Merhaba!



".. ona ne demek gerekirse gereksin şunu söylemeliyim,
bütün tarihsel çağlarda ve kültürlerde ve genellikle hiç
beklenmedik bir anda birdenbire ve belirli/specific bir
nedene bağlayamayacağımız bir sırada gerçekliğinden
de kuşku duyulamayacak biçimde bu yaşantının ortaya
çıkıverdiği konusunda bu yaşantıdan geçmiş olanlardan
bize kadar gelmiş açıklamalar var.

Böylece aydınlanmış kimseye evren tam bir açıklık ve
kesinlikle, bu anda olduğu durumuyla, bir bütün olarak,
her bir parçası ve tüm ayrıntıları ile öylesine bütün ve
öylesine doğru görünüyor ki, onun gözünde olduğu gibi
olması, doğruluğu ve yerindeliği hiç bir açıklama ya da
savunmayı gerektirmiyor. Varoluş bir sorun olmaktan
çıkmakla kalmıyor, zihin, her şeyin olduğu durumuyla
ne kadar uyumlu ve ne kadar yetkin olduğunun apaçık
gözlerinin önünde sergilenmekte olmasından şaşkına
dönüyor.

Bu yaşantının yetkinliğini ve güzelliğini dile getirecek
yeteri kadar güçlü sözcükler bulmak gerçekten güç.
Yaşantının duruluğu, sanki dünya saydammış ya da
pırıl pırıl içinden ışıklanıyormuş, yalınlığı ise en küçük
parçacığın bile içinde varolan çok yüce/sublime bir
zekânın yönetimindeymiş izlemini veriyor.

Gene bu kimsenin tüm dünyayı kendi bedenindeymiş
gibi duyumsaması, ta dünyanın başlangıcından beri
kendi varlığının dışında kalan her şeyle aynı varlığı
paylaşıyormuş ve sonsuza kadar da bu paylaşmayı
sürdürecekmiş gibi bir duygu içine sokuyor o kimseyi.

Kuşkusuz bu demek değildir ki bu yaşantıdan geçen
kimse, öteki insanların gözünden bakabilme ve artık
kendisinden hiç bir bilginin gizli kalmaması aşamasına
varana kadar bireysel özdeşliğini yitirmiş oluyor. Ama
bu kimse bireysel bilincinin ve varlığının kendisinden
çok, çok daha büyük olan bir şeyin geçici bir süre için
kendisinde cisimleşmiş küçük bir parçacığı olduğunun
anlayışına ulaşıyor.

Bu yaşantının özü, ne tür bir yaşam yaşanmış olursa
olsun, şu anın yaşanmasının yaşamın asıl amacı ve bu
amacın gerçekleştirilmesi olduğunun derinlemesine
anlaşılması ve duyarlıkla kavranmasıdır. Bu yaşantıda
sel gibi akıp gelen coşkulu esriklik, derin bir iç huzuru,
özgürlük duygusu, bir hafiflemişlik ve çoğu kez -gerçi
bu ikincil önemdedir- nerede ise karşı koyulamazlık/
dayanılmazlık kertesine varan dünyaya karşı duyulan
bir aşk bu anlayışı çerçeveler. Çok kez bu yaşantıyla
yaşantının verdiği hazlar birbirine karıştırılır ve işte
bu yüzden de yaşantının ikincil etkilerini yakalamaya
çalışırken, yaşantının asıl özü gözden kaçar.

Demek istediğim şu: Şimdinin doğrudan algılanmasına
esrime eşlik etmese de yaşantı yetkinliğinden hiç bir
şey yitirmiş olmaz. Çünkü esriklik/Trance, kesintisiz
dalgalanmalar yapan heyecanlarımızın bir süre için
dalgalanmalar yapmadan aynı düzeyde kalabilen bir
benzeridir/Amazement. Ama derinlemesine anlayış
ve uyanıklık yeterince açık olunca kalıcı olabilir. İnsan
herhangi bir beceride kolaylık kazanınca bu kolaylık
bütünü ile yitirilmez.."

Consummation/ Alan Watts
Yel yayinlari