Merhaba



Kimi zaman bir kitap okursunuz, bir film izlersiniz yada bir şarkı duyarsınız. Ardından “İşte tam da aklımdan geçen şey!” dersiniz. Bence uyarlama yapan yazarla uyarlama yapılan metin arasında da böyle bir ilişki var. Yazarın uyarlamasını yaptığı metinle hesaplaşması hangi yönden olursa olsun, hatta ilkinden tamamen farklı yeni bir metin oluşturulmuş bile olsa, ilk metin, uyarlama yapan yazarın alfabesidir. Bu alfabe üzerinde oynanarak eklenenler, atılanlar, öne çıkarılanlar yada geri çekilenler olsa da yazar oluşturacağı metni bu alfabe sayesinde yapar.

Ancak metin üzerinde yapılan bu çalışmaların belirlenen ana iletiye hizmet eder nitelikte olması gerekir. Aksi takdirde oluşturulan çalışma budama yada yığma faaliyetinden öteye geçemez. Buna karşın tutarlı bir sorgulamayla oluşturulmuş uyarlamaların, metni geliştirdiğini görürüz. Yazar kendi döneminin tarihî, siyasî ve sosyal koşullarıyla bağlantı kurarak metni yorumlar.

Bu, metne yeni bir gözle bakılmasını sağlar ve metnin değişik yönlerini ortaya çıkararak metni zenginleştirir.
Bu bağlamda Moliere’in “Tartüf”ü ile Nazım Hikmet’in “Tartüf 59”u ele alınabilir. 1664 yılında Moliere tarafından yazıldığında kiliseye ve dine saldırdığı gerekçesiyle oyun, kilise tarafından yasaklandı. Yasak öylesine ağırdı ki, “Tartüf” metninin kalabalık yada tenha bir yerde, sadece okunması değil,okuyan birinden dinlenilmesi bile yasaklanmıştı ve bunun aksini yapan aforoz edilecekti. Bu yasak beş yıl sonunda yıkılabildi ancak metin tekrar yazılmış ve eski metin yumuşatılmış, sonuna gerçek hayatta da Moliere’e yardım elini uzatan ve oyunun yeniden sahnelenebilmesini sağlayan kral 14.Lui’yi öven bir son eklenmişti.

Oyunda , iyi yürekli sayılabilecek, dindar ve varlıklı Orgon, din adamı görünümündeki sahtekar Tartüf’ün dine bağlılığından çok etkilenir ve O’nu evine alır. Tartüf, Orgon’un saflığından yararlanır ve Orgon’la annesi Madam Pernelle’i etkisi altına alır. Her ne kadar Orgon ve annesi Tartüf’ün iyi bir dindar olduğuna derinden inansa bile, Orgon’un karısı Elmire, çocukları Damis ve Marianne, ve hizmetçi kız Dorine O’nun tam bir sahtekar olduğunu bilirler. Orgon Tartüf’ü evine almakla kalmaz, kızı ile de evlendirmek ister. Ancak Marianne bir başkasına aşıktır. Ayrıca Tartüf, yerini ve zamanını denk getirdikçe Orgon’un karısına asılmaktadır. Bunu Orgon’a söylerler ancak Orgon buna inanmaz. Tartüf evde öyle bir hakimiyet kurmuştur ve Orgon’un gözünü öylesine kör etmiştir ki Orgon kimseyi dinlemez, kızını Tartüf’le evlendirmek için daha da hararetlenir. Üstüne üstlük bütün malını mülkünü Tartüf’ün üzerine yapar. Ev halkı daha fazla dayanamaz ve bir oyunla Tartüf’ün asıl yüzünü Orgon’a gösterir,Orgon Tartüf’ü evden kovar. Ancak yaşadıkları ev de dahil olmak üzere her şeyini Tartüf’e veren Orgon , ailesiyle beraber kendini kapının önünde bulur.

Ancak son anda kralın devreye girmesiyle her şey değişir ve oyun beklenmedik bir şekilde mutlu sonla biter.
Hikayesi kısaca böyle olan oyuna baktığımızda, Moliere’in “Tartüf”le , sahnede, ölmeyen bir hikaye yarattığını görüyoruz. Dinin bir baskı ve iktidar unsuru olarak kullanılmasından, yönetenlerin de nasıl yönetildiğini göstermesine kadar bir çok yönüyle oyun güncelliğini koruyor.

Nazım Hikmet oyunun zamansal çizgisine de sadık kalarak oyunun ilginç bir uyarlamasını yapmış.Her ne kadar ana iskelet bozulmadan yapılmış da olsa Nazım Hikmet’in “Tartüf 59”u yoğun değişiklikler içermektedir.

Oyunda eski Tartüf’le işbirliği yapmış ve O’nun hizmetkarı rolünde eve sızan Tartüf 59’un hem eski Tartüf’ü hem de ev halkını nasıl otorite altına aldığını görürüz. Daha oyunun başında da gördüğümüz gibi Tartüf kendine yine din kisvesini kullanır ama bu sefer şahsa münhasır çalışan bir dolandırıcıdan ziyade kilise için çalışan bir jurnalcidir. Bu yolla Nazım Hikmet oyuna politik bir boyut da katmıştır.

Oyunda kurguyu belirleyen en önemli değişiklik Nazım Hikmet’in yarattığı Tartüf 59 dur. Başta Tartüf’ün yardımcısı gibi görünür ve bu yolla Orgon’un evine sızar. Ancak daha sonra Tartüf’le iktidar kavgasına girer ve güzel konuşma, getirdiği teknolojik aletler ve şantaj yoluyla sadece Orgon ve ev halkını değil, Tartüf’ü de hakimiyeti altına alır. Böylelikle Moliere’in “Tartüf”ündeki yönetilenin yönetilmesine bir katman daha eklenir ve bir “üst ototrite” yaratılır. Ayrıca ana metindeki Orgon ailesi ve Tartüf arasındaki çatışmanın yanında, Tartüf ve Tartüf 59 arasında doğan yeni bir çatışma daha görürüz. Hatta oyunun politik iletisi göz önüne alınırsa asıl çatışma Tartüf ve Tartüf59 arasındadır da denilebilir.

