Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 Toplam: 6

Konu: Frida Kahlo

  1. #1
    güney
    Misafir..

    Frida Kahlo

    FRİDA KAHLO
    Meksikalı ünlü ressam. Ressam Diego Rivera’nın eşi. Resimlerinin yanı sıra inişli çıkışlı özel yaşamı ve politik görüşleri ile tanınır.


    Magdalena Carmen Frida Kahlo Calderon, (6 Temmuz 1907- 13 Temmuz 1954)
    Meksikalı ünlü ressam. Ressam Diego Rivera’nın eşi. Resimlerinin yanı sıra inişli çıkışlı özel yaşamı ve politik görüşleri ile tanınır.

    1907’de Mexico City’nin güneyindeki Coyoacan’da, Macar Yahudisi fotoğrafçı Wilhelm Kahlo ve Kızılderili asıllı Matilde Calderon Gonzales’in dört kızından üçüncüsü olarak dünyaya geldi. 6 Temmuz 1907 günü doğmuş olmasına rağmen, kendisi doğum tarihini, Meksika devriminin gerçekleştiği 7 Temmuz 1910 günü olarak ilan etmiş, yaşamının modern Meksika'nın doğuşuyla başlamış olmasını istemiştir.

    Altı yaşındayken geçirdiği çocuk felcinin sonucu olarak bir bacağı özürlü kalmış, kendisine "Tahta Bacak Frida" denmişti. Bu özrüyle başetmesini bilen Frida, gençkızlık çağında, dönemin en iyi eğitimini veren Ulusal Hazırlık Okulu’nda okudu. Bu okul, onu sanat, edebiyat, felsefe gibi alanlara yönlendirdi. İlerde Meksika düşün yaşamının önemli isimleri olarak anılacak Alejandro Gomez Arias, Jose Gomez Robleda, Alfonso Villa okul arkadaşları oldu. Okulda, anarşist bir edebiyat grubuna dahil oldu; güçlü bir kişilik oluşturmaya başladı. 19 yaşında geçirdiği bir trafik kazası bütün hayatını değiştirdi.

    17 Eylül 1925 okuldan eve dönerken bindiği otobüsün tramvayla çarpışması sonucu çok kişinin öldüğü kazada, trenin demir çubuklarından birisi Frida’nın sol kalçasından girip leğen kemiğinden çıkmıştı. Kazadan sonra tüm hayatı korseler, hastaneler ve doktorlar arasında geçecek; omurgası ve sağ bacağında dinmeyen bir acıyla yaşayacak, 32 kez ameliyat edliecek ve 1954’te çocuk felci nedeniyle sakat olan sağ bacağı kangren yüzünden kesilecektir.

    Kazadan bir ay sonra hastaneden çıkan Kahlo, ailesinin teşviki ile sıkıntı ve acıdan kaçmak için resim yapmaya başladı. Yatağının tavanındaki aynaya bakarak oto-portreler yaptı.

    1927 yılı sonunda yürümeye başlayan Kahlo, bu dönemde sanat ve politika çevreleri ile yakınlaşmaya başladı. Küba'lı önder Julio Antonio Mella ve fotoğraf sanatçısı Tina Modotti ile tanışıp yakın arkadaş oldu. Birlikte, dönemin sanatçılarının davetlerine, sosyalistlerin tartışmalarına katılmaya başladılar. Kahlo, 1929’da Meksika Komünist Partisi’ne üye oldu.


    Frida Kahlo (ortada) ve Diego Rivera, 1932, Carl Van Vechten tarafından çekilmiş.Resim çizmeye devam eden Kahlo aynı dönemde bir gün, Meksikalı Michalangelo olarak anılan ünlü ressam Diego Rivera'yı görmeye ve resimlerini göstermeye gitti. İki sanatçı, 21 Ağustos 1929’da evlendiler. Kahlo 1930’da eşiyle beraber ABD’ye gitti ve 1933’te Rivera aldığı duvar resmi siparişlerini bitirinceye kadar orada yaşadılar.

    Frida ile Rivera’nın fırtınalı bir evlilik yaşamları oldu. Sağlık sorunları nedeniyle bir çocuğunu aldıran ve ardarda iki düşük yapan Frida, eşinin sadakatsizlikleri nedeniyle 1939 yılında ondan ayrıldı ama 1 sene sonra yeniden evlendiler ve Frida’nın çocukluğunu geçirdiği Mavi Ev’e yerleştiler.

    Frida’nın da evlilikleri sırasında çeşitli erkeklerle ilişkileri olmuştu. Bunlarda birisi de Rus devriminin önde gelen isimlerinden Lev Troçki iledir. Troçki, Rivera’nın Meksika Cumhurbaşkanından aldığı özel izin ile 1937’de Meksika’ya gelmiş ve Frida’nın evine yerleşmişti. Aralarındaki ilişkiyi Troçki’nin eşinin farketmesi üzerine Frida, Troçki’den ayrılmıştır. Troçki’ye düzenlenen suikastın ardından suikastçı ressam Siqueiros’un arkadaşı olması nedeniyle sorgulanan Frida, bir süre Meksika’dan ayrılmayı uygun bulumuş; o sırada San Fransisco’da bulunan eski eşi Rivera’nın yanına gitmiş ve çift orada yeniden evlenmişlerdi.

