Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 10

Erdal Eren

YAŞAM VE İNSAN Kategorisi Biyografi (Yaşam Öyküsü) Forumunda Erdal Eren Konusununun içerigi kısaca ->> Erdal Eren, 12 Eylül Darbesi öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü iddiasıyla tutuklanmış ve 13 Aralık 1980 tarihinde asılarak idam ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye sheytan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Yaş
    29
    Mesaj
    797
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    112

    Erdal Eren



    Erdal Eren, 12 Eylül Darbesi öncesinde bir askeri inzibat erini öldürdüğü iddiasıyla tutuklanmış ve 13 Aralık 1980 tarihinde asılarak idam edilmiş olan TDKP üyesidir.

    Erdal ErenODTÜ'lü Sinan Suner’in 1980’de öldürülmesini protesto etmek için düzenlenen gösteride Erdal Eren de göstericiler arasındaydı. Göstericiler ve kolluk güçleri arasında çıkan arbedede er Zekeriya Önge yaşamını yitirdi; Erdal Eren’le birlikte 24 kişi gözaltına alındı. Eren, Zekeriya Önge’yi öldürmek suçundan tutuklandı. 2 Şubat’ta gözaltına alınan Erdal Eren, hızlı bir yargılama sürecinin ardından, 19 Mart 1980’de (gözaltına alındıktan 46 gün sonra) idama mahkum edildi. Erdal Eren'in henüz 16 yaşında olması, avukatlarının sundukları deliller ve tanıkların ifadeleri kararın uygulanmasını engelleyemedi.

    Avukat Nihat Toktay'ın adli sürece dair iddiaları

    Dava sürecinde olay yerinde keşif yapılmadığını, Erdal’ın yaşının belirlenmesi için kemik incelemesi istediklerini ancak yerine getirilmediğini belirten Nihat Toktay; ayrıca Erdal Eren’le birlikte olay yerinde tutuklanan 24 sanığın da tanık olarak dinlenmediğini, ölen askerin üzerinden çıkan elbiselerin Adli Tıp’a gönderilmediğini de söyledi.

    Toktay, 'Kurşunun mesafesine ilişkin bir inceleme yapılmadı ve yakın mesafe atışlarında meydana gelen etteki yanığa açıklama getirilmedi, olay yerinde kullanıldığı iddia edilen silahlar ile askerlerin silahlarının balistik incelemesi yapılmadı, tanık olarak dinlenen askerlerin ifadeleri arasındaki çelişkiler giderilmedi.' dedi. Toktay, Erdal’ın üzerinde bulunduğu 3,5 metrelik yükseklik ile Önge’yi öldüren kurşunun giriş açısı ve yönünün çeliştiğini belirterek, otopsinin Oktay Çetinsoy isimli bir stajyere yaptırıldığını ancak bu isimde birinin varlığını tespit edemediklerini söyledi.


    Toplumsal etkiler

    Şarkıcı Sezen Aksu, gazetede Erdal Eren'in son resmini görmüş ve olaydan etkilenerek Son Bakış adlı parçanın güftesini Aysel Gürel'le birlikte yazmıştır. Parça Onno Tunç tarafından bestelenmiştir.

    Şarkıcı Teoman'ın Renkli Rüyalar Oteli adlı albümündeki İki Çocuk parçasında Erdal Eren'in ismi geçmektedir.

    Rock grubu Mor ve Ötesi'nin Darbe isimli şarkısında Erdal Eren'in ismi geçmektedir.


    Kaynak: Erdal Eren - Vikipedi

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye sheytan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Yaş
    29
    Mesaj
    797
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    112

