Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 Toplam: 5
  1. #1
    Aktif Üye Karakarizma - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesaj
    1.415
    Rep Gücü
    296

    Salvador Dali

    Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí Domenech bilinen adıyla Salvador Dalí (11 Mayıs, 1904 – 23 Ocak, 1989), İspanyol ressam. Sürrealizmin öncülerindendir. 20. yüzyılın en önemli ressamlarından birisidir.

    Salvador Dali’nin Hayatı

    Salvador Dalí 11 Mayıs 1904′de Figueras’ın (İspanya’nın Kuzeyinde Pirienelere yakın bir kasaba) bir köyünde doğdu. 6 yaşındayken menenjitten ölen erkek kardeşinden 3 sene sonra dünyaya gelmişti. 1973 de şöyle yazacaktı:

    ‘Doğar doğmaz tapınılan bir ölünün ayak izlerinden yürümeye başladım. Beni severken hala onu seviyorlardı aslında. Belki de benden çok onu.. Babamın sevgisinin bu sınırları yaşamımın ilk günlerinde itibaren çok büyük bir yara oldu benim için.’

    Ona koydukları isim; ölmüş kardeşinin ismiyle aynıydı: Salvador. Ressam bu kardeşine ikiz kadar benziyordu. Anne babasının yatak odasında Velazquez’in Çarmıhta İsa resmiyle birlikte asılı olan kardeşinin resminin yaşayan bir aynasıydı. Böylece Salvador Dalí bir küçük despota dönüştü. Ailesinin dikkatini çekmek için yaptığı histeri krizleri, teatral hareketler alışılagelmiş şeylerdi. Uzun süre, onu fetheden kızkardeşi Ana Maria’nın doğumu bile onu düzeltmeye yetmedi. Aksine zaman geçtikçe farklılığını ifade etme isteği daha dayanılmaz hale geliyordu.
    Hasta çocuk; 10 yaşında yaptığı ilk self-portresinin ismiydi. Bir süre sonra ilk resim kursuna başladı. Öğretmeni Juan Núñez iyi bir ressamdı; ondan karakalem çalışmayı öğrendi. Daha sonra Catalan (İspanyanın Kuzey doğusunda yaşayan Catalanca adında farklı bir dil konuşan insanlara verilen isim) empresyonist ve realistlerini tanıdı. Daha sonra Kübizm ve Juan Gris’i keşfetti.
    20′li yılların başında Madrid San Fernando Akademisine başladı. Ancak anarşist hareketleri nedeniyle okuldan atıldı ve bir süre Girona’da tutuklu kaldı. (1923) Daha sonra tekrar okula kabul edilse bile 1926′da tamamen atıldı. Bunu takip eden yıl Paris’te Picasso’yla tanıştı. 10 yıl sonra Londra’da Stefan Zweig onu Sigmund Freud’a tanıttı. 1923′te Madrid’de Luis Buñuel ve García Lorca ile tanıştı.

    Dalí böylece değişti. Görünümüyle de. Başlangıçta ki uzun saçları; ağzından hiç düşmeyen piposu daha sonra kısacık biryantinli saçlı spor kıyafetli asık suratlı birine dönüştü. Günlük yaşamı; entelektüel bir söylemin ve lüks bir yaşamın çevresinde dönüyordu. Buñuel’le ‘Bir Endülüs Köpeği’ filmini sahneye konmasına yardımcı oldu. Ama. Buñuel.’i dinsizlikle suçlayarak ikinci bir filmden uzak durdu. Buna karşın García Lorca’yla çok yakın bir arkadaşlığı oldu. 1925-36 yılları arasında uyumlu bir dostlukları oldu. Kadınlar pek ilgisini çekmiyordu. Onlar “sadece erotik fantezileri için gerekli”ydiler.

    Dali’nin fikrini değiştiren olay 1926’da Gala’yla tanışmasıyla gerçekleşti. Gala; bir Rus avukatın kızı ve sürrealist şair Paul Eduard’ın eşiydi. Onu ilk defa Cadaquez’de Akdeniz’in Catalan kıyısında Hotel Miramar’ın karşı terasında gördüğünde eşiyle beraberdi. Ertesi gün saat 11′de plajda buluşmak üzere sözleştiler. Dali bu olayı tamamen sembolik bir biçimde hazırlamaya karar verdi.

    Soyundu. Elbiselerini, göğüs uçlarını, kıllarını, göbek deliğini ve esmerleşen tenini gösterecek şekilde kesti, katladı. Boynuna inci bir kolye, kulağına bir kırmızı bir sardunya taktı. Traş olurken yaralanmasından esinlenerek kendi kanını süründü. Bunu balık kuyruğu, keçi gübresi ve yağla karıştırdı. Ama pencereden Gala’yı, özellikle de çıplak bronzlaşmış sırtını görünce, bu ölümcül ritüele son vererek üzerindeki partallığı ve bu vebalı tutkuyu soyunmaya karar verdi. Birkaç ay sonra tamamen aşık olarak birlikte yaşamaya başlayacaklardı. Ve o andan itibaren Gala; Dali için bir aşık, bir arkadaş, esin perisi ve model (ilk defa profilden Gran Mastrubador’da gözükür), danışman ve herşeyin ilersinde varlığının yöneticisi olacaktır. Port Lligat’de hayatlarının evlerini kurdular.

