2. Sayfa, Toplam 2 BirinciBirinci 12
Gösterilen sonuçlar: 11 ile 18 Toplam: 18

İstiklâl Marşı...

Kültür, Sanat Kategorisi Şiir Forumunda İstiklâl Marşı... Konusununun içerigi kısaca ->> mopsy ´isimli üyeden Alıntı Merhaba! http://www.milliyet.com.tr/2006/09/27/son/sonyas08.asp Günümüzde okunan şekli,daha güzel.Tam bir marş havası var....

  1. #11
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573
    Alıntı mopsy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
    Günümüzde okunan şekli,daha güzel.Tam bir marş havası var.
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  2. #12
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Alıntı mopsy´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

    Çok teşekkürler. Hemen bakıyorum. Mesajdaki detayı farkedemedim.

  3. #13
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Mehmed Âkif'in rahatsız bulunduğu Alemdağı'nda son günlerde
    Içlerinde Târık Us'un da bulunduğu bir grup üstadın ziyaretine gitmişler,
    Mehmed Âkif bitkin bir hâlde yatağında yatıyordu.
    Konuşma esnasında söz İstiklâl Marşı'na intikâl ettirilmiş, gelen ziyaretçilerden biri:

    — "Acaba İstiklâl Marşı yeniden yazılsa daha iyi olmaz mı?"
    demiş, bu söz üzerine yatağında bitkin bir hâlde yatmakta olan Akif;
    Birdenbire başını kaldırmış ve ona:
    — Allah bir daha bu millete İstiklâl Marşı yazdırmasın!
    Evet:
    — "Allah bir daha bu memleketin, bu milletin istiklâlini tehlikeye düşürmesin! Bir daha onu istiklâl Marşı yazmaya mecbur etmesin!" Sözüyle ziyaretçileri susturmuş, o büyük insanın ne demek istediği herkes tarafından anlaşılmıştı.

    Büyük insan Mehmed Akif Ersoy, mezarına milleti için yazmış olduğu
    Istiklâl Marşı'yla konulmuştur.
    Tarihte kendi eseriyle gömülen ilk bahtiyar ölülerden biri de şüphesiz
    Mehmed Âkif Ersoy olmuştur.

  4. #14
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesaj
    626
    Rep Gücü
    41960
    Ben de marş olanı daha çok sevdim. Müzik öğretmenim neden öyle söyledi bilmiyorum. Bilemiyoruz tabi, belki müzik açısından eskisi daha gelişmiştir, ama bir marş gibi değil daha çok şarkı gibi :) Şu an kullandığımız tam oturmuş bence de.

  5. #15
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    İstiklal Marşı’nın yazıldığı dönemde Türk ordusu düşmanla savaş hâlindedir. Bu yüzden ordu ve millete cesaret vermek isteyen şair, şiirine "Korkma" kelimesiyle başlar. Bu, bir sesleniştir. Şair, Türk milletine sesleniyor.

    İki türlü korku vardır: Adi korku ve asil korku. İlk korkuda ödleklik anlamı vardır. Ancak, korkmak her zaman ödü patlamak anlamında değildir. Çoğu zaman da asil bir duygudur, insanî bir endişedir. İnsanların kaybetmeyi göze alamayacakları değerleri vardır. Mesela, milletin başına bir şey gelir diye korkmak, istiklalin kaybedileceğinden endişe etmek, asil bir korkunun ifadesidir.

    Birinci Kıta (Dörtlük)
    • Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
    • Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
    • O benim milletimin yıldızıdır parlayacak;
    • O benimdir, o benim milletimindir ancak.
    Şairin ‘Korkma” diye seslenmesi, asil bir endişenin, kaygının ifadesidir. Milletimiz istiklalini kaybetme korkusu içindedir. Şair, milletin endişe etmemesi gerektiğini; çünkü istiklalin kaybedilmeyeceğini söylüyor.
    Birinci dizedeki şafak, güneş battıktan sonraki alaca karanlık zamanı anlatır. Şafağın bir anlamı da güneş doğmadan önceki alaca karanlıktır. İstiklal Marşı, sembolik olarak, iki şafak arasını anlatır. Akşamın şafağı Millî Mücadele’nin başlangıcı, sabahın şafağı ise bitişidir. Akşamın şafağından korkulur; çünkü arkasında karanlık bir gece vardır. Ancak, her gecenin bir sabahı olduğuna göre, içinde bulunulan karanlığın uzun süreceğini sanarak korkuya kapılmamalıdır. Biraz sonra şafak sökecek ve karanlık son bulacaktır. Bu benzetme şairin, Türk milletinin, bağımsızlığına çok kısa sürede kavuşacağı hakkındaki kesin inancını ortaya koyar.

