Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 Toplam: 3
  1. #1
    Aktif Üye D€NiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesaj
    2.148
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    4906

    Tanrının Göktaşları

    Önceki gece,kutsal katında sıkkındı Tanrı...

    Dev aynasının karşısında oturmuş,elindeki taşlarla oynuyordu.
    yine böyle sıkıntılı bir anında yarattığı insanoğlu,başlıbaşına sıkıntı vesilesi haline getirmişti.

    Kulları aşağıda yoksul,yalnız ve mutsuzdu.
    Acı çekiyor,kan döküyor,eziyor,öldürüyorlardı.sevgiden ziyade nefret kusuyor,sevaba değil günaha sarılıyorlardı.

    Bıktımdiye mırıldandı kainatın efendisi,''yoruldum asırlardır aynı filmi görmekten!bilseniz kaç nesilde böyle kaç savaş,kaç yangın izledim ben.''

    Kederle avucunda çevirdiği taşları yerküreye doğru attı.

    Taşlar;karanlıkta alevli ışıklar saçarak süzüldü aşağı...

    Aşağıda umutla pencerelere üşüştü Ademoğulları...
    Kainatın ışıklı dansı başlamıştı.

    Bu ışıltı ''yıldız yağmuru''na türlü çeşit manalar vahmettiler.
    toprağa yanyana uzanıp gözlerini gökyüzüne diktiler ve kayan her yıldız için ayrı bir dilek tuttular:

    ''Sevdiğime kavuşayım'' dedi biri,''yoksulluktan kurtulayım'' diye yalvardı öteki...

    Gökyüzünün ''taş yağmurunu,yeryüzünün''dilek yağmuru'' ile yanıtladı sanki ''acı çekmeyeyim'',''yalnız kalmayayım'',''mutsuz olmayayım''.

    Acı acı güldü Tanrı yukarda...

    ''Ah kullarım''dedi,buradan ne kadarda zavallı görünüyorsunuz.göktaşları,gözyaşlarını dindirir mi sanıyorsunuz.bu mu onca asırda yaratabildiğiniz uygarlık?yağanın taş olduğunu biliyor,ama hala o taşlardan medet umuyorsunuz.derdinizin devasını onlarda arıyorsunuz.oysa attığım taşlardan duvarlar ören sizlersiniz.birbirinin
    önüne setler çeken siz...

    Alçakgönüllülük istedim sizlerden;gönülsüz davrandınız,geriye kalakala sadece alçaklık kaldı.''

    ''Ah zavallı ümmetim''diye dertlendi Tanrı,

    ''yıldızlara baktığınız kadar birbirinize baksanız çok daha mutlu olacaksınız.
    Benimle konuştuğunuz kadar birbirinizle konuşsanız,hiç de böyle yalnız kalmayacaksınız.
    Gökyüzünde arayıp durduğunuz çareyi kendinizde,birbirinizde bulacaksınız.''
    Sonra efkarla dev aynasına çevirdi yüzünü...yalnızlığını savmak için onunla dertleşmeye başladı :

    ''Onca kalabalık içinde kendilerini yalnız sanıyorlar.asıl ebedi yalnızlığa mahkum olan benim,bilmiyorlar''diye iç geçirdi.
    aynada kendi süzdü uzunuzadıya...

    Sonra aşağıya baktı.

    Yeryüzünde çaresiz gözbebeklerinden oluçan uçsuz bucaksız bir samanyolu vardı.

    Milyonlarca çift göz,yalnızlığından kurtulmak için umutla kendisine çevrilmiş bakıyordu.

    Aniden aynasını çevirip dünyaya tuttu.

    Milyonlarca ışıltılı gözbebeği yansıdı göğün yüzünden...

    ''Tanrı'm bu ne mucizevi güzellik,keşke biz de yıldızların gibi ışıldayabilsek''diyerek hayran hayran dilek tutup duaya daldılar.

    Bulutlandı Tanrı'nın yüzü...

    Tuvalindeki bir resme kızan ressam gibi;çevirdi aynasını geri...

