Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Pancarci Ludwig

    Merhaba!

    PANCAR TARLALI LUDWİG

    Hollandalıların soyadı olarak, kökenlerinin bağlı olduğu yerin adını alma alışkanlığı vardır. Bu adın başına da Almanların “von”u ile karıştırılan ve bir soyluluk işareti sanılabilecek “van”ı koyuyorlardı. Hollanda’da pek çok kasaba ve köyün adı, “avlu” anl***** gelen “hoven” sözcüğü ile biter. Maastricht ve eski Liége arasında ise, Flamanca’da “pancar tarlaları” anl***** gelen Bettenhoven köyü bulunur. Doğal olarak “van Bettenhoven”lar da vardır tabi. Fakat 1650’ye doğru, artık soyadları kısalmıştı:
    “Van Beethoven”.

    MÜZİKTEN NEFRET ETMİŞTİ

    Ayyaş baba Johann, gözü yükseklerde olan bir adamdı. Oğlunun müziğe ilgisini keşfedince büyük bir hırsa kapıldı. Kendi elde edemediği ünü ve parayı yetenekli oğlunun kazanmasını, onun yeni bir Mozart olmasını istiyordu. Oğlunu eğitmek için çok sert, çılgın ve zalim bir yöntem uygulamaya başladı. 4 yaşındaki çocuğu saatlerce klavsen başında tutar, geceleri eve ayık gelirse, onu uykudan kaldırıp sabahlara kadar çalıştırırdı. Çocuk, yorgunluk, uykusuzluk ve soğuktan ötürü hata yaptığı zaman ise dayak başlardı. Beethoven, daha sonra açıkça söylediği gibi müzikten öylesine nefret etmiş ki, bu işten vazgeçmeyi bile düşünmüştür.

    MUTSUZ ÇOCUKLUK

    Beethoven mutsuz bir çocukluk geçirdi. Yoksul bir evde sarhoş bir babayla, kasları ağrıyana ve yorgunluktan başı dönene kadar piyano başında esaretle geçiyordu günleri. Yapılan hatalar için dayak vardı ama, başarılı bir ders sonunda hiç güzel söz duymadı. Işin kötüsü hiç arkadaşı yoktu. Çirkin bir çocuktu. Davranışları ve giyimi dağınık ve pasaklıydı. Son derece sakardı. Olağanüstü duygusal ve utangaçtı. Yaşıtları ondan uzak dururlar, oda onlara yanaşmazdı. Bu yüzden çocuk oyunlarının anlamını hiç öğrenemedi. Hayatındaki tek sıcaklık annesinden geldi. Annesinin yumuşaklığı, sevecenliği, sabır ve anlayışı, babasının zalimliğini bir ölçüde telafi ediyordu.

    NASIL BİR ADAMDI ?

    Bu konuda çağdaşlarının anlattıkları çok değişiktir ve birbirleriyle çelişmektedir. Kimine göre Beethoven az konuşan, somurtuk bir adamdı. Kimi onu derbeder bulur; kimi de çok şık giyindiğini söylerdi. Birçok kişi onu insanlardan kaçan, içine kapanık bir adam olarak görür, başkalarıysa samimi, açık kalpli bulurdu. Onu dinlenme, eğlenme saatlerinde görenler için, çok neşeli, hoşsohpet, şakacı bir adamdı. Kafasına denk arkadaşları, ahbapları arasında ruhuna uygun bir hava bulunca güler, söyler, halinden pek memnun görünürdü.

    HASTALIK KOLEKSİYONU

    Beethoven, Goethe ile karşılaştığı Tepliz’e ünlü kaplıca sularında tedavi olmak için gitmişti. Peki hangi hastalığın tedavisi için? Bazı kaynaklara göre, besteci geçirdiği şiddetli bir sinir krizinden sonra dinlenmek, biraz kendini toparlamak için gitmişti oraya. Aslında, nöro-psikiyatr ve psikanalist Edward Larkin’in son çalışmaları sayesinde bugün, Beethoven’in kolit, romatizma, romatizmal ateş, cilt hastalıkları, çıbanlar, bitip tükenmez enfeksiyonlar, göz yangısı, tansiyon ve dejeneratif tipte damar hastalıklarından muzdarip olduğunu biliyoruz. Wegeler’in anlattığına göre, 1807 yılında Beethoven, bir çıban yüzünden neredeyse bir parmağını kaybediyordu. 1808’de yine bir çıban yüzünden çenesinin şekli bozuldu ve 1813’de ayağındaki bir enfeksiyon ateşini öyle yükseltti ki, tüm duyularını kaybedebilirdi.

    DOSTLARININ ARASINDA

    Sanatçıların toplantı yerleri olan lokanta ve gazinolarda Beethoven’a sık sık rastlanırdı. Bir iki kadeh içki içtiği de olurdu, ama içkiyi hiç bir zaman aşırıya vardırmamıştı. Bir arkadaşına yazdığı mektupta, “İçki yaratma gücümü arttırıyorsa da, içime bir sıkıntı veriyor” demişti. Beethoven lokantaya gidince bir masaya oturur, bira getirtir, gözlerini yumarak koca piposunu tüttürürdü. Bir dostu yanına gelip de omzuna dokununca rüyadan uyanır gibi gözlerini açar, konuşma defterini uzatır, yüksek sesle, sormak istediğini oraya yazmasını söylerdi. Siyaset hakkında konuşmayı severdi. Çok kitap okuduğu için her konuda geniş bilgisi vardı.

    BEETHOVEN ALKOLİK MİYDİ ?