    İlk önce İspanya İç Savaşı’ndan daha sonra Dünya Savaşından kaçmak için tüm dünyayı gezdiler. Dali şöyle açıklar düşüncesini:

    ‘Her zaman anarşist ve aynı zamanda da monarşisttim. Her zaman burjuvaziye karşıydım ve hala da öyleyim. Gerçek kültürel devrim monarşist prensiplerin restoresiyle mümkündür.’
    Ama 1934′te beş yıllık aktif bir işbirliğinden sonra artık eski sürrealist arkadaşlarından ayrılmış ve küçük burjuvaya dönüşmekle suçlanır olmuştu. Çünkü politikadan kaçıyordu:
    ‘Beni ne marksizm bir parça bile ilgilendirmiyordu. Politika bir kansere benziyordu.’
    Newyork’a yerleşti, ama arada sırada geri dönüyordu. Örneğin faşistler arkadaşı Garcia Lorca’yı öldürdükten ya da Nazilerin istilasından sonra. Mamafi, Kuzey Amerikalılar tarafından aranılan, sevilen, iyi ücret ödenen biriydi.

    1966′da Newyork modern sanatlar müzesinde 1966′de ona bir retrospektif adadılar. Beuborg’daki bir diğer sergi için 1979′a kadar beklemesi gerekti. 3 sene sonra 1982′de Gala öldü. O zamandan sonra nerdeyse resim yapmayı bıraktı. Dali , Gala’nın mezarının olduğu Pubol’e yerleşti ve son eserlerini verdi.

    Bütün akımları tanıyıp; olası bütün etkilerden geçtikten; tüm çılgınlığıyla o devasa eseri ‘Babil Kulesi’ni oluşturduktan sonra; Salvador Dali sanatı boyunca uzayıp giden bir ipi farketti. Bu ip görünmez bir şekilde daha Breton’la bile değilken gerçekleştirdiği ilk sürrealist eseriyle, gerçek anlamdaki sürrealist eserlerini birbirine bağlıyordu.

    Freud’un içten ve ve fanatik olarak tanımladığı, Dali’nin gözleri; hep büyüleyici bir dünyayı keşfediyordu. Dali hiçbir zaman taptığı esin perisi Gala’dan ayrılmadı, eve kendine duyduğu ihtiyaçtan daha fazla bir ihtiyaçla ona bağlıydı.

    Pubol Şatosundaki yangından kurtulduktan sonra; 23 Şubat 1989′da Figueras hastanesinde, 84 yaşında öldü. Cesedi ilaçlandı; ve Figueras’daki müzesine hakim olan dev kubbenin altına gömüldü

  2. #2
    Tecrübeli Üye Go[rk]eM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Nerden
    Ankara
    Mesaj
    479
    Rep Gücü
    98

    Cevap: Salvador Dali

    Deli dahi kulakları küpeli!


    Salvador Dali?nin yüzyıla damgasını vuran ilk on adam listesindeki yeri banko. İyi de Dali?nin dedelerimizden farkı ne? Sindirim sistemi nasıl çalışıyor? Siz iyisi mi J.G. Ballard?ın önsözüyle basılan "Bir Dahinin Güncesi"ni ediniverin.



    Umulmadık derecede ?düzgün? insanların duvarlarında Dali röprodüksiyonları olur ya, tam cinnetlik!

    Bu derece mutlu mesut idare eden tipler, bir takım gösterişler uğruna Dali?nin peşine takılmazlar mı? Hoppala vaziyetleri! Neye niyet, neye özlem kestirmek mümkün değil. Bilinçaltının bilincin ruhunu şeytana pazarladığı 20.yy., güzergâhını aşırılıklara doğru saptayınca, gerçeküstü haller sansasyonalleşti. Freud?un psikolojik tezinin destekçisi Salvador Dali (1904 - 1989), sanatını aşırılıklar çağında aşırı eğretilemeler, kehanetler üzerine kurmuştu. Parçası olduğu her sanatsal sunumda röntgencilik, insanın kendinden tiksinmesi, korku ve özlemlerin çocukluktaki temeli, psikopatalojik her bir şeyi bir oyuna dönüştürme ihtiyacı gibi cesaret isteyen ?itirafnameler?, Dali?nin sanatsal işlerinin merkezinde yer alıyordu. Ruhsal bunalımlar ve onların getirdiği eşsiz benzersiz hazlar, yani cinsellik ve paranoya Dali?nin tablolarında birarada gözüküyordu. 1968?de durumu şöyle yorumladı: "Çağımızın uzmanlaşmış bilimleri, yaşamın üç değişmez öğesi üzerine yapılan çalışmalara yoğunlaşıyor: Cinsel içgüdü, ölüm duyumu ve uzam - zamana ait kahredici acı."




