Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 Toplam: 6

Konu: zeki müren

  1. #1
    Kıdemli Üye carpediemcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Nerden
    ank
    Mesaj
    675
    Rep Gücü
    654

    zeki müren

    Klasik Türk Müziği ses sanatçısı, söz yazarı ve besteci. Türk Sanat Musikisi'nin unutulmaz seslerinden biri olan Zeki Müren, duygulu sesi, farklı yorum tarzı ve feminen görüntüsüyle, Türkiye'de birçok toplumsal tabuyu aşmıştır. Sanatını icra ederken takındığı efendi ve kibar tavrıyla ülkenin ilk sivil "paşa"sı olmuş; güçlü sesi, müzik kariyerindeki başarısı ve sahnedeki görkemiyle "san'at güneşi" ünvanına layık görülmüştür.


    6 Aralık 1931'de, Bursa'nın Tophane semtinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamladı. İnşaat mühendisi olan babası Kaya Müren, oğlunun musiki yeteneğinin ve hevesinin farkına vardı. Zeki Müren, Tamburi İzzet Gerçeker'in hocalığında solfej ve sanat müziği usül dersleri almaya başlayarak, kişisel yetilerini edindiği bilgilerle geliştirdi.
    1946'da, ilk bestelerini yapmaya başlayan Müren, eğitim hayatına İstanbul'da devam etmeye karar verdi. Büyük musiki üstadlarından ders almak, onları birebir dinlemek istiyordu. Bu hevesi kırmayan baba Müren, oğlunu İstanbul Boğaziçi Lisesi'ne yatılı olarak gönderdi.

    1949'da, lise eğitimine devam ederken, sinema yönetmeni ve senaryo yazarı Arşavir Alyanak'ın babası ve ünlü bir musiki üstadı olan Agopos Efendi ile udi Kirkor Efendi'den dersler almaya başladı. Sonraki yıllarda, Refik Fersan ve Şerif İçli hocalardan fasıl musikisi, Klasik Türk müziği makamları, usül ve kuramları üzerine öğretiler aldı; Şükrü Tunar'la besteleme çalışmaları yaptı. Yine 1949'da, ilk şarkısı ve akrostişi "Zehretme bana hayatı cananım"ı besteledi. Bu şarkı İstanbul Radyosu'nda Suzan Güven tarafından "Bursalı Zeki Müren'in acemkürdi şarkısı..."anonsuyla okunduğunda, 17 yaşında bir lise öğrencisiydi.

    1950 yılına gelindiğinde Müren, İstanbul Güzel Sanatlar Akademisi (Şimdiki adıyla Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi) 'nin Yüksek Süsleme Bölümü, Sabiha Gözen Atölyesi'nde yüksek tahsiline başladı. Aynı yıl, açılan bir sınavda, 186 kişi arasından birinci seçilerek İstanbul Radyosu sanatçıları arasına katıldı. Ancak Müren'in hayatını asıl değiştiren olayın tarihi, 1 Ocak 1951'di. O gün, İstanbul Radyosu sanatçılarından Perihan Altındağ Sözeri'nin aniden rahatsızlanması üzerine, onun yerine konser vermek için radyodan çağrılmıştı. Programda, 45 dakikalık muhteşem bir canlı performans sergileyen Müren'in musiki kariyeri, bu konserden sonra yükselişe geçti.

    Sanatçının ilk profesyonel plak çalışması, aslında bu konserden önce, 1950 yılındaydı ve plağa Şükrü Tunar'ın güftesini yaptığı "Bir Muhabbet Kuşu" şarkısını okumuştu. Radyo programlarında seslendirdiği parçalarla yeteneğini sergileyen ve geniş bir dinleyici kitlesi edinen Müren'in ismi artık büyük harflerle yazılıyordu.

    1954 yılında, müzikal başarılarının yanı sıra, o zamanların sinema ilahesi Cahide Sonku'yla başrolünü paylaştığı ilk beyaz perde çalışması olan "Beklenen Şarkı" filmini çevirdi. O dönemde halen öğrenci olan Müren, akademide üçüncü sınıftaydı. Henüz sahneye çıkmadığı için radyo programları vesilesiyle sesi tanınıyordu, ama insanlar sanatçının yüzünü merak ediyordu. On güzel bestesinin de yer aldığı müzikal niteliğindeki bu film, Zeki Müren'i görmek isteyenlerin akınıyla gişe rekorları kırdı. 17 filmde daha başrol oynayan unutulmaz sanatçı, sinema oyuncusu olarak da büyük beğeni topladı ve o dönemler telaffuz edilen en yüksek rakamlı sözleşmelere imza attı. 1955 yılında, Arena Tiyatrosu'nun "Çay ve Sempati" adlı oyununda da başrol oynadı. Filmlere kendi bestelediği şarkıların isimlerini verdi: Berduş, Hayat Bazen Tatlıdır, Altın Kafes, Bir Yaz Yağmuru, vs. Bundan sonrası için ünlü sanatçı, sahne ve plak çalışmalarına ağırlık vermeye başladı.

