Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3

Konu: Mikail Aslan

  1. #1
    Aktif Üye Guney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.117
    Rep Gücü
    80591

    Mikail Aslan

    Mikail Aslan 1972 de Dersim (Hozat) de doğdu.On yaşına geldiğinde ailesi ile birlikte Kayseri’ye zorunlu olarak göç etti. Lise öğrenimini burada tamamladıktan sonra Malatya İnönü Üniversitesinde Matematik okumaya başladı (1991). İki yıllık bir eğitimden sonra politik nedenlerden dolayı okuldan uzaklaştırılınca, hayatına profösyonel anlamda müzik ile yön vermeye karar verdi. Çocukluk yıllarından beri Bağlama ile uğraşan Mikail Aslan, İlk bestelerini Malatya da okuduğu dönemlerde yazar. Yeni kuşak dersimliler belleğinde kaybolan bir hafızanın tekrardan canlanmasında anahtar rolü oynayan Dayika ma, Şuwara Dersımİ vb. besteleri ilk olarak sanatçının kurulus döneminde de içinde bulunduğu Grup Munzur ve Grup Tohum gibi gruplarda seslendirildi. 1995 yılında zorunlu olarak Almanya ya yerleşti. 1999 da yıllardan beridir kendi ana dilinde solo bir albüm yapma arzusu Agereyis (Dönüş) ile hayat buldu.

    2000 yılında kendi müziğini avrupa sahnelerine taşımak için jazz geleneğinden gelen iki Alman müzisyen Michael Weil ve Dieter Schmalzried ile beraber Mikail Aslan Ensemle sini kurdu. Daha sonra aynı müzisyenler Klänge Von Euphrat (Fırat dan Tınılar) projesini hayata geçirerek Avrupa nın çeşitli kentlerinde sahneledi. Projenin otantik yönünü güçlendirmek içinde Cemil Koçgün (Bağlama), Yasin Boyraz (Kaval), Zafer Küçük (Mey) gibi yeni müzisyenler topluluğa ilave edildi. Sanatçı bu proje ile otantik müziğini yeniden işleyip orjinal dokuyu temel alarak özellile enstrümantal anlamda sınırları genişletmeye çalıştı.Remayise Munzuri eseri böyle bir arayış sonucunda ortaya çıktı.

    2001 Mainz kentinde İki yıllık hazırlıkdan sonra Peter Cornelius Konservatorium da sınavı kazanarak Klasik Gitar öğretmenliğini okumaya başlayan Mikail Aslan, yan ensrtrument olarak da Saksafonu seçti.

    Agerayis ile yönünü belirledikten sonra geldigi coğrafyanın tarih, mitoloji ve kimliğini işleyen Kilite Kou (Dağların Anahtarı) albümünü 2003 yılında çıkardı. Bu Albüm Dersim Otantik Müziği açısından önemli bir noktayı temsil ediyordu.

    2005 Nisan ayında uzun zamandır hayalini kurduğu, otantik müziğini Senfoni Orkestrası ile buluşturma fikrini hayata geçirdi. Connections - Remayıse Munzuri adlı eser Alman Komponist Gerhard Fischer-Münster ile beraber işlenip, Beethoven ve Bach ın eserleri ile beraber sergilendi. Alman basınında büyük ilgi gören bu eser, çeşitli Radio ve TV de de yayınlandı. Bu dönemlerde okuduğu okuldan mezun olan Mikail Aslan, Temmuz ayında Miraz (Maya) adlı albümünü tamamladı. Geçmiş kuşaklardan otantik dokusunu miras olarak alıp bunu diger müzik gelenekleriyle bağlantısını kuran Mikail Aslan, her ne akımdan olursa olsun bireysel bir kimlik oluşumundan sonra dünyanın bütün muzikal tınılarının yanyana işlenebileceğini gösteriyor bu albümünde.

    Bu çalışmaları dışında ayrıca iki belgesel filmin de müziğini yaptı. Barbara Trottnow tarafından yapılan bu filmler ZDF, arte, 3sat gibi TV lerde yayınlandı. Kadir - der Baumwollbauer (2003) ve Emine aus İncesu (2005).

    kaynakMikail Aslan

  2. #2
    Aktif Üye Guney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.117
    Rep Gücü
    80591

    Mikail'den... / HATIRLAMAK

    Dünya ya gözümüzü açar açmaz başladı aile öğütleri...
    Dilimizi bir an önce unutmalıydık, okuyup güzel Türkçe öğrenmeliydik, geçmişe dair hiç bir şey sormamalıydık... Başkaları sorduklarında kimliğimizi saklayıp Elazığlı, Erzincanlı olduğumuzu söyleyecektik...
    Bunları yaptığımız takdirde onlardan biri olduğumuzu kanıtlayabilirdik. Geleceğimiz bunun üzerine kurulmalıydı ve biz ancak böyle hayatımızı kurtarabilirdik: Belki devlet kapısında bir ‘memur’ belki bir öğretmen olarak... Devlet kapısından girenler de kariyerlerini korumak için kendi insanlarına hep mesafeli duracaklardı…

    Küçük yaşlardan itibaren dayatılan bu inkarcılık ve kendisi olan her şeyden kaçış Almanyalara kadar bile taşındı... Ömür boyunca etkiler devam etti ve en hararetle savunduğumuz siyasetlerde bile geçmiş tarihimizden pek bahsetmezdik. Dünya üzerinde olan biten her şey hakkında söyleyecek sözlerimiz vardı ama kendi coğrafyamızla ilgili meseleler hakkında sağır, kör ve dilsizdik.

    Evet, geçmişe mum yakma zamanı gelmişti... Yalan, korku ve inkarcılığa son verme kararı aldığımda kendime sorduğum ilk sorular şunlardı: “Biz Dersimliler 38’in yasını tuttuk mu?”, “Seyid Rıza nın mezarı nerede?”