    Sık sık sağlığı bozulan Frida, dayanılmaz acılarla başa çıkmak için bütün gücüyle resim yapmış, yalnız ülkesinde değil, Amerika ve Fransa’da sergiler açmıştır. 1938’de New York’ta açtığı sergi ona büyük ün getirdi, 1939’daki Paris sergisi ile övgüler topladı 1943’de 'La Esmeralda' adlı yeni bir sanat okulunda öğretim üyeliğine başlayan Frida, sağlık durumu kötüleşmesine rağmen ders vermeyi sürdürdü; 1950’de omurgasındaki sorunlar nedeniyle hastaneye kaldırıldı ve 9 ay hastanede kaldı. 1953 yılı Nisan ayında Mexico City’de bir kişisel sergi açtı; Temmuz ayında sağ bacağı kesildi.

    Frida Kahlo, 13 Temmuz 1954’te, akciğer ambolisi teşhisiyle son nefesini verdiğinde; arkasında bıraktığı son tablosu; Yaşasın Yaşam isimli bir natürmorttu.


    Resimleri


    Frida Kahlo’nun 70’e yakın resmi vardır. Resimlerinin büyük bir bölümü de oto-portrelerden oluşur. Yaşamının büyük bir bölümünü yatakta başının üstünde duran, “gündüzlerinin ve gecelerinin celladı” olarak tanımladığı bir aynaya bakarak geçirdiği için sürekli oto-portre çizmiştir. Resimlerindeki ustalık, Pablo Picasso’ya bile "Biz onun gibi insan yüzleri çizmeyi bilmiyoruz" dedirtmiştir.

    Sürekli evcil hayvan besleyen Frida’nın beslediği hayvanlarla ilgili iki portresi vardır: 1941'de yaptığı "Ben ve Papağanlarım" ile 1943'te yaptığı "Maymunlarla Otoportre".

    Frida’nın resimleri sürrealist olarak değerlendirilse de o surrealizmi reddetti. Resimleri aslında acı ve kesin gerçekliği yansıtıyordu. Frida’nın resimlerinde Meksika kültürü ve devrimci ulusal kimlik tuvale aktarılmıştı.

    Kahlo, 1938’de New York’ta sürrealist resmin öncü isimlerinden dostu Andre Breton’un da desteğiyle bir sergi açtı ve bu sergi ona uluslararası ün getirdi. 4 tablosunu ünlü aktör Edward G. Robinson’a satarak ilk büyük satışını gerçekleştirdi, resimlerinin yarısı satıldı. Bu başarı üstüne 1939’da Paris’te bir sergi açtı. Paris sergisinde fazla resmi satılmasa da eserleri büyük ilgi topladı; Picasso ve Kandinsky gibi sanatçıların övgüsünü kazandı; Louvre Müzesi, sanatçının Çerçeve adlı tablosunu satın aldı. Sanatçı, ülkesindeki ilk kişisel sergisini 1953’te Meksika’daki galerisinde açtı.

    Ressamın 70 tablosundan 50’si bugün, büyük bir Kahlo fanatiği olan Madonna’nın koleksiyonunda bulunuyor.


    Frida Kahlo*-*Nedir

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Umarım gidiş eğlenceli olur ve bir daha geri dönmem

    Merhaba!

    Iste forumun kalitesini gosteren bir konu!
    Yasarken efsanelesen bu super san'atciyi tanitan basligi
    Actigin icin tesekkur ederim.

    Ben bunu p.tesi acacaktim ama benden once davranmissin.
    Ben buldugum metni bosa gitmesin diye asagiya asiyorum.


    KAZA: 18 yaşında genç bir kız olan Frida 1925 yılında 17 Ekim'de erkek arkadaşı Alex'le tramvayla tıp için hazırlık eğitimi veren okulundan evine doğru yolculuk yaparken, yaşamında gelecekle ilgili belki de tek düşüncesi tıp eğitimini tamamlayıp doktor olmaktı. Bulunduğu tramvayın ve bir otobüsün sürücülerinin bir anlık dikkatsizliği, korkunç bir trafik kazasıyla sonuçlandı. Tramvay içindeki diğer yolcularla beraber ağır biçimde yaralanan Frida'yı daha sonra acılarla dolu günler bekliyordu.
    Yolcuların tavanda tutunduğu kalın bir metal çubuk inanılmaz biçimde otobüsün içinden çıkarak Frida'nın vücuduna saplanmıştı. Kalın çelik genç kızın karnından vücuduna girmiş bel omurlarını zedeleyerek dışarı çıkmıştı. Ayrıca vücudunda başka yerlerde yaralar, örneğin omuz ekleminde çıkık, bazı kaburgalarda ve sağ bacağında kırıklar vardı. Bu yaralarla yaşama şansı olmadığı düşünülen Frida'ya kaza sonrasında dikkat bile edilmemişti.
    Ailesi. Frida Kahlo, her ne kadar kendisi Meksika'nın kurtuluş günü olan 7-Haziran-1910 yılında doğduğunu söylese de gerçek doğum kayıtları 6-Haziran-1907 yılını gösteriyordu. Babası Macaristan'dan göçetmiş bir Yahudiydi ve fotoğrafçılıkla hayatını kazanıyordu. Annesi ise İspanyol kökenli bir Meksika vatandaşıydı.