    Altı yaşında aşçı, yedi yaşında Napolyon olmaya karar veren Dali?nin tutkuları yaşamı boyunca şiddetlenerek arttı. O, aşırı bir fenomendi. Yazardı, ressamdı, çizerdi, bir kişilikti. J.G. Ballard?ın deyişiyle "... seçilmiş avam personası (yarı soytarı, fallik kulesinin üzerinde günah çıkarma ile psikanalizin birbirine karıştığı bir ilahiyi haykıran yarı meczup bir müezzin) el altında bulunan herhangi bir kategori ile örtüşmüyorödu.
    Yüzyılın başında hali vakti yerinde bir avukatın oğlu olarak Barselona yakınlarında doğmuştu. Ballard, Dali?nin 1920?lerin sonuna doğru, sanat okulundayken psikanalizi keşfettiğini söylüyor. O vakitlerde gerçeküstülük rüştünü ispat etmiş bir sanat akımıydı. Chirico, Duchamp ve Max Ernst bu sanatın önde gelenleriydi. Ballard, Dali?nin akım içersindeki özel yerini, Freudcu mantığı tümüyle kabul etmiş olması ve 20.yy.?ın olağandışı dünyasının psyche?sini, telefonlar, kol saatleri, sahanda yumurtalar, gardroplar, plajlar gibi gündelik yaşamın sıradan sözcük dağarcığıyla ifade edebilmesine bağlıyor. Dali?nin yapıtlarındaki Rönesans tarzının sanrısal doğalcılığının, Dali farkını ortaya koyduğunu söylüyor. Çünkü Dali?nin resimlerindeki olaylar sıradan gerçeklikten pek farklı değil. Dali?nin kendi dehasını ve dünyayı yücelerken kullandığı ?humor?, her cümlesine, her fırça darbesine yansımış. Bakın ne demiş: "Nasıl benim öğrenmem gereksiz ise, halkın da şaka yapıp yapmadığımı öğrenmesi gereksizdir." Ve ekliyor: "Bir deliyle aramdaki tek fark benim deli olmamamdır."
    Dali, güncesine bir ressam olarak sıkıntılarını, rekabeti, kişilik sorunlarını, karısı Gala?ya olan aşkını, estetik, ahlâk, felsefe ve hepsiyle ilintilendirdiği biyoloji üzerine düşüncelerini yazmış. Kendine, kişiliğine, yeteneğine ve dehasına olan hayranlığı her satıra yayılıyor. Kendini resim sanatını kurtarmak için vazifelendirmiş bir elçi gibi kabul ediyor. Gereksiz tevazulara pirim vermiyor. Hatta yazdığı günce için fikri de aynen şöyle: "Bu kitap bir dahinin günlük yaşamının, uykusunun, sindirim sisteminin, coşkularının, tırnaklarının, kendinden geçişlerinin, kanının, yaşamının ve ölümünün diğer tüm insanlarınkinden farklı olduğunu kanıtlayacaktır."
    Günceye ek olarak "Osurma Sanatı veya Kurnaz Topçu Neferinin Elkitabı?ndan Alıntılar" adlı bir kısa bölüm iliştirilmiş. 19.yy.?da basıldığı sanılan bu kitap, Kont Borozan mahlaslı biri tarafından "Kabızlık Çeken İnsanların Rehber Kitabı" olarak hazırlanmış son derece manidar ve mizahi bir anlatı. Uzun osurma deneyimlerine rağmen nasıl osurulacağını, bu faaliyetin bir sanat olduğunu bilmeyenlere!



    AYBALA ALAÇAM'ın yazısından alınmıştır...

  3. #3
    Tecrübeli Üye Go[rk]eM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Nerden
    Ankara
    Mesaj
    479
    Rep Gücü
    98

    Cevap: Salvador Dali

    1904
    Salvador Felipe Jacinto Dali i Domenech 11 Mayıs'da Katalonya'da Figueras isimli küçük bir kasabada dünyaya geldi.

    1916
    Pichot Ailesi ile yaz tatiline gider ve modern resim sanatıyla ilk tanışması gerçekleşti.

    1919
    15 yaşında Figueras Belediye Tiyatrosun'da ilk kamusal sergisine katıldı.

    1921
    Annesi öldü.

    1922
    Madrid Güzel Sanatlar Akademisi'ne kabul edildi.

    1923
    İtatsizlik yüzünden bir yıllığına okuldan uzaklaştırıldı.

    1925
    Barselona'da Galeri Dalmau'da ilk kişisel sergisini açtı.

    1926
    Paris ve Brüksel'e ilk yolculuğunu yaptı. Picasso'yu stüdyosunda ziyaret etti. Bir sınava girmeyi reddedince Akademiden atıldı.

    1928
    Paris'e gelen Dali burada André Breton'un çevresindeki topluluğa katılarak tam anlamıyla ilk gerçeküstücülük yapıtlarını verdi.

    1929
    Senaryosu Dali ve Bunuel'e ait olan Un chien andalou (Bir Endülüs Köpeği) adlı filmin prömiyeri yapıldı. Gala Aluard ile tanıştı ve aşık oldu. Resmi olarak Paris'deki sürrealist gruba katılmaya davet edildi.

    1930
    Gala ile beraber İspanya Port Lligat'a yerleşti.

    1931
    The Persistence of Memory (Hafızanın İsrarı) adlı yapıtını resmetti.

    1934
    The Enigma of William Tell (William Tell'in Muamması) Sürrealist Grubu gücendirdi. Gala ile evlendi. New York'a gitti.

    1936
    New York MOMA'da "Fantastic Art, Dada and Surrealism" ( Fantastik Sanat, Dada ve Sürrealizm) sergisine katıldı ve Time dergisine kapak oldu.

    1938
    Londra'da zayıf düşmüş olan Sigmund Freud ile röportaj yaptı. Paris Uluslararası Sürrealistler Sergisi'ne katıldı.

    1939
    En sonunda politik güdülerini desteklemekte isteksiz davrandığı için Sürrealist Grubtan kovuldu.

    1940
    Dali ve Gala sekiz yıl yaşadıkları Amerika'ya göç ettiler. Sırasıyla Virginia, Pebble Beach, California ve New York St. Regis Hotel'de yaşadılar.

    1941
    New York Modern Sanatlar Müzesi'nde (MOMA) Joan Miro ile beraber Retrospektif sergi açtı.

    1942
    The Secret Life of Salvador Dali (Salvador Dali'nin Gizli Hayatı) adlı Dali otobiyografisi yayımlandı.

    1946
    Alfred Hitchcock'un Spellbound filminde bir dizi rüya sahnesi için sahne tasarımı yaptı. The Temptation of Saint Anthony'yi (Saint Anthony'nin Cazibesi) resmetti.

    1948
    Büyü Sanatının Elli Sırrı adlı kitabını yayımladı.

    1949
    The Madonna of Port Lligat (Port Lligat'ın Madonna'sı) adlı Papa tarafından bile takdir edilen, klasik stile geçtiğinin habercisi eserini resmetti. Avrupa'ya geri döndü.

