Yar…
Kimi zaman
Issız yer ve tepelerde
İçimden haykırasımgelirdi
Etrafına nazar eden gözlerim ürkerdi,
Nedense acaba der, endişe ederdi
Boyun bükmek kederdi,
Taklit üzere olan inanç kim bilir
Neye yeterdi, umut en vazgeçilmez değerdi,
Emel için şartlanmak esefti,
Keşkeler evet, dile gelen gariplikti

İnanırdım,
Kanardım, avunurdum
Anlamadan yanmaya adaydım,
Masumiyet adına yaşayandım
Anam, babam her şeyi bilir sandım,
Çekincesiz bir candım, ama çok yanıldım
Aklımı ve izanımı gerekçesiz kullandım,
Heyecan uğruna nasılda abanırdım, andım

Bazen pencereden
Melül melül ve hicran ile bakardım
İçimi burkan Saiklere kapanırdım,
Dinlediğim şiirleri sessizce yaşardım
Hüzün kokan hangi eseri okusam,
Hicran dalgalarında çırpınsam, kanardım
Akan gözyaşlına yanmazdım,
Ruhumu dinlendirdiğime inanırdım,
Bir sürurla yaslanırdım

Annem ve babam
Rahmetlik olalı yıllar oldu
Hoca telkin veriyordu,
Arapça bir şeyler söylüyordu,
Oysa onlar hiç anlamıyor ve bilmiyordu
Ruhla konuşmak, anlaması için
Çabalamak, münker ve nekir’i
Dikkate almak acıydı

Oysa berzah
Ve can için inşirah ardı
Hocaya bel bağlamak tuhaftı,
Cennet adına geçit vermek zandı
Kabir azabı nasıldı, mizan kurulmadan
Hesap sanki hazırdı, dimağ uzaktı
Vicdan ve irade, aklın ve azmin
Didarında ki vahaydı, ütopya nasıl bir farktı

Mustafa Cilasun