1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 18

N-F-K' dan İnciler

Kültür, Sanat Kategorisi Şiir Forumunda N-F-K' dan İnciler Konusununun içerigi kısaca ->> Olmaz Mı? Yön yön sarılmışım ne yana baksam; Sarılan olur da saran olmaz mı? Kim bu yüzü çizen sanatkâr ressam; ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    N-F-K' dan İnciler

    Olmaz Mı?

    Yön yön sarılmışım ne yana baksam;
    Sarılan olur da saran olmaz mı?
    Kim bu yüzü çizen sanatkâr ressam;
    Geçip de aynaya, soran olmaz mı?

    Bir parçacığım ben, bütüne hasret;
    Zaman döne dursun, o güne hasret;
    Ruhumsa zamanın üstüne hasret;
    Ebediyet boyu bir an... Olmaz mı?

    Necip Fazıl Kısakürek
    (1973)

    .................

    SUSAN DENİZ

    Gittim, gittim, denizin,
    Sınır yerine vardım.
    Halin bana da geçsin!
    Diye ona yalvardım.

    Bir çılgın vesvesede,
    İçim didiklense de,
    Olaydım o cüssede,
    Onun gibi susardım...

    (N-F-K/1930)

    .................

    HİÇ Mİ HİÇ

    Sayılarda çoğalmak, niçin, ne olmak için?
    Bir tek hiçtir çarpısı, kırk milyona bir hiçin

    (NFK/1976)

    ..................

    YILDIZLI BİR GECEDE

    Sema bize seslenir;
    Kalma, gel, işkencede!
    Ruhumuz ebedîdir;
    Bunu duy, tek hecede!

    Ömür ki, bir kurak çöl,
    Onu tek bir güne böl;
    Şebnem gibi doğ ve öl,
    Yıldızlı bir gecede!..

    (NFK/1928)





    kaynak
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye M ü e l l i f... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2008
    Nerden
    İstanbul
    Mesaj
    2.690
    Blog Mesajları
    11
    Rep Gücü
    7721

    Cevap: N-F-K' dan İnciler

    YILDIZLI BİR GECEDE

    Sema bize seslenir;
    Kalma, gel, işkencede!
    Ruhumuz ebedîdir;
    Bunu duy, tek hecede!

    Ömür ki, bir kurak çöl,
    Onu tek bir güne böl;
    Şebnem gibi doğ ve öl,
    Yıldızlı bir gecede!..

    (NFK/1928)
    GÜNEŞSİZ BİR GÜNDÜZ

    Güneşsiz bir gündüz
    Olurmu hiç ey gafil !!
    Güneşlidir her gündüz
    Nerden bilsin şu sefil.

    Mayesi bozuksa ger...
    Emekler billah heba.
    Ne gök görür ne de yer
    Semawat kat-ı seb-a


    Emeğine sağlık.
    Üstad'ı saygıyla selamlar manevi llerinden öperim o islam güneşinin.
    Hak ile iştigal etmezsen,
    Batıl seni istila eder.... İmam-i Şafi-i

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye ResuLL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesaj
    975
    Rep Gücü
    1697

    Cevap: N-F-K' dan İnciler

    AYNALAR

    Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik;
    İste yakalandık, kelepçelendik!
    Çıktınız umulmaz anda karsıma,
    Başımın tokmağı indi başıma.

    Suratımda her suç bir ayrı imza,
    Benmişim kendime en büyük ceza!
    Ey dipsiz berraklık, ulvi mahkeme!
    Acı, hapsettiğin sefil gölgeme!

    Nur topu günlerin kanına girdim.
    Kutsi emaneti yedim, bitirdim.
    Doğmaz güneşlere bağlandı vade;
    Dişlerinde, köpek nefsin, irade.

    Günah, gunah, hasad yerinde demet;
    Merhamet, sucumdan aşkın merhamet!
    Olur mu, dünyaya indirsem kepenk:
    Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk?

    Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
    Bakamam, aynada, aynada vicdan;
    Beni beklemeyin, o bir hevesti;
    Gelemem, aynalar yolumu kesti.

    NECİP FAZIL KISAKÜREK

    Ustayı okumak her daım guzel ama asıl olan onu anlamak bence....

