Kâbus nasıl çöker bir insanın yüreğine,
Nasıl her gün ölür ölür dirilir insan, nasıl yakılır bir kibritle bir ömür “öğrendim”
Akşam çöken karabasanın sabaha taşındığını, gecenin siyahına yanık türküler yakılıp, içinde ateş halkalarının raks ettiği ne şiirler yazıldığını,
Her damla gözyaşının karanlığın bağrına zafer nişanı gibi takıldığını “öğrendim”
Sende öğreneceksin! ...

Nasıl demlenir acılar yüreğinde insanın,
Nasıl gözlerine tebessümle bakılır gamın tasanın,
Nasıl zemheri yaşanırmış içinde mayıs’ın nisan’ın, nasıl ikinci bir şansı olmazmış insanın,
Can vermeden nasıl tükenir duygular bir bir,
Her gece cellâdın elinde nasıl can verilir, çığlığın sesi nasıl kesilir,
Nasıl ağlar insan kendinden saklanarak, gönlünün yan cebinde sahte bir maske taşıyarak nasıl yaşanır “öğrendim”
Sende öğreneceksin! ...

Volkanlar misali patlamak üzere iken nasıl suskun kalınır ve nasıl bir kelepçe geçirilir isyanın ses tellerine,
Sustukça nasıl yapışır o nar gibi köz boğazının çeperlerine,
Yutkunmak istedikçe nasıl kusmak ister içinde ki kor yangın, “öğrendim”
Pul gibi alınıp satılmayı, sevdayı çamura batırmayı,
İstediğin zaman keyfe istediğinde hasrete yatırmayı,
Avazın çıktığı kadar bağırmayı ve yankıları duymayı, itilmeyi, kakılmayı, reddedilmeyi, tercihe kurban edilmeyi, yalanı dolanı, arta kalanı ve kalanla soluk almayı “öğrendim”
Sende öğreneceksin! ...

Ölümü özler mi insan? Özlermiş demek! .. Özlemeyi öğrendim..
Ölüm gelmeden ölmeyi, ecele gülümsemeyi, “gel” diye dilemeyi,
Kara toprakla sevişmeyi, çöle susamayı, ötelere vuslat olmayı,
Aşka sevgiye adaveti, kin ve nefreti, öfkeyi, şekilsiz cinneti, çöreklenen kasveti. İteklenen minneti, hıyaneti, şiddeti ve azabın şirretini “öğrendim”
Öğrendiğim her şeyi “sana öğretmem” gerektiğini,
Yaşadığımı yaşatmayı, “affetmek” fiilini lügatimden çıkarmayı, acımamayı,
Hatır-gönül denen mesnetsiz her şeyi kaldırıp atmayı,
Davranıldığı gibi davranmayı, duygusallıktan sıyrılıp gaddar olmayı,
Gözyaşına aldanmamayı, “değer” hesabını yürekten çıkarıp aklın acımasız süzgeciyle yapmayı,
İrade cinnetiyle barışmayı, sıyrılıp insani düşüncelerden robotlaşmayı öğrendim!
Sende öğreneceksin! ...

Korkuyu öğrendim ve korkmayı! ..
Yedi düvele yetecekken gücüm bükülüp kalmayı, dizilmişken kelimeler boğazımda susmayı,
Duyulacak telaşıyla nefes almamayı,
Bana saldırılırken saldıranı korumayı, suçlayanı aklamayı,
Ahmak ve aptal bir kul olup sayıklamayı, yüreğimi yalanlarla kandırmayı, beş para etmez mevcudiyeti yaldızlarla kaplamayı,
İsnat edilirken pusat, cephe açıldığında Kürşat, barikat kurulduğunda Fırat olmayı, korurken sırtımdan vurulmayı, her darbede ayakta kalmayı, yaraya tuz basmayı, mağdurken suçlu, mazlumken gaddar olmayı ve böyle suçlanmayı ve daha kötüsü kendimden saklanmayı “öğrendim”
Sende öğreneceksin! ..

Öğrendiğim bunca tecrübeyi, öğreteceğim sana! ..
Öğrettiğin her şeyi şimdi sen öğreneceksin! .. Hazırlan! ..
Satır atlamadan, tek kelimeyi zayii etmeden, dayanabilirsen tamamını, dayanamazsan dayanabildiğin kadarını, ama “pas” geçmeden, tolerans göstermeden, kesip biçmeden, hesap kitap yapmadan, sonuçlarına bakmadan, neticeye aldırmadan,
Ve “ASIL ÖNEMLİSİ” asla acımadan! ...
"Sende öğreneceksin! ..."

Kadir Albayrak