    Otobüs Yolcuları. Kazadan dört yıl sonra Frida Kahlo'nun gözünden bir otobüs içi. Kazanın olduğu an bu yolcular mı vardı acaba?

    AILE: Mexico City'de oturuyordu. Coyocan bölgesindeki evlerinin dış duvarları kobalt mavisi ile boyalıydı ve bu yüzden "Mavi ev" olarak anılıyordu. Frida ailedeki üç kız kardeşin en küçüğü idi. Babası belki sıradışı zekası ve yetenekleri, belki de sağlık sorunları yüzünden Frida'yla diğer kızlarına göre daha çok ilgileniyordu.
    Eğitimi. Frida Kahlo, evde kızkardeşlerinin yanında bir erkek çocuk gibi büyümüştü. Okulunda da daha çok erkek çocuklarla arkadaşlık kuruyordu. Yine de başarılı bir öğrenciydi. Belki de geçirdiği çocuk felci hastalığının bıraktığı etkiler nedeniyle Frida, tıp eğitimi almaya karar verdi. Mexico City'de Ulusal Hazırlık Okulunun Tıp Eğitimi bölümüne yazıldı. Daha önce sadece erkek öğrencilerin kabul edildiği Meksika'da prestijli bir adı olan okulunun hazırlık sınıfına ilk kabul edilen kız öğrencilerden biri olmuştu.
    Fakat kaza nedeniyle Frida'yı gelecekte iyi bir doktor yapacak gibi görünen okul eğitimi üçüncü yılında bitecekti. Tıp eğitimi için üç yıl az değildir ve bu süre içinde Frida Kahlo'nun insan anatomisini öğrenme şansı oldu. Bu yıllarda Frida, sadece tıp eğitimi değil az da olsa resim eğitimi de alacaktı ve bu iki konudaki bilgisi Frida'yı meslek sahibi yapmasa da hayatı boyunca işe yarayacaktı.

    Kırık Kolon. Kaza sırasında kırılan omurgası, metal korsesi ve dayanılmaz acıları ile Frida Kahlo.

    KAZA:Sonrasında arkadaşı Alex'in yalvarmaları nedeniyle Frida biraz da gecikmiş olarak hastaneye kaldırıldı. Hastanede zaman içinde arkası kesilmeyecek ameliyatların birincisi ile tekrar yaşama döndürülen Frida için daha sonra acılarla dolu bir yaşam başlayacaktı. Trafik kazası Frida Kahlo'nun yaşadığı tek sağlık sorunu değildi. Altı yaşındayken geçirdiği çocuk felci nedeniyle evinde dokuz ay boyunca yatağa bağlanmıştı. O zamanki tıbbi olanaklar içinde çocuk felci hastalığından kurtulması mucizeydi. Sinirleri etkileyen bu hastalık nedeniyle kurbanlar solunum zorluğu nedeniyle ölüyordu. Frida ise sağ bacağında incelme ile kurtulmuştu.

    YASAMI: Frida Kahlo'nun yaşamında ağır basan konu sağlık sorunlarıydı. Önce çocuk felci sonra kaza Frida Kahlo'nun vücudunda ve sağlığında geri döndülemeyecek değişiklikler yapmıştı. Kaza sonrasında büyük umutlarla tam 34 kez ameliyat masasına yattı. Ameliyatlar son bulduğunda ise Frida Kahlo'nun acıları daha fazlaydı ve sağlık durumu daha da kötüye gitmişti.
    Frida Kahlo, kaza sonrasında yıllarca süren yatak istirahati sırasında ailesinin armağan ettiği boya takımıyla resim yapmaya başladı. Yatakta sıkılmasın diye tam üstüne bir ayna yerleştirilmişti. Kendini sürekli bu aynadan görüyordu ve ünlü portrelerini yapmaya bu sıralarda başladı.
    Mucizevi bir biçimde yürümeye başladığında ise resimlerini daha önce uzaktan gördüğü ünlü duvar ressamı Diego Rivera'ya götürdü. Resimlerini beğenen Rivera, Frida'yı Meksika sanat çevresi ve sosyetesiyle tanıştırdı. Zamanla Frida Kahlo, Diego Rivera arkadaşlığı büyük bir aşka dönüştü ve 1929 yılında evlendiler. Diego Rivera çevresi geniş ve çok çapkın bir erkek olmasına rağmen Frida Kahlo, zekası ve yeteneği ile onu etkilemişti. Evlilikleri fırtınalı biçimde devam ediyordu, 1939 yılında boşandılar 1940 yılında tekrar evlendiler. Artık sadece Meksika sanat dünyasının değil bütün dünyanın takip ettiği bir aile olmuşlardı.