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye catpity - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    FL,adana
    Mesaj
    650
    Rep Gücü
    10549

    Cevap: N-F-K' dan İnciler

    Kaldırımlar

    Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
    Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
    Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
    Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

    Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
    Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
    İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
    Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

    İçimde damla damla bir korku birikiyor;
    Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
    Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
    Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.

    Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
    Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
    Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
    Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

    Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
    Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
    Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
    Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

    Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
    İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
    Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
    Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.

    Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
    Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
    Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
    Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

    Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
    Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
    Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,
    Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..

    yakıştıramadım rabia sana en meşhur şiirini yayınlamamışsın bari ben yayınlayım dedim :P
    ilğinç bir davranış demi benden :D

  5. #5
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Cevap: N-F-K' dan İnciler

    CANIM İSTANBUL

    Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
    Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
    İçimde tüten bir şey; hava, renk, edâ, iklim;
    O benim, zaman mekân aşıp geçmiş sevgilim.
    Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
    Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
    Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale;
    Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misâle.

    İstanbul benim canım;
    Vatanımda vatanım...
    İstanbul,
    İstanbul...

    Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
    Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
    Bulutta şaha kalkmış Fatih'ten kalma kır at;
    Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
    Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
    Her nakışta o mâna: Öleceğiz ne çare?
    Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
    Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...

    O mânayı bul da bul!
    İlle İstanbul'da bul!
    İstanbul,
    İstanbul...

    Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
    Çamlıca'da, yerdedir göklerin derinliği.
    Oynak sular yalının alt katına misafir;
    Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
    Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
    Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
    Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?
    Cumbalı odalarda inletir "Kâtibim"i...

    Kadını keskin bıçak,
    Taze kan gibi sıcak...
    İstanbul,
    İstanbul...

    Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
    Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
    Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
    Adada rüzgâr, uçan eteklerden sorumlu.
    Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
    Hâlâ çığlıklar gelir Topkapı Sarayından.
    Ana gibi yâr olmaz, İstanbul gibi diyar;
    Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

    Gecesi sümbül kokan
    Türkçesi bülbül kokan
    İstanbul,
    İstanbul...


    (1963)
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Cevap: N-F-K' dan İnciler

    Bu incilere üsdadın bir şiirinide ben ekleyebileyim.

    Sakarya Türküsü

    İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
    Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
    Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
    Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
    Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
    Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
    Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
    Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
    Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
    Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
    Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
    Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
    Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
    Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.
    Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
    Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük!..

    Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
    Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

    İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
    Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
    Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
    Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
    Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
    Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
    Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
    Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
    Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
    Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
    Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
    Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

    Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
    Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

    Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
    Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

    İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
    Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
    Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
    Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
    Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
    Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
    Sakarya; sâf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
    Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
    Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
    Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
    Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
    Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
    Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
    Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

    Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
    Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!..

  7. #7
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Cevap: N-F-K' dan İnciler

    ZİNDANDAN MEHMED'E MEKTUP

    Zindan iki hece, Mehmed'im lâfta!
    Baba katiliyle baban bir safta!
    Bir de, geri adam, boynunda yafta...
    Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
    Kavuşmak mı?.. Belki... Daha ölmedim!

    Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
    Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
    Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
    Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak.
    Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!

    Bir âlem ki, gökler boru içinde!
    Akıl, olmazların zoru içinde.
    Üstüste sorular soru içinde:
    Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
    Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

    Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
    Kaydını düştüler, mühür basıldı.
    Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
    Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
    Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

    Müdür Bey dert dinler, bugün "maruzât"!
    Çatık kaş... Hükûmet dedikleri zat...
    Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
    Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem...
    Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem!

    Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
    Sayı var, maltada hızaya dizil!
    Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!
    İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
    Urbalarla kemik, mintanlarla et.

    Somurtmuş ki bıçak, nâra ki tokat;
    Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
    Yalnız seccademin yününde şefkat;
    Beni kimsecikler okşamaz mâdem;
    Öp beni alnımdan, sen öp seccadem!

    Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
    Dakika düşelim, senelik paydan!
    Zindanda dakika farksızdır aydan.
    Karıştır çayını zaman erisin;
    Köpük köpük, duman duman erisin!

    Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
    Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
    Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
    Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
    Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!

    Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
    Tek nokta seçemez dünyadan nazar.
    Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
    Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
    Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

    Ses demir, su demir ve ekmek demir...
    İstersen demirde muhali kemir,
    Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
    Garip pencerecik, küçük, daracık;
    Dünyaya kapalı, Allaha açık.

