Merhaba!

http://www.supermeydan.net/forum/for...read62041.html basligindan alinti:
1923 - Mustafa Kemal, Latife Hanım ile evlendi.
Ve baglamindaki bilgi;
Atatürk, İzmir'de Lâtife (Uşaklıgil) Hanım'la evlendi. Nikâh, Muammer Bey'in Göztepe'deki köşkünde yapılmış, sonra Anadolu Ajansı ile duyurulmuştur. Nikâhta Atatürk'ün şahitliğini Fevzi (Çakmak) ve Kâzım Karabekir, Lâtife Hanım'ın şahitliğini ise İzmir Valisi Abdülhalik (Renda) ve Salih (Bozok) yapmışlardır. İzmir'in tanınmış iş adamlarından Uşakîzade Muammer Bey'in kızı olan Lâtife Hanım, 1898 yılında İzmir'de doğmuştu, İstanbul Amerikan Kolejini bitirdikten sonra bir yıl Londra'da kalmış, birkaç yılda Paris'te kalarak Hukuk Fakültesi'ne devam etmişti, İzmir'in işgalinden bir süre sonra, Yunanlılar tarafından baskı ve kontrol altında tutulan babası Muammer Bey, ailesiyle beraber Fransa'ya gitmişti. Lâtife Hanım, 1921 yılı sonbaharında, yalnız olarak İzmir'e döndü. 11 Eylül 1922'de Atatürk'le tanıştı ve bu tanışma 29 Ocak 1923'te evlilikle sonuçlandı. 2.5 yıllık bir evlilikten sonra 5 Ağustos 1925'te Atatürk'le ayrıldılar. Lâtife Hanım, bu ayrılıktan sonra bir süre İzmir'de yaşadı; daha sonra İstanbul'a yerleşti ve 12 Temmuz 1975'te burada öldü.

Bekarken:


Evliyken:




Halit Ziya Usakligilin yegeni bu donemin bati tarzli genc kizini anmak adina:


... Nikâh günü yaşanan bu ilginç olayı, hemen hiç kimse fark etmemiş, bu nedenle anılarda da üstünde duran olmamıştı; ancak Latife o gün yaşadıklarını bir gazeteciye anlatmıştı: ''Bir gün babam 40-50 arkadaşına İzmir'in ordularımız tarafından geri alınması şerefine bir resepsiyon veriyordu. Müstakbel kocamın bu daveti bir düğün partisine dönüştüreceğinden haberim yoktu. Ziyaretçilerin hepsi gelmiş, ben de mutfakta yemeğin hazırlanmasına nezaret ediyordum. Mustafa Kemal Paşa mutfağa geldi ve bir el işaretiyle beni çağırdı. Dudaklarında bir gülümsemeyle, "Bu daveti düğüne dönüştürmemize bir itirazın var mı?" diye sordu. Babamla konuşup konuşmadığını sordum. O da "Konuşacağız" dedi. Sonra da babama haber gönderdi. Babam, "Size uygunsa bizim için de uygundur" demiş. Benim heyecanımı ve mahcubiyetimi tahmin edebilirsiniz. Ben belki de kocasıyla birlikte nikâh masasına oturan ilk Türk kızıydım. Ziyaretçilerden biri de müftüydü o da nikâhı kıydı. Gerçek bir Batı düğünüydü. Mustafa Kemal, Fevzi Paşa'ya hitaben, "Paşam siz benim, Abdülhalik Bey de Latife Hanım'ın şahitliğini kabul buyurun da bizim şu mihri müeccel ve mihri muacelleri tayin edip nikâhımızı kıyıverin" dedi. Mareşal şaşırmıştı. "Şey" diye başladı söze, "Paşam hiç haberimiz yoktu da bu karar ani oldu..." diye kekeledi. Bu konuşmalar olurken Latife Hanım salonu terk etmiş, Müftü Efendi'nin gelişi üzerine de başına bir örtü almıştı.

Latife Hanım-İpek Çalışlar
Doğan Kitapçılık-İstanbul, 2006

Ve son bir anekdot:
Atatürk'ün Latife Hanım ile yapmayı hayal ettiği alaturka düğün için ne demeli? Ata anlatıyor:
"Ben bu töreni başka türlü yapmak istiyordum.
Latife'yi bir ata bindirecektim.
Ben de bir ata binecektim.
'Hadi'
deyince atlarımızı mahmuzlayıp kaçıracaktım onu...
Ama galiba savaş bizi ihtiyarlattı.
Beceremem diye korktum."

Allah cc dan Rahmet diliyorum!...