Mostar, Haziran sayısında, gündemi uzun süre meşgul edecek olan yeni medya düzenini "Yeni medya, geleneksel medyanın sonu mu?" başlığıyla ele alıyor

İletişim ilk insandan bugüne bizler için bir mecburiyet. Birbirleriyle haberleşmek için farklı yollar kullanan insanlar irtibat kanallarını da sürekli geliştirmiş. Lineer zamanda araçlarını da geliştiren iletişim; teknolojiyi de kullanarak kendisine ivme kazandırdı. Bu gelişme ise son asırda takip edilemez boyutlara ulaştı. Telgraf, telefon, televizyon derken gelişen teknolojiyle internetin de her eve, her cebe girmesiyle her alan kendisini yeniledi. Medya sektörü de son yıllarda bu gelişmeyi görenlerden. Buradan yola çıkan Mostar, bu ay ana dosya konusunu yeni medya düzenine ayırıyor. "Yeni medya geleneksel medyanın sonu mu?" başlıklı yazısıyla Hakan Çopur, yaşanan baş döndürücü gelişmeleri "dijitalizasyon" olarak adlandırarak "yeni medya" ve "sosyal medya" etkisine değiniyor. Dosyaya "Yeni medyaların toplumsal hareketlerdeki rolü: Wall Street Protestoları ve Arap Baharı" başlıklı yazısıyla katkıda bulunan Nur Özkan Erbay, yakın zamanda yaşanan ayaklanma ve protestolarda sosyal medya etkisini masaya yatırıyor. Dosyada en çarpıcı yazılardan biri olan Yusuf Kaplan imzalı "Sosyal Medya: Ayartıcı teknoloji tanrısı ve ontolojik şiddet/i" başlıklı yazı, karşı karşıya kaldığımız teknoloji bombardımanının her şeye hükmeder haline geldiğinin altını çiziyor ve ekliyor: Hayat online olmak demek artık! Dosyanın söyleşi konuğu alanında çığır açmış akademik çalışmalara imza atan Prof. Dr. Nabi Avcı. "Enformasyonda bilgiyi, bilgide hikmeti kaybettik" başlığı atılan söyleşide hikmete ulaşmada bilginin yolları sorgulanıyor.

Mostar'ın Dünya bölümünde Ali Şahin imzalı, "Arap Baharı'na İsrail-İran suikastı" başlıklı yazıda İsrail-İran-Türkiye üçgeninden bahardan yaza "Sınırsız bir Ortadoğu" ile çıkılabileceğini vurgulanıyor. Toplum bölümünde Alper Çeker, "Iskalanmış ülke: İran" başlıklı yazısıyla siyasi söylemlerin arkasındaki bilmediğimiz İran'a değiniyor.

Mostar'ın bu ay bir diğer söyleşi konuğu ise Müslüman oluş ve tasavvufa giriş serüvenini anlatan Amerikalı Profesör Muhyiddin Şekûr. "Tasavvuf İslam'ın kendisidir." diyen Şekûr kendisini keşfetme sürecinde tanıştığı tasavvufu anlatıyor.

Ayrıca yine Toplum köşesinde yer alan Naci Bostancı imzalı "Bilmeyi bilmek"; Edebiyat sayfasında yer alan Yakup Öztürk imzalı "Vefatının 25. yılında Cahit Zarifoğlu" ve Celil Cıvan imzalı "Okumak yazmaktır" başlıklı yazılar ile derginin Gündemden, Görsel Hafıza, Tarih, Düşünce, Kitap ve Sinema bölümlerinde yer alan yazılar da zengin içeriğiyle okurun ilgisini bekliyor.