    Birinci dizede yüzmek, dalgalanmak manasındadır. Şafağın rengi kırmızıdır. Al sancak ise Türk milletinin sembolüdür. Türk bayrağının al rengi şairde bir alev izlenimi uyandırmıştır. Bu alev ’sönmez’. Zira onun çıktığı kaynak, her Türk ailesinin evinde yanan ocaktır.
    Ocak, ateşin yandığı yerdir; sonradan ev anlamını kazanmıştır. Ocakta ateşin yanıyor olması canlılığa işarettir. Yurdun üstünde tüten en son ocak kaldıkça, bu bayrağın alevi bu şafaklarda dalgalanacaktır; milletimiz istiklalini kaybetmeyecektir. Yeter ki o ocak tütmeye devam etsin. Şair bu benzetmeyle ‘bayrak’ ile ‘millet’ arasındaki bağlantıyı ifade ediyor.

    İkinci dize, aynı zamanda, ‘Son fert olarak kalsan bile bayrağı indirtmemek için, istiklali kaybetmemek için mücadele edeceksin.’ demektir.

    Üçüncü dizede şair bayrağımızdaki yıldız ile gökteki yıldızı birleştirir. Gökteki yıldıza kimsenin eli dokunamayacağı gibi, ‘Türk milletinin yıldızı’ olan bayrağa da kimse el süremez. Ayrıca; yıldız, beyazdır ve gece parlar. Millî Mücadele gece ise bayrağımızın yıldızı o gecede parlayacaktır. Yıldızın parlaması bir ışıktır. Işık, karanlıkta ümidi ifade eder.

    Yıldız kelimesi aynı zamanda kader, talih manalarına da gelir. Bayrak milletin kaderini, talihini temsil eder. O parlıyorsa, millet de aydınlık günlerini yaşamaktadır. Onun sonu, milletin sonudur. Şair üçüncü dizeyle Türk milletinin ve istiklalimizin sembolü bayrağımızın kesin olarak sonsuza kadar yaşayacağını ve dalgalanacağını belirtir. Bundan zerre kadar şüphesi yoktur. Şairin bu hayallerle belirtmek istediği Türk milletinin ölmezliği fikridir. O, ordu ve millete ‘Korkma” derken böyle bir inanca dayanır. Millî Mücadele’nin zafere ulaşması işte bu sarsılmaz imanın sonucudur.

    Dördüncü dizede
    muhteşem bir bencillik ve sahiplenme duygusu vardır. Buradaki bencillik gereklidir. Çünkü, bencilce muhafaza etmek zorunda olduğumuz değerlerimiz vardır. Bayrağımızı ve istiklalimizi işte böyle bir bencillikle muhafaza etmeliyiz.
    Mehmet Kaplan ve İsa Kocakaplan‘ın ortak çalışmasının Ahmet Kavaklıyazı tarafından düzenlenmiş hâlidir.

    Devam edecek..............................

  6. #16
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    İkinci Kıta (Dörtlük)
    • Çatma kurban olayım çehreni, ey nazlı hilâl!
    • Kahraman ırkıma bir gül, ne bu şiddet, bu celâl
    • Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl;
    • Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin, istiklâl!
    Birinci dizede;Şair hilale, yani Türk bayrağına hitap ediyor. Edebiyatımızda sevgilinin kaşı hilale benzetilir. Bayrak nazlı bir sevgili gibi kabul ediliyor. Bayrak sevgilinin yüzüdür, hilal ise kaşı. Bayrak, bütün bir milletin sevgilisidir. Çehre, yüz demektir ve kullanımı yerindedir. Çünkü, yaratılmışlar içinde ruh hâli çehresine yansıyan tek varlık insandır.
    Sevgilinin kaşlarını çatışı nasıl âşığı elemlere sürüklerse istiklalin tehlikede olması da milleti elemlere sürükler. Çehresi çatık olan aslında millettir. Milletin çehresi istiklal tehlikede olduğu için çatıktır. Şair, milletin istiklalini kaybetmemesi için canını vereceğini söylüyor.

    İkinci dizede şair, ırkının kahraman olduğunu belirterek milletiyle ve milliyetiyle övünüyor. Vatanın timsali olan sevgiliye (hilale) gülmesi için yalvarır. Bayrağın kahraman ırkımıza gülmesi demek, istiklalin kaybedilmemesi demektir. Bayrak gülmediği, yani istiklal tehlikede olduğu için şiddet ve celâl vardır.