    Cevap: Erdal Eren

    Çocuğu astılar
    Yıldırım Türker

    Bu yazıyı 12 Eylül dönemine tanık olmaya yaşı yetmeyenler okusun isterim. Genç arkadaşlarıma anlatmak istediklerim var.
    Bugün, lanetli bir yıldönümü. Mutsuzluğumuzun uzun hikâyesine buradan başlayabiliriz.
    Daha önce de mutlu değildik. Ama hevesimiz vardı. Mutluluktan çok hevese yazılırdık zaten. Şimdiki kadar sakar, şimdiki kadar umutluyduk. Ama o zamanlar umut diyegeldiğimiz, neredeyse bütün insanlığı kucaklayan bir rüyaydı. Güzeldi. Aşka benzer bir yanı vardı. Dünyanın tanımı farklıydı
    o zamanlar. Henüz koparılıp alınmamıştı bizden. Sanki dünya
    elimizin altındaydı da biz onu okşadıkça yepyeni bir dünya dönecekti aşkımızdan. O zamanlar kimse kimseyi romantik olmakla suçlamazdı. Sizin kadar genç, sizin kadar uyanıktık. Ne sizden az, ne sizden fazlaydık. Sadece sanki daha sık bakardık birbirimizin gözlerine. Bir de sanki şimdi sizin sıkıldığınız kadar sıkılmazdık. Dünyayla aşık dalaşına girmiştik ya.
    Şimdi neredeyse bir şakaymış gibi anılıyor ana-babalarının yaşadığı o korkunç dönem.
    Bir sabah, şimdi Marmaris'te yaşayan, Yener Süsoy'un 'Alaşehirli afacan' dediği, büyük medyamızın sevimli bir dede olarak yansıttığı Kenan Evren'in nefret dolu gevrek sesini duyduktan sonra kuruldu sizi okşamayı bilmeyen
    bu dünya. Şimdi mütekait paşa, "Artık 12 Eylül 1980'i unutmalıyız" diyor ya, siz unutuşun gölgesine doğdunuz zaten. Ana-babalarınızın, büyüklerinizin işkencecileri, katilleri yargılanmadığı gibi kendilerine yönelik saygıda kusur edenler hâlâ hedefte. Cunta paşası 25 yıl sonra çıkıp "Unutulacaaaak! Unut!" komutu verebiliyor. Belki de dünyadaki meslektaşlarının başına gelenler onu kaygılandırmaya başladı.

    Gökçe Fidan
    Bu lanetli yıldönümünde 12 Eylül'ün ilk kurbanlarından birini, "Gökçe Fidan"ı, Erdal Eren'i analım istiyorum.
    Erdal, siyasi inançları kuvvetli bir lise öğrencisidir. ODTÜ'lü Sinan Sümer, duvarlara slogan yazarken dönemin MHP'li bakanı Cengiz Gökçek'in koruması tarafından vurularak öldürülür. 2 Şubat 1980 günü, ölümünü protesto etmek için toplanan 2 bin kişi arasında Erdal da vardır. Gösterinin sonuna doğru silahlı bir inzibat timiyle göstericiler arasında çıkan çatışmada bir inzibat askeri vurularak ölür. Yakalanan Erdal'ın yanında silah olduğu için cinayet onun üstüne kalır. Oysa otopsi raporunda da askerin Erdal'ın bulunduğu tarafa koşarken sırtından vurulduğu belirlenmiştir. Ankara Merkez Komutanlığı'na götürülen Erdal şiddetli işkenceden geçirilir. Daha sonra, Orada gördüklerimi Emniyet'te bile görmedim" diyecektir. Sonra Mamak Askeri Hapishanesi'nde
    bir hücreye konulur. İdamla yargılanmaktadır. Mamak, vahşetin üslerindendir. Kullanılan işkence yöntemlerinin yaratıcılığı insanı derinden sarsar. Erdal, duruşmada, "Benim hakkımda peşin bir yargılama yapıldığı son derece açıktır. Nitekim benimle ilgili olayın ertesinde Genelkurmay Başkanı'nın 'Çoktandır idam olmuyor, bazı kişilerin idam edilmesi gerek' şeklinde demeç vermesi benimle ilgili idam kararıdır. Ve size de bu konuda ulaştırılan emirlerin açıkça dışa vurulmasıdır" der.
    Söz konusu Genelkurmay Başkanı, Kenan Evren'dir. Bir gazeteciyle yaptığı söyleşide, "Parlamentodan şimdiye kadar bir tek idam çıkmadı ki.. Davalar yavaş gidiyor, görevliler korkuyor, parlamento gecikiyor" demiştir.
    Askeri Erdal'ın öldürdüğü iddiası çok zayıftır, deliller yetersizdir. En önemlisi, Erdal, suç işlendiği tarihte henüz 17 yaşındadır. Erdal doğduğunda babası 1962 yılının Mart ayında doğmuş olan oğlunu okula erken gidebilmesi için 6 ay büyük yazdırmış. Nereden bilsin, olacakları.
    Yargıtay 3. Dairesi idam kararını 'yeterli delil olmadığı' gerekçesiyle iki kere üst üste bozar. Sonunda 20 Kasım günü toplanan Askeri Yargıtay Genel Kurulu, 3. Daire'nin ısrar kararını kaldırarak Sıkıyönetim Mahkemesi'nin Erdal'ın id***** ilişkin kararını onar. Bir tatbikat sırasında kendisine Erdal'ın idamı hakkında soru sorulduğunda Kenan Evren, şanlı tarihimize yazılan o ünlü cümleyi sarf edecektir: "Asmayalım da besleyelim mi?" 12 Eylül'ün ruhunu daha iyi açıklayan bir cümle bulamazsınız.
    Mahkeme Erdal'ı öldürülecek kadar yetişkin bulmuştur bir kere. Erdal'ın dış görünümü ve tahsil durumuna bakarak yaş durumunun tespitine ilişkin talebi reddeder.
    Erdal'ın duruşmalarda kendisine işkence yapıldığını belirtmesi de mahkeme başkanı tarafından "Bunların dava ile ilgisi yoktur" sözleriyle karşılanır.
    Şimdi bize sanki biraz yorgun, biraz küs ama hülyalı gözlerle siyah-beyaz fotoğraflardan bakan çocuk kısacık ömrünün son günlerini zulüm altında ruhunu karartmamaya çalışarak geçirdi. Bir gün onu almaya geldiler. Ceketini giyerken bir asker yardım etmek istedi. Erdal, 'Kendim giyerim' dedi. Kelepçe vurulmasını istemedi sadece. Son isteğini sordular. Sigara, dedi. Ailesine yazmış olduğu mektupları iç çamaşırının içinden çıkardı: "Cezaevinde yapılan (neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. O kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. İşte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. Böyle bir durumda insanın intihar ederek yaş***** son vermesi işten bile değildir. Ancak ben bu durumda irademi kullanarak ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. Hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile" diyordu. Kız kardeşine, "Seni biraz kızdırdığımı yazıyorsun. Fena mı? Havalar iyice soğudu ama kızarsan üşümezsin. Ben burada üşüyünce (kızamadığım için)
    'Koşar adım' 'marş marş' eğitim yapıyorum" yazıyordu. Babasına, "Mektubunda bu acıya dayana-mayacağını söylüyorsun. Ben
    nice dayanılmayacak acılara dayanıldığına tanık oldum. Kaldı ki sen güçlü bir insansın. Kendini kapıp koyvermediğin sürece ve biraz da benim bakış açımla bakmaya çalışırsan böyle bir şey olmaz inancındayım" yazmıştı son mektubunda. Babası, dayanamadı. Oğlunun ince narin boynuna ilmeğin geçirilişinden sonra bir yıl içinde öldü. Anası Erdal'ı hâlâ rüyalarında 17 yaşındaki haliyle görüyor.
    Zamanının geldiğine karar verildikçe yapılan kimi anketlerde ordumuz milletin en güvendiği kurum çıkar. Şimdiye dek mutlaka farkına varmışsınızdır. Dilimizi gerçekten öğrenmek için her sözcüğün sırtında nasıl bir yükü olduğunu anlayacak kadar yaşamak gerek. En güvenilir demek, en korkulur anl***** geliyor. Maalesef henüz güven konağımızı korkudan uzak yere inşa edebilmiş değiliz. Bu görev de size düşüyor. Hayatımızın duvarlarını yıkabilmek için korkularımızla değil, vicdanımızla
    bakabilmeyi öğrenmeliyiz. Belki 12 Eylül'den geçmiş olanların ömrü vefa etmez bu cuntanın ve işbirlikçilerinin yargılandığını görmeye. Ama siz de unutmayın. Unutturmayın. Suskunluk ve bunaklık üstüne kurulacak bir barışın sahte olduğunu bir an olsun aklınızdan çıkarmayın. Unutmayalım. Erdal, bize bakıyor hâlâ.

