Adnan Oktar (d. 1956, Ankara), dini cemaat lideri, araştırmacı, yazar, BAV kurucusu. Asıl adının Adnan Arslanoğulları olduğu öne sürülmektedir. Basında yayınlanan askerliğe elverişli olduğuna dair Genel Kurmay Başkanlığı Gülhane Askeri Tıp Akademisi tarafından verildiği iddia edilen resmi belgelerde ise adı Adnan Oktar olarak görünmektedir.Kamuoyunda kendisinin, zaman zaman Adnan Hoca olarak da anıldığı olmuştur.Cemaatiyle birlikte hazırladığı kitaplarda kullandığı mahlas Harun Yahya'dır. Taraftarları arasında Ahmet ismini de kullanmıştır.

Cemaatiyle birlikte ateizm, Darwinizm ve Siyonizm karşıtı görüşlerini savunduğu kitaplar ve belgeseller hazırlamıştır. Kurucusu olduğu BAV, kendi sitesinde amacının "dünya çapında barış, huzur ve sevgi ortamı oluşturmak" olduğunu ifade etmiştir.Bununla birlikte çeşitli basın organlarında farklı amaçlarla kendisini itham eden çeşitli iddialar gündeme gelmiştir. Kurucusu olduğu Bilim Araştırma Vakfı'nın, evrim karşıtı olduğu ve yaratılışçılığı savunduğu ve bunu duruşu yaygınlaştırmak için konferanslar düzenlediği bilinmektedir.


Biyografi


Adnan Oktar, 2 Şubat 1956 yılında Ankara'da doğdu. Annesinin adı Mediha, babasının adı Yusuf'tur. Babasını küçük yaşta kaybetti. İlk ve orta öğrenimini Ankara'da tamamladı. Ortaokulu Cebeci'de, liseyi Kurtuluş'ta okudu. Liseden sonra özel bir dershaneye gitti. 1979 yılında İstanbul'daki Devlet Güzel Sanatlar Akademisi İç Mimari bölümüne girdi. Bir süre sonra okuldan ayrılan Adnan Oktar, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe ve Tarih Bölümü'ne girdi. Daha sonra bu okulu da yarım bıraktı.

Harun Yahya mahlasıyla yayımladığı 285 adet kitabı olduğu öne sürülür. Bununla birlikte, Harun Yahya imzasıyla yayımlanan kitaplarını cemaati ile birlikte hazırlamaktadır.


Hakkındaki çeşitli iddia ve ithamlar

Askerlik durumu

Oktar askere sevk edilmek istenmiş, 1993 yılında Eskişehir Hava Hastanesi'nden aldığı "askerliğe elverişli değildir" raporuyla askerlikten muaf tutulmuştur.Oktar, paranoid şizofreni hastası olduğuna dair 7 farklı hastaneden rapor almıştır. Adnan Oktar Vekili Av. Kerim Kalkan ise Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nin raporunu dayanak göstererek, Adnan Oktar'ın ruh sağlığına ilişkin iddiaların gerçek dışı olduğunu iddia etmiştir.

Adnan Oktar 18 Ağustos 2000 yılında bedelli askerlikten yararlanarak, öngörülen bedeli ödemiş ve askerlikten terhis edilmiştir.


Uyuşturucu kullanımı iddiaları

Adnan Oktar hakkında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü tarafından kokain kullandığı iddiasıyla 10 Temmuz 1991 tarihinde dava açılmıştır. Açılan davada "delillerin şüpheli olduğu" ve "şüphelerin sanık lehine yorumlanması gerektiği" ilkesi uyarınca Yargıtay yolu açık olmakla birlikte 22 Şubat 1994 tarihinde beraatine karar verilmiştir.


Çıkar amaçlı örgüt kurma iddiaları

12 Kasım 1999 tarihinde içlerinde Adnan Oktar'ın da bulunduğu, Bilim Araştırma Vakfı (BAV)'na mensup 85 kişi gözaltına alındı. Bir haftaya yakın bir süre İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nde tutulan BAV mensupları, kendilerine bu süre içerisinde çok ağır fiziksel baskılar uygulandığını, önceden hazırlanmış bazı ifadelerin kendilerine zorla imzalatıldığını iddia ettiler. Adnan Oktar BAV operasyonu sonrasında 9 ay cezaevinde tutulmuştur. Çete oluşturmak ve tehditle menfaat sağlamak suçlamasıyla cezaevinde tutulan Adnan Oktar ve Ferit Develioğlu, müştekilerin çoğunun Emniyetteki baskı sonucu şikayetçi olmak zorunda kaldıklarını söylemeleri üzerine İstanbul DGM’de görülen duruşma sonunda tahliye edildiler. İddialara göre gözaltına alınanların ailelerine, BAV yöneticilerinden şikayetçi olmaları şartıyla yakınlarının serbest bırakılacağı söylenmişti.

