Ben kırdıkça kalemi tutuşturur elime
Bu ne-menem bir yürek, bu nasıl sevda böyle
Ne gönlümde arzu var ne dilimde kelime
Akıl erdiremedim, biliyorsan sen söyle

Sıtkım sıyrıldı lakin “yakam” sıyıramadım
Yapışanı gönlümden çekip ayıramadım
Ateşe düşen benden, beni kayıramadım
Adını koyamadım, biliyorsan sen söyle

Yatıya gelmiş herhal, “buyur” demiştik, kaldı
Çözemedim bir türlü, herhal çıkmayan faldı
Heybesi boştu zaten, beni de benden aldı
Onu anlayamadım, biliyorsan sen söyle

Geldiğinde bir afra tafraydı ki görecen
Aşkmış!.. Hadi lan!..Buna; günah olsa sövecen
Bin engel aşıp gelse, kapıyı gösterecen
Ben niye kovamadım, biliyorsan sen söyle

Tadan pişman, tatmayan; zahir, ölür meraktan
Cevap tırpandan gelir, ya da eğri oraktan
Sırası gelen kimse, mutlak biner duraktan
İnen yok, soramadım, biliyorsan sen söyle

Yazdık, çizdik ha bire, ettik “kategorize”
Şarjımız bitti lakin fiş ermiyor prize
Demeye dilim varmaz “benzettiler kerize”
Dünü hatırlamadım, biliyorsan sen söyle

Akıl gitmişti, geldi, ne kıç kalmış ne donu
Rezervuara atıp, üste çektim sifonu
“Koca sarayı” yıktım, şu gönlümün balkonu
Bir onu yıkamadım, biliyorsan sen söyle

Müebbet mi yedik ne?! Çek çek bitmez cezası
Kalemim kırılırken vardı ”gönül rızası”
Ne af çıkar, ne geçer, bu yürek arızası
Çıkar yol bulamadım, biliyorsan sen söyle

Herkes bundan bahseder, vallahi bilmeyen(!) yok
Herkesin heybesinde, kelam da çok, söz de çok
Çorba olmuşsa sevda, sağ olun be, karnım tok
Şaştım anlayamadım, biliyorsan sen söyle

Ortalıkta olanlar “ fotokopi” hep suret
“Aslı” nerde? Kerem’de!.. Kalanlar bir aşiret
Bu hastalık kronik, bir musibet bir şirret
İlacı yapamadım, biliyorsan sen söyle

"Kadir Albayrak"