Merhaba



Çocukluğum, ranza arası bir yatakta kaldı,
Annem pencereye hortum tutardı,
Su, pencere kasasından içeri sızardı,
Sonraları gözyaşlarım o sulara karıştı,
Ağladığımı annem bile anlamadı..

Babam tütünden mahvolmuş parmaklarıyla saçlarımı okşardı,
”Bursa’nın ufak tefek taşları” diye başlardı,
Mutlu ettiğini sanıyorduk ya bizi bu halin,
Hadi yedik biz de bütün bu kandırmacaları.

Annemin yemek yapmaktan usanmış elleri
Yine yemek yapmaya hazırlanıyor,
Ve bağırmaktan biten nefesi
Son haykırışlarını yapıyor,
Balkon kapısından bir rüzgar,
İçimizi ferahlatıyor,
Yine iş aşkı ile yanan babam açıyor konuyu,
Hiç saptırmadan..

Yorgun gelen annem sofranın ucuna oturuyor,
“Hadi sen de gelsene” sorusuna,
“Siz yiyince ben de doyuyorum” diyor,
Yemekte bilindik bir görüntü var yine,
Ben ıspanağa bakıyorum,
Ispanak ise onu yiyene…
“Hani pirzola nerede?” diyemiyorsun ki,
Desen de neyine..

Bir çay molası, bir muhabbet sarıp gidiyor,
Daha sonra herkes yatağına…
Aynı saniyeleri aynı dakikalarda yaşar gibi,
Aynı şeyleri aynı mekanda yaşar gibi,
Yanlış zamanda yanlış yerde olmak gibi,
Yatağa uzandım yine çocuksu gülüşümle.
Aydınlanıyor gece…

Fırat EŞKİ
Hacettepe Üniversitesi Türk Dili Ve Edebiyatı Türk Halk Bilimi Ana Bilim Dalı

Çocukluğum | Radikal Genç