    KOKLER:Frida Kahlo'nun fertilite ve yaşam siklusunda bir parça olma isteği.
    Frida Kahlo'nun en büyük isteklerinden biri de bir çocuk sahibi olmaktı. Kaza nedeniyle rahminde ve leğen kemiğinde zedelenme olmasına rağmen gebe kalmayı denedi. Gebeliğin ilk aylarından sonra çok sancılı ve kanamalı bir düşük yaptı. Çocuk sahibi olamayacağı kesindi ve bu durum Frida Kahlo'yu çok etkiledi, sorunları daha da kötüleştirdi.
    Bu arada sağlık sorunları giderek çoğalıyordu. 1953 yılında Meksiko City'de yapılan resim sergisine gitmeyi çok istediği halde doktorunun yürümesine izin vermemesi nedeniyle evde kalması istenmişti. Fakat Frida Kahlo kendi isteğiyle, sürpriz bir biçimde işçiler tarafından yatağıyla sergi salonuna getirildi. Sergi salonunun ortasında yatağının içinde Frida Kahlo büyük ilgiyle karşılandı. Sağlık sorunları ve acılar giderek artıyordu ve buna dayanamayan Frida Kahlo birkaç defa intihar girişimlerinde bulundu. 13 Temmuz 1954'te Frida Kahlo 47 yaşında öldü. İntihar ettiği söylentileri vardı fakat kesin ölüm nedeni anlaşılamadı. Günlüğüne son olarak şunları yazmıştı: "Umarım gidiş eğlenceli olur ve bir daha geri dönmem"

    RESIMLERI: Frida Kahlo'nun fiziksel ve ruhsal acıları doğrudan resimlerine yansımıştır. Çalışmaları, duygulanım, kalp kırıklığı, aşk, yaşam ve ölümün nadir rastlanan bir birleşimidir. Çoğu resmi kendi portresidir. Eşi ünlü ressam Diego Rivera şöyle demişti Kahlo'nun resimleri için: "Frida sanat tarihinde kendi duygularının biyolojik gerçeklik olarak gösterimi için göğüs kafesini ve kalbini yırtan tek sanatçıdır. Çalışmalarında duygularını, görevlerini ve kadınların yaratıcı gücünü gösteren tek kadındır."

    TRORSKY: Trotsky'ye Armağan. Frida Kahlo'nun Leon Trotsky'ye yaş gününde verdiği armağan tablo. Trotsky ile Kahlo'nun yasak aşk yaşadıkları biliniyordu. Arkada sahne benzeri alan, dini resimlerde azizlerin durduğu yerdir. Frida Kahlo ise burada ekzotik güzelliğini, kadınsı gücünü ve kültürel kimliğini sunuyor.
    İnsanlar Frida Kahlo'nun güzelliğini, kişiliğini ve yeteneğini çok beğenmişti. Newyork ve Paris'teki sergilerinde Frida Kahlo, büyük başarı kazanmıştı. Sürrealistlere yakın olmasına rağmen Frida Kahlo kendisini bir sürrealist olarak kabul etmiyordu: "Ben Mexico City'ye Andre Breton gelip bana sürrealist olduğumu söyleyene kadar sürrealist olduğumu bilmiyordum. Ben sürrealist değilim, hayallerin resmini yapmıyorum, resimlerimde gerçekleri yansıtıyorum."
    Anne olamamıştı ve sevgisini köpek, kedi, kuş, maymun gibi evcil hayvanlara aktarmaya çalışıyordu. Bu evcil hayvanlar resimlerinde sıklıkla yer almıştı. Frida Kahlo, evrenin akışında bir parça olmak, hayata sıkıca tutunmak istemişti.
    Kişisel görüşmelerde, Frida Kahlo sanatçı olarak kendisini önemsememezdi. Kendisini bir ressam olarak kabul etmiyordu. Fakat ABD ve Paris'teki başarılarından sonra giderek ünü artıyordu. Ülkesinde politik bir muhalif olmasına rağmen 1946 yılında önemli sanatçılara verilen ulusal ödülü almıştı. Ayrıca deneysel sanat eğitimi veren bir sanat okulunda öğretmenlik yapması istenmişti.
    1950'li yıllarda resimleri daha kaotik ve dağınık olmaya başladı. Bunun nedeni giderek artan ağrılar, içki ve uyuşturucu kullanımıydı. Bunlar yanında gangren nedeniyle bir bacağının ampute edilmesi sonun başlangıcı olmuştu.
    Fridamania. Frida Kahlo yaşarken ünlü olmuş, resimlerinin çoğunu satmış nadir ressamlardan biriydi. Fakat Frida Kahlo'nun hayatında popüler olmayı gerektirecek birçok özellik vardı. Trajik bir trafik kazası sonrası azimle çalışıp iyi bir ressam olan bir genç kız. Kadın meraklısı birçok güzel kadının peşinde koştuğu dev gibi bir adamla evlenen, çocuk felci nedeniyle bir bacağı incelmiş ufak tefek bir kız. Kalın kaşları ve bıyıkları ile ortalıkta dolaşan bazen hemcinsleriyle beraber olan bir kadın. Amerika'nın ortasında komünizm propagandası yapan resimlerle sergiler açan Meksikalı bir ressam çift. O zamanki medyanın zayıf araçlarıyla bile Diego Rivera - Frida Kahlo çifti çok ünlü olmuş, bütün dünyada tanınmışlardı. Çiftin resimleri ve yaşam tarzı o zamanki tutucu ortamda çok fazla tepki almıştı.

