Selam!

Ioanna Kuçuradi Trajik Olan’ da Max Scheler ve Friedrich Nietzche’nin görüşlerini yazmıştır. Onlara göre trajik olan nedir, her durum trajik midir, trajedi insanlarda yarattığı duygulara göre ne ölçüde tartışılabilirdir v.b.g. sorulara cevap alırız .Max Scheler trajediyi temelde dünyanın özündeki bir unsur olarak görürken Nietzche ise apollonik ve dionizik olarak ele almıştır.

MAX SCHELER’ E GÖRE TRAJİK OLAN

Max Scheler hayatta ya da sanatta “bir fenomen olarak trajik olan” üzerinde durur. Scheler’ e göre trajik olan var olan bir şeydir; “ daha çok evrenin kendisinin temel bir unsurudur.” Bu yüzden bir sanat eserinin ya da bir durumun"> trajik olması için evrenin temelinde bulunan trajik olandan pay alması gerekmektedir. Scheler’ in bahsettiği bu dünya; fizik – kimya dünyası değil, insanın kendi dünyasıdır. Scheler’ e göre trajik olan bir durum özünde trajiktir zaten, var olması ölçütü insanlarda uyandırdıklarına bağlı değildir. Trajik olan insanla ilgilidir. İnsanların dünyasında, trajik olanların etkileşim içinde bulundukları ortaya çıkar. Bir durumun trajik olması için bir değerin yok olması, bu değerin yok olmasına da başka bir değerin var olması şartı sebep olur. Fakat daha fazlası çatışan bu iki değerin de yüksek ve aynı zamanda pozitiv iki değer olması ya da üstün bir değeri aşağı bir değerin yok etmesi gerekir. Yapılan bir eylem bir hata ya da suç olsa bile bir bütünü ya da bir topluluğu kurtarıcı nedenleri olduğunda trajik olabilir. Başka bir şekilde de trajik olan karşımıza çıkabilir. Öyle ki başka başka iki durum aynı kişide karşı karşıya kalabilir. Bu trajik olan durumu bütünlüğünü de sağlar. Örneğin; Brutus’ un Cesear’ı öldürmesi. Roma'nın kölelikten kurtulması Cesear’ın ölümüne bağlıydı.

Ama Roma’yı çok seven Brutus öldürdüğü Cesear’ı da çok seviyordu. Sebepler sonucuna dayanan bu trajedi önlenemezdi. Sceheler trajedinin önelemezliğinden bahsederken bunu anlatmak istemiştir. Bir trajedi de kişinin davranışı var olma sebebiyken aynı zamanda da yok olmasına neden olabilir. Antigone’ nin ağabeyini gömmeyi istemesi onun hep yaşama nedenidir ama aynı zaman da yok olmasına neden olur. Bazen de pozitiv bir değerler doğrultusunda tutum ve davranış içerisinde olan biri, negativ değerler doğrultusunda tutum ve davranış içerisinde olan biriyle karşı karşıya kalabilir, ona karşı yenik duruma düşebilir. “Güneş hem kötü hem de iyi insanların üzerine doğar.” Bu trajik olanın ana şartı, belki de ortaya çıkma nedenidir.

Trajik olan olay bir gerekliliktir. Fakat bu insanın biopsişik yapısında bulunan bir iç gerekliliktir. Bu trajik gereklilikte kişi yine de hür davranır. Fakat karar kıldığı eylemin sonucunun bir felaket olması halinde bile, kişi hür iradesiyle başka bir karar almaz. Çünkü bu iç gereklilik yüce bir amaca hizmet eder ve hürriyeti aşar. Bu gereklilik de trajik olanı doğurur. Trajik olan determinist ya da rasyonalist bir dünyada da barınamaz. Schopenhaur’ e göre kişinin karakteri değişmez ama Scheler’ e göre değişir ve asıl trajik olan da budur. Kişinin değerlerinin değişmesi trajik bir durumdur. Fakat bu her durum için geçerli değildir çünkü pozitiv bir değerin var olurken, başka bir pozitiv değerin yok olması gerekir. Trajik olaylardaki suç her zaman haklı bir suçtur ama yine de suçtur. Suçla suçsuzlukla ilgili görüşlerimiz birbirine karışır, onları ayıran çizgi silinir. Trajik bir durumda suç işlenirken o şartlarda başka türlü davranılmayacağı bilinir. Zamana göre değerlerin değişmesiyle geçmiş zamanda trajik olan bir olayın bu gün geçerliliğini korumaması söz konusu olamaz. Çünkü trajik olandaki zamana bağlı bir sonuç değil, değer çatışmasıyla ilgili bir sonuçtur.

