Tekin Alp, Munis Tekinalp, Moiz Kohen: 1883 yılında artık Yunanistan'da bulunan Serez adlı kasabada dünyaya geldi. Ailesinin 9 çocuğunun en küçüğüydü. Babası İshak Kohen Yahudi Cemaatinin ruhban sınıfına mensup bir hahamdı. Bu mevki soyla geçtiği için Moiz de aynı mevkiye sahip olacaktı.Hahamlık eğitimi alır ve diplomasını alır.Selanik'teki toplulukların şehir ve kırdaki nüfuslarının dağılımı şu şekildedir
Topluluk Yahudiler Türkler Yunanlılar Bulgarlar Diğerleri
Kent Nüfusu %50 - %60 %15 - %20 %10 - 20 %5 %10
Kır nüfusu %2 %60 %20 %15 %8
Tekinalp çekingen ve hırslı bir kişilik olarak bilindiği gibi - ki yeni asır gazetesinde çalışırken bu çekingenliğini üzerinden atar- aynı zamanda Türk Milliyetçiliğini ideolojik olarak benimsemiş bir Yahudi'ydi. Liz Behmoaras, çıkarlar gereği böyle davrandığı iddiasını da dile getirmiştir (LIZ Behmoaras:Bir Kimlik Arayışının Hikayesi)"Gençliğine ve tecrübesizliğine rağmen, ait olduğu Yahudi toplumu için Osmanlı İmparatorluğu'nun varlığının nasıl hayati bir önem taşıdığının bilincindeydi. Selanik'in Osmanlı yönetiminden çıkması er veya geç Yahudilerin de tasfiyesini de beraberinde getirecekti." -BURADAKİ GİZLİ GERÇEK ŞU: OSMANLI YIKILMALI, FILISTIN YAHUDI'YE VERILMELI IDI KI İSRAİL KURULSUN! O NEDENLE MILLIYETCILIK ASLINDA OSMANLIYI KURTARMA DEĞİL, PARÇALAMA PLANININ BİR PARÇASI İDİ! ZATEN TEORİSYENLERE BAKINCA ÇOĞUNUN MASON VEYA SIYONİST OLDUGU GÖRÜLÜR! - Yine kendisi gibi Selanik doğumlu bir Yahudi olan (Ünlü siyonist!) Avram Galanti'de kendisi gibi Türk Milliyetçiliğini benimsemiştir.-BU CUMLELERE DIKKAT- "Selanik "Osmanlıcılık" fikrinin başkentidir ve bu fikri ortaya koyanlar tarafından daha sonra Türkçülüğe evrilecektir. Bu açıdan Selanik Türkçü ve Milliyetçi söylemin de doğduğu ve pratiğinin kendini İttihat ve Terakki ile iktidara getirdiği bir şehirdir."Landau bununla birlikte şu noktaya da dikkat çeker: "Genellikle politikada aktif olmasına rağmen, İttihat ve Terakki'nin karar verme mekanizmasında yer almıyordu; hiçbir zaman başka bir Selanikli Yahudi olan Emanuel Karasu'nun etkin oldu merkez grubuna giremedi." (Jacob M. Landau, Tekinalp, Bir Türk Yurtseveri(1883 - 1961),İletişim Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 1996, s. 17) 1907 yılında masonların faaliyetlerine katıldı, 1909 yılında Hamburg Dünya Siyonist Kongresine Selanik Delegesi olarak gitti.1912 yılında Selanik'in Yunanlılar tarafından işgali üzerine ailesi ile beraber İstanbul'a yerleşecekti.Cumhuriyetin kurulması sonrasında Kemalizm'i benimsedi ve ateşli bir şekilde bunu savundu. Hatta Kemalizm'i ilk en detaylı şekilde anlatan aynı adlı kitabı yazdı:Kemalizm (İstanbul: Cumhuriyet matbaası,1936)Tekinalp pek çok açıdan Türklüğü ve Türk Milleti'ni Gökalp'ten etkilenmesi ile tanımlamışsa da din kurumunu İslamiyet'e bağlamamış, Türklerin İslam öncesi inanış biçimleri ile tanımlamıştır. Bu aslında kendince Türkler ile Yahudilerin ortak bir noktada birleşmeleridir.Türkler özüne dönmekte Yahudilerde bu özü benimsemektedirler.Aynı zamanda Tekinalp için yeni cumhuriyetin ideologu demekte doğru olacaktır. (Yıldız Davut Akpolat, Yeni Türkiye İdeolojisine Tekinalp'in Katkıları, Birikim Dergisi, 88. Sayı)
