Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2

Momo - Michael Ende

Kültür, Sanat Kategorisi Kitap Forumunda Momo - Michael Ende Konusununun içerigi kısaca ->> Merhaba ÜÇÜNCÜ KISIM: Saat Çiçekleri: Orada Bir Gün, Burada Bir Yıl: Momo uyanınca kendisini yeniden tiyatro yıkıntısının yabam otlarla kaplı ...

  1. #1
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Momo - Michael Ende

    Merhaba



    ÜÇÜNCÜ KISIM:

    Saat Çiçekleri:

    Orada Bir Gün, Burada Bir Yıl: Momo uyanınca kendisini yeniden tiyatro yıkıntısının yabam otlarla kaplı taş basamakların*da buldu. Ortalık soğuk ve karanlıktı. Oldukça şaşkın bir haldey*di. Daha birkaç dakika önce Hiçbir Yerde Evi’nde ve Hora Usta’mn yanında değil miydi? Her şeyi gayet net hatırlıyordu. Bu esnada kendisini Hora Usta’mn kaplumbağasını gördü ve onunla konuş*tu.

    Beppo ve Gigi’yi bekliyordu. Gördüğü her şeyi onlara anlata*caktı. Ancak, kendisi oradan ayrılalı uzunca bir zaman geçtiğini, arkadaşlarının da artık oraya gelmediklerini, bu arada dünyanın değiştiğini de henüz bilemiyordu.
    Duman adamlar Gigi’ye televizyonda iş buldukları için, şim*di daha çok kazanıyordu. Ancak, Gigı ne olursa olsun, Momo’yu unutmamıştı. Ne yapıp edip, milyonlarca kişiye Momo’dan bah*setmeliydi.

    Ertesi sabah, bu konu ile ilgili bir şeyler yazmaya başlamıştı ki, telefon çaldı ve karşısındaki kişi, düşündüğü işi yapmaktan vazgeçmesini, yoksa, geldiği yerin daha dibine gidebileceğini ihtar etti. Gıgı, “bana engel olamazsınız” dediyse de, bir müddet sonra güçsüzlüğünü anlarcasına, planından vazgeçti.. Kendine olan saygısını tamamen yitirmişti.

    Ne var ki, gene arabasıyla programdan programa koşuyor, uçaklarla yolculuk yapıyor, sekreterlerine notlar yazdırıyor, eski hikâyeleri tersyüz edip duruyor ve bütün gazetelerin yazdığına göre ‘çok verimli çalışıyordu.’ Ama Gigı buna sevinmiyordu.
    Duman adamların ihtiyar Çöpçü Beppo’yla başa çıkmaları çok daha zor olmuştu. Beppo günlerce tiyatroda Momo’yu bekle*dikten sonra, polise gitmiş ancak, tutarsız açıklamaları nedeniyle polis ona yardımcı olamamıştı. Başka karakollarda da şansını denediyse de netice aynı idi. Üstelik, aklından zoru olduğu dü*şüncesiyle onu akıl hastanesine kapatmışlardı. Buradan, duman adamların şartlarını kabul ederek çıkabildi.

    Tek düşüncesi, Momo’yu kurtarmaktı.

    Momo’nun arkadaşı çocuklar ise, her zaman tiyatroda topla*nıyor, Momo’nun bir gün mutlaka geleceği ümidiyle bekli*yorlardı. Duman adamlar, çocukları etkisiz hale getirmek için çok uğraştılar. Sonunda, buyuk kentin her mahallesine birer “Çocuk Deposu” kurduruldu. Bu depolar, evlerinde bakacak kimse bulunmayan çocukların bırakılıp, gereğinde tekrar alındığı koca*man yapılardı. Artık çocukların sokaklarda, parklarda, yeşil alan*larda yalnız başlarına dolaşmaları kesinlikle yasaktı.

    Eski tiyatro yıkıntısında in cin top oynuyordu.

