3. Sayfa, Toplam 4 BirinciBirinci 1234 SonSon
Gösterilen sonuçlar: 21 ile 30 Toplam: 31
  1. #21
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    MERHABA!

    Cevap:herr.Richard WAGNER

    DEVAM EDECEK....

  2. #22
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    MERHABA!

    Rus Yahudisi göçmen bir ailenin oğlu olarak, 26 Eylül 1898’de New York Brooklyn’de dünyaya geldim. 6 yaşında “Jazz”ı tanıdım. 12 yaşında parmaklarım piyano tuşlarında gezinmekteydi. 1914 yılında müzik mesleğine atıldım. İşim, Jerome Remick yayın evinde piyanist olarak şarkı tanıtıcılığıydı. 1916’da yayımlanan ilk şarkım, “When You Want Em You Can’t Get Em”i besteledim. Bestem pek başarılı bulunmasa da Broadway’deki meslektaşlarımın dikkatini çekmeyi başardım. 1. Dünya Savaşı’nın sürdüğü yıllarda bütün mesaimi piyano, armoni ve orkestrasyon çalışmalarına ayırdım. Bir yandan da praova piyanisti olarak yaşamımı kazanmaktaydım. Savaşın son yıllarında bir çok bestem Broadway Müzikallerinde yer aldı. Bunlardan Al Jolson’un söylediği “Swance” adlı şarkım olağan üstü bir başarı kazandı. 1919’da ilk müzikalime imza attım: “La La Lucille”. 1922’de “Blue Monday” başlıklı kısa bir operaya imzamı attım. 1924’ kadar da “George White’s Scandals” için şarkılar besteledim. Bu arada zamanın ünlü orkestra şefi Paul Whitemann’ın dikkatini çekerek O’nun arzusu üzerine en beğenilen yapıtımı meydana getirdim.

    1924 yılında bir başka başarımda “Lady Be Good”un sahnelenmesiydi. Bu müzikal, aynı zamanda şarkı sözü yazarı ağabeyim, Ira ile işbirliğinin temel taşlarını da attı. Çünkü ikili olarak, sonraki 10 yılda Broadway tarihinin en önemli şarkı yazarı çiftlerinden birini oluşturacaktık.

    Benim bir özelliğimde şarkılarımın aynı zamanda film müziği olarak kullanılmasıdır. Hatta, ölümümden sonra 1945 yılında yaşamımdan kesitler sunan bir filmde yapıldı. 1935 yılında Dubose Heywart’ın “Porgey” adlı romanından uyarladığım “Porgey and Bess” başlıklı operam başyapıtım sayılabilir. Bu operanın librettosunun altında da yine ağabeyim Ira ile Dubose Heyward’ın imzaları bulunmaktadır.

    Yaşama gözlerimi New York’da açmıştım, yine New York’da yolun yarısını henüz geçmişken 11 Temmuz 1937’de hayata gözlerimi kapadım.



    BEN KİMİM???...

  3. #23
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    MERHABA!

    Cevap:mr.Georg GERSHWIN

    DEVAM EDECEK....

  4. #24
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    MERHABA!

    31 Mart 1732 tarihinde Avusturya’nın Rohrau bölgesinde, bir araba tekerleği tamircisi babayla, köy beylerinin evinde aşçılık yapan bir annenin ikinci çocuğu olarak dünyaya geldim. Harika bir çocuk değildim. Ailemde ise müzikle ilgilenen hiç kimse bulunmamasına rağmen, yoksul babamın gönlü müziğin kıvılcımı ile kavrulmaktaydı. Babam, bu hayranlıkla daha altı yaşımı bile doldurmadan bendeki müzik cevherini keşfetti. Ve hayat yolum, Hainburg müzik okulunun önüne düştü. Altı yaşını doldurmadan ayrıldığım baba evine, kısa ziyaretler dışında bir daha dönmedim. İki yıl sonra, sesimin güzelliği Viyana’daki St. Stefan kilisesi koro şefinin dikkatini çekti ve dokuz yıl boyunca da, yani ses titreşimimi yitirinceye kadar bu kilisenin korosunda söyledim. 1750’de keman ve org çalmayı öğrendiğim bu kiliseden bir muzipliğim bahane edilerek atıldım. Bu aynı zamanda üç eski gömlek, bir ceketten başka varlığı olmadan, beş parasız, 17 yaşında başımın çaresine bakmak demekti. Gecelerim, müzisyen bir arkadaşımın evinde tavan arasında, günlerim ise, şarkıcılık yaparak, pazar ayinlerinde org çalarak, düşük ücretle dersler vererek geçti…

