Can
Hiç söylenme
Kendine ve başkasına eza verme
Sabır ruhu yorar, şevki tırpanlar ihmal etme
İnsanın muhabbet içinde beslediği umutlarını viran eyleme

Akıl
İlme ve irfana
Gönül, edep ve hayâya
Nefs zapt edilen bir hizaya erişmedikçe
Aşk ve sevda, hasret ve firkat, hatta haşyet sinede neşet etmez

Sen
Ruhuna ve kalbine
Ne kadar uzak ve anlamaktan soğuksan
Edep ve irfan, hikmet ve marifette o nispette
Hakikatine, aidiyetine, aklına, azmine ve umutlarına uzaktır

Bir
Telli saz al ellerine
Onun vecdinden ve tınısından uzak haline
Tamburun nezaketine, Rebabın naifliği, kemanın hüznüne
Ne kadar vakıf, yakınsın, bilenle, bilmeyen arasında ki farksın

Her gün
Aynaya bakıp durursun
Suretine mi yoksa bizzat içsel derinliğine mi?
Hangi tebessümünü açsam, sinende duran mısrayı okusam
Bir şiir olan serencamını kitap haline getirip, raflara bıraksam

Gel artık
Kaçıp durma, kaybolma
Silik duvarlar ve köhnemiş sokaklarda aranma
Ne kadar kahkaha atsan, daldan dala konsan, nefsi yaşatsan
Kadavradaki cesetten farkın yok, nefsi sırnaşıklıkta bir fayda yok

Her lahza
Göçmelerin habercisidir
Sadece göçmeyen aşk ve ihlâs adına ecirdir
Nerede ve kiminle yaşarsan yaşa ve fakat aslını unutma
Değişmez bir adresin müntesibisin, mizan her bakımdan ruhunda

Mustafa Cilasun