Merhaba





Die Religion des Islam. Eine Einführung'
Annemarie Schimmel’in “İslam Dini” kitabı üzerine
Tanınmış İslam araştırmacısı Annemarie Schimmel’in (1922-1933) 1990 yılında yayımladığı kitabı “İslam Dini”, İslam’ın ortaya çıkışından bugüne kadar olan serüvenini ele alıyor. Bu yazıda kitabın kısa bir hülasası verilmektedir.


Schimmel, kitabının girişinde Batı’nın İslam’a bakışını ele alıyor. Buna göre İspanya’nın 8. yy’da alınması ve 1683 yılındaki Viyana kuşatması Müslümanların Hristiyanlığın düşmanları olarak görülmesine rol oynuyor. Öte yandan 18. yy’dan itibaren ise şarkın 1001 gece masallarında geçen bir kavram olan “harikalar ülkesi” olarak algılandığı dönemler olduğu belirtiliyor.

Sonrasında İslam öncesi Arabistan’ın tasvir edildiği eserde, eski kabilelerin belirli putlara taptıkları, böylece tek tanrılı bir dine ihtiyaç olduğu belirtiliyor, bunun da Arapların İslam’ı kabul etmelerini kolaylaştırdığı belirtiliyor.

Hz. Muhammed (sav)’in Allah’ın elçisi olarak görevleri aktarılıyor. Allah’ın vahyinin aktarıcısı ve aynı zamanda uyarıcı olan Peygamber, insanların tek ilah olarak Allah’a inanmaya çağırıyor.

Sonrasında İslam hızla yayılıyor. Peygamberin vefatından kısa bir süre sonra Müslümanlar arasında birlik bozulmaya başlıyor. Peygamberin torunu Hz. Hüseyin (ra), Yezid’in halifeliği elde etmesini engellemek isterken Hicri 10 Muharrem 680 tarihinde Kerbela’da yapılan savaşta katlediliyor. Özellikle Şii Müslümanlar arasında Kerbela savaşı her yıl yapılan törenlerle hatırlanır.

Kitapta Kuran’ın Allah’ın değiştirilmemiş kelamı olduğu vurgulanıyor. Kuran’da da Adem (as) ve Havva (ra)’nın yasak meyve kıssasının anlatıldığını ifade eden yazar, fakat Hristiyan düşüncesinin tersine İslam da bu olayın, Adem (as) ve Havva (ra)’nın nesilleri olan insanların bu günahla doğdukları şeklinde görülmediğine vurgu yapılıyor. İslam’da insan, fıtratına uygun olarak günahlardan temiz olarak doğar. Günah ve küfür insanın hayatı boyunca ve gelişimi sürecinde ortaya çıkabilir.

Eserde, Kuran konusunun ardından sünnet ele alınıyor. Sünnet, hadis rivayetleri üzerinden korunup aktarılıyor. Peygamber 54. sure 7. ayette inananlar için en güzel olarak tavsif ediliyor. Sünnette Kuran’ın yorumu olarak görülüyor.

İslam’ın yayılması ile beraber, Kuran ve Sünnet’in yorumlanmasında farklı eğilimler ortaya çıkarken, bunlara da mezhepler dendiği aktarılıyor. Şeriat, yazar tarafından, insanın tüm eylemlerini içine alan kurallar manzumesi olarak tanımlanmaktadır. Bu anlamda, yazara göre şeriat, Müslümanların sadece kendi aralarındaki ilişkileri değil, Müslümanları devlete ve müslüman olmayanlarla da ilişkilerini düzenlemektedir.

İslam ilahiyatı ve felsefesi konularının ardından yazar, Şia ve mezhepler konusunu ele alıyor. Henüz 657 yılında Ali (ra)’nın taraftarları Şia grubunu oluşturuyor. Şiiler, imanın şartı olarak inananların lideri olan bir imamın olduğu ve onun Kuran’ın gerçek yorumlayıcısı olduğu inancına sahipler. Bu imamın aynı zamanda Peygamber tarafından vefat etmeden kısa süre ince Hz. Ali (ra)’ya aktardığı bilgiye de vakıf olduğuna inanılıyor. Şiiler ayrıca ilk üç halifeyi de kabul etmiyorlar.

Eserde tasavvuf konusu ile ilgili, Allah’a karşı kulluk ve tevekkülün herşeyin üstünde olduğunu düşünen farklı grupların olduğu ifade ediliyor. Bu açıdan dinde izin verilen şeyleri de kendilerine yasaklayan grupların da olduğu belirtiliyor.

Diğer yandan Vahhabilerin de mensup olduğu Hanbeli mezhebinin tasavvufun ve kutsamanın her türünü reddettiği belirtiliyor. Hastalıklardan vb. korunmak üzere muska, nazarlık gibi şeyleri, insanı koruyanın sadece Allah olduğu inancı nedeniyle kabul etmiyorlar.

Kitapta daha sonra İslam’ın aktüel durumuna (Schimmel 2003’te vefat etmiştir) değinilmektedir. Selefiyye akımı, mezheplerin geçmişte kaldığını düşünmektedir. Yeniden yorumlanması gereken kaynaklar sadece Kuran ve Sünnet’tir. Böylece İslam, yazara göre, yeni yaşam şartlarına uyum sağlayabilir duruma gelebiliyor. Buna yanısıra İslam ile demokrasiyi birleştiren akımların da olduğuna ifade ediliyor.

Eserin sonunda Avrupa’daki Müslüman göçmenlere değinilerek, farklı alışkanlıkları yanında, aynı zamanda sorunları da beraberlerinde getirdikleri ifade ediliyor. Geleceğe yönelik düşünceler ifade edilirken, İslam’ın da dönüşüm içinde olduğu, fakat ileriye yönelik bir tespit yapılamayacağı belirtiliyor. Buna rağmen kendisini değiştirmedikçe Allah’ın bir topluluğu değiştirmeyeceği anlamındaki bir ayet hatırlatılıyor:
‘Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez.’
(Hucurat Sûresi, [13:11])

Annemarie Schimmel/ 'Die Religion des Islam. Eine Einführung',
Reclam, Ditzingen; 11. baskı. (1. Temmuz 2010),
ISBN-10: 9783150186596