    Kaynak: Radikal-çevrimiçi / Yaşam / Çocuğu astılar

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye sheytan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Yaş
    29
    Mesaj
    797
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    112

    Cevap: Erdal Eren

    Büyü

    Büyü de baban sana büyü de büyü
    Acılar alacak yokluklar alacak büyü de baban sana
    Büyü de baban sana büyü de büyü
    Bitmez işsizlikler açlıklar alacak büyü de baban sana

    Büyü de baban sana büyü de büyü
    Baskılar işkenceler kelepçeler gözaltılar zindanlar alacak
    Büyü de baban sana büyü de büyü
    Büyüyüp de onyedine geldiğinde
    Baban sana idamlar alacak

    gülten akın
    grup yorum/ sıyrılıp gelen

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye sheytan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Yaş
    29
    Mesaj
    797
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    112

    Cevap: Erdal Eren

    Erdal Eren'in son mektuplarından biri:

    Sevgili annem, babam ve kardeşlerim;

    Sizlere bugüne kadar pek sağlıklı mektup yazamadım. Ayrıca konuşma olanağımız ve görüşmemizde olmadı. Zaten dışarıdayken de birbirimizi anlayacak şekilde konuşamadık.(Bu konuda sizlere karşı büyük oranda hatalı davrandım. Ancak bunu size karşı saygı duymadığım, bu nedenle böyle davrandığım şeklinde yorumlamamanızı dilerim) Bu nedenle sizlere anlatacağım, konuşacağım çok şey var.