Onun inandığı değerler Fransız pozitivizminin ve ulusçuluğunun etkisi ile ortaya çıkan bir ideoloji ile oluşturulmuş bir karma yapıya sahipti. Her ne kadar sorunu gerçekten Türk olamamak gibi görünse de aslında onun istediği yaratılan 'Yeni Türk'lükte kendine bir yer edinme çabasıdır


Kohen'i ele almamızın temel nedeni: Kemalizm adlı eserinde "Kahrolsun Şeriat" başlıklı bir bölüm koymasıdır.Moiz Kohen adlı bu Yahudi niçin Türkçülük ve milliyetçilik konusunda Müslüman Türkleri İslâm dışı, İslâm'a zıt bir mecraya ve vadiye çekmek istemiştir? Bu konunun da ilmî olarak incelenip araştırılması gerekir. İki kimlikli Yahudiler hakkında binlerce kitap ve kaynakta bilgi kırıntıları bulunmaktadır. Bütün bu bilgilerin aranıp taranıp bulunması ve yekun olarak binlerce referansın bir araya getirilmesi gerekir. Bu parçaların her biri, büyük bir mozayik tablonun parçaları durumundadır. Parçalar bulunup birleştirilince tablonun bütünü meydana çıkacak ve nice sırlar çözülecektir.Günümüzde özellikle 'Boğaziçi Aşireti' günyüzüne çıkarken bazı şeylerinde açıklıkla tartışılmasının zamanı geldi diye düşünmekteyiz!“ İslam’a düşman bir Türk kavmiyetçiliği uydurmak, dinin yerine koymak üzere bir ideoloji düzmek için çalışanların başında Tekin Alp ismini kullanan bir adam gelir.
(Mehmet Şevket Eygi,Yahudi Türkler ve Sabetaycıalr, ZVİ Geyik yay.,3.Basım,İst.Ekim-2000,shf.8-9)


10 Ocak 1920'de yayınlanmaya başlayan Hâkimiyet-i Milliye (Ulus) gazetesinde, 'Kahrolsun Şeriat' ve 'Mustafa Kemal Paşa, Türk peygamberidir!..' gibi hakaret ve hezeyan dolu baş yazıları da Tekinalp imzasıyla yazmış olan Moiz Kohen, 1914 yılında kaleme aldığı "Türkler Bu Muharebede Ne Kazanabilirler?" adlı kitabında yayılmacı Turancılık ideolojisini Osmanlı'ya çıkış yolu olarak göstermekte ve sonradan Osmanlı'nın sonunu getirecek olan dünya çapındaki ilk emperyalist paylaşım savaşında (1. Dünya Savaşı) bulunmasını teşvik etmektedir. Murat Belge, Radikal Gazetesi'nde kaleme aldığı bir yazısında, bu konuda şu bilgilere yer veriyordu: "…Örneğin, Birinci Dünya Savaşı öncesinde, bu ülkede, savaşa ilişkin, 'entelektüel' düzeyde, neler söylenmiş? Yazıya geçmiş çok bir şey yok aslında. Olan birkaç şeyden birini Tekinalp yazmış (yani, herkesten koyu bir Türk milliyetçisi ve Turancı kesilen bu son derece ilginç Yahudi aydın, Moiz Kohen): 1914'te yayımlanan kitabının adı, 'Türkler Bu Muharebede Ne Kazanabilirler?' Osmanlıcı ve İslamcı ideolojileri artık tamamen terk etmemiz, yayılmacı bir Turancılık politikası izlememiz gerektiğini söylüyor. Tabii bunun en iyi Almanya ile birlikte yapılacağı kanısında. Zaten bu kitabını Almanlar da beğenmişler.Bir yıl sonra Almancaya çevirmişler...Savaşın sonucu Tekinalp'in beklentilerine uymadı. 