    Ve işte Momo burada oturmuş, arkadaşlarını bekliyordu. Ama ne gelen, ne giden vardı. Kaplumbağa ile konuşunca acı gerçeği anladı. Ağlamak istiyor, ağlayamıyordu. Kaplumbağayı kucağına alarak, delikten geçip yattığı yere gitti. Beppo ortalığı toparladığı için her şey bıraktığı gibiydi. Sadece toz ve örümcek ağları vardı. Masanın üzerinde “Momo” yazan bir mektup bulu*nuyordu. Gigi’nin mektubunda şunlar yazılıydı: Sevgili Momo, ben taşınıyorum. Dönecek olursan hemen beni ara, sem çok merak ediyo*rum… Beni sevmeyi unutma, ben de seni çok seviyorum.” Momo, mektubun burada bir yıldan beri durduğunu hiç ak*lına getirmedi. Yanağını kağıdın üzerine dayadı. Artık hiç üşümüyordu.

    Çok Ye, Az Konuş:

    Ertesi gün Momo, kaplumbağayı da kucağına alarak Meyha*neci Nino’nun evinin yolunu tuttu. Oraya varınca, yolu şaşırdığını sandı. Kocaman bir lokanta, yanında benzin istasyonu bulunu*yordu. Ön taraftaki büyük levhada, “Nmo’nun Ekspres Restoranı” diye yazıyordu. İçerisi çok kalabalıktı. Güçlükle ilerleyip Nino’ya yaklaştı. Nino onu gördüğüne çok sevinmişti. Arkadaki insanların homurdanmaları nedeniyle Nino ile fazla konuşamıyordu. Yine de bazı bilgiler edinmişti. Kaplumbağası ile birlikte tekrar tiyatroya döndü.

    Bulmak ve Kaybetmek:

    Momo, ertesi gün kaplumbağayla beraber Gigi’nin evini a-ramaya koyuldu. Gigı, Yeşiltepe’de bir villada oturuyordu. Cad*denin üst başındaki ev, adam boyunu aşan duvarla çevriliydi. İçeriyi görmek imkânsızdı. Birden kapı açıldı ve bir araba son sürat fırladı. Momo kendini güçlükle kenara atabilmişti. Araba fren yapıp durdu. Gigi fırladı ve Momo’ya doğru koştu. Hasretle kucaklaştılar. Gigı durmaksızın konuşuyor, bir şeyler soruyordu. Bu Gigi, önceki gibi değildi. Bakımlı, güzel ve şıktı. Üstelik mis gibi kokuyordu.

    Karakter olarak da eski Gigi olmadığı açıkça belli oluyordu. Nitekim, Momo’yu bindirdiği arabasında bulunan ve Gigfnin danışmanları olan kadınlarla yaptığı konuşmalardan da bu iyice açığa çıkıyordu. Ancak, her şeye rağmen Gigi, danışmanlarının Momo’yu reklam için kullanma tekliflerine karşı direniyordu. Onlar için ise böyle bir fırsat bir daha ele geçmezdi.

    Gigi,”Görüyorsun ya, bak ne hale geldim. İstesem bile artık geri dönemem. Gigi hep aynı Gigi’dir derdim. Hatırlıyor musun? Ama Gigi aynı kalamadı. Sana şunu söyleyeyim Momo, hayatta en tehlikeli şey gerçekleşmiş hayallerdir. Artık hayal edecek hiçbir şeyim kalmadı. Sizlere dönsem bile artık orada hiçbir şeye yaramam. Her şeyden bıktım ben” diye üzgün üzgün konuştu. Bu arada havaalanına gelmişlerdi. Hepsi inip, binaya doğru koştular. Bu arada birkaç foto muhabiri hızla fotoğraflar çekiyor, sorular soruyorlardı.

    Gigi, Momo’ya kendisi İle birlikte kalmasını teklif etti. Momo ise başını iki yana sallayarak “hayır” dedi ve ayrıldılar.
    Momo, Gigi’yle karşılaştığı andan itibaren tek söz söyleye*memişti. Oysa ona neler anlatmayı düşlemişti. Onu asıl şimdi
    bulduğu anda kaybettiğini anladı.
    Yavaşça döndü ve salondan çıktı. Vücudunu bir anda ateş bastı. Kaplumbağası da onu bırakıp gitmişti.