    FRIDA: Kahlo ölmeden birkaç gün önce günlüğüne "bir daha geri dönmek istemiyorum" yazmıştı ama bu dileği gerçekleşmemiş görünüyor. Zamanımızda bile Frida Kahlo'nun adı feminizm, resim sanatı ve Meksika ile birlikte anılıyor. Bir ara unutulur gibi olan Frida Kahlo efsanesi Hayden Herrera'nın yazdığı 1992 yılında satışa çıkarılan biyografi ile tekrar alevlendi. Biyografi edebi olarak gerçekten çok etkileyiciydi. Kısa zamanda çok satanlar listesine yerleşti, birçok dile çevrildi. Bu biyografi arkasından birçok yazar tarafından Frida kitapları yazıldı. Eskiden ressam çifti neredeyse kovan ABD'de 2001 yılında Frida Kahlo anısına bir posta pulu bile çıkarıldı. 2002 yılında ise Frida Kahlo'nun yaşamını beyaz perdeye aktarmak için büyük sinema şirketleri yarıştı. Madonna, Jenifer Lopez ve Salma Hayek arasındaki başrol savaşını ise Salma Hayek kazandı.
    Eğer Frida Kahlo çocuk felci geçirmemiş olsaydı, tıp fakültesini bitirip doktor olarak çalışsaydı, Diego Rivera ile evlenmeseydi, kocası tarafından aldatılmasaydı ya da komunist olmasaydı fakat trafik kazası olup aynı resimleri yapsaydı. Böyle bir kadının resimleri ilgi çekebilir miydi? Kimbilir belki resimleri bir depoda unutulacaktı veya küçük bir okulun duvarlarını süsleyecekti. Bu sorunun yanıtı hiçbir zaman verilemeyecek.
    Derleyen: Serdar Sarı


    SAGÜSAD - Frida Kahlo'nun Dünyası

  3. #3
    güney
    Misafir..
    Ben teşekkür ederim sevgili Mopsy..Frida hayran olduğum bir karakter..Andreas Salome den sonra desemde Frida gerçekten harika...

  4. #4
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Kaynak farklariya FRİDA KAHLO ya bir bakis.

    ‘Duyduk duymadık demeyin, ben bir devrimle birlikte doğdum. Ben bir devrimin kızıyım,bunda hiç şüphe yok, bir de atalarımın taptığı ihtiyar ateş tanrısının’ Frida Kahlo.

    Frida’nın babası Wilhelm Kahlo, Baden Baden`de yaşayan macar yahudi, anne ve babanın oğluydu. Wilhelm ondokuz yaşında Hamburg üzerinden Meksika ya göçetti ve Meksiko ya yerleşti. Gelenekleri ve dili öğrendi, adıda Guillermo Kahlo Olmuşdu. Guillermo, Kızılderili ve beyaz kökenli Matilde Calderon`la 1898`de evlendi.

    Devrimin ve ateş tanrısının kızı Frida Kahlo, 6 Temmuz 1907 de, Frida`nın kendi iddiasına göre 7 Temmuz 1910 da doğmuştur. Çocuk sağlam doğmuştur. Ailesi adını almancada barış anl***** gelen Frida koyacaktır.Mavi Köşk adını taşıyan özel evlerinde Frida varlıklı bir ortamda yetişir. Yedi yaşında geçirdiği çocuk felci yüzünden sağ bacağı sakat kalır. Eylül 1925 de geçirdiği otobüs kazasında ağır yaralanır. Omurga kemikleri, iki bacağı, kalça ve köprücük kemiklerinde yaralanmalar vardır. Bu kaza onu yataktan kaldırmayacaktır. Frida yaşadığı sürece özürlü birisidir. Annesi hastanede onu yalnız bırakmaz ve sürekli yanındadır.

    Frida yattığı odaya büyük bir ayna kor ve kendi portrelerini çizer. Tam 55 tane resim çizer ki bu çizdiği resimlerin 3/1 demektedir. Bu resimlerle duygu ve düşüncelerini, kişisel yaşamını bir ölçüde anlatmaya çalışmıştır.

    Uzun dönemden beri arkadaşlık ettiği Alejandro Gomez Arias`a ( Alex ) mektublar yazar. Cevapsız kalan mektuplarına her gün yenisini eklemekte ve aşkını sonuna kadar savunmaktadır. Birde ardı arkası gelmeyen sakatlığın verdiği acılar. Bu acıları ancak ve ancak okumak, araştırmak, sanat ve kültürel yönde kendini geliştirmekle yenebileceğini de içinde taşımaya başlar. Alex`e olan kırgınlığı zamanla düzelir, iyi bir arkadaş olurlar.

