Efendim,anlayabildiğim kadarıyla,Hatice Meryem adında bir hatun
'ne idüğü belirsiz' bir 'kitap' yazmış;bizim 'allame' tiyatORACILAR
da çok beğenip 'Hele şunu bi oynayak...Şekspir'e beş çeker!' de-
yu canımıza okumaya ve bizi 'mahFetmeye' kesin karar vermişler.
De,oyunu 'bi kalıba' sokamamışlar! Oyun öyle 'muazzam'mış kısa-
cası...Başına yönetmen olarak,ilk deneme 'sürümünü' yapan,Fun-
da Mete'yi koymuşlar ki tam olsun! Dekorasyoncubaşı kendini boya/
badanacı sanmış;giysici 'Sosyete Pazarı en iyisi şekerim...' takımın-
dan...Valla,ışık konusunu açmayayım daha iyi...'Artizler' berbattılar!
Şimdi tiyatrocu kardeşlerim,
1.Tiyatro gönül işidir! Laf olsun diye oynanmaz!
2.Seçecek oyun mu bulamadınız? Oyunun ne anlattığını yazarına
sorun;yüzünüze 'mel,mel' bakacaktır!
Gerçek karakterlerin içinde 'lüzumsuz adamın' ne işi var örneğin?
3.Oyun 'Brechtvari' epik tarza biraz olsun uyabilecekken 'N'olamaz;
Hiç bi şi olmasın...' demişsiniz besbelli...Vasıf Öngören'in kemikleri
sızlamıştır kuşkusuz...
4.Yönetmen 'bacı' sen orada bostan korkuluğu muydun? Bir oyun bu
kadar mı berbat oynanır?
5.Dekorcu kardeş,Öyle dekor olmaz!!! 'Başroldeki' sandalyeyi bile
seçememişsin! Hiç bir karaktere uymamış! Sana daha ne diyeyim
ki...
6.Giysici 'çocuk','heç bi şi bilmoyosan','Yönetmenim,kara/kara tek tip
şeyler giydirelim...' diyeydin!
7.Artiz takımı çok kötüydünüz!Sadece şu kadarını söyleyeyim:
O laz tiplemesinde,vasat bir oyuncu bile salonu bir o yana,bir bu yana
'savururdu'!
Son sözüm 'yönetici takımına':
Altındağ Devlet Tiyatrosu açık hava sineması değildir!
1.Oyun başladıktan 20 dakika sonra bile seyirci alamazsınız!
2.Habire seyirciye yer değiştirtemezsiniz!
3.Oyunu,kalitesi ne olursa olsun,katledemezsiniz!