    Beş yıl sonra şansım, meslekten müzikçi tek öğretmenim Niccolo Porpora’yı karşıma diker ve onun özel hizmetlerini görmem karşılığında beste yapmamın yolları yanında İtalyancayı da öğrendim. 1759’da Bohemya’da, Kont Morzin’in şatosunda, müzik yönetmenliği görevini üstlendim. Dört yıllık bu görevim sırasında, ilk bestelerimin de alevi parlamaya başlamıştır. 1760’da Maria Keller ile evlendim. Ama evlilik yaşamım da, müzik yaşamım gibi mutluluktan pek nasibini almadı. Bir berberin kızı olan öğrencime sevdalandım, fakat kız manastıra kapatılınca kızın ablasıyla evlenmek zorunda kaldım. Evliliğim mutluluk getirmediği gibi, çocuklarımda olmadı. Keller, geçimsiz ve huysuzdu. Kendinden başkasını umursamaz, ayrıca müzikten anlamadığı için benim çalışmalarımı da önemsemezdi. Bu durumda aşk ateşimi başa kadınların yüreğinde söndürmeye çalıştım. Genç soprano Luigia Polzelli ile yıllar süren aşk ilişkim de, yürek yangınından başka bir şey değildi. 1761’de yaşamım boyunca hizmetinde kalacağım Prens Paul Anton Esterhazy ile tanıştım. Ve 107 senfonimin 85’i, 25 operam ile 83 yaylı çalgılar kuartetimin çoğu bu tarih ile 1790 arasında, yaratıcılığımın simgesi olarak kariyerime kaydedildi.

    1785’te, dostluğunu ömür boyu taşıyacağım MOZART’la tanıştım. 1 Ocak 1791’de tek kelime İngilizce bilmediğim halde Londra’ya gittim ve 18 ay orada kaldım. Yaşamım bir sevgi halesi ile çevrilidir ve Oxford Üniversitesi tarafından, onursal doktora ile ödüllendirildim. 1,5 yıl sonra yolum yine Viyana’ya düştü ve İngiltere’de kazandığım parayla, bugün benim adımı taşıyan ve müze olarak kullanılan Gumpendorf’taki evimi satın aldım. Bu arada Bonn’dan geçerken tanıdığım, 22 yaşındaki BEETHOVEN’e Viyana’da ders vermeye başladım ama ikimizin yıldızı bir türlü barışmadı ve aramızda bir dostluk kurulmadı. 1794’te yine bir Londra yolculuğu yaptım ve bir yıl sonra da, bu kez zengin ve mutlu bir insan olarak yeniden Viyana’ya döndüm. Artık kendimi tümüyle besteciliğe adamıştım. Dindar bir adamdım. Ömrümün mutluluk aynasına yansıyan “yaratılış”, 1798 nisanında seslendirildi ve dinleyenleri büyüledi. 1797’de “Gott erhalte Franz den Kaiser” başlıklı şarkımı Avusturya ulusuna armağan ettim. Bu şarkı önce “Avusturya Marşı”, daha sonra da Almanya’da ulusal marş olarak yıllarca kullanılmıştır. 27 mart 1808’de son kez halk arasına çıktım. Çünkü o gün ölümsüz yapıtım, bir grup üniversiteli amatör sanatçı tarafından yorumlanacaktı.

    Son yıllarımda Avrupa’nın dört bir yanında onurlandırıldım. Stockholm, Amsterdam, St. Petersburg ve Paris müzik derneklerinin onursal üyesi oldum. 76. doğum günümde öğrencim BEETHOVEN, önümde diz çökerek elimi öptü.

    31 mayıs 1809’da ölüme göz kapaklarımı kapadığımda mirasım şöyle açıklandı: 108 senfoni, 68 yaylı sazlar dörtlüsü, 60 piyano sonatı, 15’i günümüze kalan 25 opera ve 4 oratoryo... Aynı günlerde Napolyon’un orduları acımasızca Viyana’yı bombalamaktaydı. Cenazem, kalabalık Fransız generallerinin katılımıyla Mozart’ın “Requem”i eşliğinde kaldırıldı.

    BEN KİMİM???...