    Alex, Frida`ya Avrupa dan, ünlü yazarlardan ve ressamlardan bahseder. İtalyan Rönesansı, Fransız devrimleri ve ünlü Rus yazarlarını hayranlıkla anlatır. Çok sevdiği Alex`in ilgi duyduğu her konuyu öğrenmeye çalışan Frida, zamanla çok önemli konuları araştırır ve birçok yazar ve çizeri tanımış olur. Boş zamanlarında sürekli resim çizmeyi ihmal etmemektedir. Günleri ve gecelerinin celladı aynaya bakarak birçok değerli otoportre resimler çizer. Sanat artık onu yaşama bağlayan önemli bir etken olur. Buna rağmen o, sanatı üzerine yaptığı açıklamalarda oldukça mütevazi ve çekimser konuşur; ‘Ve, artık pek de önemsenmeden, resim yapmaya başladım.’

    !928 de Mexika yeni politik çalkantılar içindedir. Frida yeni arkadaşlar edinir. Öğrenciler, akedemisyenler ve araştırmacılar arasında toplantılarda bulunur, ateşli tartışmalara tanık oluyor. Frida bu çevrede kendine yeni olan konuları can kulağıyla dinler ve öğrenir. Ressam Diego Rivera davetli gittiği Sovyetler Birliği`n den bahsetmektedir. Heycanla anlattığı anılar Frida`nın ilgisini çeker. Diego, Sosyalizmi övmekte ve ekim devriminin onuncu kutlama şenliklerini anlatı. Dönerken uğradığı Berlin ve Bertolt Brechten bahseder. Berlin demek Almanya ve Almanya Frida`nın babasının geldiği ülkedir. Bu şekilde Frida, Diego`nun çekim alanına girecektir. Diğer taraftan kendi resimlerini Diego`ya göstermek, çizdiği resimler konusunda onun düşüncelerini almak için ziyaretine gider. Frida bu ziyaretle yaşamında yeni bir dönemin başlayacağını hiç tahmit etmemiştir.

    Diego Rivera, Meksika da dönemin en ünlü ressamlarından birisidir. 8 Aralık 1886`da doğan Diego, resimde ki üstün yaratıcılığını daha genç yaşlarda göstermiştir. O, daha çok toplumsal konulara ağırlık vermektedir. Önceleri Kübizim den etkilensede, sonraları kendine özgü tarzı oluşacaktır. Kendini ve sanatını sosyal yaşamdan sınırlamamış, bilakis yaşadığı dönemde ki sosyal çalkantıların köklerini araştırıp, bunu sanatınada yansıtmayı başarmış bir devdir. Sanatın dünyayı daha güzelleştireceğini savunmuştur. Yerli kültürleri araştırıp, geçmişle kendisini birleştirmeye çalışmıştır.

    Frida 1922 de Kominist Partisine girer. 1923 de parti içinde yüksek derecede görevler alır. Ekim devrimin kültür bakanı Lunaçarski tarfından Sovyetlere davetedilir. Frida günlüğünde şöyle yazmaktadır: ‘Diego`ya aşık oldum,ailem bundan hiç hoşlanmadı. Çünkü Diego komünist ve çok şişman biriydi. Bizi bir fille bir güvercine benzetiyorlardı. 21 Agustos 1929`da evlendik...’
    Evlilik Frida`yı oldukca değiştirmiştir.Erkek elbisesi giyen Frida yerine, saçına kordeleler takan, dantelli renga renk uzun etekler giyen, omuzunda raboze taşıyan bir kadındır. Aşırı derecede Meksika`lı görünmeye özenir. 1930`lu yıllarda Diego, Amerika`dan yeni ve önemli teklifler alır. Frida`da birlikte Amerika`ya giderler. Otuzlu yılların ilk yarısında Diego ve Frida Amerika`nın değişik kentlerinde yaşar ve komünist olmaları Henry Ford`ların katıldığı toplantılarda davet edilmelerine engel değildir. Çünkü onlar Avrupa da olduğu kadar Amerikada da tanınmaktadırlar. Diego aldığı duvar resimleriyle uğraşırken, Frida ise çapkın kocasına en azından sevimli bir bebek yapmaya ve çevresini tanımaya çalışır. Sakatlığı bir bebek yapmasını engellemektedir. Kendine heran yardımcı olan annesini kaybetmiştir. Umut ve acı Frida`nın yaşamında eksik olmayan iki öğedir. Herşeye rağmen yaşam devam etmektedir.

    ‘Bir ressam olarak Frida, Diego`ya hiçbir şekilde borçlu değildi. Diego hiçbir zaman onun ressam hocası değildi, asla tek resmini düzeltmedi demek istiyorum... Hatta pek çok konuda tam tersi geçerliydi, çünkü Frida`nın onun üzerinde etiksel ve sanatsal güçlü bir otoritesi vardı.’ Alejandro G. Arias.

