SAYISAL MÜZİĞE GİZLİ TELİF HAKKI KODU

Sayısal kayıt yapma, müzikseverlerin rüyasıdır. Bir müzik şirketinin ise kâbusudur. Bu yöntem compact disklerde, sayısal ses kasetlerinde, sayısal video disklerde veya hatta Internet'ten gönderilen müzikte mükemmel sonuç verdiği için, müzikseverler ses kalitesine zarar vermeden, çok az çabayla bir formattan diğerine transfer ederek, kopyalayarak veya sayısal olarak değiştirerek muazzam müzik koleksiyonlarına sahip olabilirler. Ancak aynı olanaklar müzik düşkünlerinin kayıt şirketlerine ve sanatçılara telif ödemekten kaçınmalarına olanak veriyor. Joseph Winograd sayısal müzikte telif hakkını korumanın bir yolunu bulduğunu düşünüyor. İdeal olarak müzik şirketleri kayıtları kendi eserleri olarak kalıcı şekilde işaretlemek ve belki müziğin içinde kayıt cihazlarına yeniden üretim yapmamaları talimatını verecek bir kod saklamak isterler. Eğer bu kod müziğin başına veya hemen sonrasına konursa korsanlar onu kolayca saptayabilir ve yok edebilirler. Müziğin içine bir kod yerleştirmek de müziğe zarar verebilir. Winograd " Müzik içinde telif hakkı bilgisini saklama fikri 20 yıla yakın bir süredir üzerinde düşünülen bir konudur. Fakat kodlar her zaman dinleyicinin duyabileceği şeyler oluyordu" diyor. Cambridge Massachusettes'de Aris Technologies'de teknik bölüm müdür yardımcısı olan Winograd 3 yıl önce bu sorunu çözme çalışmasına başladı. İnsan kulağının sayısal sinyalin hangi kısımlarını farkettiğini ve hangi kısımlarını dikkate almadığını analiz ederek, telif hakkı bilgisini gizlemenin bir yolunu buldu. Winograd sinyalin insan kulağı tarafından dikkate alınmayan kısımlarında ince bir değişiklik yaparak, matematiksel olarak üretilmiş bir yapı yarattı. 0 'ları ve 1'leri inceleyen bir bilgisayar, yerleştirilen kodu saptayabilir; fakat bir insan farkedemez. Polygram Records Winograd'ın sayısal işaretlerini taşıyan CD'ler üretmeye başladı. İlk olarak, telif hakkı toplama kuruluşları radyoda çalınan şarkıları elektronik olarak izleyecekler ve buna göre radyo istasyonlarına fatura gönderecekler. Bu kodlama aynı zamanda müzik sinyallerine her tür bilgi saklamak için de yararlı olabilir. Winograd &Sonunda müzik şirketleri sanatçının ve şarkının adını da bu tür kodlamaya yerleştirebilirler, böylece dj sanatçının ve şarkının adını verme zahmetine katlanmasa da radyoda birden sanatçının ve şarkının adı yayınlanabilir" diyor. Bu konuyla ilgili Web sitesi Aris Technologies Web sitesidir.


YASSI HOPARLÖRLER

Michael Parrella , transformatörün birdenbire bir Beatles melodisini çalmaya başladığı zaman "buldum buldum" haykırdı. Noise Cancellation Technologies'in başkanı Parrella bir elektrik şirketi tarafından hatlara giden elektriği kontrol eden transformatörlerin kulağı sağır eden uğultusu konusunda bir çözüm bulmakla görevlendirilmişti. Bir transformatörün metal duvarlarına bir elektrik sinyal uygulandığında salınım yapan (pizoelektrik) seramikten yapılmış düzinelerce küçük düz enerji ileticisi vardı. Bu ileticilerin salınım yapıp transformatörün uğultusunu kesmesi düşünülmüştü. Parrella neşeli bir anında, transformatör kapalı olduğu bir anda bu ileticilere biraz FM radyo sinyali gönderip ne olacağını görmek istedi. Bu anı "birden bire müzik duyduk. Çok güzel değildi, ama çok kötü de değildi." diye anlatıyor. Parrella pizoelektrik malzemeden tamamen yeni bir yüksek performanslı hoparlör yaratmaya girişti. Sonuçta Ocak 1997'de Parrella Gekko Flat Hoparlörleri ürettiğini açıkladı. Böylece klasik hoparlörlerde en iyi müzik odanın sadece bir noktasında duyulurken, Gekko hoparlörler sesi her yönde eşit olarak yayar, odanın her noktasında en iyi kalite müzik dinlenir. Ayrıca, hoparlörler yalnızca iki inç kalınlıkta; onları duvara asabilirsiniz. Hoparlörlerin fiyatları büyüklüklerine göre 149 $ ile 499 $ arasında.