  5. #25
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    MERHABA!

    Cevap: herr. Franz Joseph HAYDN

    DEVAM EDECEK....

  6. #26
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    MERHABA!



    1 Mart 1810 tarihinde Varşova yakınlarında Wola’ya bağlı Zelazowa kasabasında dünyaya geldim. Nicholas adlı Fransız göçmenle, Polonyalı bir kadının tek oğullarıyım. Babam öğretmen olduğu için, 12 yaşıma kadar evde özel öğrenim gördüm. 7 yaşıma gelmeden Polonya halk dansları ve şarkılarından esinlenerek küçük danslar besteledim. 7 yaşımda ilk polonezim yayınlandı. 1818 yılında yani, sekiz yaşımda artık soylu ailelerin konaklarında piyano resitalleri vermeye başladım. Halk konserlerinde ise başarımı kat kat arttırdım. 1822 – 1827 yılları arasını ortaokul günlerim doldurdu. Bu arada Varşova Konservatuarının müdüründen müzik dersleri aldım. Ardından 2 yıl daha konservatuarda müzik kuramı ve bestecilik derslerine devam ettim. O zamanlar biricik özlemim Varşova’nın sınırları dışına taşmak, Paganini ve Hummel gibi çağdaşların müzik ortamında yaşamaktı. 1828 yılında Avrupa’nın sanat merkezlerine yolculuğa çıktım. Berlin ve Viyana’ya gittim. Fakat Avrupa’daki toplumsal huzursuzluktan etkilenerek tekrar Varşova’ya döndüm. 1830’un sonbaharında yeniden Viyana’ya yolculuk yaptım. Ve birkaç ayın ardından rotamı Paris’e çevirdim. Paris’te parasız pulsuzdum. Ama birkaç konser verip elim biraz para görünce yerleşmeye karar verdim. Kısa sürede incelikli piyanistliği ve parlak kişiliğim ile Paris’in seçkin çevresine girmeyi başardım. Müzisyen, yazar ve ressamlarla arkadaşlıklar kurdum. Bunların arasında, Hector Berlioz, Felix Mendelsshn, Franz Lizst ve Vincenzo Bellini vardı. Eugene Delacroix bir portremi yaptı. Balzac, Heine, Alfred de Musset de yazar dostlarımdı.

    1835’te yüreğimdeki sıla özlemini dindirmek için Polonya’ya döndüm. Anne ve babamla Bohemya’da mutlu günler geçirdim. Daha sonra eski Polonyalı dostlarımı görmek üzere ailemle Almanya’ya geçerek Dresden’e gittim. Orada dostlarımın 16 yaşındaki kızına aşık oldum, ancak kızın ailesi, sağlık durumuma ilişkin olumsuz söylentiler üzerine evlilik vizesini vermedi. İki yıl sonra tekrar Paris’e döndüğümde bu kez Franz Liszt aracılığıyla George Sand takma adını kullanan Aurore Dudevant ile tanıştım. Ben 26, Sand 32 yaşındadır ve henüz kocasından boşanmıştır. Erkek giysileri içinde sigara içen görüntüsüyle güzel olmasa da çevresinde hayranlık uyandıran bir kadındı. 18 yaşındayken bir baronla evlenmiş, ondan 2 çocuğu olmuştur. 1838 kışında Sand ve çocuklarıyla Mallorca adasına gittim. Palma sırtlarında bir manastıra yerleştik. Sand’ın özenli bakımı sayesinde 1839 yılında güç toplayarak Paris’e döndüm. Paris’te de yaşamlarımız ayrı evlerde ama birlikte sürdü. 1941 – 1846 arasında yazlarım Sand’ın yaz evinde geçti. 1847 yılına kadar süren ilişkimiz bir aile tartışması yüzünden son buldu. 24 kasım 1848’de Paris’e döndüğümde verem olarak tanımlanan hastalığım yüzünden yorgun ve zayıf düşmüştüm. 1949 ilkbaharında durumum çok kötüleşti. Kız kardeşim Polonya’dan gelip ölene kadar başımda yaşam nöbeti tutmuştur. 11 ay süren bu nöbetten sonra 17 ekim 1849’da hayata veda bestemle ölümün sonsuz yolculuğuna çıktım.Yani Sand’dan ayrıldıktan 2 yıl sonra öldüm. Sand ise 17 yıl daha yaşlanarak 8 haziran 1876 da yaşamını noktaladı. Vasiyetim, ölümümden önce tamamlanmamış el yazmalarımın yok edilmesi ve cenazemde Mozart’ın “Requem”inin çalınmasıydı.