    1936`da İspanya`da iç savaş başladığında, Frida`nın yakın çevresinden biçok devrimci komünist gönüllü olarak İspanya`ya gider. Frida da onlardan geri kalmaz. Yardım fonları oluşturur ve aktif olarak mücadelenin içindedir.

    9 Ocak 1937`de Diego bir mektub alır. 1930`da İstanbul`a, 1933`de Fransa`ya giden Lev Davidoviç Troçki, Diego`ya Meksika hükümetinden kendi adına sığınma talebinde bulunmasını talep eder.

    ‘ Sanat kararnamelerle, buyruklarla, hazır reçetelerle yönetilemez. Biz marksçılar için, yalnız işçiden sözeden sanat devrimcidir, yenilikçidir, gerisi fasaryadır demek, son derece yanlıştır. Ozanlardan, yalnız tüten fabrika bacalarını yada sermayeye karşı ayaklanışı dile getirmelerini istemekse düpedüz saçmalıktır.’ Diyen Troçki Diego`nun üstün çalışmaları sonucu Meksika hükümetinden sığınma hakkı alır. Natalya ve Lev Troçki, Frida`larda Mavi köşkde misafir edilirler. Güvenlik nedeniyle evin pencereleri tuğla ile ördürülür.

    Fridanın babası bay Kahlo kızını ziyarete geldiğinde köşkü bu gariplikte görünce, ‘ Sevgili Frida bana bir açıklama da bulunurmusun ?’ diye sorar. ‘ Canım babacığım, çağımızın en büyük adamlarından birini ağırlıyoruz’ der. ‘ Hep aynı laflar, peki kim bu adam? ‘ ‘ Lev Davidoviç Troçki, Lenin`in arkadaşı, Ekim Devrimi`nin önemli ismi, Kızıl Ordu`nun kurucusu, kısacası üst düzeyde bir rus devrimcisi.’

    Frida babasını ikna edecek çabayı sarfetsede anlaşılan pek başarılı olamamıştı. Yıllarca süren kovalamacadan sonra, Troçki`ler ilk kez rahat edecekleri bir eve kavuşmuşlar, çalışmalarını mavi köşkten yönetmekteydiler.

    Diego, şişgo göbeği, herşeye yavaş aldıran doğal içtenliği ve cömertliğiyle tanınmaktaydı. Frida güzelliği, karekteri ve akıllılığıyla son derece ilgi çeken biriydi. Lev Troçki, güçlü, akıllı ve çekici biriydi. Yaşamın içinde ki bazı öğeler, Frida ve Lev Davidoviç arasında ‘aşk’ derecesine ulaşan yakınlaşmaya neden olacaktır. Frida ‘yaşlı ihtiyarı’ uyarmasıyla, bu duygu doğmadan ölecektir.
    1937-38 yılları Frida`nın resimde duygu ve düşüncelerini en iyi şekilde geliştirdiği yıllardır. Tabloları ilgi çekmekte ve alıcı bulmaktadır. Resimlerini sergilemek isteyen galeriler ve gazetelerde üzerine yazılar yazmak isteyen eleştirmenlerin ilgilendiği Frida için Diego, Sam A. Lewinson`a; ‘ Frida`yı size kocası olmam sıfatıyla değil, hem mayhoş hemde tatlı, çelik gibi sert ve kelebeğin kanadı kadar ince ve nazik, güzel bir tebessüm kadar harika ve yaşamın acılığı kadar derin ve resim sanatının heycanlı bir hayranı olarak tavsiye ediyorum’ demektedir.
    Frida hırsla resim yapmaktaydı. İki Frida, Maymunlu Otoportre, Kısa Saçlı Otoportre, Dikenli Kolyeli, Yılanlı Otoportre vs. 1939-40 yılları arasında yarattığı önemli tablolarıydı.
    1940 yılı Ocak ayın da, Meksika Sanat Galerisi`nde, ‘ Uluslararası Gerçeküstücülük (Sürrealizm) Sergisi’ yapılır. Bu sergide Frida`nın yanında, Alberto Giacometti, Raul Ubac, Yves Tangu, Man Ray, Gıorgıo de Chırıco, Pablo Pıcasso, Paul Delvaux, Meret Oppenheım, Matta Achaurren, Wassily Kandinskz, Paul Klee, Anre masson, Henrz Moore, Rene Magritte, Manuel Alvarez Bravo, Hans Arp, Kurt Seligman, Humphrey Jennıngs, Salvador Dali, Denise Bellon, Hans Belmer, Diego Rivare... Ne var ki bu sergi beklenen ilgiyi bulamadı. Fakat büyük bir sanat olayı olarakta belleklerden kaybolmadı.

    Diego ile Troçki arasında aylar önce başlayan görüş farklılıkları artık ideolojik ayrılığa dönüşür. 21 Ağustos 1940 yılında Troçki, Sovyetler Birliği yanlısı Ramon Mercader tarafından öldürülür. Frida, Troçki`yi Meksika`ya getirttiğinden dolayı Diego`ya kızar ve öldürülmesine çok üzülür. Polis Mavi Köşkü didik didik arar. Frida`nın sinirleri çok gergindir. Birkaç gün poliste bekletilir. Diego da aynı şekilde sorgulanır.