    1955 yılında, müzik kariyerinde önemli bir noktaya gelen Müren, "Manolyam" adlı kürdilihicazkar makamındaki parçasıyla, Türkiye'de ilk defa verilmeye başlanılan "Altın Plak Ödülü"nün ilk sahibi olmayı başardı. Sanatını bu ödülle taçlandıran şarkıcı, dönemin en popüler ve aranılan yüzü haline geldi. Öyle ki, ünlü gazinolar sanatçıyla çalışmak için birbirleriyle kıyasıya rekabete girişti; sahne aldığı mekanlar cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar ağırladı. Vurgulu ve ince yorumuyla, ahenkli sesiyle kulağa; tasarımı kendine ait gösterişli ve ilgi uyandıran kostümleriyle de göze hitap eder hale gelmişti (Bir gazino çalışmasında o zamana kadarki en uzun ökçeli ayakkabıyı giymişti: 20cm). Türkiye'de ilk defa saz ekibini de standart kıyafetlerle birörnek giydiren Müren, sahnede bütünlük oluşturarak, müziğine neredeyse tiyatral bir görkem katıyordu. Bu vesileyle kendisine, sadece ömrü boyunca değil, ölümünden sonra da adıyla birlikte telaffuz edilmeye devam edecek olan "sanat güneşi" betimlemesi atfedildi.

    Birçok sanatsal yeteneğe sahip olduğunu, ortaya koyduğu başarılı yapıtlarla kanıtlayan Müren, 1965 yılında, farklı zamanlarda yazdığı şiirlerini biraraya getirerek "Bıldırcın Yağmuru" adıyla yayınladı. Amatör olarak resimle ve desen tasarımıyla da ilgilendi ve birkaç sergi açarak bu alandaki yeteneğini gözler önüne serdi. 70'li yıllar boyunca birçok kaset çalışması yayınlayan sanatçı, televizyonun gündelik hayattaki payını arttırmasıyla birlikte, sahnelerden ekranlara doğru geçiş yapmaya başladı. Sayısız kurum ve kuruluş tarafından birçok ödüle layık görüldü ve sanatını aynı saygın çizgiden kopmaksızın sürdürdü. Sert ifadesine rağmen, duygusal besteleri ve nezaketiyle, Türkiye'nin ilk sivil "paşa"sı oldu. 70'li yılların sonuna doğru, kalp yetmezliği, yüksek tansiyon ve şeker hastalığı nedeniyle, sanatsal çalışmalarında perde arkasında kalmayı tercih etti. Sahnelerden uzaklaşarak, varlığını, dönemin müzikal modası olan video kliplerde hissettirdi.

    1980'de Kuşadası'nda ve 1983'de Paris'te kalp krizi geçirdikten sonra, Bodrum'daki evinde istirahate çekildi. 1984'de, oldukça uzun bir zamandan sonra geliri antik tiyatronun restorasyonuna harcanmak üzere, Bodrum kalesinde son konserini verdi. Aldığı ilaçlar yüzünden artan kilosu ve yıpranmış görüntüsüyle değil de, parıltılı kostümler içindeki görkemli haliyle hafızalarda kalmak isteyen Müren, evine kapanarak insanlardan uzaklaştı. 24 Eylül 1996 tarihinde, TRT tarafından adına düzenlenmiş bir ödül töreninin TV çekimleri için İzmir Stüdyosuna gelen sanatçı, Ajda Pekkan ve Muazzez Ersoy'un da bulunduğu program esnasında kalp krizi geçirerek hayata veda etti. Üç yıldan aradan sonra çıkarmayı planladığı, Ajda Pekkan, Muazzez Abacı ve Muazzez Ersoy'la düetlerin yer alacağı yedi şarkıdan oluşan yeni kasetini tamamlayamamıştı.

    Hemen hemen her albümü büyük başarılara imza atan Zeki Müren, Türk toplum yapısıyla tezat düşen görüntüsüne rağmen, farklı kesimlerden insanların sevgisini kazanabilmiş nadir sanatçılardandır. 45 yıllık sanat hayatında, yüzün üzerinde besteye imza atan sanat güneşi, ikiyüzün üzerinde plak ve albüm çalışması yayınlamıştır. Almanya, Amerika, Yunanistan gibi ülkelerde de kasetleri satılmıştır. İngiltere'nin dünyaca ünlü şarkıcılarından Morrissey ve Marc Almond, Zeki Müren'i en sevdikleri ses sanatçıları arasında baş sırada göstermektedirler.

    Müren'in radyolarda başlayan canlı performans geçmişi artarak devam etmiş ve Türkiye'nin en çok konser veren sanatçısı haline gelmiştir. Öyle ki, bir yıl içinde yaklaşık yüz konsere çıktığı olmuştur. Çok sevdiği Bodrum'da evinin bulunduğu koy bugün, kendi adıyla anılmaktadır. Aynı zamanda sanatçının evi, müzeye dönüştürülmüştür ve sahne kostümlerinden resim çalışmalarına kadar birçok yapıtı burada sergilenmektedir. Müren'in cenazesi, binlerce kişinin katılımıyla, görkemli bir törenle kaldırılmıştır. Kabri Bursa Emirsultan mezarlığında bulunmaktadır ve mirasının büyük bir bölümünü Mehmetçik Vakfı'na bağışlamıştır.