    Ancak olanak yok. Düşüncelerimi bu mektupla anlatmaya çalışacağım. Şu anda ne durumda olacağınızı tahmin ediyorum. Ama çok açıklıkla söylüyorum ki benim moralim çok iyi ve ölümden de korkum yok. Çok büyük bir ihtimalle bu işin ölümle sonuçlanacağını çok iyi biliyorum. Buna rağmen korkuya, yılgınlığa, karamsarlığa kapılmıyorum ve devrimci olduğum, mücadeleye katıldığım için onur duyuyorum. Böyle düşünmem, böyle davranmam,halka ve devrime olan inancımdan gelmektedir. Ölümden korkmadığımı söylemem, yaşamak istemediğim, yaşamaktan bıktığım şeklinde anlaşılmamalı. Elbette ki hayatta olmayı ve mücadele etmeyi arzularım. Ancak karşıma ölüm çıkmışsa, bundan korkmamam, cesaretle karşılamam gerekir. Biliyorsunuz ki bu ceza işlediğim iddia edilen suçtan verilmedi. Asıl amaçlanan böyle bir olayla gözdağı vermek ve mücadeleyi engellemek hedefine dayalıdır. Bu nedenle sizinde bildiğiniz gibi, kendi hukuk kurallarını çiğneyerek bu cezayı verdiler.

    Cezaevinde yapılan (Neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. O kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. İşte bu durumda Ölü korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. Böyle bir durumda insanın intihar ederek yaş***** son vermesi işten bile değildir. Ancak ben bu durumda irademi kullanarak, ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. Hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile. Sizlere bunları anlatmamın nedeni yaşamaktan bıktığım yada meselenin önemini, ciddiyetini kavramadığım gibi yanlış bir düşünceye kapılmamanız içindir. Bütün bu yapılanlar,başımdan geçenler, kinimi binlerce kez daha arttırdı ve mücadele azmimi körükledi. Halka ve devrime olan inancımı yok edemedi. Mücadeleyi sonuna kadar, en iyi bir şekilde yürütmek ve yükseltmekten başka amacım yoktur.

    Mesele benim açımdan kısaca böyle. Ancak sizin açınızdan daha farklı, daha zor olduğunu biliyorum.

    Anne, baba ve evlat arasındaki sevgi çok güçlüdür, kolay kolay kaybolmaz. Ve evlat acısının da sizin için ne derece etkili olacağını biliyorum. Ama ne kadar zor da olsa bu tür duygusal yönleri bir kenara bırakmanızı istiyorum. Şunu bilmenizi ve kabul etmenizi isterim ki, sizin binlerce evladınız var. Bunlardan daha niceleri katledilecek, yaşamlarını yitirecek, ama yok olmayacaklar. Mücadele devam edecek ve onlar mücadele alanlarında yaşayacaklar.

    Sizlerden istediğim bunu böyle bilmeniz, daha iyi kavramaya çaba göstermenizdir. Zavallı ve çaresiz biriymiş gibi ardımdan ağlamanız beni yaralar. Bu konuda ne kadar güçlü, ne kadar cesur olursanız, beni o kadar mutlu edersiniz.

    Hepinize özgür ve mutlu yaşam dilerim.

    Devrimci selamlar
    Oğlunuz Erdal


    Kaynak: Şirince Paylaşım - Erdal Eren'in son mektuplarından biri:

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye sheytan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Yaş
    29
    Mesaj
    797
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    112

    Cevap: Erdal Eren

    Erdal Eren anılıyor

    Sadece Türkiye tarihine değil, dünya tarihine de kara bir leke olarak geçen 12 Eylül askeri cuntası, 17 yaşında idam sehpasına yolladığı Erdal Eren adıyla da lanetlenmeye devam ediliyor. Zekeriya Önge adında bir askeri öldürdüğü iddiasıyla, 'jet hızıyla' yapılan göstermelik yargılama sonucu idam edilen Erdal Eren, idamının 21’inci yılında sevenleri, mücadele arkadaşları, insan hakları savunucuları tarafından anılıyor.

    Erdal Eren’i idam sehpasına kadar götüren süreç, Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği (YDGD) üyesi ODTÜ öğrencisi Sinan Suner’in, 30 Ocak 1980’de katledilmesiyle başladı. Ankara’nın Yukarı Ayrancı semtinde yazılama yapan Sinan Suner, MHP’li Bakan Cengiz Gökçek’in koruması Süleyman Ezendemir’in kurşunlarıyla öldürüldü. Suner’i vurmakla yetinmeyen Ezendemir, arabaya aldığı Suner’i başkent sokaklarında dolaştırdı, işkence etti. Öldüğüne emin olunca da hastane kapısına attı Suner’in cesedini.