    Söndü gökkubenin ışıkları...

    Sabah oldu...

    CAN DÜNDAR

  2. #2
    Aktif Üye D€NiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesaj
    2.148
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    4906

    Cevap: Tanrının Göktaşları

    Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat

    Soluk almak güçleştiğinde, yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını, dağlara dönmeli yüzünü insan. Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak; yeni insanlarla tanışmalı, yeni keşifler yapacak...Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, gerçekleştirmeyi denemeli!

    Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir, kendisinin bir sal olup da, O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.. Bas döndürücü bir hızla geçiyorsa bir birinin aynı günler, her aksam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa, değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri; küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, bir kaç durak önce inip servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar, yüreğine takmalı güneş gözlüklerini; gördüğünü hissedebilmeli!

    Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce, değerli olabilmeli hayat! İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için! Başkasının yerine koyabilmeli kendini; ağlayan birine 'gül', inleyen birine 'sus' dememeli! Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli! Su; adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı; sevgisiz, soysuz kalarak!

    Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden, derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine...Günesin doğusunu seyretmeli arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını...Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda; öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın! Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği; bir yaslının hatıralarında geçmişi görebilmeli!

    Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu olmayı beklememeli! Ama küçük, ama büyük; her hayal kirikliği, her acı; bir fırsat yasamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için; kaçırmamalı! Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması için, hiç çaresiz kalmamışsan, dermanı olamazsın dertlerin; ağlamayı bilmiyorsan, neşesizdir kahkahaların; merhaba dememişsen, anlamsızdır elvedaların...
    Ne, herkesi düşünmekten kendini, ne; kendini düşünmekten herkesi unutmamalı!

    Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için...Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil, söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!
    Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere...Hafızası olmalı insanin; hiç değilse, aynı hataları, aynı bahanelerle tekrarlamaması için! Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak! Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak! Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi; ama kapasitesi sinirli olmalı yüreğinin ki, hakkını verebilsin sevdiklerinin; zaman bulabilsin; bir teşekkür, bir elveda için... Yasam dedikleri bir sınavsa eğer; asla vazgeçmemeli. Sevmek ve öğrenmekten; ama herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan! Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi...
    Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı!

    CAN DÜNDAR

  3. #3
    Aktif Üye D€NiZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Mesaj
    2.148
    Blog Mesajları
    1
    Rep Gücü
    4906

    Cevap: Tanrının Göktaşları

    BİR DOST

    Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın...

    'Nereden çıktın bu vakitte' dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan fırladığında; gözünün dilini bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı...

    Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada durduğunu hissetmelisin. İhtiyaç duyduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına saklanabilmelisin.

    Kucaklamalı seni güvenli kolları, dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı...

    En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin; gölgesinde serinlemelisin sorgusuz sualsiz...

    Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.

    Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli. Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin.

    Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi... Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş..

    Gözbebekleri bulutlandığında, yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin. Ve sen ağladığında onun gözlerinden gelmeli yaş...

    Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle kenetlenmeli elleri...

    'Parkurun bütün zorluklarına rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmayız' diyebilmeli...

    Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız kısa ama ümit var bir yazıyı yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin camından içeri atabilmeliyiz:

    'Bunu da aşacağız!

    İmza: Bir dost!...'

    Can Dündar

Benzer Konular

  1. Tanrının Zerrecikleri
    mopsy Tarafından Bilim ve Astronomi Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 01-09-2010, 02:42 PM
  2. Erkeklere metres Tanrının bir Lütfu mu?
    YukseLL Tarafından Kadın Erkek İlişkileri Foruma
    Yorum: 10
    Son mesaj: 09-03-2010, 02:26 PM
  3. Tanrının kahvesi
    diojen Tarafından Öykü ve Hikayeler Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 04-09-2009, 10:25 PM
  4. Tanrının Yolu Topluluğu
    lordhan Tarafından Diger Dinler Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 13-07-2009, 11:01 AM
  5. Tanrının Vadisinde
    Gül@y Tarafından Sinemalar Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 03-04-2008, 03:51 PM
Yukarı Çık