    ALBÜMLERİ:

    SENEDE BİR GÜN (1970); PIRLANTA 1 (1973); PIRLANTA 2 (1973); PIRLANTA 3 (1973); PIRLANTA 4 (1973); HATIRA(1973); ANILARIM (1974); MÜCEVHER (1975); GÜNEŞİN OĞLU (1976); NAZAR BONCUĞU (1977); SÜKSE (1978); KAHIR MEKTUBU (1981); ESKİMEYEN DOST (1982); HAYAT ÖPÜCÜĞÜ (1984); MASAL (1985); HELAL OLSUN (1986); AŞK KURBANI (1987); GÖZLERİN DOĞUYOR GECELERİME (1988); AYRILDIK İŞTE (1989); KARANLIKLAR GÜNEŞİ (1989); ZİRVEDEKİ ŞARKILAR (1989); DİLEK ÇEŞMESİ (1989); BİR TATLI TEBESSÜM (1990); DORUKTAKİ NAĞMELER (1991); SORMA (1992)

    Ölümünden Sonra Yayınlanan Albümler;

    MUAZZEZ ABACI & ZEKİ MÜREN DÜET (2000); SELAHATTİN PINAR ŞARKILARI (2005); SADETTİN KAYNAK ŞARKILARI (2005); ZEKİ MÜREN: 1955-1963 KAYITLARI (2005); BATMAYAN GÜNEŞ (2006)

    Zeki Müren Biyografi.info

  2. #2
    Kıdemli Üye carpediemcan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Nerden
    ank
    Mesaj
    675
    Rep Gücü
    654

    Cevap: zeki müren

    birde şarkı aramağan edelim foruma:

    Hiç bir şeyde gözüm yok
    Sen yanımda ol yeter
    Kapkaranlık odama
    Mehtap gibi doğ yeter

    Yağmur vururken cam'a dolarken gece gam'a
    Özleyen kollarıma usulca sokul yeter



    Sızlayan her yerimin
    Şu çileli serimin
    Sahipsiz dertlerimin
    Çaresini bul yeter

    Zeki Müren - Hiç Bir Şeyde Gözüm Yok Şarkı Sözleri :: Şarkı Sözüm - Şarkı Sözü Siteniz...

  3. #3
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Cevap: zeki müren

    Geçsin günler, haftalar,
    Aylar, mevsimler, yıllar…
    Zaman sanki bir rüzgar
    ve bir su gibi aksın…

    Sen gözlerimde bir renk,
    Kulaklarımda bir ses
    ve içimde bir nefes
    Olarak kalacaksın



    Bu değerli paylaşımınızın için tebrik ediyorum sizi...Kendisinin gerçekten de etkileyici ve hisli bir sesi var idi...Allah rahmet eylesin...Şarkıları her daim dillerde ve kulaklarda...
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  4. #4
    güney
    Misafir..

    Cevap: zeki müren

    Belki bir sabah geleceksin
    lakin vakit geçmiş olacak......

  5. #5
    Aktif Üye carloss - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    1.712
    Rep Gücü
    28877

    Cevap: zeki müren

    Zeki Müreni sevmem , şarkılarını çok severim , ama kendisini hiç sevmem.

    Kızmayın hemen sadece benim fikrim... Yani olması gereken olarak empoze etmiyorum sadece fikrim. Etek giymesi , onca makyaj , kadınsı davranışlar... Evet çok ama çok büyük bir sanatçı onun bilgisine , kişiliğine belkide hiç ulaşamayız. Çok abartılı olacaktır yorumum o yüzden burada kesiyorum.

    Müthiş bir ses ve müthiş şarkıları var..

  6. #6
    yeni üye
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesaj
    90
    Rep Gücü
    17

    Cevap: zeki müren

    Zeki Müren..... Eşi yok,menendi yok.Evveli olmadı,ahiri olmayacak..Bir daha O nun gibi bir ses,O nun gibi bir icracı yeryüzüne gelmeyecektir.musıki O nun etrafında dönmeye devam edecektir.Allah inşallah rahmetini kendilerinden esirgemez.Bana yaşattıkları için Allah O ndan gani gani razı olsun inşallah.

Benzer Konular

  1. Zeki Müren de bizi görecek mi?
    mopsy Tarafından Günün Fıkrası Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 30-12-2011, 09:51 PM
  2. Zeki Müren - Ayrılık Ateşten Bir Ok
    Kadim Tarafından Müzik Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 27-11-2011, 02:52 AM
  3. Köprüden Geçti Gelin/ Zeki Müren
    mopsy Tarafından Türküler ve Hikayeleri Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 01-12-2010, 02:22 AM
  4. Kendi Sözleriyle Zeki Müren
    mopsy Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-06-2010, 10:51 PM
  5. SANAT GÜNEŞİ ZEKİ MÜREN
    ErDaLL Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-09-2007, 01:08 AM
Yukarı Çık