'Türklerin ne kazandığını' hepimiz biliyoruz…" (Murat Belge, 16 Şubat 2003, Radikal )Kohen'den "yeni Amnetü": "Kahramanlık örneği olan ve vatanın istikbâlini yoktan var eden Mustafa Kemâl’e, onun cengâver ordusuna, yüce kanunlarına, mücahid analarına ve Türkiye için ahiret günü olmadığına îmân ederim. İyilikle fenalığın insanlardan geldiğine, büyük milletimin medeni cihanda en büyük mevkii kazanacağına, hamaset destanlarıyla tarihi dolduran kudretli Türk ordusunun birliğine ve Gazi’nin Allah’ın sevgili kulu olduğuna kalbimin bütün hulûsuyla şehadet ederim.”, "Kemalizm, bidayetten bir tek tanrıya tapmıştır: millicilik.” (Moiz Kohen Tekin Alp, Türk’ün yeni Amentüsü, 1928) "Moiz Kohen’in, yazmayı düşündüğünü günlüklerinde belirttiği son kitabının adı “Musevi Mucizesi”. Ömrü yetseydi yazacaktı kitabı. Bu size ne ifade ediyor?Kitabın ismine bakılırsa Museviliği ön plana çıkaracak bir kitap yazmayı planlıyordu." (Liz Behmoaras:Milliyet-FİLİZ AYGÜNDÜZ 9 Haziran 2006 ve 01 Şubat 2005) Moiz Kohen’in Türkçülük hareketini istismar etmekle bir taşla iki kuş vurmak istediği üzerinde durulmuştur: Bir yandan, ırk duygularından hareketle Türklerle Arapları birbirlerine düşman edip, Türklerin ilgi alanını Filistin üzerinden uzaklaştırarak burada Yahudileri serbest bırakmaya çalısmak; diğer yandan ise, gelişen Türkçülük hareketini "İslam düşmanı" bir konuma sokarak Türkleri İslam’a düşman etmeye çalısmak. Yalçın küçük'ün anlattığı kadarıyla, dünya yahudi kongresinde osmanlı delegesi olarak türkiye'de bir ibrani devleti ya da "ibraniyeti yoğun" bir devlet kurmaktan bahsetmiş şahıs."1906'yla 1926 arasındaki en önemli kavga siyonistlerle benim rezervist dediğim, bu kitapta alliancist denilenlerdir. moiz kohen'in 9'uncu siyonistler kongresi'nde osmanlı delegesi olarak konuşmasını yayımladım. 'burası vaat edilmiş toprak' diyor. bunlar osmanlı ya da kurulacak devleti, adı olmasa da güçlü bir ibraniyeti olan devlet olarak söylüyor. siyonistler ise ayrı bir devlet istiyor. bu kendi içlerinde bir kavgadır."Kohen aynı zamanda “Araplar bizi arkamızdan vurdu” sloganının mimarıydı.-CEVABI SITEMIZDE VAR!-Peki günümüz Türkçüleri Kohen'e nasıl bakar? İşte onların sitesinde bu sorunun cevabı:Türkçülüğü bulandırmak için Türkçü derneklere giren bu yahudi çaşıtın Türkçülüğe yamanması hangi mantığa yorulabilir?Moiz Kohen Türkçülerin hala daha okumasına vesile olan hangi kitap,makale,şiir yazmıştır?Moiz Kohen'in Türkçülüğe ne gibi bir katkısı olmuştur?Hiç....Atsızcılar olarak Moiz Kohen konusundaki görüşümüz Atsız Ata'nınki ile aynıdır.Z Vitamini adlı kitabından alıntılıyorum."Falih Rıfkı Atay zaten hazırlıklıydı. Cebinden bir kağıt çıkararak Şengül üniversitesinin profesörlerini saymaya başladı:...Profesör Moiz Tekinalp, ekonomik milliyetçilik kürsüsünde ilim tarihimize yeni ufuklar açacaktır. Kendisi her ne kadar Turan adlı bir kitabın müellifi ise de bunun bir mürettip yanlışı olduğunu, kitabın adı Tevrat olacakken eski