Ağırlık meyvedendir eğer “dal” secde’deyse
Dal ki; kendiliğinden yere eğilmemiştir
Gönül, ah!..gönül, bu aşk; nasıl ve neredeyse
Kimse “sevdiği kadar asla sevilmemiştir”

Yolu böyle çizilmiş, aşkın kaderi böyle
Kalem hak’ta, kul aciz, “nasıl, silecek?” Söyle
Şikâyete hakkın yok!.. Dost; sen de gönül eyle
Kimse “sevdiği kadar asla sevilmemiştir”

Beyhude bir uğraştır, gelmez beklenen vuslat
Binlerce tohum eksen, yine “rüyadır hasat”
Aşk devasa bir duygu, lakin “aynalar kesat”
Kimse “sevdiği kadar asla sevilmemiştir”

Mecnun’u aradı mı, Leyla kızgın çöllerde
Heyhat!..ne gezer, sorsan; sanki “emin ellerde”
Bir kişi can verirken, iki kişi dillerde
Kimse “sevdiği kadar asla sevilmemiştir”

Dağı delen Ferhat’tır aşkın masal da adı
“Masal sanan” ne bilir damaklardaki tadı
Yalan söyler “söylerse” hüküm verecek kadı
Kimse “sevdiği kadar asla sevilmemiştir”

“Sevdiğin kadar sevilirsin” demiş!.. Ukala
Öyle olsaydı “o aşk” girer miydi masala
Niceleri anlattı, sen de biraz oyala
Kimse “sevdiği kadar asla sevilmemiştir”

Eşit olsaydı şayet “sevgi” iki cihette
“Aşk” filizlenir miydi, söyle; “bu cemiyette”
“Aşık âşıktır”, maşuk; bilmem; “hangi niyette”
Kimse “sevdiği kadar asla sevilmemiştir”

Ben bildim dost, ben bildim, “cevabı yok sevdanın”
Yakan sensin, yanan sen, “evvel emir Hüda’nın”
Kor’a düşünce yürek, faydası ne nida’nın
Kimse “sevdiği kadar asla sevilmemiştir”

Kadir Albayrak