    Olayın duyulmasının ardından, 2 Şubat 1980’de Sinan Suner’in öldürüldüğü yerde protesto gösterisi yapıldı. Gösteriye müdahale eden askerlerle göstericiler arasında çıkan çatışmada er Zekeriya Önge ölürken, Erdal Eren’le birlikte 24 kişi gözaltına alındı. Eren, Zekeriya Önge’yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklandı. 2 Şubat’ta gözaltına alınan Erdal Eren, tarihin en hızlı yargılamasının ardından, 19 Mart 1980’de idama mahkum edildi. Henüz 17 yaşındaydı Erdal Eren. Ne yaşına bakıldı, ne avukatlarının sunduğu delil ve tanıklara. Dünyanın dört bir tarafında idama karşı tepkiler yükseldi, imzalar toplandı. Ancak karar mahkeme öncesinden verildiğinden, yargıçlara sadece emri uygulamak düştü.

    Asmayalım da besleyelim mi?

    Askeri Yargıtay 3. Dairesi’nin, önce 'delillerin noksanlığı' nedeniyle esastan, ardından da, idamın müebbet hapse çevrilmesini gerektiren 'TCK’nın 59’uncu maddesinin uygulanmaması' nedeniyle usulden bozmasına rağmen, Daireler Kurulu iki kararı da reddetti. Red kararlarıyla yargılamanın yeniden yapılmasının yolu kapatılırken, Eren’in avukatı Nihat Toktay, kararı, 'Yargıtay içinde bitirildi' diye değerlendirdi. Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan karar, dünya çapında yürütülen 'İdamı engelleyelim-Erdal Eren idam edilemez' kampanyasına rağmen 13 Aralık 1980’de Ankara Merkez Cezaevi’nde infaz edilirken, faşist cuntanın başı Kenan Evren’in, 'Asmayalım da besleyelim mi?' sözleri zihniyetlerini özetledi.

    Erdal Eren’in avukatı Nihat Toktay, Erdal’ın 'dönemin yükselen gençlik hareketinin intikamını almak' kastıyla idam edildiğini söyledi. Toktay yayımlanan bir söyleşisinde, 1994 yılında, Zekariya Önge’ye, iddia edildiği gibi arkasından değil karşısından ateş ettiğine ilişkin iki tanığın ortaya çıktığına, olayın geçtiği Hoşdere Caddesi’nde oturan Ruhat Canveren ile kuaförlük yapan Haydar Arzuman’ın gördüklerini ATV’de yayınlanmak üzere hazırlanan 'Son Celse' isimli bir programın 'Erdal Eren Dosyası' bölümü için anlattıklarına dikkat çekti.

    Programda ayrıca, kararı bir kez esastan, bir kez de usulden bozan Askeri Yargıtay 3. Dairesi Üyesi ve emekli hakim Ahmet Turan’ın, idam kararının adli hata olduğunu itiraf ettiğini ve dosyada Erdal Eren’in eri öldürdüğüne dair yeterli delilin olmadığını söylediğini de aktaran Toktay, Turan’ın, 'Benim vicdani kanaatim bu delillerle idam kararı verilemeyeceğiydi. Arkadaşlarımı bu yönde ikna ederek kararı bozduk. Ancak başsavcılık itiraz etti, ikinci kez bozduk, en sonunda daireler kurulu idam kararını onadı. Yani sorumluluk onlara aittir' sözlerine dikkat çekti.

    Adli süreç işletilmedi

    Dava sürecinde, olay yerinde keşif yapılmadığını, Erdal’ın yaşının belirlenmesi için kemik incelemesi istediklerini, ancak yerine getirilmediğini belirten Toktay, ayrıca Erdal Eren’le birlikte olay yerinde yakalanan 24 sanığın da tanık olarak dinlenmediği, ölen askerin üzerinden çıkan elbiselerin Adli Tıp’a gönderilmediğini de söyledi. Toktay, 'kurşunun mesafesine ilişkin bir inceleme yapılmadı ve yakın mesafe atışlarında meydana gelen etteki yanığa açıklama getirilmedi, olay yerinde kullanıldığı iddia edilen silahlar ile askerlerin silahlarının balistik incelemesi yapılmadı, tanık olarak dinlenen askerlerin ifadeleri arasındaki çelişkiler giderilmedi' dedi. Toktay, Erdal’ın üzerinde bulunduğu 3.5 metrelik yükseklik ile Önge’yi öldüren kurşunun giriş açısı ve yönünün çeliştiğini belirterek, otopsisin Oktay Çetinsoy isimli bir stajyere yaptırıldığını, ancak bu isimde birinin varlığını tespit edemediklerini söyledi.

