son akşam içine kapandı,
son rüzgar kapıları çarpıp çıktı,
son çocuk da sobelendi.

Yalnız kuşların düşleri kırıldı, yenleri içinde kaldı.
Ağaçların yeşil saçları zülüf zülüf esti yüzüne aşıkların.
İşbirlikçi bir meltem, ıhlamurların kokularını ciğerlere sundu yakamoz tabağında.

Bugün hüzün yakıştı üzerime, iyi durdu hüzün gözlerimde.
Hüzün durağında indim otobüsten. Hüzün aynasında baktım ben’e.
Hüzün sağanağından geçtim, aşka hüzün doğradım…

Bağdat’ı sorsalar bilir miyim nerdedir?
Şimşekler çakarken üzerimi kim örter?
Susku mu koyarım yalnızlığımın adını?
Menekşelerin kulağına ezan okuyan kim?

Sessizlik şalına bürünen bir şehrin pırıltısından, aşk evleri olan camilerin suya düşen akislerinden, toprağa damlayan cemreden, uykunun sularından ve akasya dallarından vazgeçtim!

Ey aşk seni seçtim!

Ben’i geçtim…

Vazgeçtim










YOLCU DERGISI

Risale-i Nur Forum - Bediüzzaman Said Nursi