    1957
    Joseph Forest, Page Choisies de Don Quichotte de la Mancha (Don Kişot) adlı 12 orijinal Dali litografı yayımladı.

    1958
    Gala ve Dali İspanya'da dini seromoniyle evlendi.

    1962
    Yayıncı Pierre Argillet ile çeşitli metinlere illüstrasyon çizmek için 10 yıllık bir anlaşma yapar.

    1963
    Paris'de yayımlanan The Divine Comedy adlı derginin bir sayısını resmetti.

    1964
    Journal d'un Génie (Bir Dahinin Günlüğü) adlı kitabını yayımladı.

    1965
    Dali New York'da yayıncı Sidney Lucas ile kontrat imzaladı.

    1967
    Gerona'da Pubol Şatosu'nu satın aldı ve içini yenilemeye başladı.

    1969
    Gala yalnız yaşamak üzere Pubol Şatosu'na taşındı.

    1971
    Cleveland Ohio'da Salvador Dali Müzesi açıldı.

    1974
    Dali ciddi sağlık sorunları yaşamaya başladı.

    1976
    The Unspeakable Confessions of Salvador Dali (Salvador Dali'nin Korkunç İtirafları) İngilizce basıldı.

    1982
    St. Petersburg Florida'da Salvador Dali Müzesi açıldı. Gala Pubol Şatosu'nda öldü.

    1983
    İspanya, Madrid ve Barselona'da ilk büyük sergileri açıldı. Son resmi The Swallow's Tail'i ( Kırlangıç'ın Kuyruğu) tamamladı.

    1989
    Dali 23 Ocak'da Figueras'da kalp yetmezliğinden öldü. İspanya Figueras'da Tatro Müzesi'nde yeraltı türbesinde yatıyor

    alıntı...

  4. #4
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Tam ismi Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí y Domènech
    Doğumu 11 Mayıs 1904 Figueres, Katalonya, İspanya
    Ölümü 23 Ocak 1989 (84 yaşında) Figueres, Katalonya, İspanya
    Milliyeti İspanyol
    Alanı Resim, Fotoğraf, Heykel, Film
    Eğitimi San Fernando Güzel Sanatlar Okulu, Madrid
    Akımı Kübizm, Dadaizm, Sürrealizm
    Meşhur eserleri Belleğin Azmi, Haşlanmış Fasulyeli Yumuşak Yapı (İç Savaş Öngörüsü), Filler ve Kuğular, Aziz Antonius'un Baştan Çıkarılışı


    Salvador Domingo Felipe Jacinto Dalí y Domènech, kısaca Salvador Dalí (d. 11 Mayıs 1904 – ö. 23 Ocak 1989), İspanyol sürrealist ressam. Gerçeküstü eserlerindeki tuhaf ve çarpıcı imgelerle ünlenmiştir. En iyi bilinen eseri olan Belleğin Azmi,ni 1931'de bitirmiştir.
    Dalí, ressamlığın yanı sıra heykelcilik, fotoğrafçılık ve filmcilikle de ilgilenmiş, Amerikalı animasyoncu Walt Disney ile beraber yaptığı Destino adlı kısa çizgi film, 2003'te "en iyi kısa animasyon filmi" dalında Oscar adayı olmuştur.
    Katalonya doğumlu olan Dalí, 711 yılında İspanya'yı fethetmiş olan Mağribiler'in soyundan geldiğini iddia etmiş, "süslü ve cafcaflı olan her şeye, lüks hayata ve doğu kıyafetlerine olan düşkünlüğünü" de "Arap kökeni"ne bağlamıştır.[1]
    Dalí hayatı boyunca, sanatıyla olduğu kadar eksantrik giyimi, davranışları ve sözleriyle de dikkat çekmiş, bu durum kimi zaman, onun sanatını takdir edenleri de etmeyenler kadar usandırmıştır.[2] Bu davranışların getirdiği kötü şöhret, Dalí'nin geniş kesimlerce tanınmasını sağlamış ve eserlerine duyulan ilgiyi arttırmıştır.


    lk yıllar


    Kendi portresi, 1921
    Dalí 11 Mayıs 1904'te, İspanya'nın Katalonya bölgesinde bulunan Figueres kentinde, Salvador Dalí i Cusí ve Felipa Domenech Ferres çiftinin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Çiftin 1901 doğumlu ilk çocuğu, Dalí'nin doğumundan tam dokuz ay on gün önce (1 Ağustos 1903'te) sindirim yolu iltihabından ölmüş, onun ismi olan Salvador da ikinci çocuğa geçmişti. İlk çocuklarının küçük yaşta ölmesini bir türlü kabullenemeyen Dalí çifti, küçük Dalí'nin yanında sık sık ölmüş ağabeyinden bahsediyor, ilk Salvador'un bir resmini yatak odalarının duvarında tutuyor, ve Dalí'yle beraber düzenli olarak ilk Salvador'un mezarını ziyaret ediyorlardı.[3] Bu durum, Dalí'nin küçük yaşta kendi kimliği konusunda karışıklık yaşamasına sebep oldu. Sonradan, hiç tanımadığı ağabeyi hakkında "iki su damlası gibi birbirimize benziyorduk, fakat yansımalarımız farklıydı [...] O, herhalde benim fazla mutlak olarak tasarlanmış ilk versiyonumdu." diye yazacaktı.[4]
    Dalí'nin babası, sert ve otoriter karakterli bir noterdi. Annesi ise tam tersine sevecen ve anlayışlıydı ve oğlunun resim konusundaki çabalarına destek veriyordu.[5] Dalí üç yaşındayken kızkardeşi Ana María doğdu. Evin tek erkek çocuğu olarak, annesi, kızkardeşi, teyzesi, anneannesi ve bakıcısından sürekli ilgi gören Dalí, küçük yaşlarından itibaren şımarık ve kaprisli bir karakter sergilemeye başladı.[2]
    1914'te annesinin desteğiyle özel bir resim okuluna yazılan Dalí, 1919'da Figueres Belediye Tiyatrosu'nda ilk sergisini açtı. Şubat 1921'de ise çok sevdiği annesini meme kanserinden kaybetti. Annesinin ölümü hakkında "hayatımda aldığım en büyük darbeydi. Ona tapardım [...] Ruhumun kaçınılmaz kusurlarını görünmez kılabilmesine hep güvendiğim bir varlığın kaybını kabullenemiyordum." diye yazacaktı.[4] Dalí'nin babası, karısının ölümünden kısa süre sonra baldızıyla evlendi.


