1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 Toplam: 17

En çok sevdiğiniz şair ve bir şiiri nedir aceba?

Kültür, Sanat Kategorisi Şiir Forumunda En çok sevdiğiniz şair ve bir şiiri nedir aceba? Konusununun içerigi kısaca ->> Merhaba arkadaşlar aceba sizden en çok sevdiğiniz şair ve bir şiirini istemsem birde o şiir hakkında yorum istesem çokmu şey ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Tecrübeli Üye Go[rk]eM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Nerden
    Ankara
    Mesaj
    479
    Rep Gücü
    98

    Unknown En çok sevdiğiniz şair ve bir şiiri nedir aceba?

    Merhaba arkadaşlar aceba sizden en çok sevdiğiniz şair ve bir şiirini istemsem birde o şiir hakkında yorum istesem çokmu şey isterim aceba?

    İlk olarak ben yazayım ben en çok

    Orhan Veli KANIK-Ölüme yakın şiirini begeniyorum

    ÖLÜME YAKIN


    Akşamüstüne doğru, kış vakti;
    Bir hasta odasının penceresinde;
    Yalnız bende değil yalnızlık hali;
    Deniz de karanlık, gökyüzü de;
    Bir acaip, kuşların hali.

    Bakma fakirmişim, kimsesizmişim;
    -Akşamüstüne doğru, kış vakti -
    Benim de sevdalar geçti başımdan.
    Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış;
    Zamanla anlıyor insan dünyayı.

    Ölürüz diye mi üzülüyoruz?
    Ne ettik, ne gördük şu fani dünyada
    Kötülükten gayri?

    Ölünce kirlerimizden temizlenir,
    Ölünce biz de iyi adam oluruz;
    Şöhretmiş, kadınmış, para hırsıymış,
    Hepsini unuturuz

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Cevap:Necip Fazıl Kısakürek ve Sakarya şiiri

    Sakarya Türküsü

    İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;
    Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
    Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
    Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.
    Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
    Oluklar çift; birinden nur akar; birinden kir.
    Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kâinat;
    Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!
    Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne,
    Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine;
    Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
    Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?
    Rabbim isterse, sular büklüm büklüm burulur,
    Sırtına Sakaryanın, Türk tarihi vurulur.
    Eyvah, eyvah, Sakaryam, sana mı düştü bu yük?
    Bu dâva hor, bu dâva öksüz, bu dâva büyük! ..

    Ne ağır imtihandır, başındaki, Sakarya!
    Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

    İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal.
    Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,
    Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan;
    Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan.
    Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
    Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!
    Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
    Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
    Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
    Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?
    Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
    Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!
    Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
    Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

    Vicdan azabına eş, kayna kayna Sakarya,
    Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

    İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
    Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.
    Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
    Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?
    Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
    Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!
    Sakarya, sâf çocuğu, mâsum Anadolunun,
    Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!
    Sen ve ben, gözyaşiyle ıslanmış hamurdanız;
    Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!
    Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
    Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!
    Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz;
    Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber Kılavuz!

    Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya;
    Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..

    (1949)

    Necip Fazıl Kısakürek

  3. #3
    - Çevrimdışı
    Kıdemli Üye onuc13 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Yaş
    46
    Mesaj
    559
    Rep Gücü
    2430
    Çanakkale Şehitlerine

    Şu Boğaz harbi nedir? Var mı ki dünyâda eşi?
    En kesif orduların yükleniyor dördü beşi.
    Tepeden yol bularak geçmek için Marmara’ya
    Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.
    Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
    Nerde-gösterdiği vahşetle 'bu: bir Avrupalı'
    Dedirir-Yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
    Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

    Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
    Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
    Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
    Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
    Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
    Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
    Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ...
    Hani, tâuna da züldür bu rezil istilâ!

    Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asil,
    Ne kadar gözdesi mevcûd ise hakkıyle, sefil,
    Kustu Mehmedciğin aylarca durup karşısına;
    Döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.
    Maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz...
    Medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
    Sonra mel'undaki tahribe müvekkel esbâb,
    Öyle müdhiş ki: Eder her biri bir mülkü harâb.

    Öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
    Beriden zelzeleler kaldırıyor a'mâkı;
    Bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
    Sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.
    Yerin altında cehennem gibi binlerce lağam,
    Atılan her lağamın yaktığı: Yüzlerce adam.

    Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer;
    O ne müdhiş tipidir: Savrulur enkaaz-ı beşer...
    Kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el, ayak,
    Boşanır sırtlara vâdilere, sağnak sağnak.
    Saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
    Yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.
    Veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
    Sürü halinde gezerken sayısız teyyâre.
    Top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler...
    Kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!
    Ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
    Alınır kal'â mı göğsündeki kat kat iman?
    Hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
    Çünkü te'sis-i İlahi o metin istihkâm.

    Sarılır, indirilir mevki-i müstahkemler,
    Beşerin azmini tevkif edemez sun'-i beşer;
    Bu göğüslerse Hudâ'nın ebedi serhaddi;
    'O benim sun'-i bedi'im, onu çiğnetme' dedi.
    Asım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek:
    İşte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmiyecek.

    Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
    O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,
    Vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
    Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

    Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş asker!
    Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.
    Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhidi...
    Bedr'in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
    Sana dar gelmiyecek makberi kimler kazsın?
    'Gömelim gel seni tarihe' desem, sığmazsın.

    Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb...
    Seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
    'Bu, taşındır' diyerek Kâ'be'yi diksem başına;
    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,
    Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
    Yedi kandilli Süreyyâ'yı uzatsam oradan;
    Sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,

    Türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hâtırana.
    Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini,
    Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddin'i,
    Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...

    Sen ki, İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,
    O demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
    Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;
    Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın...Heyhât,
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...
    Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
    Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.


    Mehmet Akif Ersoy

    Çok duygulandığım ve sevdiğim şiirlerinden biridir.

  4. #4
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye sahrabetis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Nerden
    Aslen Gürcistan ama ANkara'da yaşıyorum
    Yaş
    40
    Mesaj
    1.325
    Rep Gücü
    19339

    Cevap: En çok sevdiğiniz şair ve bir şiiri nedir aceba?

    MAVİ GÖZLÜ DEV, MİNNACIK KADIN VE HANIMELLERİ

    O mavi gözlü bir devdi,
    Minnacık bir kadın sevdi.
    Kadının hayali minnacık bir evdi,
    bahçesinde ebruliii
    hanımeli
    açan bir ev.

    Bir dev gibi seviyordu dev,
    Ve elleri öyle büyük işler için
    hazırlanmıştı ki devin,
    yapamazdı yapısını,
    çalamazdı kapısını
    bahçesinde ebruliiii
    hanımeli
    açan evin.

    O mavi gözlü bir devdi,
    Minnacık bir kadın sevdi.
    Mini minnacıktı kadın.
    Rahata acıktı kadın
    yoruldu devin büyük yolunda.
    Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
    girdi zengin bir cücenin kolunda
    bahçesinde ebruliiii
    hanımeli
    açan eve.

    Şimdi anlıyor ki mavi gözlü dev,
    Dev gibi sevgilere mezar bile olamaz:
    bahçesinde ebruliii
    hanımeli
    açan ev...

    NAZIM HİKMET RAN

  5. #5
    - Çevrimdışı
    1. avatar yarışma birincisi
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesaj
    399
    Rep Gücü
    151

    Cevap: En çok sevdiğiniz şair ve bir şiiri nedir aceba?

    zindandan Mehmet e mektup

    Zindan iki hece, Mehmed'im lâfta!
    Baba katiliyle baban bir safta!
    Bir de, geri adam, boynunda yafta...
    Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
    Kavuşmak mı? .. Belki... Daha ölmedim!

    Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
    Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
    Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
    Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak.

    Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!
    Bir âlem ki, gökler boru içinde!
    Akıl, olmazların zoru içinde.
    Üstüste sorular soru içinde:
    Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
    Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

    Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
    Kaydını düştüler, mühür basıldı.
    Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
    Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
    Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

    Müdür bey dert dinler, bugün 'maruzât'!
    Çatık kaş.. Hükûmet dedikleri zat...
    Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
    Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem...
    Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem!

    Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
    Sayım var, maltada hizaya dizil!
    Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!
    İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
    Urbalarla kemik, mintanlarla et.

    Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
    Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
    Yalnız seccâdemin yününde şefkat;
    Beni kimsecikler okşamaz mâdem;
    Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem!

    Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
    Dakika düşelim, senelik paydan!
    Zindanda dakika farksızdır aydan.
    Karıştır çayını zaman erisin;
    Köpük köpük, duman duman erisin!

    Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
    Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
    Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
    Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
    Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!

    Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
    Tek nokta seçemez dünyadan nazar.
    Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
    Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
    Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

    Ses demir, su demir ve ekmek demir...
    İstersen demirde muhali kemir,
    Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
    Garip pencerecik, küçük, daracık;
    Dünyaya kapalı, Allaha açık.

    Dua, dua, eller karıncalanmış;
    Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
    Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
    Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu;
    İplik ki, incecik, örer boşluğu.

    Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;
    Karanlığında nur, yeniden doğuş...
    Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
    Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
    Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

    Mehmed'im, sevinin, başlar yüksekte!
    Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
    Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
    Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
    Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

    (1961)

    Necip Fazıl Kısakürek

  6. #6
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Cevap: En çok sevdiğiniz şair ve bir şiiri nedir aceba?

    Hasan'a Mektup

    Çok oku, çok düşün, çok şeyler anla,
    Aha bu mektubu alınca Hasan.
    Manalar iplikten incedir amma,
    Kelimeler biraz kalınca Hasan.

    Gene ağzımızı açmıyor bıçak,
    Huzur size ömür..... Dert salkım saçak.
    Oyuna kalkıyor yüzlerce köçek,
    Batıdan bir hava çalınca Hasan.

    Kök saldı bahçede ayrık otları,
    Yemler pay edildi, sattık atları.
    Biz kovalım derken baştan bitleri,
    Sülükler yapıştı, kulunca Hasan.

    Süt dolu güğümü çalarız taşa,
    Kutsal görevimiz 'Sağol çok yaşa !'
    Mülkte hakikati aramak boşa,
    Tüm suçlular güçlü olunca Hasan.

    Derisini yüzdük demokrasinin,
    İşi iştir imtiyazlı asinin.
    Hakikatte vahşi, sözde 'vasinin'
    Dörtnala gidilir yolunca Hasan.

    Canım Hürriyeti koydunsa ara,
    Ekmek yalınayak kaçtı dağlara.
    Çevremize küsmüş kardeşlik var ya,
    Haber ver, izini bulunca Hasan.

    Soysuzlar taş atar mukaddesata
    Karşı duramazsak bizdedir hata.
    Tahammül teşviktir, böyle hayata,
    Öl..İnsan küçülmez ölünce Hasan.

    Abdurrahim Karakoç

  7. #7
    - Çevrimdışı
    1. avatar yarışma birincisi
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesaj
    399
    Rep Gücü
    151

    Cevap: En çok sevdiğiniz şair ve bir şiiri nedir aceba?

    BEKLENEN
    Ne hasta bekler sabahı,
    Ne taze ölüyü mezar.
    Ne de şeytan, bir günahı,
    Seni beklediğim kadar.

    Geçti istemem gelmeni,
    Yokluğunda buldum seni;
    Bırak vehmimde gölgeni,
    Gelme, artık neye yarar?

    NECİP FAZIL KISAKÜREK

  8. #8
    - Çevrimdışı
    1. avatar yarışma birincisi
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesaj
    399
    Rep Gücü
    151

    Cevap: En çok sevdiğiniz şair ve bir şiiri nedir aceba?

    KALDIRIMLAR

    Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
    Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
    Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
    Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

    Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
    Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
    İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık.
    Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

    İçimde damla damla bir korku birikiyor;
    Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
    Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
    Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler.

    Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
    Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
    Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
    Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

    Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
    Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
    Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
    Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

    Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
    İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
    Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
    Yolumun zafer takı, gölgeden taş kemerler.

    Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
    Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
    Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
    Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

    Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
    Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
    Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir kuyuya,
    Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi..

    NECİP FAZIL KISAKÜREK

  9. #9
    - Çevrimdışı
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesaj
    1.002
    Rep Gücü
    1278

    Cevap: En çok sevdiğiniz şair ve bir şiiri nedir aceba?

    SAATİ YOK EREMİ YOK

    Aşktan yana söz duyunca,
    Ben hep seni düşünürüm.
    Uçsuz hayaller boyunca,
    Ben hep seni düşünürüm.