HARMONİYİ GÜÇLENDİREN AYGIT

Birçok müzik düşkünü kayıtlarının tıpkı canlı yayındakine benzer bir performansa sahip olması için can atarlar.. Fakat herkes bunun olanaksız olduğunu bilir. Bir kayıt ekipmanı ne kadar hassas veya yeniden üretim ne kadar mükemmel olursa olsun, stüdyoda mükemmel görünen şey, oturma odasında başarısız kalabilir. Arturo Garcia bu sorunu çözmek için harekete geçti ve 1930'dan beri insanların sesi kavrayış şekilleri konusundaki araştırmaları inceledi. İnsanların belli frekansları güçlendirme eğiliminde olduklarını, bunu çeşitli faktörlere göre farklı şekillerde yaptıklarını gösterdi. Garcia "İnsan beyni her akustik ortamı farklı şekilde kavrar. Bu yüzden, eğer bir şey bir yerde kaydedilmiş ve bir başka yerde dinleniyor ise, aynı ses gelmez" diyor. Garcia hemen stereodan gelen sesi değiştiren elektronik devreyi daha önceki araştırmalarda önerilmiş olduğu şekilde düzenledi. Stereoya bağlandığında müzikteki ayrıntıları ortaya çıkarıcı etkisi olan ve müziğin "daha yakın" algılanmasını sağlayan (Garcia bunuinsanı sarmalama etkisi olarak isimlendiriyor), bir transformatöre çok benzeyen basit bir devre yaptı. Nisan 1997'de Garcia ve Coral Gables'deki True Dimensional Sound'daki arkadaşları bu kutuları 195 $'dan başlayan fiyatlarla satmaya başladılar. Teknoloji bu stereo bağlantılarla kısıtlı değildir -tiyatrolarda, parayla çalışan otomatik pikaplarda ve bilgisayarlarda da kullanılabiliyor ve kayıtlara yerleştirilebiliyor. Şimdiye kadar bu teknoloji çeşitli film ses kayıtlarında kullanıldı. Garcia, şimdi ürettiği devreyi hoparlörlere yerleştirmeye çalışıyor.


SÜPERSONİK JETLER İÇİN SES KISICI

New York'taki John Kennedy Havaalanı'ndan bir süpersonik Concorde havalandığında, uçağın kendisi henüz ses hızını aşmamış olsa da, sarsıcı bir gürültüyle havaalanından ayrılır. Dimitri Papamoschou bu gürültünün kaynağının jetin süpersonik egzozu olduğunu söylüyor. Sıcak gazlar makineden ayrılıp çevredeki havaya çarparken, türbülans girdaplar yaratıyorlar, bunlar sesin hızının iki katına ulaşabiliyor. Papamoschou, girdapların herbirinin kıvrılıp makineden geri dönerken şok dalgaları -ve soni k patlamalar- yaratarak bir Mach 2 kurşunu dizisi gibi davrandıklarını söylüyor ve "Bu şok dalgalar bu tür egzozların en güçlü kaynağıdır" diyor. Bu sonik parlama nedeniyle, süpersonik uçaklar yalnızca birkaç havaalanında kullanılır. Bu yüzden Irvine'deki University of California'da bir uçak mühendisi olan Papamoschou jet makinenin etkinliğine zarar vermeden süpersonik egzozun gürültüsünü yok etme çalışmasına başladı. Ocak 1997'de buluşun patentini aldı. Buluşunu Virtual Sound olarak isimlendirdi. Papamoschou süpersonik egzozu daha yavaş hareket eden havayla çevreleyerek tamponluyor. Egzozdan çıkan girdaplar ortamdaki havaya göre süpersonik olmalarına karşın, tampon bölgedeki havaya göre subsonik (daha düşük hızlı) olurlar. Bu yüzden daha az -laboratuvar testlerine göre yüzde 90 daha az- gürültü yaparlar. Papamoschou "ek akışın kendi şok dalgalarını yaratmayacağını temin etmek zorundayız" diyor. Şimdi Papamoschou örtünün kullandığı ek yakıtın miktarını azaltmaya çalışıyor. Papamoschou aynı zamanda NASA ile süpersonik uçakların gelecek nesli için daha sessiz bir motor tasarımlanması işinde çalışıyor.

KAYNAK: Discover…