    Madrid, Paris ve ABD


    1922'de Madrid'e taşınan ve buradaki San Fernando Güzel Sanatlar Okulu'na yazılan Dalí, ilk eserlerinde kübizm ve dadaizm etkileri gösterdi. Fransa ve İsviçre kökenli olan bu yeni akımlar, o sıralar Madrid'de pek yaygın değildi, ve Dalí'nin eserleri kısa sürede ilgi çekmeye başladı. Dalí, Madrid'de geçirdiği yıllarda, kendisi gibi avangart sanata meraklı olan film yapımcısı Luis Buñuel ve şair Federico García Lorca ile yakın arkadaş oldu. 1923'te disiplinsizlik yüzünden geçici olarak okuldan uzaklaştırılan Dalí, aynı yıl Girona'da anarşist gösterilere katıldığı için tutuklandı ve bir süre gözaltında tutuldu.[6] 1925'te okula geri döndü, ve Barcelona'da ilk kişisel sergisini açtı. Resimleri eleştirmenler tarafından ilgi ve şaşkınlıkla karşılandı.


    Belleğin Azmi, 1931
    Dalí 1926'da Paris'e gitti ve büyük saygı duyduğu Pablo Picasso ile tanıştı. Sonraki birkaç yıl boyunca, Dalí'nin eserlerinde Picasso etkisi ağır basacaktı. Paris gezisinden döndükten kısa süre sonra okulundan temelli kovulan Dalí, çok geçmeden askere alındı. Ekim 1927'de askerlik hizmetini bitirdi ve Mart 1928'de sanat eleştirmenleri Lluís Montanyà ve Sebastià Gasch ile beraber, sanatta modernizmi ve fütürizmi savunan "Sanat Karşıtı Katalan Manifesto"yu yazdı.
    1929'da arkadaşı Luis Buñuel ile beraber çektikleri Bir Endülüs Köpeği adlı avangart kısa film, sürrealist sanat çevrelerinde ikiliye büyük şöhret kazandırdı. Aynı yıl ikinci kez Paris'e giden Dalí, burada ressam Joan Miró aracılığıyla sürrealist akımın öncüleri André Breton ve Paul Éluard ile tanıştı. Éluard'ın karısı Gala (asıl ismi Helena İvanovna Diakonova), tanıştıkları andan itibaren Dalí'nin ilgisini çekti, ve 1929 yazında Dalí ile Gala arasında, sonradan evliliğe dönüşecek olan tutkulu bir ilişki başladı.
    1931 yılında Dalí, en meşhur eseri olan Belleğin Azmi,ni yaptı. Yumuşak Saatler ya da Eriyen Saatler olarak da bilinen eserde, geniş bir kumsal manzarası önünde eriyen cep saatleri resmedilmiştir. Eser genel olarak, katı ve değişmez zaman kavr***** karşı bir protesto olarak yorumlanır.[7] Dalí sonradan bu resmin ilhamını, sıcak Ağustos güneşi altında erimekte olan bir Camembert peynirinden aldığını yazacaktı.[4]


    Haşlanmış Fasulyeli Yumuşak Yapı (İç Savaş Öngörüsü), 1936
    1929'dan beri beraber yaşayan Dalí ve Gala, 1934'te bir devlet nikâhıyla evlendiler. (1958'de bir Katolik düğünüyle nikâh tazeleyeceklerdi.) Aynı yıl New York'ta bir sergi açan Dalí, ABD'de büyük sansasyon yarattı ve büyük üne kavuştu. 1936'da Londra Uluslararası Sürrealist Sergisi'nde bir konuşma yapması istenince, sahneye eski tip hantal bir dalgıç tulumu içinde çıktı. Tulumun beline mücevher işlemeli bir kama takmıştı; bir elinde bir bilardo ıstakası tutuyor, diğer eliyle de bir çift kurtköpeğini çekiştiriyordu.[8] Konuşma sırasında nefes almakta zorluk çekince, dalgıç kıyafetinin başlığı çıkarıldı.
    Dalí 1937'de Hollywood'a giderek zamanın meşhur komedyenleri Marx kardeşler ile tanıştı, ve onlar için bir film senaryosu yazdı.[6] 1938 yazında ise Londra'da, hayranı olduğu Sigmund Freud ile tanıştı ve ünlü psikoloğun birkaç portresini yaptı. Tüm sürrealistler gibi Dalí de bilinçaltının dışavurumuyla ilgileniyor, ve Freud'un bilinçaltı konusundaki yazılarını ilgiyle takip ediyordu.
    1936'da başlayan ve tüm İspanya'yı kaosa sürükleyen İspanya İç Savaşı, 1939'da General Francisco Franco'nun galibiyetiyle sona erince, Dalí yeni kurulan faşist rejimi desteklediğini açıkladı.[9] Bunun üzerine, çoğunluğu Marksist olan ve Dalí'nin abartılı dikkat çekme çabalarından zaten hoşlanmayan sürrealistler, Dalí'ye açıkça sırtlarını döndüler. Sürrealist grubun önderi Breton, Salvador Dalí'nin isminden iğneleyici bir anagram çıkardı: Avida Dollars (Dolar Heveslisi). Dalí ise cevap vermekte gecikmedi: "Le surréalisme, c'est moi!" (Sürrealizm benim!)[6] Sürrealistler ve Dalí arasındaki çekişme, Dalí ölene kadar devam edecekti.
    1940'ta Dalí ve Gala, tüm Avrupa'yı etkisi altına almaya başlayan II. Dünya Savaşı'ndan kaçarak ABD'ye yerleştiler. Burada dokuz yıl kalacaklardı. 1942 yılında Dalí, Salvador Dalí'nin Gizli Hayatı isimli otobiyografisini yayımladı. 1945-46 yıllarında, Walt Disney ile beraber Destino, Alfred Hitchcock ile beraber Spellbound filmlerinin yapımında çalıştı. 1947'de sürrealist bir Picasso portresi yaptı.