BAV operasyonunun gece yarısı gerçekleştirilmesi ile ilgili eleştiriler üzerine dönemin İçişleri Bakanı Saadettin Tantan, "Her şey kurallara göre yapılmıştır. Olay yargıya intikal etmek üzeredir. Onun için bu aşamada bir açıklama yapmayacağım. Şu kadarını söyleyeyim, Adnan hocanın yakalanması Apo'nun yakalanması kadar önemli. Bu adam, Apo kadar tehlikeli birisi." açıklamasını yapmıştır.

Adnan Oktar ve bir grup müridi hakkında açılan "çıkar amaçlı örgüt kurma" davası, 24 Kasım 2005 tarihinde, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı ile, zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle düşürülmüştür. Bununla birlikte Yargıtay 8. Ceza Mahkemesi sonradan bu kararı bozmuştur.Bozma kararı neticesinde, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi Oktar hakkında yurtdışına çıkış yasağı getirmiştir.Nisan 2008'deki duruşmada ise savcı Orhan Erbay, Adnan Oktar'ın da aralarında bulunduğu sanıklar hakkında beraat istemişti.9 Mayıs 2008'de Adnan Oktar,İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, "çıkar amaçlı suç örgütü kurmak ve yönetmek" suçundan 3 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Oktar ile 17 sanığın yargılandığı davayı karara bağlayan İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Adnan Oktar'ı "çıkar amaçlı örgüt kurmak ve yönetmek" suçundan lehine olan yeni TCK'nın 220. maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 yıl hapis cezasına mahkum etti. Mahkeme heyeti, "adı geçen örgütün organize bir şekilde mahkemeyi baskı altında tutmak ve yargılamayı engellemek için görsel ve yazılı basına ilanlar verdiğini belirterek, mahkeme başkanı Salih Öztürk ve üye hakim Nuran Yalınbaş'a hakaret ve iftirada" bulunduklarını bildirdi. Mahkeme heyeti ayrıca, Oktar'ın fiilinden sonraki davranışları esas alınarak TCK'nın 62. maddesinde öngörülen indirimin uygulanmasına yer olmadığına hükmetti.


Yahudi karşıtlığı (antisemitizm)

1986 yılında Adnan Oktar "Yahudilik ve Masonluk" adlı kitabını yayınladı. Bu kitapta Oktar, Türkiye'deki Yahudilerin ve Masonların amacının, -kendisine göre "çarptırılmış Tevrat" ta da belirtildiği üzere- Türk halkının ruhani, dini ve ahlaki değerlerini erozyona uğratmak ve onları birer hayvana döndürmek olduğunu iddia etti. Yahudi ve Masonların materyalist nedenlerle, evrim teorisini, dinsizliği ve ahlaksızlığı topluma empoze etmeye çalıştıklarını öne sürdü.

Bu kitabın yayımlanmasından kısa süre sonra Adnan Oktar tutuklandı ve hapse atıldı. Daha sonra Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'ne transfer edildi. Burada 19 ay boyunca gözetim altında tutuldu.

1995'de BAV "Soykırım Yalanı" adlı kitabı yayımladı.Bu kitap geniş yankılar uyandırdı.Kitapta, Holokost olarak bilinen "Yahudi Soykırımı'nın yaşanmadığını, Yahudilerin, Almanların yenilmesi ile sonuçlanan 2. Dünya Savaşı sonlarında yaşanan kıtlık ve tifüs salgını nedeniyle öldüklerini" iddia etti.

1996'da ressam Bedri Baykam, Ankara'da yayınlanan Siyah-Beyaz adlı gazetede, bahsi geçen kitabı ve gerçek adını kullanmayan yazarını ağır şekilde eleştiren bir köşe yazısı yazdı. Bunun üzerine Adnan Oktar taraftarları tarafından Bedri Baykam hakkında dava açıldı. Dava devam ederken, aynı yılın Eylül ayında Bedri Baykam kitabın asıl yazarının Adnan Oktar olduğunu açıkladı. Mart 1997'de dava geri çekildi.

Oktar günümüzde antisemitizmin pagan ve Darwinist kökenleri olduğunu iddia etmektedir. Eski Ahit ve Tanah'ın "şahıslar tarafından çıkar amaçlı değiştirildiğini" iddia etmekle beraber tüm Müslümanlara "diğer dinlerin mensuplarına karşı toleranslı ve dostça bir yaklaşım içerisine girmelerini" öğütlemektedir.