    Varlık İçinde Yokluk:

    Büyük bir üzüntü ile kaplumbağayı aramaya başladı. Ancak, hiçbir yerde yoktu. Gece yarısı olduğunda tiyatroya vardı ve ya*tağına girdi. Kendini ilk defa bu kadar yalnız hissediyordu.
    Günlerce Beppo’yu ve diğer çocukları arayıp durdu. Ancak, hiçbirine rast gelemedi. Böylece aylar geçti.
    Çeşit çeşit yalnızlık vardır. Momo’nun ki çok az kişinin bil*diği ve çok az kişinin dayanabileceği bir yalnızlıktı. Kendisini bir hazinenin içine kilitlemişler ve hazine her gün çoğala çoğala onu boğacakmış gibi geliyordu. Hiçbir çıkış yolu yoktu. Kimse ona ulaşamıyor ve o da kimseye varlığını gösteremiyordu. Dağ gibi bir zaman yığınının altında bunalmış kalmıştı.
    İki günde bir Gigi’nin villasına gidip kapı önünde uzun süre onu bekliyor, onu bir daha görmeyi umuyordu. Her şeye razı bir hale gelmişti. Fakat hiçbir kere dahi görmesi mümkün olmadı.

    Bir gün eskiden tanıdığı üç çocuğu gördü. Hepsi tek tip elbi*se giymişlerdi. İçinden bir ümit ışığı yandı. Çocuklar tereddütlü de olsa onunla konuşmak istedilerse de, araya giren gri adamlar, bir anda çocukları kaybettiler. Momo’nun , artık gri adamların teklifini kabul etmekten başka bir çaresi kalmamıştı. Bu nedenle, onu gözleyen gri adamın “gece görüşelim ” teklifini kabul etti

    Korku Büyük, Ama Cesaret Daha Büyük:

    O adamlarla buluşmaktan korkuyordu. Bu nedenle, tiyatro*ya gitmeyip saatlerce kalabalıklarda dolaştı, durdu. Geç saatlerde, dinlenmek İçin, bir kamyonetin üzerine çıktı ve bir çuvala yasla*narak uyumaya başladı. Rüyasında ihtiyar Beppo’yu bir uçuru*mun kenarında gördü. Sonra da ucundan tuttuğu bir kâğıt şeridi*ni çeke çeke ağzından çıkaran Gigi’yi ve oynayan çocukları.

    Bu esnada uyuduğu taşıt hareketlenmiş gidiyordu. Momo uyanmış, bir yandan ağlıyor bir yandan da nerede olduğunu an*lamaya çalışıyordu. Taşıt yavaş gittiği için atladı. Artık kaçmak istiyordu. Tiyatroya gitmek için yollara düştü. Ancak ne tarafa gideceğini bilemiyordu.

    Yürüye yürüye ışıklı bir meydana geldi. Aniden, dört bir ya*nı arabalarla çevrildi. Ardından duman adamlar arabalarından indiler. Momo üşümeye başlamıştı. Uzun sure kimse konuşmadı. Sonra bir ses:
    “Bütün her şeyi biz planladık. Ne kadar kuvvetli olduğumuzu gö*rüyorsun değil mı7” diye konuştu. “Sana da yardım edebiliriz” diye de devam etti. Momo, hayır anlamında başını salladı. Gri adamların asıl hedefi ise Hora Usta’ya ulaşıp, bütün zamanları ele geçirmekti. Bu amaçla Momo’yu, türlü yollardan “ikna etmeye” çalışıyorlardı. Arkadaşlarına ve kendisine dokunmayacaklarına söz vermeleri üzerine, Momo onlara kaplumbağadan bahsetti. Bir anda hepsi kaybolup, kaplumbağayı aramaya başladılar.

    Gelecek Geriye Bakmadan Görülebilirse:

    devam edecek.....

  2. #2
    - Çevrimdışı
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.030
    Rep Gücü
    88647

    Cevap: Momo - Michael Ende

    Merhaba

    Gelecek Geriye Bakmadan Görülebilirse:

    Momo ne kadar zamanın geçtiğini bilmiyordu. Gövdesi felç olmuş gibiydi. Kaplumbağa için de endişelenmeye başlamıştı. Birden, ayağının dibinde bir yumuşaklık duydu ve baktı. Kaplumbağa oradaydı. Birlikte Hora Ustamn Evine doğru yürüdüler. Bu arada gri adamlar, büyük bir sevinçle, onları takip ediyorlardı. Evin bulunduğu sokağa vardıklarında, Momo yorgunluktan bitmişti. Bu esnada, uzun dumanlar halinde gelen gri adamları fark etti ve bir korku çığlığı attı.