    Katalonya'ya dönüş


    Çarmıha Gerilme (Corpus Hypercubicus), 1954
    1949'da Dalí, karısıyla beraber Avrupa'ya döndü ve memleketi Katalonya'ya yerleşti. Hayatının sonuna kadar burada kalacaktı. Faşist Franco rejimiyle yönetilen İspanya'ya yerleşmesi, bir kez daha sol görüşlü sanatçı ve aydınların tepkisini çekti.[9]
    Dalí 1951'de Katolisizm'in ve modern bilimin bazı kavramlarını sentezlediği Mistik Manifesto,yu yayımladı. II. Dünya Savaşı sonrası eserlerinde, Katolik temalar ve DNA, hiperküp (dört boyutlu küp) ve atomik çözünme gibi modern bilim kavramları öne çıkacaktı. Hiroşima'da patlayan atom bombasının gücünden çok etkilenmiş olan Dalí, hayatının bu dönemine "nükleer mistisizm" adını veriyordu. Yine bu dönemde Dalí, tuvale boya sıçratma, hologramlar, optik yanılgılar ve stereoskopi gibi pek çok değişik teknikle denemeler yaptı.
    1960'da Figueres belediye başkanı, yıllar önce Dalí'nin ilk sergisine ev sahipliği yapmış ve iç savaşta zarar görmüş olan Belediye Tiyatrosu'nu "Dalí Tiyatrosu ve Müzesi" adıyla restore etmeye karar verdi. Dalí, 1974'e kadar müzenin inşaatı ve dekorasyonuyla bizzat ilgilendi ve bu projeye çok emek ve zaman harcadı. Müze 1974'te açıldıysa da, Dalí 1980'lerin ortasına kadar ufak eklemeler ve değişiklikler yapmaya devam etti.
    10 Haziran 1982'de Dalí'nin çok sevdiği karısı, menajeri, modeli ve ilham perisi Gala hayatını kaybetti. Gala'nın ölümünden sonra yaşama isteğini kaybeden Dalí, karısının öldüğü ve gömüldüğü Púbol Kalesi'ne yerleşti ve münzevi bir hayat sürmeye başladı. Temmuz 1982'de İspanya Kralı Juan Carlos, Dalí'yi Púbol Markisi ilan etti. Dalí ise bu jeste karşılık olarak, krala Avrupa'nın Başı adlı çizimini hediye etti. 1983'te Púbol Kalesi'nde yaptığı Serçenin Kuyruğu adlı tablo, Dalí'nin son eseri olacaktı. Ağustos 1984'te Dalí, kaledeki yatak odasında bilinmeyen bir sebepten çıkan yangında bacağından yaralandı.[10] Bu olaydan kısa süre sonra Figueres'e döndü ve Salvador Dalí Tiyatro ve Müzesi'nde yaşamaya başladı.
    Dalí, 23 Ocak 1989'da kalp yetmezliğinden öldü ve Figueres'te kendi adını taşıyan müzenin mahzenine gömüldü.



    Eserleri



    Philippe Halsman'ın 1948 tarihli Dali Atomicus isimli eserinin düzeltilmemiş ilk hâli
    Dalí hayatı boyunca, 1500'den fazla resim ve onlarca heykelin yanı sıra, çeşitli taş baskı eserler, kitap illüstrasyonları, tiyatro dekorları ve kostümleri üretmiştir. Ayrıca, Man Ray, Brassaï, Cecil Beaton ve Philippe Halsman gibi fotoğraf sanatçılarıyla ve Elsa Schiaparelli, Christian Dior gibi moda tasarımcılarıyla beraber çalışmıştır.
    Bugün Dalí'nin eserlerinin büyük çoğunluğu, Figueres'deki Dalí Tiyatro ve Müzesi'nde bulunur. Florida'nın St. Petersburg kentindeki Salvador Dalí Müzesi, Madrid'deki Reina Sofia Müzesi ve Los Angeles'taki Salvador Dalí Galerisi de sanatçının yüzlerce eserini barındırır.
    Dalí'nin 1965'te New York'taki Rikers Island Hapishanesi'ne bağışladığı çarmıha gerilmiş İsa resmi, 1981'e kadar hapishanenin yemekhanesinde asılı durduktan sonra buradan alınarak hapishanenin lobisine asılmış, 2003'te ise kimliği belirsiz kişilerce lobiden çalınmıştır.[11] 20. yüzyılın en önemli sanatçılarından, sürrealizmin yani gerçeküstücülük akımının temsilcisi Salvador Dali’nin başlıca esin kaynağı düşler, korkular ve hayaller ile Dali, resim sanatının akışına yön veren eserleriyle İstanbul’da da sergilenmiştir. Dali’nin kapsamlı bir retrospektifi niteliğini taşıyan “İstanbul’da Bir Sürrealist Salvador Dali” adlı sergisinde, İspanyol sanatçının 380 parça eseri sergilenmiştir. 20 Ocak’a kadar açık kalacak sergide sanatçının yağlı boya tabloları, çizimleri ve grafiklerinin yanı sıra el yazmaları, defterleri, mektupları ve fotoğrafları gibi pek çok belge yer alacak.(Serginin kapanış tarihi 10 gün uzatılarak 01 Şubat'a ertelenmiştir.)