NIETZCHE’ DE TRAJİK OLAN

Nietzche özellikle bir sanat olarak trajik olanın üzerinde durur. Bu sanat ona göre en üstün hayat biçimidir. Nietzche’ de sanat-hayat ayrımı yoktur. Nietzche trajik olanı apollonik-dionizik bir ikilik olarak dile getirir. Bu ikiliğe iki tanrı adını vermekle sanata, özellikle de trajik olana karşı tutumunu belirtir. Dionizik müzik sanatıyla, apollonik heykeltıraşlık arasında hedef ve kaynak bakımından büyük bir zıtlık vardır. Eski Yunan Dünyasında iki tanrıyla objektivleşen bu zıtlık, Nietzche için dünyanın özünde bulunan ana bir zıtlıktır. Kendilerini gerçekleştirmek için sürekli bir çatışmada bulunan bu iki kuvvet yalnız arada sırada barışır, bu barışmayla da trajedi ortaya çıkar.

Apollon plastik sanatların ustasıdır. Apollonun hedefi ne olursa olsun biçimli, güzel görünüşleri kurtarmaktır, şeylerin sınırlarını çizmektir. Plastik sanatlar doğrudan gözle ilgilidir; oratya koydukları görünür şeylerdir, phainomenadır. Söz sanatları arasında apollonik olanı, görünüşleri veren epos’tur. Destan şairi olayları şekillendirir, gördüğü şeylerin sınırlarını çizer. Etik alanda apollonik olanın gerçekleşmesi insanın ölçülülüğüyle olur. İnsanın kendisiyle kendisi olmayan şeyler arasında sınır çizerek, kendisinin olanı başkalarınkinden ayırmakla, kendi kendine sınır koymakla kendini bilebilir, kendisi olabilir. Bu sınır, insanın kendisi olması v.b. apollonik olanın kendisidir.
Dionizik olanın saf olarak gerçekleştiğini sanat alanı müziktir. Dionizik insan görünenlere bakmaz, görünenlere dalar, temelde bulunanı konuşturur. Dionizik durumda kişilerarası, kişiyle şeyler arası, kişiyle tabiat arasındaki sınır yok olur. Bir an olsun her şey bir olmak

‘Ana Bir’ olmak ister. Dionizik durumdaki insan, yaratan kişi değil, yaratılmış ‘Ana Bir’ den kopmuş ve yeniden ‘Ana Bir’e, varlığa dönmek isteyen, ona yeniden kavuşmak isteyen varlıktır.
Dionizik ve apollonik olanın bu ikiliği, ‘Ana Bir’in, var olanın yapısında vardır. ‘Ana Bir’ daha çok Dionizik olanın cinsindendir ama kendini ancak apollonik olanla birleştirir, gerçekleştirir. Apollonik olan Dionizik olan aracılığıyla ‘Ana Bir’le bağlantı kurar ve bu yüzden aralarında karşılıklı bir bağın bulunması, birbirlerine dayanmaları gerekir.

Trajedi, dionizik ve apollonik olana bir çift sağlar. Trajedi de manalar görüntülere, sözlere bürünür. Bu “Dionysos’un Apollon’un, Apollon’un da Dionysos’un diliyle konuştuğu” anl***** gelir. Görünüşlerle varlık arasında bağ kurucu ödevini gören trajik kahramanda ve sanatçıda kişi kendini bulur.

Disharmoni, kişilerin başka başka değerler görmelerinin, başka başka değerler ön planda bulundurmalarının bir sonucu olarak, belli bir durumda yan yana duramyacak iki değerin, olayların olup bitmesinde yan yana gelmesiyle, kişide ortaya çıkan çeşitli değer çatışmalarıdır.İnsanın disharmonik bir yapısı olduğundan ve yapması gerekeni değil, istediklerini yaptıkları için çatışmalar meydana çıkar.

Nietzche ve Scheler’ in bu alandaki en büyük başarıları, trajik olanı insanın yapısında bulunan bir şey olarak görmeleridir. Var olan çatışmalar, insanların ön gördükleri değerlere bağlıdır. Her insanda çatışma olmaz, her çatışma da her insanda olmaz. Trajik olan Nietzche ve Scheler için bu çatışmadadır. İki pozitiv değerin çatışması sonucu birinin yok olması şartına bağlı olarak diğerinin var olması trajik olandır.

Scheler’ e göre trajik olan karşısında seyirci kederlenir. Büyük bir değerin var olması durumunda başka büyük bir değerin yok oluşunu görür. Nietzche ise trajedinin seyircisi olmadığını, trajediye katılan kişilerin görünüşlerin arka planını –Dionysıs’u- arayanlar olduğunu söyler. Trajik olana kapalı olan bir insanda ise hiçbir şey uyanmaz.
Ioanna Kuçuradi

http://www.toplumdusmani.net/modules...articleid=2128