Merhaba



Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun, 'şeyh-ul müverrihin' (Tarihçilerin Şeyhi) diye tanımladığı Emeritus Prof. Dr. Halil İnalcık, Emine Çaykara’nın imzasını taşıyan ve nehir gibi akıp giden bir söyleşide hayatını anlatıyor. 'Halil Bey' aynı zamanda Osmanlı sultanlarının zaaflarından Atatürk ile tanışmasına, Kıbrıs meselesinden Fransa ile ilişkilerimizin başlangıcına bizi kendi geçmişimizle tanıştırıyor ve gerçek bir tarihçinin nasıl olması gerektiğini gösteriyor.

Öğrencilerinin sevgi ve hayranlıkla andığı, ömrünü tarih alanındaki yanlışları belgelerle düzeltmeye adamış Prof. İnalcık, dünyanın sayılı bilim adamları arasında. Makaleleri ve kitaplarıyla uluslararası çevrelerde ülkemizin gururu olan tarihçimiz yaşamını ve onunla iç içe geçmiş tarihi(mizi) anlatırken konuya öylesine hakim ki padişahların, kralların sarayında dolaşıyor, onların yakın arkadaşıyla konuşuyor hissine kapılıyorsunuz.

Kitaptan

“HALİL BEY”
29 Nisan-2 Mayıs 2004 tarihleri arasında Harvard Üniversitesi’nde hocanın öğrencileri tarafından “In Honor of Professor Halil İnalcık: Methods and Sources in Ottoman Studies” konferansı düzenledi. Osmanlı tarihine hocanın katkılarının bilimsel bildirilerle anlatıldığı bu önemli toplantı vesilesiyle, ardından Bilkent Üniversitesi’nde onu çok iyi tanıyanlara “Halil Bey”i sorma fırsatını buldum. Dostları ve öğrencileri hocayı anlatıyor.

Prof. Elizabeth Zachariadou: “Türklere hayranlık duymamı sağladı”
(...)Öncelikle İnalcık yaptıklarıyla Osmanlı tarihine bakışı ve Osmanlı’nın algılanışını değiştirmiştir. Öğrencilerime muhakkak okumaları için onun makalelerini veririm; ilk okuyuşta anlamak biraz zordur, önce onlar okur, sonra beraber okuruz. İnalcık’ın çalışmaları olmadan Osmanlı tarihi anlaşılamaz. Bunu ilk söyleyen de ben değilim sanırım. İnsan olarak... Çok cömert, bilge ve çok içten bir insandır. Zamanının çoğunu hiç sakınmadan başkalarına verir, gençlere yardım etmek için her türlü fedakârlığı yapar.

Prof. Dr. İlber Ortaylı: “Tüm zamanların büyük alimi”
(...) 1985’te, Kudüs’teki CIEPO toplantısında Bernard Lewis’in onun için şu sözü söylediğini kulaklarımla duydum; “Köprülü ve Barkan zamanının büyük alimiydiler, Halil İnalcık tüm zamanların büyük alimi...” Gerçekten de tek yönlü vesikalarla çalışmaz. Tahrir defterinden başlar, iktisadi tarihe, kadı siciline, beratlara kadar hayatın bütün safhalarına gider ve daha ilginci edebi metinleri bilir. “Şair ve Patron” kitabı da bunu gösteriyor. Derin ve öncü araştırmalar yapar. Bazıları kolay geçilmez, hep kullanılır, hoca da öyledir. (...)

Madeleine Zilfi :“Onun makaleleri okunmadan tarih yapılamaz”
(...)Onu izlemek çok hoştur; ermiş gibidir, bütün bilginliğine rağmen öğrencileriyledir, muazzam bir hafızası ve bilgisi vardır. (...) Sanırım en önemli özelliklerinden birisi de yaptığı çalışmalarının raf ömrünün uzun olması... Diğerleri iki yıllık işler çıkarırken onun makalelerini okumadan tarih yapılamaz. Eserleri klasikleşmiştir. Hiçbir zaman yüzeysel değildir, derinlemesine araştırır, tarihi tartışmalara sürekli kanıtlar sunar ve onun vardığı fikirler hakkında şüphe duyamazsınız. Her araştırmanızda onu okumanız, ona başvurmanız gerekir.(...)