    Politik Görüşü

    Salvador Dalí'nin sanatçı olarak varoluşunda politika çok önemli bir yer almıştır. Sürrealizmin kurucusu troçkist André Breton yanlısı olarak başladığı sanat hayatına, ilerki dönemlerde iktidarı kanlı biçimde ele alan faşist Franko yanlısı olarak devam etmiştir.
    Gençliğinde anarşist- komünist yazıları keskin çıkışları olan derin bir kavrayıştan ziyade okuyucuyu şok etmek üzerine odaklanmıştır. Bu yıllarda Dadacı etki görülür. Dali büyüdükçe troçkist André Breton etkisindeki sürrealist hareketin etkinliğinin artmasıyla sürealist olur.
    İspanya iç savaşı başladığında, Dali savaşmaktan ve bir grubun yanında yer almaktan uzak durur. Benzer şekilde, İkinci Dünya Savaşında George Orwell, Dali'yi "Fransa tehlikeye düştüğünde fare gibi kaçmakla" eleştirmiştir. Yıllar sonra o dönemini Dali "Avrupa savaşı yaklaştığında tek düşündüğünün tehlike daha da yaklaştığında tıkılabileceği fırını güzel bir yer bulabilmek" olduğunu belirtmiştir. II. Dünya savaşı sonrasında Katalonya'ya geri döndüğünde, Franko rejimi ile yakınlaşmıştır. Bazı sözleri Franko rejimine destek vermiş, Franko'yu İspanyayı yokedici güçlerden temizlediği için teşekkür etmiştir. Bu dönemde Katolik inanca dönmüştür. Ayrıca Franko'yu çıkardığı idam hükümleri için tebrik etmiştir. Ayrıca kişisel olarak da Franko ile tanışmış ve Franko'nun ninesini resmetmiştir. Franko'ya karşı hislerinin samimi mi yalancı mı olduğunu belirlemek imkansızdır.


    Bilim ve Dali

    Salvador Dali farklı alanlara ilgi duymuş, ressamlığın yanı sıra heykeltıraşlık, fotoğrafçılık ve filmcilikle de ilgilenmişti. Ancak, bilime apayrı bir önem verdi. 1930'larda ilham kaynağı optik ilüzyonlar ve çifte görüntüler, 1940'da Max Planck'ın kuantum kuramı, 1945'teki Hiroşima faciasından sonra atomun parçalanmasıydı. 1950'lerin başında, atom bombasını bir yana bırakmış, dikkatini Alman fizikçi Werner Heisenberg'in "tanecik"lerine vermişti bile.
    1953'te, Nature dergisinin 171. sayısında, Watson ve Crick'in DNA yapısını açıkladıkları ünlü makaleyi okuyup Crick'in karısı Odile'in çizdiği çift sarmal yapıyı gördüğünde, "İşte" dedi, "Tanrı'nın var olduğunun en önemli kanıtı. DNA, Yakub'un genetik meleklerden oluşturduğu bir merdiven ve insanla Tanrı arasındaki tek bağlantı."
    Bu tarihten başlayarak tam 23 yıl boyunca, DNA molekülünün yapısı, hem gündelik yaşamının, hem de sanatının ayrılmaz bir parçası oldu. Çift sarmalın, yaşamın temel şekli olduğuna inandı ve on kadar tablosunda bu simgeyi kullandı. "Kelebekli Manzara, DNA'li Sürrealist Manzarada Büyük Mastürbatör" (Butterfly Landscape. The Great Masturbator in a Surrealist Landscape with D.N.A.) adlı tablosunda, Freudyen simgelerle dolu araziye, DNA'yı üç boyutlu biçimde yerleştirmiştir.
    25 Eylül 1962 tarihindeki Barselona sel felaketinde, boğulan ve kaybolan bine yakın kişinin anısına yaptığı 3 x 3.5 metre boyutlarındaki tablo, "Galacidalacidezoksiribonükleikasid" adını taşır. 2002'de, Florida'nın St Petersburg kentinde, denizin hemen kenarındaki Dali Müzesi'nde görme fırsatını yakaladığım tablonun yanındaki notta, Dali'nin zor telaffuz edilen bu adı, Gala, cid, ala ve dezoksiribonükleikasid sözcüklerinden oluşturduğu kayıtlıydı. Aynı nottaki bilgiye göre, "Gala", ressamın çok sevdiği, ilham kaynağı ve pek çok eserinin temel figürü karısının adı. "El Cid", 11. yüzyılda Berberilere karşı savaşmış İspanyolların ulusal kahramanı Rodrigo Diaz de Vivar'ın halk arasındaki adıdır. "Ala", Allah'ın kısaltılmış biçimi, "dezoksiribonükleikasid" de DNA molekülünün açık adıdır.