    Aradan geçen onca zamana karşın devletin zihniyetinde bir değişiklik olmadığını, idamın ceza değil, siyasal iktidarın 'intikam' almasının bir biçimi olduğunu vurgulayan Toktay, 'İdam özünde insanlık suçudur. TCK’nın 450/1’inci maddesi ‘planlayarak adam öldürme’yle ilgilidir. Ama hiçbir ‘taammüden adam öldürme’, Erdal Eren olayında görüldüğü gibi, devlet kadar planlı yapılamaz.' dedi.

    Erdal’ın idamının ardından, pankart asarak, idama tepkisini dile getirmek isteyen Ercan Koca, gözaltına alındı. Ercan, iki gün boyunca gördüğü yoğun işkence sonucu yaşamını yitirdi. Böylece Sinan, Erdal, Ercan artık birlikte anılır oldu her 13 Aralık’ta...

    Sultan Özer

    Kaynak: Şirince Paylaşım - Erdal Eren'in son mektuplarından biri:

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye sheytan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Yaş
    29
    Mesaj
    797
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    112

    Cevap: Erdal Eren




  7. #7
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye sheytan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Yaş
    29
    Mesaj
    797
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    112

    Cevap: Erdal Eren

    Erdal'ı unutmadık
    Yıldırım Türker


    İnsan Hakları haftasına girdik. İşkencecilerin, üniformalı katillerin ebedi dokunulmazlığı karşısında çok isyan etmişliğimiz var. Bu yüzden vatan haini, marjinal, terörist ve benzeri yaftalarla onurlandırıldık. Asabi olduk. Örtbas edilmiş onca zulüm üstünde otururken vicdanı uslu kalanları anlamakta zorlanıyoruz.
    Okur tekrardan bezse de biz yılmıyoruz.
    13 Aralık aynı zamanda, insan haklarına inen 12 Eylül darbesinin en ünlü kurbanlarından henüz çocuk Erdal Eren'in asılışının 26. yıldönümü.
    Hani, o günlerde bir tatbikat sırasında kendisine Erdal'ın idamı hakkında
    soru sorulduğunda Kenan Evren, şanlı tarihimize yazılan o ünlü cümleyi
    sarf etmişti: "Asmayalım da besleyelim mi?" 12 Eylül'ün ruhunu daha iyi açıklayan bir cümle bulamazsınız.
    Mahkeme Erdal'ı öldürülecek kadar yetişkin bulmuştur bir kere. Erdal'ın dış görünümü ve tahsil durumuna bakarak yaş durumunun tespitine ilişkin talebi reddeder.
    Erdal'ın duruşmalarda kendisine işkence yapıldığını belirtmesi de mahkeme başkanı tarafından "Bunların dava ile ilgisi yoktur" sözleriyle karşılanır.
    Şimdi bize sanki biraz yorgun, biraz küs ama hülyalı gözlerle siyah-beyaz fotoğraflardan bakan çocuk kısacık ömrünün son günlerini zulüm altında ruhunu karartmamaya çalışarak geçirdi. Bir gün onu almaya geldiler. Ceketini giyerken bir asker yardım etmek istedi. Erdal, 'Kendim giyerim' dedi. Kelepçe vurulmasını istemedi sadece. Son isteğini sordular. Sigara, dedi. Ailesine yazmış olduğu mektupları iç çamaşırının içinden çıkardı: "Cezaevinde yapılan (neler olduğunu ayrıntılı bir biçimde öğrenirsiniz sanırım) insanlık dışı zulüm altında inletildik. O kadar aşağılık, o kadar canice şeyler gördüm ki, bugünlerde yaşamak bir işkence haline geldi. İşte bu durumda ölüm korkulacak bir şey değil, şiddetle arzulanan bir olay, bir kurtuluş haline geldi. Böyle bir durumda insanın intihar ederek yaş***** son vermesi işten bile değildir. Ancak ben bu durumda irademi kullanarak ne pahasına olursa olsun yaşamımı sürdürdüm. Hem de ileride bir gün öldürüleceğimi bile bile" diyordu.
    "Belki 12 Eylül'den geçmiş olanların ömrü vefa etmez bu cuntanın ve işbirlikçilerinin yargılandığını görmeye. Ama siz de unutmayın. Unutturmayın. Suskunluk ve bunaklık üstüne kurulacak bir barışın sahte olduğunu bir an olsun aklınızdan çıkarmayın. Unutmayalım. Erdal, bize bakıyor hâlâ." diye bitirmiştik bir yazıyı.
    78'liler Girişimi, 13 Aralık günü saat 12.00'de Taksim Gezi Parkı'nda bir basın toplantısıyla Erdal Eren dosyasını açıyor. Bildirilerini birlikte okuyalım: "Yakın tarihimizin en önemli toplumsal kırılmalarından biri olan
    12 Eylül askeri darbesi, kitlesel tutuklamaları, işkenceleri, sosyal ve kültürel yaşam üzerindeki baskıları kadar idamlarıyla da tarihin kara sayfalarındaki yerini aldı. Bilançosu kabarık, bedelleri çok ağır bir travmaydı 12 Eylül... Fiili durum bir yana resmi rakamların anlattığı şeyler bile insanın tüylerinin ürpermesine yetiyor. Resmi rakamlara göre darbe yönetimi döneminde 650 bin kişi gözaltına alınarak işkenceli sorgulardan geçirildi.
    1 milyon 683 bin kişi fişlendi.98 bin 404 kişi örgüt üyeliğinden yargılandı.
    21 bin 764 kişi örgüt üyesi olmaktan hüküm giyerek işkence ve baskının yaşam biçimi olarak örgütlendiği cezaevlerinde yıllarını geçirdiler. 171 kişi sorgularda ve cezaevi işkencelerinde can verdi.Yedi bin kişi hakkında idam cezası istendi. Vatandaşlıktan çıkarılanları, ömür boyu vatandaşlık haklarından men edilen yüz binlerce insanı saymıyoruz.