Süreyya Farouki: “Bizim alanda çok merkezi bir konumdadır”
(...)İnalcık bizim alanda çok merkezi bir konumdadır. Bir yanda bilgisinin zaman içindeki genişliğine, öte yandan tarihin çeşitli alt dallarındaki bilgisine hayranım; onun sahip olduğu konuma benim anladığım kadarıyla bizim alanda başka kimse sahip olamamıştır. Bazı insanlar bilmediğini gizler, uydurur; hoca eğer kazara bilgisi yoksa uydurmaz.

Mariya Kiprovska : “Osmanlı tarihini çalışanlara adeta kendini adar”
Hoca ile çalışmak büyük bir onur, kabul edileceğimizi düşünmüyorduk, çok şaşırtıcı ve sevindirici oldu. Hoca ile çalışmak için Bulgaristan’dan geldim. Balkanlardaki hocalar gerçekten onun yazdıklarına çok saygı gösteriyor, herkesin başına geldiği gibi eleştirenler de vardır ama Balkanlarda Halil İnalcık adını herkes bilir. Çok iyi bir hocadır, öğrencilere rehberlik eder, ilgilenir, zaman harcar, özel sorunlarımızı dinler. Osmanlı tarihini çalışanlara kendini adar adeta, onlara çok değer verir, çok umut besler.

Bülent Arı: “Osmanlı tarihinin Buhari’si”
(...) Hoca bence en büyük Osmanlı tarihçisi... Biri değil... Hocanın Allah vergisi bazı hasletleri var; Bir disiplinli çalışması, iki zekası, üç keskin zekası yanında hafızası, dört Allah vergisi uzun ömrü. Allah ona uzun ömür bahşederek bizi yetiştirmesini sağladı. Ben o 75 yaşını geçmişken Bilkent’e geldim. İslam tarihi deyince akla Buhari gelir, ben onu Osmanlı tarihinin Buhari’si olarak görüyorum. Nasıl Buhari olmasaydı çoğu hadis birbirine karışacak ve esası gidecekse o olmasaydı da Osmanlı tarihinin kişileri, olaylar ve kişilerle ilgili birtakım ithamlar, bazı kişilerin oyuncağı olup kalacaktı. Osmanlı tarihinin hakikatinden uzak kalacaktık. (...)

Mark L. Stein: “Çalışmalarını çıkarırsanız Osmanlı tarihinde hiçbir şey kalmaz”
(...)Harvard’da onuruna düzenlenen sempozyumda söylenen şu söz bence de çok doğrudur: Onun çalışmalarını çıkarır ve bir kenara koyarsanız Osmanlı tarihinde hiçbir şey kalmaz. Osmanlı tarihine katkısı yerine konamaz bence. Osmanlıları zannediyorum ki daha geniş bir yere yerleştirmeyi, dünya tarihi içinde çok önemli bir yere konumlandırmayı başardı.

Victor Ostapchuk : “Usta laboratuarında çalışıyordu ve bizler oradaydık!”
Halil Bey, Osmanlı alanında en ünlü ve en büyük tarihçi olmasının yanında, belki bir çok kişinin haberdar olmadığı şekilde gerçekten çok iyi bir öğretmendir. (...)Verdiği dersin konusuyla ilgili olarak düşüncelerini, yeni fikirlerini, o sıralarda neler üzerinde çalıştığını öğrencilerle paylaşırdı. (...)Halil Bey konuştuğunda, daha önceden öğrendiği bilgileri, iyi bildiği konuları tekrar eden biri olmadığı belli oluyordu. Aksine daima tarihsel gerçekleri sorguluyor, bizlerin önünde eski fikirleri geliştiriyor, yenilerini yaratıyordu. Usta laboratuarında çalışıyordu ve bizler oradaydık! (...) Bir tarihçi olarak hiç bir şekilde abartmadan belirtebilirim ki, onun ders ve seminerlerinde aldığım düzinelerce sayfa notlar, sahip olduğum en değerli şeyler arasındadır.

İş Bankası Yayınları-Emine Çaykara