    "Tanrı'ya inanıyorum, ama inançlı değilim. Matematik ve bilim, bana Tanrı'nın olması gerektiğini anlatıyor, ama inanmıyorum" diyen Salvador Dali, bu tablosunda bilim ile dinin karmaşık ilişkisini irdeler. İlk bakışta, dinin bilime üstünlüğünü anlatmaya çalışıyor gibi gözükse de, aslında birbirine paralel olduklarını, hatta simetrik temellere dayandıklarını ifade etmeye çalışır. Beş açık ve bir gizli görüntüden oluşan resmin birkaç yerinde rastlanan DNA çift sarmalı yaşamı; sağ tarafta, dörderli gruplar halinde tüfeklerini birbirine doğrultan erkekler ölümü, gökyüzündeki varlıklar, ölümden sonrasını simgeler.
    Dali, benzeri konularda ve benzeri adlar verdiği başka tablolar da yapmıştır. Madrid'teki Museo Nacional Reina Sofia'da sergilenen "Dezoksiribonükleik Asit Arapları", ressamın bu eşsiz moleküle hayranlığının bir diğer kanıtı. DNA'nın simetrisini, durmaksızın, karısıyla ilişkisine benzetir: "Tıpkı Gala ve benim gibi birbirine tam uyan bu iki yarı, hiç şaşmadan bir açılıp bir kapanıyor. Hayat, dezoksiribonükleik asidin mutlak kuralına dayanıyor, kalıtıma o karar veriyor."
    Dali, 1980'lerden başlayarak ölümüne dek, matematikle ilgilendi. Özellikle, sürekli fonksiyonların sürekli olmayanlara dönüşebileceğini ve bir fonksiyonun değerinin aniden değişebileceğini (yani sakin sakin duran bir köpeğin aniden üzerinize saldırmasının matematiksel ifadesini) gösteren Fransız matematikçi Rene Thom'un katastrof teorisine ilgi duydu. Son eseri Çatalkuyruk'da (The Swallowtail) olduğu gibi, çok sayıda matematiksel sembolü resimlerine taşıdı ve onlar aracılığıyla yaşam felsefesini yansıtmaya çalıştı, ancak DNA molekülüne tutkusunu hiçbir zaman kaybetmedi.
    Dali bilime düşkünlüğünü, doğum yeri Figueres'te düzenlediği "Doğada Rastlantı" adlı kongreyle taçlandırdığında, artık 81 yaşındaydı. Konuşmacıların neredeyse tamamı, Nobel ödülü kazanmış bilim insanlarıydı. Kimyacı Ilya Prigogine, fizikçi Jorge Wagensberg, matematikçi Rene Thom oradaydı. Dinleyicilerin arasında bilim dünyasının ileri gelenleri, ünlü filozoflar ve sanatçılar bulunuyordu. Dali, yatağından kalkamayacak kadar hastaydı ve her şeyi kapalı devre televizyon kameralarının görüntülerinden izledi. Salvador Dali, bu kongreden üç yıl sonra 23 Ocak 1989'da öldü. Başucunda iki fizikçi ve bir matematikçinin kitaplarını buldular: Stephen Hawking, Erwin Schrödinger ve Matila Ghyka.


    Animasyon Filmi

    1945 yılında, Walt Disney ve Salvador Dali, "Destino" adındaki kısa bir animasyon film için biraraya geldiler. 8 aylık bir çalışma sonrasında, 1946'da prodüksiyon durduruldu. Bir kısım insanlar, bu ayrılığın Disney'in finansal problemleri yüzünden olduğunu iddia ederken, diğer bir kısım da Disney ve Dali ortaklığının yağ ve su gibi olması nedeniyle yürümediğini iddia etti. Walt Disney 1966'da, Dali 1989'da öldü ve 50 yıl sonra Disney'in yeğeni Roy Disney, "Destino" yu hayata geçirmeye karar verdi.

    İzlemek için tıklayın: http://www.supermeydan.net/forum/for...read62349.html




    Kaynakça

    İngilizce Vikipedi'deki 15 Ağustos 2007 tarihli Salvador Dalí maddesi ve kaynakları:
    ^ Ian Gibson (1997). The Shameful Life of Salvador Dali. W. W. Norton & Company.
    ^ a b Stephen Francis Saladyga (2006). "The Mindset of Salvador Dalí". Lamplighter 1:3
    ^ Meredith Etherington-Smith (1992). The Persistence of Memory. New York: Random House.
    ^ a b c Salvador Dali (1948). The Secret Life of Salvador Dali. W. W. Norton & Company.
    ^ Carlos Rojas (1993). Salvador Dalí, Or the Art of Spitting on Your Mother's Portrait. Penn State Press.
    ^ a b c Salvador Dali (Olga's Gallery) (İngilizce). 14 Ağustos 2007 tarihinde erişilmiştir.
    ^ Clocking in with Salvador Dalí: Salvador Dalí’s Melting Watches (İngilizce). 14 Ağustos 2007 tarihinde erişilmiştir.
    ^ (1936). "Marvelous & Fantastic". Time XXVIII:24
    ^ a b The Jackboot of Dada: Salvador Dali, Fascist (İngilizce). 14 Ağustos 2007 tarihinde erişilmiştir.
    ^ The New York Times (1 Eylül 1984). Dalí Resting at Castle After Injury in Fire. (İngilizce). 15 Ağustos 2006 tarihinde erişilmiştir.
    ^ Dali picture sprung from jail (İngilizce). 17 Ağustos 2007 tarihinde erişilmiştir.
    Bibliografya [değiştir]

    Carré d'Art (Salvador Dali), Jean-Pierre Thiollet, Anagramme Ed., 2008. ISBN 2 35035 189 6



    kaynak

  5. #5
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Bende ornekler asayim bari.














Benzer Konular

  1. salvador dalı den yaglı boya sanatı/1
    bur@k Tarafından Resim Heykel Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 15-01-2015, 05:35 PM
  2. Salvador Dali İstanbul'da
    mopsy Tarafından Resim Heykel Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 26-12-2011, 08:31 PM
  3. El Salvador
    Karakarizma Tarafından Turizm Gezi Seyahat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-08-2007, 01:01 PM
Yukarı Çık