    BEN KİMİM???...

  7. #27
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    MERHABA!

    Cevap: herr. Fredric CHOPIN

    DEVAM EDECEK....

  8. #28
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    MERHABA!

    1 Nisan 1873’de Rusya’nın Novgorod ilinde, İlmen yakınlarındaki Oneg’de, dedelerimin malı olan bir malikanede dünyaya geldim. Babam ordudan emekli olmuş bir subay, annem bir generalin kızıdır. Müzik yeteneğimi kuzenim Aleksandr Siloti keşfedecek ve piyano çalışmak üzere Moskova’ya gitmemi önerecektir. Bu öneri üzerine, Nikolay Zverev’den piyano dersleri aldım, ardından kuramsal bilgimi arttırmak için Moskova Konservatuarı’na kaydımı yaptırdım. 1892 yılında, 19 yaşımda Puşkin’in “Çingeneler” şiirinden uyarladığım tek perdelik “Aleko” adlı opera yapıtımla altın madalya kazanarak konservatuardan mezun oldum. Hem besteci hem piyanist olarak iki yapıtımla ünümün kapılarını açtım. Bu yapıtlarımdan biri, ilk kez 26 eylül 1892’de seslendirilen “fa diyez minör Prelüd”, öteki yine ilk kez 1901 de çalınan “do majör ikinci konçerto”mdur.

    1897 yılında “re majör birinci senfoni”min ilk seslendirilişinin ardından büyük bir bunalım geçirdim. Çünkü senfonim kötü yorumlanmış ve eleştirmenlerce övgüye değer bulunmamıştı. (oysa laf aramızda ölümümden sonra “re majör birinci senfoni”m en özgün yapıtlarım arasında değerlendirilmişti). Senfonimin aşırı yenilikçi bulunmasından dolayı geçirdiğim bunalım üzerine besteciliğe bir süre ara verdim. Ama Nikolay Dahl adında bir psikologun yardımıyla sağlığıma kavuştum, o sırada kuzenim Natalie Satin ile yaptığım mutlu evliliğin de yardımıyla “2. piyano konçertosu”nu yazdım ve bu yapıtı psikologuma adadım.

    1905 devrimi beni “Bolşoy Balesi”nde orkestra şefiyken yakaladı. Fakat devrime katılmaktan çok, dışardan gözlemeyi yeğledim. Ertesi yıl kasım ayında ikinci vatanım olarak kabul ettiğim Dresden’e gittim. Burada üç önemli eserimi imzaladım. 1907’de “mi minör ikinci senfoni”m, 1909’da “ölüler adası” senfonik şiirim ve yine aynı yıl “re minör üçüncü piyano konçertosu”…

    1917 Sovyet Devrimi’nden iki ay sonra kendi isteğimle ikinci kez yurdumdan ayrıldım. Çünkü müziğim “burjuva” tarzında müzik diye nitelenip aşağılanmıştır. Daha sonra yurttaşı olduğum Amerika’ya ailemi de götürdüm. ABD de özgün yapıtlar vermememe rağmen , eski yapıtlarımı gözden geçirerek yeniden yazdım ve parlak bir konser piyanisti olarak ün sahibi oldum.

    1931 yılında Lucerne gölü kıyısına yerleştim, bu sıralar en büyük mutluluğum yapıtlarımın Sovyetler Birliği’nde değer görmesiydi. 1942 – 43’de bir büyük ABD turnesine daha çıktım ve ardından Kaliforniya’ya yerleştim.

    Ve, Rus Romantizminin son büyük bestecisi unvanını da sonsuza dek alnımda taşıyarak 28 Mart 1943’te Kaliforniya’da Beverly Hills’te yaşama gözlerimi kapadım….

    BEN KİMİM???...

  9. #29
    Süper Aktif Üye kirmizigül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Nerden
    Istanbul, Turkey, Turkey
    Mesaj
    3.148
    Blog Mesajları
    22
    Rep Gücü
    18820
    güzel bir kunu bizlerle paylastiginiz icin tesekkürler.

  10. #30
    Aktif Üye
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesaj
    1.271
    Rep Gücü
    39041
    Sergei Rachmaninov.. miş ;)

Yukarı Çık