    Yıldızlar kayar yüceden;
    Renkler sıyrılır geceden;
    Yüreğim sızlar inceden;
    Ben hep seni düşünürüm.

    Aklın ucu değer hiçe;
    Yol ararım içten içe.
    Kainat uyur sessizce,
    Ben hep seni düşünürüm.

    Korkunun bittiği yerde
    Haz duyarım perde perde.
    Bir mezar görsem bir yerde,
    Ben hep seni düşünürüm.

    Zaman hep sonsuza akar
    Meyve dökülür,dal kalkar.
    Çiçekler bakar bakar,
    Ben hep seni düşünürüm.

    Rüzgar eser ilden il'e
    Sağlıkta bitmez bu çile.
    'Var'dan öte 'Yok'ta bile
    Ben hep seni düşünürüm.

    ABDURRAHİM KARAKOÇ

  10. #10
    - Çevrimdışı
    Aktif Uye
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Nerden
    denizliden
    Mesaj
    515
    Rep Gücü
    182

    Cevap: En çok sevdiğiniz şair ve bir şiiri nedir aceba?

    Kim Olduğunu Bilmediğim Birine

    Karşılıksız aşkının zehrini taşıyordu bana
    Kokusu sinmişti inatçı ruhuma, kitalarıma, ellerime...
    Öyle çok öpüşürdük ki,
    Ağzının tadıyla yerdim yemeklerimi...
    Öylesine inanıyordu ki dünyadaki son aşkla beni sevdiğine,
    Bir gün ansızın korkunç bir özlem duymaya başlamıştım
    Kim olduğunu bilmediğim birine...
    Şimdi ağzımda karşılıksız aşkın o aç tadı...
    Karşımda o...
    Yine hüzünlü, yine yenik...
    Ama eşitiz artık,
    Damarlarımızda karşılıkız aşkın o zehirli kanı...

    CEZMİ ERSÖZ

    2.Sİ;
    forumumuzun şairlerinden

    AYRILIK RÜZGARI


    Bir ayrılık rüzgarı yaklaşıyor uzaklardan .
    Serin değil midir rüzgar normalde ?
    ılık ılık dokunmaz mı insanın tenine ?
    huzur vermez mi insana ?
    Ama bu rüzgar yakıyor tenimi ,
    acıtıyor canımı ,
    inliyorum , ağlıyorum
    ama
    kimse duymuyor .
    ve yine konuşamıyorum ...
    İyice yaklaştı artık ...
    tenimi , ruhumu yalıyor esinti ,
    dayanamıyorum .
    Boğazım düğüm düğüm oldu yine
    ama
    ağlayamıyorum .
    Kaçıp gitsem mi rüzgardan ,
    biraz uzaklaşsam mı ?
    Eninde sonunda gelecek olan rüzgardan
    geleceği düşünmeden kaçsam mı?
    Ama nereye kadar ?
    ne zamana kadar ?
    İyice yaklaştı artık ...
    Tenimde , ruhumda , bütün bedenimde
    ayrılık rüzgarı ,
    yanıyorum.
    Oysa ne kadar güçlüydüm ben .
    En güçlü rüzgara bile dayanırdım önceden ,
    buna dayanamıyorum ,
    yanıyorum .
    İŞte bu gece son .
    Küle dönene kadar yanacak bedenim ,
    hiç durmayacak ve asla vazgeçmeyecek .
    yanacak ayrılık rüzgarıyla
    yine de
    vazgeçmeyecek .
    Es rüzgar .
    Bitir bizi ,
    bitir beni ...

    Sahrabetis

1. Sayfa, Toplam 2 12 SonSon

Benzer Konular

  1. ölü şair
    onurkartal Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 4
    Son mesaj: 19-10-2010, 09:06 PM
  2. şair dediğinin
    siirmen Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 23-12-2009, 10:10 AM
  3. Şair Çağdaş Çetinkaya
    irembengi Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 22-04-2009, 01:25 AM
  4. Bir de Şair Kimdir?
    RABİA Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 25-10-2008, 11:41 AM
  5. Şair ve Şiir
    RABİA Tarafından Şiir Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 31-07-2008, 04:40 PM
Yukarı Çık