YILLARIMIN SULTANI
Sen, dışarıda garip kaldın
Ben içeride mahzun.
Zaman donmuş sanki, kaskatı.
Kâbus dolu uykusuzluk,
Sabaha varmayan geceler uzun, upuzun.
Burada sayılan günler,
Ömürleri törpüleyen, keskin zaman dilimi.
Yüksek, kalın duvarların arkası.
Sazın titrek namesinde içe akan gözyaşı,
Raylı kapı, kirli cam.
Paslı demir parmaklık en zalimi.
Görüşe geldiğinde haber getir oradan.
Gezdir beni şehrimin sokaklarında.
Kumrular var mı yine, arka bahçede.
Arabalar geçiyor mu caddeden?
Sabah sökmeden, çocuklar okula yollanıyor,
Uykulu ve telaş içinde.
Hatırlar mısın?
Arada, siren sesi duyulurdu eskiden.
Yazık, kim bilir, kime koşuyor deyip,
Dua ederdin tanımadığına.
Bir gün bize çalarsa, o siren sesi,
Biz olursak, o dar zamanda.
Bize de dua etsinler derdin,
Tanımadıklarımız.
Komşu teyze, gene öksürür mü geceleri.
Sahipsiz ve kimsesizlik içinde.
Yoksa sıyrıldı mı acılarından.
Dünyadan ayrıldı mı, bir biçimde.
Buradaymış gece inlemeleri.
Hasret kâğıdına sarılıp,
Özlem tütünüyle içilen sigaralar.
Öksürüğün hası buralardaymış,
Tespih tanelerine eklenen sabır damlacıkları da.
Bugün koğuşun bayramı var.
Açık görüş müsaadesi alınmış mahkûmlara,
Sen de gel, yıllarımın sultanı.
Sevgi yüklü, içtenliğinle gel.
Özlem dolu, hasret dolu gözlerinle gel.
Oğlumu da getir, sarılsın babasına.
Kocaman oldu zira.
Ne de olsa, dokuz yaşında artık.
Alışsın yalnızlığa, mahpusluğa.
Dövülürse sokakta ağlamasın,
Babam çıkarsa, size gösterir desin.
Cesur olsun,
Umutlansın,
Güvensin.
Bir dahaki görüşte kızım da gelsin.
Bıktım artık, rüyamda sarılmaktan.
Gülen yüzle uyanıp,
Akşama dek somurtmaktan,
Üşümekten, donmaktan bıktım artık.
Alıştırın görüşmeye geceden.
Cici elbise giydirin miniğime.
Örün saçlarını,
İnceden, inceden.
Oyuncaklı tokaları da olsun.
Demir kapılı bu koca evde, çalışıyor baban deyin
Bir süre daha.
Kendi payını yemeyip, gizlice sakladığı cebinde,
Üzümlü kek getirsin babasına.
Hoş, ben de yemiyorum ya.
Dolapta sakladığım iki parça kek var, kurumuş.
Biricik kızımın hediyesi.
Dokunmaya kıyamadığım,
Ara sıra dertleşip, ağladığım iki parça kuru kek.
Benim için Dünya malı,
Benim için servet, umut, teselli.
Benim yüzümden bu acılar,
Bu yalnızlık, bu hasret, bu gözyaşı.
Benim yüzümden.
Her zamanki gibi bağışla demem sana,
Helal et demem inan,
Dayanamadığını,
Ağlayamadığını,
Konuşamadığını bilirim.
Seni çaresiz bırakmaya dayanamam.
Bilirim neler düşündüğünü
Bu kez demem sana öyle şeyler,
Kelimeler tıkansa da boğazına,
Benimle konuş isterim.
Gözlerini kaçırma benden, ne olur.
Yaş dolarsa, dolsun göz pınarlarına.
Burası soğuk mekân yıllarımın sultanı.
Burada sıcağa yer yok.
Her şey soğuk buralarda,
Duygular soğuk, havalar da.
Duvar, ranza, mazgal buz gibi.
Hücre soğuk, avlu soğuk.
Havalandırma da.
Her yer işte..
Güneşe, ışığa, sevgiliye, dostlara hasret,
Yudum, yudum içilen sigara dumanına karışan,
Çay kokusu sıcak, sadece.
Bir de merhaba, eyvallah sözleri sıcak.
Yüreğimde de kalmadı sıcaklığım,
Sadece ellerimde var biraz.
Otur yanıma şimdi.
Ellerimi, ellerinin içine al.
Sıcaklığım, aksın avuçlarına.
Dışarı çıkarken beraber götür,
Sıcaklığı firar etmiş deseler de,
Aldırma gülüm.
Oda senle gitsin bu yaşanmaz ortamdan.
Seninle birlikte firar etsin buradan.
Meraklanma, suçunu üstlenirim.
Ben zorla verdim,
O bilmeden çıkardı derim.
Zaten, cezam yeterince,
Bu da gelsin üstüne, fark etmez.
İnsan olmak, adam olmak çok zormuş.
İnsanlığı sevmek daha zor,
Sevmekten mahkûm olmak en zoru,
Dayanılmazı.
İsyanca sı.
Birbirine sabır ilmekleriyle bağlanan yıllar,
Bitecek elbet.
Karanlıklar, aydınlığa,
Geceler de sabaha.
Kötülükler, iyiliğe mahkûm olsun umarım.
Zalimlerde, mazluma bir gün.
İyilik, inadına Dünyayı sarsın,
Âşıkları, tutsakları, umut eden herkesi,
Hayaline,
Sevdiğine,
Kavuştursun güzellikler ülkesine,
ALLAH kurtarsın….

Saygılarımla.

ARALIK_2008
Ecz. Abdulkadir Nur GÖRDÜK