Oyunda Tartüf’ün çıkarcılığı ön plandadır.
Öyle ki dine olan inancı bile sadece olgusuna dayanır.

Tartüf: “ Tanrıya inanma her zaman inanmamadan daha kârlıdır.
Eğer tanrı varsa ve sen ona inanmıyorsan doğruca cehennemi boylarsın
ama eğer tanrı da cehennem de yoksa ve sen var diyorsan bu yüzden başına kötü bir şey gelmez.”

Oyunda Nazım Hikmet’in yaptığı bir diğer değişiklik Moliere’in metninde hep dorukta olan merak unsurunu yok etmiş olmasıdır. “Tartüf 59” da her şey apaçık ortadadır. Moliere’in metninde Tartüf’ü oyunun başlamasından birkaç sahne sonrasında görebilirken Nazım Hikmet’in metninde daha ilk perdede hem Tartüf hem de Tartüf59 sahnededir :

Tartüf 59: Günaydın mösyö Tartüf!
Tartüf: Günaydın! İyi ama siz kimsiniz? Ne iş yapıyorsunuz?
Yoksa sarayda maskeli balo veriliyor da zatıaliniz oraya mı çağrılısınız.
Üzerinizdeki kostüm hangi yüzyıla ait acaba?
Açıklamak nezaketini gösterir misiniz?
Tartüf59: Üzerimdeki kostüm yirminci yüzyıla aittir kardeşim.
Tartüf: Peki zatıalinizin nerden geldiğini de sorabilir miyim?
Tartüf59: 1959 yılından geliyorum kardeşim.

Ayrıca sadece Tatrüf’leri görmekle kalmaz bunların niyetlerini de öğreniriz. Nazım Hikmet’in bu yolla izleyiciden farklı bir düşünme şekli ve eleştirel bir bakış istediğini anlıyoruz.
Nazım Hikmet uyarlamasında Moliere metnindeki kadın dayanışmasın da olmadığını görüyoruz. Nazım Hikmet’in kadınları Tartüf59’un getirdiği teknolojik aletlerin etkisi altında kalan, süslenmeyi seven saf kadınlardır, ancak hizmetçi kız Dorina hariç. Burada hem burjuvazi eleştirilirken diğer taraftan işçi-emekçi kadının yüceltildiğini hatta, Dorina’nın oyunun sonunda Tartüf ve Tartüf59’u kendi silahlarıyla vurarak çamaşır makinasına koymasını da düşünürsek, kahramanlaştırılmıştır.

“Tartüf” metninde Orgon feodal, otoriter, temiz inançlı bir baba rolünde karşımıza çıkarken, “Tartüf59” metninde tamamen saf, ailesi üzerinde hiçbir etkisi olmayan, içi boş bir baba figürü haline getirilmiştir. Önce Tartüf’ daha sonra Tartüf59’a körü körüne inanır. Aslında O’na ne yapması gerektiğini söyleyecek olan herkese inanmaya hazırdır. Ancak bu Tartüflerin ortaya çıkış nedenlerinin havada kalmasına sebep olur ve Orgon ikinci planda kalır.



Oyunda Orgon’un saflığının Tartüf ve Tartüf59’un ikiyüzlülüklerinin farkında olan tek kişi Kleant’dır. Her şeyin bilincindedir ve çevirilen oyunları, insanların bu oyuna alet edildiğini görür ancak elinden bir şey gelmeyeceğini düşündüğünden bir şey yapmaz.
Tartüf59 insanların zaaf ve bilinçsizliklerinin üzerinden kendine bir iktidar oluşturur. Ayrıca oyundaki karakterlerin Tartüf59’a kanmalarının bir diğer nedeni, olaylara bencil ve bireyci yaklaşımlarıdır.

“Tartüf59” metninde 1959 yılıyla “Tartüf” metni zamanı arasında sık sık gel-gitler oluşturulmuş, “Tartüfé metni yer yer metafor olarak kullanılmıştır. Oyundaki bu iki zamanın iç içe geçmişliği ve oyun içinde oyun imgesi, epik öğeler, yabancılaştırma teknikleri vs. güldürü unsurunu oluşturmaktadır. Ayrıca Nazım Hikmet de Moliere ‘in yaptığı gibi tiplerini tek boyutlu seçerek tip güldürüsü yaratır. Ancak Nazım Hikmet karakteri tipleştirse de bildik yüzeysel tip olarak sahneye getirmez.

Hem Moliere’in, zamanında kilise tarafından hem de Nazım Hikmet’in dönemin iktidarı tarafından cezalandırılmayı göze alarak kaleme aldıkları bu iki oyun günümüzde de hala güncelliğini korumaktadır. İnsanların safî inançlarını kendi çıkarlarına alet eden ve dini onlar üzerinde birer baskı unsuru haline getirmekten çekinmeyen insanlar iktidarı elinde tutarken Tartüf’ün ; Bu iktidar odaklarının aldıkları destek her geçen gün artarken Orgon’un bizden, içimizden biri olduğu yadsınamaz bir gerçektir. Peki Dorina nerede?

Tartüf (Le Tartuffe), Mitos-Boyut Yayınları,
Tartüf- 59, Adam Yayınları,

..::Medeniyet Mektebi::..