+ Konuya Yorum Yaz + Yeni Konu Aç
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 Toplam: 2
  1. #1
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647

    Kafka on the Shore

    Merhaba

    Ingilizcesinden bir bolum!



    Just then Nakata thought he heard a small laugh behind him. He turned and saw, seated on a low concrete wall next to a house, a lovely, slim Siamese looking at him with narrowed eyes.

    "Excuse me, but would you by chance be Mr. Nakata?" the Siamese purred.
    "Yes, that's correct. My name's Nakata. It's very nice to meet you."
    "Likewise, I'm sure," the Siamese replied.
    "It's been cloudy since this morning, but I don't expect we'll be seeing any rain soon," Nakata said.
    "I do hope the rain holds off."

    The Siamese was a female, just approaching middle age. She proudly held her tail up straight, and had a collar with a name tag. She had pleasent features and was slim, with not an ounce of extra fat.

    "Please call me Mimi. The Mimi for La Bohéme. There's a song about it, too: 'Si, Mi Chiamano Mimi.'"
    "I see," Nakata said, not really following.
    "An opera by Puccini, you know. My owner happens to be a great fan of opera," Mimi said, and smiled amiably. "I'd sing it for you, but unfortunately I'm not much of a singer."
    "Nakata's very happy to meet you Mimi-san."
    "Same for me Mr. Nakata."

    Haruki Murakami, Kafka on the Shore


    Karga adlı delikanlı

    “Öyleyse, para meselesi bir şekilde halloldu?” diyor Karga adlı delikanlı, o her zamanki sakin konuşma tarzıyla. Sanki derin bir uykudan yeni uyanmış da, çene kaslarını henüz tam olarak hareket ettiremiyormuş gibi. Aslında mahsus öyle yapıyor; gayet uyanık olduğu kesin. Her zamanki gibi.

    Başımı sallayarak onaylıyorum.

    Haruki Murakami,Sahilde Kafka
    Doğan Kitap

  2. #2
    Onursal Üye
    Üyelik tarihi
    Apr 2009
    Nerden
    ISTANBULLU -YURTDISINA OTURUYORUM
    Mesaj
    14.034
    Rep Gücü
    88647
    Merhaba

    Kitap hakkinda bir kiritik....


    Nakata Amca

    Bitirdikten sonra kitap hakkında birileri ile konuşmayı, tartışmayı en çok istediğim kitaplardan biri sanırım. Bu postu yazmamın bir nedeni de bu olabilir, eğer okuduysanız gelin yorumlaşalım diyerek başlıyorum. Öncelikle kitap benim değil kütüphaneden almıştım ama her zaman ki gibi okuyunca benim de bir tane olmalı dedim. Okulun kütüphanesini kullanarak aklı sıra tasarruf yapıyorum ama okuduğum her kitabı almak isteyince bu pek mümkün olmuyor Ve evet fotografta kitabın içini gözetleyen Ryuk, kitapla ilgisi olmasa da fotograf çok boş kalmasın dedim

    Yine çok sade bir hikaye olarak başlıyoruz kitaba gerçi kahramanın Karga Adlı Delikanlı dediği hayali arkadaşı (şimdilik böyle diyelim de okuyunca daha derin bir şey olduğunu anlayacaksınız.) bize kitabın ilerleyişinin hiç de sade bir hikaye olmadığının haberini vermekte. Kafka Tamura 15 yaşındayken, evden kaçmaya karar verir. Onun deyişiyle zaten o ev hiç bir zaman onun “evim” dediği bir yer olmamıştır. Annesi ablasını da alarak Tamura 4 yaşındayken onu terk etmiştir. Ünlü bir heykeltıraş olan babasıyla da evde iki ayrı insan gibi yaşamaktadırlar. Bu yüzden Kafka Tamura, Karga Adlı Delikanlının deyişiyle “Dünyanın en sert onbeşlik erkeği” bir gün çantasını hazırlar ve rast gele seçtiği bir şehre doğru yola çıkar. Amacı hakkında yıllar önce karar verilen kehanetten kaçmak ve kendi hayatını yaşamaktır. Ama sizin de tahmin edeceğiniz gibi bu pek mümkün olmayacaktır. Rastgele seçtiğini sandığı bu yer onu kehanetin kalbine götürecektir.

