerleştirilecek, toplu yerleşim olmayacak ve kesinlikle Filistin'e yerleşilmeyecektir. Bu, dedesi II. Bayezid'in Yahudilere kucak açması türünden bir Müslüman hükümdarın zor durumda kalan gayrimüslimlere sığınma hakkı tanıması işlemidir.

    İşte "Şahbaba" (8. baskı, 2002) kitabındaki bazı hatalar:

    Sayfa 2'de Vahdettin'in kızı Ulviye Sultan'ın evliliği 1916 olarak gösteriliyor ki, doğrusu 1914 olacaktır. (Nitekim kitabın 62. sayfasında doğru tarih yazılı.)

    Sayfa 16'da Necip Fazıl Kısakürek'in "Vahidüddin" kitabı hakkındaki bilgiler tamamen yanlıştır. Güya kitap 1975'te çıkmış da, çıkar çıkmaz toplatılmış imiş. Bir kere kitap 1968'de çıkmış olup külyutmaz tarihçimiz elindeki nüshaya iyi bakarsa, 7 yıl sonra yapılan 2. baskısını tuttuğunu görecektir. 3. baskısı 1976'da yapılmıştır, toplatma kararı da işte bu baskı içindir.

    Sayfa 25'te iktisat tarihçiliğine soyunan yazar, Osmanlı'da ilk dış borçlanmanın 1855'te yapıldığını sanıyor. Oysa ilk dış borcu, bundan bir yıl önce almıştık (24 Ağustos 1854).

    Bütün Osmanlı kaynaklarında yazılanları silip atan yazarımız, Vahdettin'in kızı Sabiha Sultan'ın sözlü hatıralarını esas alıyor (s. 610) ve Vahdettin'in annesi Gülistû Kadınefendi'nin, kocası Abdülmecid'den 4 yıl sonra öldüğünü yazıyor. Halbuki Gülistû Kadınefendi, kocasından bir ay önce ölmüştür ve dolayısıyla hiç dul kalmamıştır! Yani Vahdettin önce annesini, sonra babasını kaybediyor ve üvey anne elinde büyüyor. Hanedanın verdiği belgeleri kritik etmeden kullandığı için Sabiha Sultan'ın iki yerde çelişkili ifadelerde bulunduğunu da göremiyor. Suat Hayri Ürgüplü'ye Vahdettin'in, babasının ölümünden birkaç ay sonra doğduğunu söyleyen Sabiha Sultan, Belge 20 olarak sunulan yazılı hatıralarında (s. 491) ise Vahdettin'in babasını 6 aylıkken kaybettiğini yazıyor. Bir insan hem babasının ölümünden birkaç ay sonra doğacak hem de 6 aylıkken babasını kaybetmiş olacak! Pes yani!

    "Şahbaba"nın 52. sayfasında Sultan Reşad için "Sakalı kana boyanır inşaallah!" bedduasını savuranın Münire Sultan olduğunu söylerken, "Son Osmanlılar" kitabında (2006, s. 73) bu sözü annesi Sezaidil Hanım'a söyletiyor. İyi de kim etti bu bedduayı? Bağrı yanık anne mi, yoksa kocası idam edilen kızı mı?

    Bazılarını büyüteç yardımıyla okuduğum belgelerdeki hatalardan birkaçı şunlar:

    Sayfa 451'de "şerzemme" diye bir kelime geçiyor. Doğrusu "şirzime"dir.

    467'de okuyamadığını söylediği kelimeyi hayrına ben yazayım: "İhtâr".

    472'de Vahdettin'in kızı Ulviye'ye yazdığı mektupta şöyle bir cümle geçiyor: "Bilmiyorum, yine bir sûizanna mı kapıldın!" Oysa mektubun orijinalindeki cümle şu: "Bilmiyorum, yine ben suizanna mı kapıldım." Gördüğünüz gibi anlam tamamen değişiyor.

    479'da okuyamadığı için boş bıraktığı iki kelime benden olsun: "bir ferd-i millet..."

    Külyutmaz yazarımız "sevilen"i, "sevilmez", "hüve"yi "nüve" yapabiliyor (s. 556-7). 564'teki "bendenizde" kelimesinin doğrusu ise "kalbimde"dir.

    Bütün bunlar neyse de, Latin harfleriyle yazılı bir metni bile hatasız okuyamadığını söylersem lafı uzatmama gerek kalmayacak. Ürgüplü'nün Sabiha Sultan'la konuşması sırasında aldığı notların kitapta yayınlanan tek sayfasında tam 2 hata buldum. Bardakçı metni şöyle okumuş: "Kendi kendime çok dikkatle dinlediğim bu anıları, kendisi ile yalnız konuşmamız sırasındaki sualli-cevaplı bilgileri serpiştirerek tarihe emanet ediyorum." (s. 511) Halbuki orijinalinde Ürgüplü, "kendisi ile" değil, "kendimden"; "sırasında" değil, "esnasında" diyor. Yani Latin harfleriyle kaleme alınmış bir el yazısını bile kaşını gözünü yarmadan aktaramayan bir tarihçi karşısındayız.

    Bir facia olan "Talât Paşa" kitabındaki okuma hatalarına ise maalesef yerimiz kalmadı. Arzu ederse (veya ederseniz) "Ereğli"yi nasıl "Erkilet" okuduğunu veya hem de başlıkta "Mülhakatından" kelimesini nasıl "Mültecilerinden" okumayı başardığını da yazarım.

    Siz karar verin şimdi: Biten kimin efsanesiymiş?
    Yazarlar Mustafa Armağan Murat Bardakçı efsanesi bitiyor ZAMAN

Benzer Konular

  1. Murat 124 ile Ferrari kapışması
    YukseLL Tarafından Ferrari Forum Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 16-11-2014, 12:25 AM
  2. Murat Hacıoğlu Denizli'de !
    Kadim Tarafından Futbol Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 04-07-2009, 06:53 PM
  3. Ulaş Bardakçı
    sheytan Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 23-01-2008, 08:21 PM
  4. Hacı murat
    hakandoyran Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 03-10-2007, 07:10 AM
Yukarı Çık