Merhaba



Günümüzün modern toplumlarında yaşayan üstün varlıklar için bir kıpırtısızlık yasası çıkarmayı isterdim

Toplum duyarlı ve zeki varlıklar barındırmasa;kendiliğinden, kendi kendini yönetirdi Bunun ona zarar veren biricik etken olduğunu takdir edersiniz Aşağı yukarı bu model üzerine inşa edilmiş olan ilkel toplumlar mutluydu

Üstün varlıkların toplumun dışına atıldıklarında; çalışmayı bilmedikleri için ölüp gitmekten kurtulamaması çok hazin Sıkıntıdan ya da aralarında aptallığa yer kalmadığı için de ölebilirler Ama ben burada insanlığın mutluluğunu düşünerek konuşuyorum
Toplumda başını kaldıran her üstün varlık;Üstün varlıklar adasına sürgün edilebilir Normal toplumda kafeste hayvan besler gibi besleyebilir onları

İnanın bana ne acılar çektiğini yüzüne vuracak zeki insanlar olmasa,insanlık bunların farkına bile varmazdı Duyarlı varlıklar sırf iyi niyetten dolayı ötekilerin canını yakar

Şimdilik toplum içinde yaşadığımız göz önüne alınırsa,üstün varlıkların biricik görevi, kabile hayatına katkıda bulunmaktan mümkün olduğunca kaçınmaktırAsla gazete okumasınlar, okusalarda eften püften,ilginç olaylara göz atsınlar;hayır taşradaki şehirlerden gelen kısa haberlerden nasıl keyif aldığımı kimse tahmin edemezsırf isimler bile belirsizliğin kapılarını ardına kadar açar önümde
Üstün varlığın özlem duyabileceği en yüksek mertebe,kendi ülkesinin devlet başkanın adını, hatta ülke monarşiyle mi yönteliyor,yoksa cumhuriyetlemi onu bilmemektir

Attığı her adımda ruhunu,gelip geçen şeylerden olaylardan zerre kadar rahatsızlık duymayacak hale getirmelidir Bunu ihmal ederse,kendine eğilebilmek için ilk önce başkaları ile ilgilenmek zorunda kalır

• Başkalarına hükmetmeye ihtiyaç duymak,onlara ihtiyaç duymak anl***** gelir Dolayısı ile şef başkalarına bağımlıdır

• Duygularımızı dışa vurduğumuzda, onları gerçekten hissetmekten çok,hissettiğimize kendimizi ikna ektmeye çalışıyoruzdur

• Başkalarıyla hareket ettiğimde en azından birşeyi kaybetmiş olurum: tek başıma hareket etme imkanını

• Bazen geceleyin uyandığımda alın yazımı dokumakta olan görünmez eller hissederim

• Ey üzgün yürüğim tanrılar dilesinde kaderin bir anlamı olsun Ya da daha iyisi kader dilesin de tanrının bir anlamı olsun

• Ölümden yapılmışız biz hayat dediğimiz şey, gerçek hayatın uykusu, varlığımızın gerçek ölümüdür Ölüler doğarlar, ölmezer iki dünyayı ters biliriz biz Yaşadığımızı sanırken ölüyüzdür; ölümle pençeleşirken yaşamaya başlarız

• Ait olduğum kuşak, bir yürek kadar beyinle donatılmış insanoğluna, kesinlikle arka çıkmayan bir dünyaya doğdu Bizden önceki kuşakların yıkıcı mantığı yüzünden,doğduğumuz dünya din alalanında güven,ahlaki alanda destek,politik alanda barış vaat etmiyordu Son derece yoğun metafizik ve ahlaki sıkıntıların, politik çalkantıların ortasında doğduk Babalarımız önlerine geleni neşe ile yakıp yıktılar, çünkü geçmişin sağlamlığından izler barındıran bir çağda yaşıyorlardı Onlar ne kadar yıksa da, toplum boylu boyunca çatlamadan ayakta kalabilecek kadar güçlüydü Biz ise bu yıkımın sonuçlarını miras aldık

KALP DÜŞÜNEBİLSEYDİ EĞER ATMAKTAN VAZGEÇERDİ

Livro do desassossego/[Huzursuzluğun Kitabı]
Fernando Pessoa
Can Yayınları / Çağdaş Dünya Edebiyatı Dizisi