Merhaba!

..Artık arkadaşının yüzünü göremiyordu..
Onun yüzünün yerinde şimdi başka yüzler vardı.
Yüzlerce ve binlerce yüzden oluşmuş bir çehreler
zinciri. Biri geliyor, öbürü gidiyor, ama sanki hepsi
de bir tek yüzmüş gibi. Yani arkadaşının yüzü.
Bazen bir balığınkini andırıyordu bu yüz.
Ölmekte olan, can çekişen bir balığınkini.
Belki de bir bebeğin yüzüydü bu. Yeni doğmuş ve
ilk çığlığını bastırmaya hazırlanan bir bebek.
Ama aynı zamanda bir katilin yüzüydü bu gördüğü
yüz. Bıçağını karşısındaki adama saplamaya hazır
bir katilin..
O da ne! Bir cellat o katilin başını kesivermiş.
İnsanlar, insanlar.. Kadın, erkek, çıplak insanlar.
Türlü türlü pozisyonlarda delicesine sevişmekteler.
İnsanlar, cesetler, soğuk ve boş bakışlı..
Şimdi de fillerin, timsahların, öküzlerin, kuşların
başları geçiyordu gözünün önünden..
Krişna'da oradaydı. Agni de.
Bütün bu yüzler, başlar, Tanrılar, insanlar her türlü
ilişki içinde, yardımlaşıyorlar, birbirlerini öldürüyorlar,
seviyorlar ve yok oluyorlar.
Ardından hepsi tek tek yeniden doğuyor.
Hepsi de geçiciliğin, ölümlülüğün birer timsali.
Ama hiçbiri ölmüyor ki!
Sadece şekil değiştiriyorlar. Bir yüzle ölüyorlar,
bir başka yüzle doğuyorlar. Ve bütün bu yüzler,
birbirine geçiyor, eriyor, karışıyor, akıyor, yeniden
doğuyor - hepsi de ince zar gibi saydam bir örtünün
ardındaymış gibi..
Ve o ince zarın altındaki yüz işte gene arkadaşının
yüzüydü.
Maske gibi bir yüz.
Gülen bir yüz.
On binlerce, yüz binlerce yeniden doğuş içinde akan
arkadaşının sakin, gizemli, belki de biraz alaycı yüzü.
Buddha'nın yüzüydü bu! Hiç kuşkusuz..
Ve o zaman anlayıverdi: Arkadaşı aydınlanmıştı..

Siddhartha-Hermann Hesse
Bilinmeyen/Cilt-9