    Beethoven’in ölümünden hemen sonra alkolik olduğu söylentisi yayıldı. Herhangi bir dayanaktan yoksun, çok tuhaf bir söylentiydi bu. Anton Schindler, bestecinin çok az alkol aldığını ve soğuk kaynak suyunu çok sevdiğini anlatır.
    Beethoven’in sevdiği asıl içki kahveydi. Alkolik söylentisine inananlar, bestecinin sirozdan öldüğünü ve hayatının son yıllarında yüzünün yaygın bir kızartıyla lekelenmiş olmasını kanıt olarak ileri sürüyorlardı. Oysa birazcık şarap yada bira içtikten sonra beste yapamadığını biliyoruz.

    Boyut Müzik… Klasik Müzik Koleksiyonu Cilt 7


    devam edecek................

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba!

    SARAYDA YAŞAM VE HİZMETKAR ÜNİFORMASI

    Haydn tüm enerjisini saray için müzik yazmaya harcıyordu. Sarayla yapılan sözleşmeye göre, bestecinin diğer müzisyenlere örnek olacak biçimde ciddiyetle orkestrayı yönetmesi ve onlarla arasındaki mesafeyi koruması gerekiyordu. Alacağı talimat için Prens’le görüşürken hizmetkar üniforması giymek zorundaydı. Görünüşe bakılırsa, Hayd’ın bütün bunları iyimserlikle karşıladığı söylenir. Ancak Esterhazy kilisesi için dini müzik bestelemesine izin verilmeyişine çok üzülmüş. Bu ayrıcalık, yaşlı ve yeteneksiz Gregorius Werner’e verilmiş. Büyük bir olasılıkla, Werner Haydn’I kıskanıyormuş. Bir gün, kilisedeki görevlerini ihmal ettiği gerekçesiyle besteciyi Prens Nicholas’a şikayet etmiş. Werner’e göre, enstrümanlar kayboluyor ve Haydn görmezlikten geldiği için şarkıcılar görevlerini aksatıyorlarmış. Ayrıca kitaplığın durumu da çok kötüymüş. Sonunda Haydn Prensten çok sert bir uyarı almış.

    BETERİNDE BETERİ VAR

    Haydn’ın müzisyenleri hallerinden şikayetçi olsalar da Saray’ın hemen yakınındaki köylülerin durumu çok daha kötüydü. Eisenstadt’ın aksine köylüler ot kulübelerinde yaşıyorlar ve bir seyyahın anlattığına göre, topraktaki bitki kökleri ile karınlarını doyuruyorlardı. Esterhaza’da yaşayanların çoğunluğunu efendileri için çiftçilik yapan belirli günlerde onun için çalışmak zorunda olan sefiller oluşturuyordu. Efendilerinden izinsiz evlenemezler yada başka bir yere göç edemezlerdi. Hasadın kötü olması onlar için felaket demekti.

    ESTERHAZA SARAYI

    Prens Nicholas çoğu Avrupalı aristokrat gibi Versailles Sarayı’nı gördükten sonra, Eisenstadt’ın 20 mil kadar güney doğusundaki ıssız bir alana kendi Versailles’ini kurmaya karar verdi. Esterhaza adını verdiği bu saraya her yaz ev halkı ile birlikte taşınmayı planladı. Esterhaza Sarayı 1766’da tamamlandı. Bir yazlık olmaktan çok, Nicholas’ın nadiren ayrıldığı bir yer haline geldi. Haydn’ın piyanosu Saray’a ilk taşınan eşyalar arasında yer aldı. Haydn, kendinden önceki bestecilerin ve yöntemlerin etkisinde yazdığı ilk Piyano Sonatları’nı burada besteledi.

    DAHİYANE SENFONİ

    Haydn’ın Esterhazy’deki orkestrasında çalmak, prestij ve güven anl***** gelse de, Saraydaki yaşam birçok yönden sıkıcıydı; Prens yaşamından hoşnut olabilir ama eşlerinden ayrı olan orkestradaki genç adamlar için yalnız müzikle yaşamak hiç te kolay değildi. Bu yüzden, Prens’in koyduğu katı kurallar gereği, ailelerinden uzak yaşamak zorunda bırakılan orkestra üyeleri, Yazlık Saray’da tek düze bir yaşam sürmekten bunaldılar. Kısa bir süre de olsa evlerine gitmek için Prens’ten izin istediler. Ancak istedikleri izni alamayınca, orkestra üyeleri, Haydn’dan yardım istediler. Haydn orkestra üyeleri ile Prens arasında gittikçe gerginleşen durumu bir senfoni yazarak dahiyane bir çözümle yumuşattı; senfoninin son bölümünü öyle düzenledi ki, orkestra üyelerinin çalmaları gereken bölümler giderek azaldığından üyeler birer birer önlerindeki mumu üfleyerek salonu terk ettiler. Bu dahiyane senaryo tam isabet kaydetti; imayı anlayan Prens kısa bir süre sonra müzisyenlere


    Kaynak
    Boyut Müzik… Klasik Müzik Koleksiyonu Cilt 7

Benzer Konular

  1. Ernst Ludwig Kirchner
    mopsy Tarafından Resim Heykel Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 27-04-2010, 10:01 PM
  2. Ludwig Boltzmann
    diojen Tarafından Fizik Forum'u Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 01-11-2009, 01:19 AM
  3. Herr Ludwig Van Beethoven diyor ki:
    mopsy Tarafından Müzik Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 07-09-2009, 04:32 PM
  4. Ludwig Van Beethoven'dan MEKTUP-I
    mopsy Tarafından Kültür, Sanat Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 31-08-2009, 12:32 AM
  5. Ludwig van Beethoven
    Kaygısız Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 29-04-2009, 08:49 PM
Yukarı Çık