    Dua, dua, eller karıncalanmış;
    Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
    Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
    Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu;
    İplik ki, incecik, örer boşluğu.

    Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;
    Karanlığında nur, yeniden doğuş...
    Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
    Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
    Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

    Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
    Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
    Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
    Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
    Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!


    (1961)
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  8. #8
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Cevap: N-F-K' dan İnciler

    ŞARKIMIZ

    Kırılır da bir gün bütün dişliler,
    Döner şanlı şanlı çarkımız bizim.
    Gökten bir el yaşlı gözleri siler,
    Şenlenir evimiz, barkımız bizim.

    Yokuşlar kaybolur, çıkarız düze,
    Kavuşuruz sonu gelmez gündüze,
    Sapan taşlarının yanında füze,
    Başka âlemlerle farkımız bizim.

    Kurtulur dil, tarih, ahlâk ve iman;
    Görürler, nasılmış, neymiş kahraman!
    Yer ve gök su vermem dediği zaman,
    Her tarlayı sular arkımız bizim.

    Gideriz nur yolu izde gideriz,
    Taş bağırda, sular dizde, gideriz,
    Bir gün akşam olur, biz de gideriz,
    Kalır dudaklarda şarkımız bizim...


    (1964)
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Süper Aktif Üye RABİA - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Mesaj
    4.585
    Blog Mesajları
    4
    Rep Gücü
    52573

    Cevap: N-F-K' dan İnciler

    TABUT

    Tahtadan yapılmış bir uzun kutu;
    Baş tarafı geniş, ayak ucu dar.
    Çakanlar bilir ki ,bu boş tabutu,
    Yarın kendileri dolduracaklar.

    Her yandan küçülen bir oda gibi,
    Duvarlar yanaşmış, tavan alçalmış.
    Sanki bir taş bebek kutuda gibi,
    Hayalim, içinde uzanmış kalmış.

    Cılız vücuduma tam görünse de,
    İçim, bu dar yere sığılmaz diyor.
    Geride kalanlar hep dövünse de,
    İnsan birer birer yine giriyor.

    Ölenler yeniden doğarmış; gerçek!
    Tabut değildir bu, bir tahta kundak.
    Bu ağır hediye kime gidecek,
    Çakılır çakılmaz üstüne kapak?


    (1930)
    Tırtılın Dünya'nın sonu dediğine;
    Usta, kelebek der.

  10. #10
    - Çevrimdışı
    2.imza yarışma birincisi nefisetülilm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2009
    Nerden
    İstanbul'da, İstanbulluyum...
    Yaş
    42
    Mesaj
    705
    Blog Mesajları
    19
    Rep Gücü
    7085

    Cevap: N-F-K' dan İnciler


    O'NUN ÜMMETİNDEN OL


    Beri gel, serseri yol!
    O'nun Ümmetinden ol!
    Sel sel kümelerle dol!
    O'nun Ümmetinden ol!

    Sen, hiçliğe karşı yön!
    Hep sıfır, arka ve ön!
    Dosdoğru Kâbe'ye dön!
    O'nun Ümmetinden ol!

    Gel, dünya, murdar kafes!
    Gel, gırtlakta son nefes!
    Gel, Arşı arayan ses!
    O'nun Ümmetinden ol!

    Solmaz, solmaz; bu bir renk...
    Ölmez, ölmez; bir âhenk...
    İnsanlık; hevenk hevenk,
    O'nun Ümmetinden ol!

    Gökte çakıyor haber,
    Geber çelik put geber!
    Doğrul yeni seferber,
    O'nun Ümmetinden ol!


    (1949)

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. Mektubat'tan İnciler
    collection Tarafından Din ve İnanç Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-03-2010, 02:10 PM
  2. Cüppeliden İnciler.:)
    İnci Tarafından Dini Sohbet Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-12-2009, 07:30 PM
  3. Mektûbât-ı Şerif'den İnciler (Belgesel)
    bziya Tarafından islam (Müslümanlık) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 03-05-2008, 03:12 PM
  4. İnciler
    Gül@y Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 20-04-2007, 10:12 AM
Yukarı Çık