    Özürlülüğün verdiği acılar içinde k, Frida`yı, romantik bir kahraman olarak karekterize edenler olur. Feministler onu, kocası Diego dan bağımsız, kendine özgü stiliyle, emansipasyoncu bir ressam olarak görürler. Aslında Frida, vucudunu saran acılara baş kaldırmış bir isyancıdır.

    Carles Fountes, Frida için; ‘Tahrip edilmiş Kleopetra’ der ve ‘Frida`nın vücudu Meksika`nın vücudu gibi bölünmüştür. Nasıl ki halk sefalet, devrim anı ve umutlarıyla bölünmüşse, işte böyle bölünüp parçalanmıştır Frida Kahlo...’ ve devam eder, ‘Biz iki milletiz, bir yüzümüz aztek kültürü diğer yüzümüz sömürgeci işgalcilerin kültürüyle oluşmuş...’ Burda gerçek üstücülükle mistik olan içiçe gelişir ve Feuntes`ın deyimiyle ‘Magische Realismus’ yani büyüleyici, sihirleyici bir gerçekcilik oluşur. İşte Frida Kahlo bu sihirleyici gerçekciliğin tam ortasında ve efsanevi bir gerçekcidir. Frida`nın notlarından anlaşıldığına göre, Kominizme ve Komünist Partisi`ne aşırı bir bağlılığı vardır. Politik kahramanlarının adı sürekli tekrarlanmaktadır. ‘ Engels`in, Marx`ın, Lenin`in, Stalin ve Mao`nun Materyalist Diyalektiğin, kavramaktaydım. Ben onları komünist dünyanın temel direkleri olarak görmekte ve sevmekteyim. Troçki`nin yanılgısını çok iyi kavradım. O, Meksika`ya gelene kadar Troçkist değildim, fakat o zamanlar Diego ile aynı görüşleri paylaşmaktaydım.’
    Frida, Sosyalizm`e, Komünizm`e olan bağlılığını resimlerine de çekinmeden yansıtmıştır. O resimde yeni bir boyuta ulaşmıştır, eskiyle yeniyi, geçmişle geleceği aynı tabloda birlikte yansıtmaktadır. Orak Çekiçli tablo içinde aztek kültüründen kalma desenlerden belirgin olarak gözümüze çarpar ve düşünceleri uğruna mücadele ettiği önderlerinin isimlerini de yazmaktan çekinmez. Günlüğünde ‘Komünizm hastaları iyileştirir!’ diye yazmaktadır. Alman Faşizminin, Sovyetler`e saldırması ve Stalin`in bu saldırıyı Kızıl Ordu`yla geri püskürtmesi ve hatta Doğu Avrupa da başarılar edinmesi, tüm dünya da Sosyalizm`e olan ilgiyi artırmakta ve Sosyalizm büyük bir prestije sahip olmaktaydı. 1942`de ‘Seminare de Cultura Mexika’ kurucu üyeleri arasında yer alır. Meksika kültür bakanlığı tarafından oluşturulan bu kuruluşun amacı, Meksika kültürünü korumak ve yaygınlaşmasını sağlamaktır.

    1950`li yıllarının ilk yarısında sağlık durumu ağırlaşır. Katlanılmaz derecede ağırlaşan acılarına karşı artık morfin kullanmaktadır. Diego sürekli yanı başındadır. Bir süre sonra sağ bacağı kesilir. Günde dört kilo konyak içerek acılarını yenmeye çalışan Frida, komalı bir yaşam savaşı vermektedir. 13 temmuz 1954 yılında 47 yaşında ‘Devrimin ve Ateş Tanrısının Kızı’ hayata gözlerini yumar.

    - Latinamerika Nachrichten, Februar 1996,
    - Gemahltes Tagebuch, Frida Kahlo, Kinler Verlag, 1995,
    - Frida Kahlo, Rauda Jamis, Afa Yayınları

  5. #5
    Tecrübeli Üye Kafka - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2009
    Nerden
    Labirent
    Mesaj
    278
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    16024
    Frida Kahlo'nun tablosunu ilk kez gördüğümde "Çizebilseydim, işte böyle çizerdim" demiştim. Portrelerdeki işleyişleri hayranlık uyandırıcıdır. Sadece bir insan yüzüyle anlatılabileceklerin sınırı yoktur Kahlo'da. Ve sonra onun da temmuz doğumlu olduğunu öğrenince ayrı bir sempati besledim. Kafka, Hermann Hesse, Proust ve Frida... Bu temmuzda bir ayrıcalık olduğundan artık emindim

  6. #6
    Aktif Üye Guney - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.117
    Rep Gücü
    80591
    Salma Hayek in muhteşem yeteneğinde defalarca tenefüs etmekten mutluluk duyguduğum FRİDA KAHLO...
    Bazen esefle iç geçirdiğim...

Yukarı Çık