Merhaba

DINLEMEK ICIN: duygusal provokasyon - Provokasyonn!! | Mixcloud - Re-think radio

Yazılı şiirin müzik eşliğinde okunması ya da şarkı formuna dönüştürülmesinin tarihi eski. 20 yüzyıl’ın başlarında avangart hareketler önemli işitsel performanslar yaratmışlardı. Dadacı ses deneyleri, Füturist Gürültü Manifestosu, şiirin tüm bedenle yaşayarak ifşa edildiği Vahşet Tiyatrosu, halka açık San Francisco şiir okumalarından Galeri 6’ya evrilen süreç, Asger Jörn’ün müzik, graffiti ve dansı birleştiren Co-Ritus eylemleri, Panik Hareketi’nin gürültü ile bütünleşen performansları bu arayışların en belirgin örnekleridir.

Özellikle Fluxus, “happening”lerle canlı bir form oluşturmuştur. John Cage’in 1957-1959 yılları arasında Black Mountain College’daki “deneysel kompozisyon” dersleri, bu akımın günümüze dek etkisini koruyan çıkış noktası sayılabilir.

Ülkemizde de klasik şiir okuma anlayışları dışında deneysel çabalar özellikle son yıllarla artış gösterdi. Çeşitli ajit-prop sokak tiyatrosu denemelerinde şiirin forma bürünmesi, Küçük İskender’in özellikle genç kalemleri şiir okumaya sevk eden periyodik okuma geceleri(her ne kadar ses ile ilgili deneylere girişilmemişse de), Dink cinayetine tepki olarak Çıplak Ayaklar Kumpanyasının gerçekleştirdiği sokak performansının şiirselliği, 6:45’in imzasını attığı Uluma filminin(ve ona konu olan çeviri-okuma performansının) açtığı yeni yollar ve yarattığı etki, spontan müzik/ses –şiir denemelerimizin bir üst boyutu olarak Mart 2009’da hayata geçirdiğimiz Şebeke/Diriltme Ayini (otomatik şiir-doğaçlama müzik-dans ve plastik bir tavrın disiplinsiz bileşkesi olarak) bu süreçte öne çıkan yenilikçi durumlar yaratmışlardır.
2010 Ocak ayında biri amatör diğeri profesyonel iki müzisyen arkadaş ile yaptığımız deneme bu gün Duygusal Provakasyon olarak adlandırdığımız pratiğe yol açtı. Başlangıçta doğaçlama müziğe ‘anındalık’ esasıyla otomatik şiir yazma çabası olarak başlayan sürecin ileri adımı ses ve okuma üzerinden performanslar oldu.

Duygusal Provakasyon, 20. yüzyıl avangardı ile düşünsel-kavramsal bağlara sahip ama bu güne ait bir söylem üretme çabasıdır. İzleyicisine-dinleyicisine beklediği görsel uyarıcıları vermediği gibi izleyiciyi rahatsız edecek, sarsacak bir işitsel terörizm uygular.

Mikrofon başındaki ‘anlatıcı’ dış dünya ile iletişimini kesip, kendi içuzayına yönelir ve bilinçaltından ödünç aldığı sözleri dışavurur. Sözün otomatik aktarım ritmini Duygusal Provakasyon o an var edilen, doğaçlama bir müzik ile şiddetlendirir, güçlendirir. Müzik söz ile, söz müzik ile fısıltıdan çığlığa açılan bir bilinçaltı koridorunda kolektif olarak ilerler.

An’ı yaşamanın-yaşatmanın enerjisi ve kendiliğinden varoluşun yarattığı manyetik alan ile…
Duygusal Provakasyon; performansını seyircinin hemen yanında, mümkünse içinde icra etmek ister. Performansın akışı içinde ‘anlatıcı’ seyircinin içine dalabilir, onları an’ın içine direkt katabilir, sarsabilir. Duygusal Provakasyon’da hiçbir şey düşünülerek-planlanarak yapılmaz. An’ın aurası, uygulandığı alanın psiko-coğrafyası, izleyicinin tepkisi (tepkisizliği) bu performansın akışına yön verir.

Duyusal, işitsel, imgesel, bilişsel 1 deneyim ve yeni bir şiir formu yaratma çabasıyla…

DUYGUSAL PROVOKASYON