harflerdeki karışıklık sebebiyle sondaki “te” harfinin bir noktasının düştüğünü, böylece “nun” haline geldiğini ve Turan okunduğunu ispat etmiştir" Behmoaras onun için 'Türkçülüğün savunuculuğunu ve borazanlığını yaparken aslını inkar ediyor. Yahudi kültürü ve milleti olduğunu kabul etmek istemiyor. Kraldan çok kralcı. Bu durum Yahudi cemaatini şaşırtıyor. Aslında onu kınamaktan daha çok onunla dalga geçiyorlar. Moiz Kohen hayatı boyunca ne İsa'ya ne de Musa'ya yaranabildi' diyor.Devam ediyor yazar:Moiz Kohen bana öyle geliyor ki ekonomiden sorumlu bakan olmak istiyordu.Çünkü gerçekten 1918'lerde yazdığı ekonomi yazılarına bakarsanız son derece iyi bir iktisatçı. İşin trajikomik yanı şu: Kohen, milli bir burjuvazi oluşturmalı, Müslüman Türkler ticaretle uğraşmıyorlar, ticaretle uğraşsınlar, artık bu ticaretin tekelini gayrimüslimlerin elinden almak lazım diye yazıyordu. Ve bu anlattıkları demokratik olmayan bir şekilde Varlık Vergisi ile geri dönüp kendisini çarptı.Acıklı bir durum. Kohen'i varından, yoğundan etti. Kendini bir anda Demirkapı Kampı'nda buluverdi ama Aşkale'ye gitmedi. İyi niyet göstermişti ve yaşı geçkindi.Moiz Kohen Varlık Vergisi ile yanıldığını gördü aslında.Moiz Kohen baba, dede ya da kayınpeder olarak sevilen bir insan değildi.Kendi de çok yakınıyor güncelerinde. Hele hastalığından sonra... 'Kimse benimle ilgilenmiyor, onlara para da veremiyorum, işe yaramıyorum' diye yakınıyor.Moiz Kohen'e 'çıkarcı' dedim ama çıkarcıyı parasal açıdan düşünmeyelim, onun çıkarı ün, şan, şöhret. Sürekli beğenilmek ve sevilmek istiyor.Duruma göre isim değiştirmesi bu bence en zayıf yönlerinden biri. Tuhafıma gidiyor bu. Yurtdışında yazdığı zaman Moiz Kohen diye imzalıyor. Bütün kitaplarını adı, soyadı Tekin Alp'miş gibi imzalıyor. Kimi yerlerde Munis Tekinalp diye yazıyor.Ben Moiz Kohen'i yazmaya başlarken çok cazip geliyordu. Sonra biraz 'Aaa bu muydu?' Türkçülük ideolojisini savunuyor ama ona ne kadar inandığı bir soru işareti...Ama ben bir kahraman bekliyordum ve o bir kahraman değildi.(Akşam:13 Mart 2005 ) Türk Ruhu adlı eserinde "Türk Milliyetçiliği'nin Kemalist dönemdeki kültür birliğinden dönmesi ve ırkçı bir yapıya bürünmesini eleştirir.1945 ve 1950 arasında İstanbul Belediye Meclisi üyeliği yapar ve kente Troleybüs getirilmesi için çalışır. 1954 ve 1957'de CHP'den milletvekili adayı olur ancak seçilemez. 1950'lerde genel sekreterliğini yaptığı İstanbul Tüccarlar Derneği'ni liberalleştirmeye çalışır.Aynı zamanda gazete yazılarına da devam etmektedir. Cumhuriyet, Vatan, Akşam, Hürriyet ve Son Posta gibi gazetelerde köşe yazıları yazar. Tekinalp'in Türkçülüğü ona Türk Dil Kurumu ve bazı bilimsel derneklerde çeşitli üyelikler kazandırır. 1956'da emekli olduktan sonra da Nice' yerleşir -Milliyetçiye Bakın!- Orada yeğeninin yanında yaşar.1961 yılında ölür, Nice'deki Yahudi Mezarlığına gömülür.


kaynak:İbret Almak İsteyenlere, Dünyalık için ahireti feda edenler, tarih, meşhur şahsiyetler