    Birdenbire garip bir şey oldu ve duman adamların ilk sırasında bulunanlar Momonun gözleri önünde yok oldular. Bunun üzerine diğerleri yürümeye cesaret edemediler. Momoda rahatlıkla, Hiçbir Yerde Evine ulaştı. Kendisini divanın üzerindeki yatağa attı. Artık hiçbir şey duymak ve görmek istemiyordu.

    Kuşatılanlar Karar Vermek Zorunda:

    Uyandığında Hora Ustayı baş ucunda buldu. Duman adamların evi bulmalarına sebep olduğu için pişman ve üzüntülüydü. Ancak, Hora Usta onu teselli etti ve Zaman Emici Güç sayesinde Hiçbir Zaman Sokağına girmelerinin mümkün olmadığını anlattı. Momo bu duruma sevinmişti. Ancak, bu sorunun kökünden halledilmesi gerekiyor, dünyanın bu duman adamlardan kurtarılması gerekiyordu.

    Bu nedenle, Hora Usta Momoya ne yapacaklarını tek tek anlattı. Buna göre, dünyaya zaman dağıtan Hora Usta bir saatliğine uyuyacak, bu süre içinde dünya zamansız kalacağı için duman adamlar yedek zaman kullanmak için depolarına gidecekler, Momo da onları takip ederek depodaki çalınmış tum zamanları serbest bırakacaktı. Çalman zamanın tümü insanlara döndükten sonra dünyanın hareketsizliği sona erecek ve Hora Usta tekrar uyanabılecekti.

    Takip Edenlerin Takip Edilişi:

    Hora Usta gözden kaybolduktan sonra, Momo kucağında kaplumbağa ile beklemeye başladı. Birden bir sarsıntı oldu ve salondaki bütün saatler sustu. Ortalığı tam bir sessizlik kaplamıştı. Duman adamlar, hiçbir engelle karşılaşmadan, Hora Ustamn evine doluştular. Sevinçlerine diyecek yoktu. Ancak, kısa bir süre sonra bütün saatlerin durduğunu görünce acı gerçeği anladılar. Panik içinde zaman depolarına koştular. Momo da peşlerindeydi. Geçtikleri tüm yerlerde, her şey donmuştu. Trafik polisleri bile, ağızlarında düdüklerîyle hareketsiz duruyorlardı. Bir fotoğraf gibi hareketsiz duran bu kentin ortasında duman adamlar itişe kakışa koşmaya çalışıyorlardı. Momoda onlara görünmeden takip ediyordu. Ancak, bir hata yaptı ve Beppoyu. hareketsiz bir şekilde görünce onun yanma koşup sarıldı ve ağladı. Bu arada duman adamlar gözden kaybolmuşlardı. Kaplumbağanın uyarısı ile kendini toparlayıp koşarak takibe devam etti. Son duman adamın bir kapıdan içeri girdiğini fark etti. Kapının üzerinde:Dikkat! Ölüm tehlikesi İşi olmayanların girmesi yasaktır yazılı bir levha vardı.

    Yeniliklerin Başlangıcı Olan Bir Son:

    Momo kapıdan içeri girince kimseyi göremedi. Çukurun dibine doğru inmeye başladı. Biraz ileride duvarcı ustası Nicolayı hareketsiz bir şekilde gördü. Eliyle yerden yukarı doğru çıkmış bir boruyu işaret ediyordu. Momo hemen bu borunun içine girip aşağıya doğru inmeye başladı. Aşağı indikçe serinlik artıyordu. Dibe vardığında hemen ilerleyerek, bir konferans salonuna vardı. Burada toplantı halinde bulunan duman adamların konuşmalarından, sayıca çok azaldıklarını anlıyordu. Kafan yedek zamanı ise kısıtlı olarak kullanmaktan söz ediyorlardı. Aralarında kura çekerek sayılarını altıya düşürdüler. Diğerleri tamamen yok olmuşlardı.