    Üçüncü dizede; Bayrak kahraman Türk ırkına gülmediği takdirde, bu millet onun uğruna döktüğü kanları kendisine helâl etmeyecektir; çünkü bayrak, rengini bu al kanlardan almıştır. Dolayısıyla Türk milletine borçludur.

    Son dizede ‘Hak’ kelimesi iki manada kullanılmıştır. Birinci manaya göre Hak, Tanrı manasına gelir. Müslüman olan Türkler ona taparlar. Hak kelimesinin diğer manası adaletle ilgilidir. Hak aynı zamanda yapılan bir iş, fedakârlık veya durum karşılığı alınması gereken paydır. Şair bu beyitte istiklal kavramı ile Hak (Tanrı ve adalet) kavramı arasında münasebet kurmaktadır. Milletler yüksek kıymetlere inandıkları ve bağlı bulundukları takdirde istiklale hak kazanırlar. Hakk’a tapan bu millet istiklali hak etmiştir.

    Devam edecek..........................

  7. #17
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    Merhaba!
    Üçüncü Kıta (Dörtlük)
    • Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
    • Hangi çılgın bana zincir vuracakmış, şaşarım!
    • Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner aşarım;
    • Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.
    Bu kıtada ‘hürriyet’ kavramı söz konusudur.

    Birinci dizede;Burada şair ‘ben’ kelimesini kullanmakla beraber kastolunan Türk milletidir. Şair, burada Tür milletini konuşturmaktadır. Ezel, öncesi olmayan zamandır. Türk milleti ezelden beri hür yaşamış ve hür yaşamaya alışmıştır. Ona zincir vurulamaz.

    İkinci dizede; Zincir vurmak, esir etmek manasındadır. Bizi esir etmek isteyenler çılgın olarak nitelendiriliyor. Ayrıca, Batılılar Kuva-yı Milliyeciler için ‘çılgın’ kelimesini kullanıyorlar. Çünkü, istiklal mücadelemizin başarıya ulaşmasını mümkün görmüyorlar. Şair, asıl çılgının onlar olduğunu demeye getiriyor. Asıl onlar olmayacak işe giriştikleri için, ezelden beri hür yaşamış Türk milletine zincir vurmak istedikleri için çılgındırlar.

    Üçüncü dizede Millî Mücadele bir sele benzetiliyor. Fizik kurallarına göre suyu sıkıştırmak ve esir etmek mümkün değildir. Sıkıştırılamadığı için bent yapılır. O durumda da su, bendi ya yıkar ya da üstünden aşar. Bent esaret anl*****; kükremiş sel gibi olmak da esareti kabul etmemek anl***** gelir.

    Son dizede;Ezelden beri hür yaşamış Türk milleti, esir edilmek istendiği takdirde kükremiş sel gibi, bendini çiğneyerek aşacaktır. Dağları yırtacak, okyanuslara sığmayarak taşacaktır. Hürriyetin başlıca özelliği sınır tanımamaktır. Hür yaşamak Türk milletinin karakteristik bir özelliğidir.

    Devam edecek......

  8. #18
    - Çevrimdışı
    Acemi Üye sailor - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2010
    Mesaj
    244
    Rep Gücü
    5530
    Kamera karşısındaki birkaç insanı gördüğüm kadarıyla daha iki kıtasını okuyamıyorlar.Bence on kıtasını okumaktansa önce insanlar ilk iki kıtasını ezberlesinler.

Benzer Konular

  1. İstiklal Marşı ve Andımızın kaldırılması
    dogangunes Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 22
    Son mesaj: 16-02-2014, 08:34 PM
  2. İstiklal Marşı Melodika Notaları
    dogangunes Tarafından Müzik Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-11-2012, 07:09 AM
  3. İstiklal Marşı üzerine
    YukseLL Tarafından Vip Salonu Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 21-03-2009, 10:07 AM
  4. Japonlar İstiklal Marşı'nı Seslendirdi
    Gül@y Tarafından ilginç konular Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 10-04-2008, 12:37 PM
  5. İstiklal Marşı'nın Seçilmesi ve Diğer 6 Şiir
    dogangunes Tarafından Mustafa Kemal Atatürk Foruma
    Yorum: 3
    Son mesaj: 21-08-2007, 11:39 AM

Anahtar kelimeler

Yukarı Çık