    Özellikle de ikinci soruyu çevremdeki insanlara sorduğumda şaşkınlıkla yüzüme baktılar. ‘Gerçekten neredeydi Seyid’imizin mezarı!?’ Ne yazık ki insanlarımızın neredeyse yüzde doksanı Seyid Rıza’nın mezarının olmadığını, mezarı ziyaret olmasın diye idamdan sonra cesedinin yakılıp, küllerinin havaya savrulduğunu bilmiyordu...

    Birinci soruyu zaten kimse duymak bile istemiyordu, çünkü bunun sorumluluğu çok daha ağırdı. Kendi kavminin yaşadığı kırımın yassını tutan kişi tabi ki bunun gereklerini de er geç yapmak için adım atmasını bilecekti.

    İçimde bir çocuğun uyandığını fark ediyordum. Almanya’dan yola çıkan çocuk anlını güneşe vererek Seyid Rıza’nın olmayan mezarını Ağdat’a götürüp, mezarını yaptıktan sonra kendisinden hatırını istedi: ‘Mı serva Qomi şiaye xo gıreda, nıka to ra xatıre xo wazone, ita de ret raku, derde sıma bare vıle mı bo!’

    Geçmişle ilişki hiç bir zaman sonuçsuz kalmıyor. Ben de bunu kısa zamanda fark edecektim: Kararlarımı ve hedeflerimi daha sağlam almaya başladığımı gördüm. Artık her karar arifesinde yaşadığım sınırsız tereddütlerin sona erdiğini görüyordum. İşimizin yeni başladığının farkındaydım!

    Bu süreci yaşayan yalnız ben olmadığımı da biliyorum. Geçmişi sorgulayıp birikimlerini ve yeteneklerini kendi halkına sunup kendi alanlarında sağlam projeler üreten insanlar her gün çoğalıyor. Dersimli işadamları Sinan Samat, Yusuf Demir ve Uğur Olcayto’ların başlattıkları bedensel engellilerle ilgili proje yalnızca bunlardan şimdi anmak istediğim biri. Yeni yılda böyle projelerin ve bu insanlarımızın çoğalması dileği ile sizleri kucaklıyorum..


    kaynakMikail Aslan

  3. #3
    Aktif Üye Guney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.117
    Rep Gücü
    80591

    Zernkut ruhun derinliklerinde gerçekleşen bir yolculuktur

    Pir Usé Séydi seslenir yolcusuna sonsuz derinliklerden;

    ''Karşında kendini bulacaksın ey insan!

    bir olmazın içindeyken bir başkasını.

    kapalı bir kapıyı beklemenin nihayetsizliğini.

    kırılmışlığında, kırılmışlığını...

    Yalancı bir baharı ,büyük bir hatayı bulacaksın.

    Ve geleceğin bu yerde seni bekleyen büyük sırra nail olacaksın.

    ve gideceğin yerde bu sırrı aşikar etmeyeceksin.

    Harabeye çevrilmiş o savaş meydanında,ellerini toprakla yıkayıp,yeniden yapacaksın.


    Git şimdi!

    Kutsal yolculuğa doğru hazırlanmış atlar var orada.Her bir nal sevda nöbetleriyle dövüldü,ses çıkarmazlar ne kadar koştursanda...


    Ihtiraza mecalleri yoktur,şikayet etmezler.

    Çünkü onlar gidilecek yeri değil,sırtlarında taşıdıklarının sırrına ve ağır acı yüküne değer biçerler.''



    Seslenir yolcu karanlığa;

    ''...Kim benden bilirse acılarını uçurum çiçeğimi ona vereceğim

    görkemli endişelerimi felaketimi

    ışıklı tennuremi ona vereceğim

    son pervaneliğimi son yanışımı

    geçmişteki saydam bakışımı ona vereceğim

    peki benim için yanmasını kimden isteyeceğim...

    Sisler ardında güneşim,gölgem acıyla akar ırmakta

    uzun suskunluklar çaldı esaretimi

    kime sitem etsem ona mahkum,kimden geçip gitsem onda kalan

    kendine aykırı ıssızlık

    kendi sesine aşina şölen

    içinden çıkamayınca dışında kalan,içindeyken mekánsız kalan

    benim diyeceğim tek şey hiçliğim,

    bana ait olmayan tebessüm aksi ağlamak gerek burada çocukça

    hesapsız,kuralsız,aynasız

    ve birazda gitmek sırtında sayıklama

    oysa olmaz bütün bu ışımalar

    orta yerinde hayatın bir oyun

    ortada bir oyun

    ortaoyun

    ...Kim silerse gözyaşımı aynamı ona vereceğim

    yalnızlığımı,acılarımı,ıssızlığımı

    beni kim anlarsa ona gideceğim

    kimi anlarsam onunla öleceğim

    peki benim için ölmesini kimden isteyeceğim....

    Dökün heybenizde ki kirli yüzlerinizi ve bulduğunuz ilk nehirde arınmayı dileyin sözün sahibinden... ''



    Mikail Aslan

Benzer Konular

  1. Yorum: 2
    Son mesaj: 19-09-2011, 12:18 AM
  2. Yusuf aslan
    YukseLL Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 24-01-2010, 07:38 PM
  3. Aslan kükredi (video)
    YukseLL Tarafından Futbol Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-08-2009, 01:20 AM
  4. aslan ve ceylan
    İNCİ Tarafından Evcil Hayvanlar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 21-04-2008, 03:33 PM
  5. Aslan
    dogangunes Tarafından Evcil Hayvanlar Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 28-10-2007, 02:06 AM
Yukarı Çık