    Momo ne yapacağını düşünüyordu. Kaplumbağa ona elindeki zaman çiçeği İle kapıyı kapatmasını söyledi. Söyleneni yaptı. Çiçeği kapıya dokundurdu ve bir eliyle de kapıyı itti. Gürültüyle kapanan kapının çıkardığı ses bütün koridorlarda yankılar uyandırdı. Duman adamlar kendilerinden başka kimsenin donmadan dolaşabileceğini akıllarına bile getirmedikleri için, korkudan kaskatı kesilmiş bir vaziyette Momoya bakakaldılar.

    Sonra da elindeki zaman çiçeğini almak için Momoya doğru koşmaya başladılar. Böylece Momo kaçıyor, peşindekiler de kovalıyorlardı. Kaplumbağa, duman adamların nereden geçeceklerini önceden bildiği için yollarma çıkıp, ayaklarına dolanıyor ve onları düşürüyordu. Bu kovalamaca sırasında, duman adamların dört tanesi ağızlarındaki sigaraları düşürerek ortadan yok oldular. Sadece iki tanesi kalmıştı. Bu arada Momo yeniden büyük salona kaçmış, bir kenara büzüşmüştü. Elindeki çiçeğin sadece üç yaprağı kalmıştı. Diğer iki adam ise çiçek için birbirleriyle kavga ediyorlardı. Nitekim, biri diğerinin ağzından sigarasını çekip alınca, sigarasız kalan adam yok oldu. Şimdi bir tek adam kalmışti. Momoya doğru ilerledi ve ver şu çiçeği diyerek bağırdı. Bu da kendisinin sonu oldu. Çünkü, sigarayı ağzından düşürmüştü.

    Momo hareketsiz kalakalmıştı. Kaplumbağanın uyarısı ile kapıyı açtı. Saat çiçeğinin üzerinde ise tek bir yaprak kalmıştı.

    Kapıyı açınca içeride duvarlar boyunca uzanan raflarda yüz binlerce, milyonlarca yaşam saati çiçeği dizilmiş duruyorlardı. Momonun elindeki saat çiçeğinin son yaprağı da düşerken İçerde bir fırtına koptu. Yığın yığın saat çiçeği, Momonun çevresinde bir bulut gibi savruluyordu. Kaplumbağa, Momoya eve uçmasını söyledi. Bu Momonun kaplumbağa Kassiopeiayı son görüşü oldu.

    Ayaklarının yerden kesildiğini ve çiçekler arasında havada olduğunu hissetti. Böylece, daha önce inmiş olduğu borunun ağzından, çiçeklerin arasında gökyüzüne çıktı.

    Çiçek bulutlan Momoyla beraber şehrin üzerinden uçtular, uçtular. Sonra da alçaldılar ve donup kalmış olan dünyanın üzerine kar taneleri gibi yağdılar. Ve her biri ait olduğu insanın yüreğine girerek gözden kayboldular. Aynı anda zaman yeniden işlemeye başladı. Dünyanın bir saat durduğunu kimse anlamamıştı. Ama öncekinden farklı bir durum vardı artık. Şimdi insanların bol bol zamanı olmuştu. Bunun aslında, vaktiyle kısıtladıkları kendi öz zamanları olduğunu ve şimdi onlara döndüğünü asla bilemediler. Momo kendine geldiği sırada bir caddedeydi. Burası Beppoyu gördüğü yerdi. Buluşmaları görülmeye değerdi. Kol kola tiyatroya doğru yürüdüler. Büyük kentte çoktandır görülmeyen şeyler oluyordu. Yol üstünde oynayan çocukları gören şoförler arabalarını durdurup onlara gülümseyerek bakıyor, hatta bazıları arabalarından inip onlarla beraber oynuyorlardı.

    İnsanlar birbirlerinin hatırlarını soruyorlardı. İşe gidenlerin artık pencere önlerindeki çiçekleri seyredecek, ya da küçük bir kuşa yem atacak kadar zamanları vardı. Herkes her şeye dilediği kadar zaman ayırabiliyordu. Ama pek çok kimse bütün bunları aslında kime borçlu olduklarını asla öğrenemedi. Bunu bilen ve buna inanan sadece Momonun dostları ve arkadaşlarıydı.
    Konu mopsy tarafından (10-05-2016 Saat 11:16 AM ) değiştirilmiştir.

Yukarı Çık