    "Asmayalım da besleyelim mi?" Darbeci generallerin başı Kenan Evren'in tarihe geçen bu sözü, 12 Eylül felsefesi ve zihniyetinin yorumsuz bir özetiydi.
    Bu zihniyet sonucu 50 kişi darağaçla-rında can verdi. Bu idamlar içinde bir idam vardı ki, 12 Eylül zihniyetinin şiddeti ve hukuksuzluğu nerelere vardırdığının çıplak göstergesi olması açısından tarihsel bir ibret vesikasıdır.
    13 Aralık 1980... Karanlık bir tarih bu tarih... Acılı bir tarih... Bir halkın utanç günü olarak anılması gereken bir tarih... Bu tarihte darbe mahkemelerinin kararı mucibince henüz on yedisinde bir gökçe fidan, Erdal Eren darağacına gönderildi. Dava dosyasındaki boşluklar ve yasal çarpıtmalar bir yana, yasalar önünde bile reşit kabul edilmeyen bir genci darağacına göndermekte beis görmedi darbe rejimi.
    Erdal Eren'i idam sehpasına kadar götüren süreç, 30 Ocak 1980 tarihinde Yurtsever Devrimci Gençlik Derneği üyesi, ODTÜ öğrencisi Sinan Suner'in, MHP'li Bakan Cengiz Gökçek'in koruması Süleyman Ezendemir'in kurşunlarıyla katledilmesiyle başladı. Olayın duyulmasının ardından, 2 Şubat 1980'de Sinan Suner'in öldürüldüğü yerde bir protesto gösterisi yapıldı. Göstericiler arasında Erdal Eren de vardı. Gösteriye müdahale eden askerlerle göstericiler arasında çıkan çatışmada, er Zekeriya Önge ölürken, Erdal Eren'le birlikte 24 kişi gözaltına alındı. Zekeriya Önge'yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan Erdal Eren, tarihin belki de en hızlı yargılamasıyla, 19 Mart 1980'de idama mahkûm edildi. Erdal Eren, idam edildiğinde henüz on yedi yaşındaydı. Ailevi nedenlere ailesi yaşını büyük yazdırmıştı. Ancak mahkeme, buna itibar etmeyerek, Erdal Eren'in gerçek yaşının tespiti için kemik tahlili yapılmasını engelledi. Erdal Eren'in öldürdüğü iddia edilen erin otopsi raporlarında, ölüme neden olan kurşunun G-3 tüfeğinden çıktığına dair görüşler yer almasına rağmen otopsi raporları karartıldı. Ne avukatlarının sunduğu delil ve tanıkların ifadesi önem taşıyordu mahkeme için. Karar hâki renkli binaların kapalı kapıları ardında çoktan verilmişti. Askeri Yargıtay 3. Dairesi'nin, önce 'Delillerin Noksanlığı' nedeniyle esastan, ardından da idamın müebbet hapse çevrilmesini gerektiren TCK'nın 59'uncu maddesinin uygulanmaması nedeniyle usulden bozmasına rağmen, Daireler Kurulu iki kararı da reddetti. Erdal Eren'in avukatı Nihat Toktay, çıkan kararı, "Yargıtay içinde bitirildi" diye değerlendirecekti.
    Tarihe bir hukuk katliamı olarak geçen karara dünyanın dört bir yanından tepkiler yükseldi, imza kampanyaları toplandı. Ancak Güvenlik Konseyi tarafından onaylanan karar, dünya çapında yürütülen "İdamı Engelleyelim! Erdal Eren idam edilemez" kampanyasına rağmen 13 Aralık 1980'de Ankara Merkez Cezaevi'nde infaz edildi Erdal Eren'in idamı yalnızca, geniş kitleler üzerinde estirilen baskı ve terör dalgasının somut bir ifadesi değil; aynı zamanda demokrasi, özgürlük ve gelecek güzel günler için yakın tarihimizin en güzide mücadelesine öncülük etmiş bir kuşakla, 78 kuşağıyla bir hesaplaşma, tarihsel bir rövanş anlamı da taşıyordu. Darbecilerin mücadelemiz hakkındaki kararı, Erdal Eren'e giydirilen idam gömleğiydi.
    Ülkemizde gerçek anlamda demokrasi ve barışın tesis edilmesi her şeyden önce darbe kültürü ve yakın tarihimize damgasını vuran darbelerin toplumun bağrında açtığı yıkımla yüzleşmekle mümkündür. Bu, geniş kapsamlı bir yakın tarih araştırması ve bu tarihin hâlâ aydınlatılmamış olaylarının ve hukuk dışı kararların açığa çıkarılıp, mahkûm edilmesini zorunlu kılıyor.
    78'liler Girişimi olarak 12 Eylül'le yüzleşme ve hesaplaşma kapsamında kuşağımızın maruz kaldığı hukuksuzlukların ve yaşadığı olayların takipçisi olacağız. Erdal Eren, kuşağımızın yaşadığı hak ihlallerinin, adaletsizliklerin ve kuşağımıza biçilen tarihsel idam kararının
    sembolü niteliğindedir.
    78'liler, darbeci generallerin kuşağımızın boynuna geçirmeye çalıştığı 'suçlu' yaftasını parçalayacak güç ve enerjiye sahiptirler. 78'liler asıl suçluların suçlarını açığa çıkarma ve insanlık önünde mahkûm etme görevini, 78'li olmanın güncel zorunluluğu olarak görmektedirler. Bu bilinç ve çaba ile 78'liler Girişimi, Kızıldere katliamı,
    1 Mayıs 1977 katliamı, İbrahim Kaypakkaya'nın işkencede öldürülüşü Tamer Arda ve arkadaşlarının toplu katliamı ve Veysel Güney dosyalarını yeniden açtı. Tarihimizi gün ışığına çıkarma ve 12 Eylül'ün suç belgelerini deşifre etme amacıyla Erdal Eren dosyasını da açarak, yüzleşme,
    sorgulama ve yargılama çabamızı yeni bir aşamaya ulaştırmış bulunuyoruz.
    Bu çaba ile Erdal Eren'in anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. 78'liler Girişimi."