    “Dünya, her şey kendi istediğin gibi gitmediği için eğlenceli bir yerdir.”
    Diye başlıyor hikayememiz ve öyle değişik bir şekilde ilerliyor ki bir sonraki sayfayı tahmin etmeye bile çalışsanız Murakami sizi haksız çıkarmanın bir yolunu mutlaka buluyor. Bir yerde Murakami’nin romanı baştan sona düşünmeden bir cümle ile başladığını gerisin kendiliğinden geldiğini okumuştum. Bu kitapta bunu hissettim, hikaye bir anda çarpıcı bir bicimde yön değiştiriyor. Hayal, gerçek, rüya, metefor hepsi birbirine giriyor.

    “Farklı insanları severim. Şu alemde, yüzlerindeki sıradanlığı bozmamaya çalışarak, düzenli bir hayat yaşıyor gibi görünenler daha güvenilmez olur çünkü.”
    Karekterlerin hepsi ustaca işlenmiş ve hepsinin kendine özgü karakteri ve yukarıda söz gibi hepsinin diğerlerinden çok farklı yönleri var. Okurken karşınıza kimin çıkacağını bilemiyorsunuz bazen Johnnie Walker, bazen Albay Sanders, bazen garip bir yaratık, bazen yıllar yıllar önce ormanda kaybolmuş iki asker ya da kedilerle konuşan bir adam…

    “İster gay olsun ister lezbiyen, ister homoseksüel ister feminist, isterse faşist bir domuz ya da komünist, isterse Hare Krishnacı olsun. Ne olduğunun hiç önemi yok. Elinde hangi bayrağı salladığının hiçbir önemi yok. Benim tahammül edemediğim içi boş tipler. Öyle insanlar karşıma çıktığında sabrım taşıyor, gereksiz laflar etmeye başlıyorum.”
    Bir yandan hikayenin içinde oradan oraya sürüklenirken bir yandan da bir çok bilgi edinmiş oluyorsunuz. Haruki Murakami özellikle klasik müziğe olan düşkünlüğü ve diğer yazarlara olan göndermeleriyle satır aralarına küçük bilgiler sıkıştırmayı ihmal etmiyor. Benim bir kenara not alarak mutlaka bul dediklerim; Beethoven’ın Arşidük Üçlüsü bestesi, Haydn çello konçertosu ve François Traffaunt filmleri (400 Darbe, Pianisti Vurun), Akinari Udea- Ay Işığı ve Yağmur Öyküleri…

    Mutluluğun tek bir türü vardır; ama mutsuzluk binbir şekilde ve büyüklükte gelebilir. Tolstoy’un dediği gibi:
    “Mutluluk masal, mutsuzluk ise öyküdür.”
    Haruki Murakami hakkında duyduğum tek şikayet kitap sonlarının kitaba göre daha sade olması, hatta bazen hiç olmaması kararı okuyucuya bırakması. Bu kitapta da bundan şikayet edilmiş ama bence bu sonun altında daha derin bir anlam var. Aslında sonu okuyucuya bırakmayıp direk göstermiş ama kitabın başından beri vurguladığı “Dünya bir metefordur.” anlayışıyla göstermiş. Kitabın sonunda olan bir kaç olayın başka şeylerin meteforu olduğunu düşündüm. Benden başka böyle düşünen eminim vardır ve şimdi o insanları arıyorum, neredesiniz?

    “İnsan kendini bir şeylerle özdeşleştirerek yaşar. Böyle yapmak zorundadır zaten. Goethe’nin dediği gibi, dünyadaki her şey metaforlardan ibarettir.”
    Haruki Murakami “Sahilde Kafka” « Astrea'nın Atlası

Benzer Konular

  1. Franz kafka
    mopsy Tarafından Biyografi (Yaşam Öyküsü) Foruma
    Yorum: 26
    Son mesaj: 28-01-2015, 09:26 PM
  2. Ellerim , Kafka
    RABİA Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 0
    Son mesaj: 02-01-2010, 10:11 AM
  3. Kafka İle Röportaj
    İnci Tarafından Üyeler ile Röportaj Foruma
    Yorum: 11
    Son mesaj: 22-10-2009, 04:13 PM
  4. AKBABA-Kafka
    mopsy Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 1
    Son mesaj: 04-10-2009, 09:54 PM
  5. Franz Kafka: Kafka'dan Seçme Aforizmalar
    shgiptare Tarafından Edebiyat Foruma
    Yorum: 2
    Son mesaj: 27-09-2009, 12:26 AM
Yukarı Çık