2004 yılında, İsrail'deki Tel-Aviv Üniversitesi Stephen Roth Enstitüsü yetkilileri, Adnan Oktar'ın diğer dinlerin mensuplarına yönelik hoşgörüsünün arttığını düşündüklerini açıklamış, kendisinin şu an "dinler arası diyaloğu artırmaya yönelik çalışmalar yaptığını" belirtmişlerdir.


Mehdilik iddiaları

Adnan Oktar'ın müritlerine kendisinin hadislerde sözü edilen kutsal kişi Mehdi olduğunu ima ettiğine ve onları buna inandırdığına dair bazı iddialar bulunmaktadır.

Oktar, bir röportajında mehdilik iddiasında bulunduğunu reddetmiştir.Ancak bir başka röportajda "mehdinin mehdi olduğunu söylemeyeceğini, bir insanın mehdi olduğunu söylemesi halinde dinden çıkacağını, mehdi hakkındaki hadislerle kendisi arasında 'tam bir uyum' olduğunu, mehdinin tarifinin kendisine 'tıpatıp uyduğunu', yine de tüm bunların bir tesadüf olabileceğini" belirtmiştir.

Adnan Oktar, kendisine ait bir sitede yayınlanan başka bir röportajında, Mehdi ve İsa'nın yeniden geldiklerini, şu an "dinsizlerin, materyalistlerin ve müşriklerin, siyasi ya da başka şekillerdeki saldırılarından korunmak için gizlendiklerini" ileri sürmüştür.


Kızıl İmamcılar

1990 yılında Adnan Oktar'ın grubundan ayrılan taraftarlarından bir kısmı "Kızıl İmamcılar" olarak tanınan topluluğu oluşturdular.Topluluğun lideri "Kızıl İmam" lakabı ile bilinen Serhan Timuçin Çevik'tir. Adnan Oktar taraftarları, Kızıl İmamcılar'ın silah kaçakçılığı ve fuhuş yaptığını ileri sürdüler. Adnan Oktar taraftarlarından Serkan Ciminli iddialarla ilgili gizli kamera çekimlerini polise verdi.Bunun üzerine olaya el koyan İstanbul Emniyet Müdürlüğü, bu örgütün; devletin sosyal ve ekonomik, siyasî, hukukî temel düzenini, dini esas ve amaçlarına uydurmak amacıyla cemiyet teşkil, tanzim, sevk ve idare etmeyi amaçladığı öne sürdü.

1993 Ocak ayında, Terörle Mücadele ekiplerinin düzenlediği bir operasyon sonucu, haklarında "Atatürk'e ve diğer devlet büyüklerine hakarette bulunmaktan" ve "6138 sayılı kanuna muhalefet etmekten" dava açılan Kızıl İmamcılar’dan, örgütün lideri Serhan Timuçin Çevik ile Osman Taner Taslaman, Ali Sami Ekşi, Tayyar Silsüpür, Namık Mert Yücel, Ayhan Saffet Arbay, Bora Karaca, Arif Emre Ekşi, Mahir Mamat, Cenk Büyüktosun, Tevfik Koray Yavuzer, Necip Kerem Özçapkın, Sadık Kerem Gönenli, Hakan Kurunç, Osman Ersu Belikırık, Alparslan Ekşi ve Ziya Sesel gözaltına alındılar. Sanıklarda, iki tabanca ile çok sayıda yasak yayın ele geçirildi. Sanıklar daha sonra yargılandıkları DGM tarafından serbest bırakıldılar.

Olaylardan sonra "Kızıl İmam" lakaplı Serhan Timuçin Çevik yurtdışına çıktı. Gizli kamera görüntülerini sızdıran Adnan Hoca taraftarı Serkan Ciminli ise Mayıs 1998'de Bebek'te Mahmut Oruç tarafından gerçekleştirilen bir silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Serhan Çevik bugün, dünyanın en büyük Amerikan yatırım ve finans şirketlerinden olan Morgan Stanley'de ekonomist olarak çalışmaktadır. 2006 yılında ismi T.C. Merkez Bankası Başkan Yardımcılığı görevi için sıklıkla gündeme geldi.


Kitapları

Oktar, Harun ve Yahya peygamberlerin adlarından türettiği Harun Yahya takma adıyla çok sayıda biyolojik evrim karşıtı kitap hazırlamıştır. Oktar'a göre evrim, doğrudan materyalizm, Nazizm, komünizm ve Budizm'le bağlantılı şeytani bir öğretidir. Oktar'ın kitaplarındaki iddiaların bir çoğu köktendinci Hıristiyan Yaratılışçılığı ile benzerlik göstermektedir.


Yazının devamı