    Kaynak: Radikal-çevrimiçi / Türkiye / Erdal'ı unutmadık

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye sheytan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Yaş
    29
    Mesaj
    797
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    112

    Cevap: Erdal Eren

    [YOUTUBE]Zr0uLfQLzl8[/YOUTUBE]
    Büyü

    [YOUTUBE]kcFMeBqkrrY&feature=related[/YOUTUBE]
    Darbe

    [YOUTUBE]CuMklwr2Kvw[/YOUTUBE]
    Son bakış

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye sheytan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Yaş
    29
    Mesaj
    797
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    112

    Cevap: Erdal Eren

    tesadüfen bulduğum bir video tüm bağımsızlık mücadelesi veren gençlerimiz var..
    [YOUTUBE]bxV6PDuJQJs&feature=related[/YOUTUBE]

  10. #10
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye sheytan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Yaş
    29
    Mesaj
    797
    Blog Mesajları
    3
    Rep Gücü
    112

    Cevap: Erdal Eren

    Grup Yorum / Gündoğdu

    [YOUTUBE]2tv5hPeD9_w&feature=related[/YOUTUBE]

Benzer Konular

  1. Erdal Erzincan
    bursali68 Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-07-2010, 02:13 AM
  2. Yorum: 0
    Son mesaj: 07-03-2010, 10:01 PM
  3. Yorum: 0
    Son mesaj: 26-11-2009, 03:53 PM
  4. Yorum: 0
    Son mesaj: 28-04-2008, 10:47 PM
  5. Erdal İnönü 1926 - 2007
    Karakarizma Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 01-11-2007, 10:00 PM
Yukarı Çık